Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Bizden Makaleler


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Hayırlı Oy Yumuşak Yolculuk
Cevaplar
8
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1404
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01.Mart.2017, 11:34   #1
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart Hayırlı Oy Yumuşak Yolculuk

Türkiye devleti tarihe boyun eğdi. Tarih, Türkiye devletini uyarmıştır. Benim çekildiğim yerde sen diktatörlerle saha da yer alamazsın!

Soralım, tarih, nasıl bir devlete izin veriyor? Yanıt: Yumuşak bir devlete izin veriyor.

Yumuşaklık nasıl olacak? Yumuşaklık iki türlü olacak. 1- Gerçekten demokrasi ile olacak. 2- Bıyıklı demokrasi ile olacak.

Türkiye devleti, gerçek demokrasiye geçemez. Zira bu devlet, insan egemen devlet değildir.

Bıyıklı demokrasi nasıl olacak? Mecburiyetten, tüm toplum kesimlerine yumuşak davranmak zorunda olacak. O nedenle çıplak diktatör tarzı, bu devletin tarzı olamaz. Dolayısıyla Erdoğan Hitler değildir ve/veya olamaz. Sonuçta da bu anayasa oylamasında hayır oyları kazanacaktır.

Uzun yıllardır devlet halka tecavüz etmektedir. Yani tacizci devlet geride mi kalacak? Evet, nispeten tacizci devlet geride kalacak. Bombalar daha az patlayacak. Belki de hiç patlamaz.

Peki, ne oldu da devlet böylesi bir yumuşaklığa geçiyor. Devletlerin dışarı ile bağları kesilmektedir. Yani devlet varsa Türkiye halkı sayesinde var olacaktır. Arap sermayesi, Rus turisti, eskisi gibi akmayacaktır. Türkiye devleti, Türkiye halkına muhtaç kalmıştır.

Demokrasi, gerçekte kurumsal mekanizmadır. Şayet bu mekanizma işlemez ise halk devleti var edemez. Devlet sermayenin tezahürüdür. Halk sermaye üretmediğinde devlet olmaz.

Uzunca bir zamandır, Tüketim ve hırsızlık ekonomisi ile ayakta kalan Türkiye devleti, halkını da hödükleştirmiştir. Hödükleşen halk sayesinde istedikleri fırıldağı çevirmiştir. Şimdi üretim ekonomisine döneceğiz diyorlar. Üretim ekonomisi, 19 ve20.yy ekonomisi gibi dinamik bir ekonomi olmasa da nispeten dinamik olur. Dolayısıyla moronlaşma da geçtiğimizi geçtiğimiz yıllar kadar olmaz. Halk nispeten uyanık olur. O nedenle eskisi gibi çok kolay fırıldak çevrilmez

Burada üretim ekonomisi konusuna bir açıklık getireyim. Öncelikle çok fazla sermaye üretimi gerçekleşmez. Zira yeni üretim teknolojileri buna izin vermez. Soygun ekonomisi gibi Türkiye devleti ihya olmayacaktır. Ayni biçimde insani dinamizmin de önü açılmayacaktır. Dolayısıyla ne sert halk devrimleri ne de ilerleyen devlet göreceğiz. 2071 diyorlar ya ileri de bunu diyemeyecekler. Yeni bir döneme geçişin emareleri görünmektedir.

Erdoğan gider mi? Erdoğan endişeli, hürriyet gazetesinde ki başlık onu çok rahatsız etmiştir. O devletin içinde bütünsellik olduğunu düşünüyor ve bu bütünselliği önemsiyor. ‘Karargâh rahatsız’ başlığı onu tedirgin etmiştir. Zira bu başlık devletin içindeki bütünselliği parçalıyordu

Onun tek korkusu devletin içinden gelecek hareketlerdir. Toplumun kontrol altında olduğunu düşünüyor ama devletin kendi kontrolünde olduğundan emin değil. Aslında biz buradan şunu da anlarız. İktidarlar devletin içinden belirleniyor. Yani iktidarları toplum değil, devlet seçiyor.

Erdoğan’ın hürriyet gazetesine karşı agresif tutumu, devletin içinden, kendisine karşı bir plan işlemesi endişesidir. Görünen o ki bıyıklı da olsa bu devletin demokrasiye ihtiyacı vardır. Yani eski tarz artık gidemez. Devlet soluklanmıştır. Kendi içindeki dinamizmi geliştirerek, vezir bozuntusu, danışmanları kovalayarak, kendi nesnel zeminine geçmeye çalışacaktır. Bunu başarabilir mi? Başarmak zorundadır. Aksi durumda Türkiye devleti kırılacaktır. Tüm toplum kesimleri, devletin içinden gelen destekle hayır cephesinde toplanarak, devlete el vermeye çalışacaklardır.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01.Mart.2017, 12:23   #2
 
v-for-Raperîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
v-for-Raperîn
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mart.2014
Üye No: 49566
Bulunduğu yer: minnacık mavi gezegen
Mesajlar: 1,210
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 274
526 Mesajına 978 Teşekkür Aldı
Standart

Uzunca bir zamandır, Tüketim ve hırsızlık ekonomisi ile ayakta kalan Türkiye devleti, halkını da hödükleştirmiştir. Hödükleşen halk sayesinde istedikleri fırıldağı çevirmiştir. Şimdi üretim ekonomisine döneceğiz diyorlar. Üretim ekonomisi, 19 ve20.yy ekonomisi gibi dinamik bir ekonomi olmasa da nispeten dinamik olur. Dolayısıyla moronlaşma da geçtiğimizi geçtiğimiz yıllar kadar olmaz. Halk nispeten uyanık olur. O nedenle eskisi gibi çok kolay fırıldak çevrilmez

hödükleşmiş halk 20 yıla yakın zamandır , kurtlar vadisi ni ve brezilya dizilerini seyrediyor.
ne kadar zamandır 2o yıl, yani ben 30 da idim , gencecik bir delikanlı idim başladığında, ve hala seyrediliyor. dolayısı ile hödükleşmiş halk hödüklükden bir kaç yılda çıkamaz, hödük oğlu hödük olarak yaşamını devam ettirmek zorunda.

Erdoğan gider mi? Erdoğan endişeli, hürriyet gazetesinde ki başlık onu çok rahatsız etmiştir. O devletin içinde bütünsellik olduğunu düşünüyor ve bu bütünselliği önemsiyor. ‘Karargâh rahatsız’ başlığı onu tedirgin etmiştir. Zira bu başlık devletin içindeki bütünselliği parçalıyordu

erdoğan gidermi? işte bu kısım çok komik , ölürse yerine oğlu hazırlanan bir tiran neden ve nasıl gidecek, başkanlık sistemi kendisi için değil oğlu ve geride kalacak kurkalar için isteniyor, çoluğuna çocuğuna tiranlığı miras bırakmak için isteniyor. yoksa zaten başkan dan daha yetkili, neden başkanlık istesin ki?

karagah rahatsız, evet rahatsız , neden rahatsız , hayır çıkma ihtimalineden korktukları için rahatsız, onun içinde darbe tiyatrosunu devam ettiriyorlar , ettirmek zorundalar. hürriyet ile erdoğan arasında ki kavgada tasarlanmış kavga ,

Dolayısıyla ne sert halk devrimleri ne de ilerleyen devlet göreceğiz. 2071 diyorlar ya ileri de bunu diyemeyecekler. Yeni bir döneme geçişin emareleri görünmektedi


2071 diyorlardı , şükür ki 3071 demiyorlar, evet bundan sonra demeyecekler, çünkü 2071 zaten kanıksanmış durumda demeye hacet yok.


hayaller ile yaşam devam ettirilir mi, evet yaşamın önemli bir dinamiğidir hayaller, peki mümkünmüdür, valla benim gibi moronlaşmaya başlamış biri mındıkoğluna(bülent ersoyun doktorudur) da gitse, bir prenses kadar genç ve güzel bir kız olma ihtimali hayalden öte , hatta saftriklikten de öte bir durum olur . adını koyamıyorum.


işte bizde ki hayalperestlik bu aşamada.

erdoğan ve hürriyet kavgası, komedi ötesi. bir durum.
v-for-Raperîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05.Mart.2017, 12:05   #3
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Neyse, sosyalist çevrelerimiz dünyanın yeni bir evreye geçtiğinden söz etmeye başlamışlar. Neo liberal kapitalist küreselleşmenin terk edilmekte olduğunu ve yerine toprak sınırlara dayalı, yeni ekonomiler türemekte olduğunu yazmaktadırlar. Bu kadar da görmüş olmaları iyi bir şeydir. Şöyle devam ediyorlar: Bu durumun tezahürü yeni siyaset biçimleri görülmektedir. İngiltere’de Brexit, ABD Trump ve Fransa’da Le Pen bu dönemin siyaseti ve siyasi figürleridir. Ardından da Türkiye’deki başkanlık sisteminin bu dönemin tezahürü olarak anlatılmaktadır. Erdoğan’ın ise bu tanıma uygun lider olduğu, yani Erdoğan’ı küresel çözülmenin lider figürü olarak ifade etmektedirler.

Arkadaşlar bu sonuçlara giderken Türkiye ile AB ve ABD’nin farklı konumlarını göz ardı ediyorlar. AB ve ABD dışarıdaki sermayelerini kendi ülkelerine çekecek ve sermaye yoğun bir ekonomik tarz işleteceklerdir. Burada lider (çoban) çok önemlidir. Toplumun sürüler halinde ekonomik devrelere yönelimleri önemlidir. Bu bağlamda “lider” gereklidir.

Türkiye sermaye yoğun ekonomiye geçemez. Zira dışarıdan gelecek sermayesi sınırlıdır. Daha ziyade emek yoğun ekonomiye geçmek zorundadır. Burada hak hukuk gereklidir. Anayasa ve demokrasi gereklidir. Şayet Türkiye yanılır ve yenilir de başkanlık sistemine geçerse o zaman kendisini yakacaktır. Erdoğan figürü bu dönem Türkiye’sinin lider figürü olamaz. Muhtemelen yakın bir zaman içerisinde siyasi değişimin işaretlerini göreceğiz. Yine de burada tartışılacak çok fazla seçenekler de olasıdır. Örneğin, köleci sistemi düşünebilirler. Örneğin, insan ticareti gündeme gelebilir. Tabi bunlar demokratik koşullarda gerçekleşmez. Bunların akıllara getirilmesi bile çok kötü bir resim vermektedir.

Sözün kısası AB ve ABD de demokrasilerin geriye düşmesi ile bizde geriye düşmesi çok farklı sonuçlar getirecektir. O devletler demokrasiyi geriye iterek bir dönem daha geçirebilirler. Biz ise demokrasiyi geriye iterek bir dönem değil bir yıl bile yaşayamayız. Bence Türkiye devleti şimdiden acil demokrasi şarkısını söylesin. Türkiye de başkanlık sistemi olacaksa kölecilik ve insan ticareti gündeme gelecektir. Arkadaşlarımız bizim başkanlık sistemini Trump ve LePen tarzı ile ilişkilendirmiş ama bu doğru değildir. Onların demokrasiyi bir adım geriye itmesi ekonomik işleyişi yok etmez. Bizde ise demokrasinin bir adım geriye itilmesi, ekonomik ve siyasi işleyişi yok eder.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.Mayıs.2017, 10:19   #4
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Hukuk demokrasinin tezahürüdür ve hukuk bakire kadın ile temsil edilir. Türkiye devleti bu kadına bıyık eklemiştir. Bu kadın hem çirkin olmuştur ve hem de suratı erkek suratına dönmüştür. Türkiye devletinde gerçek demokrasinin mümkün olamayacağını ve bu dolayım ile bıyıklı demokrasiyi olası görmüştüm.

Devletin içinden gelen devrim bekliyorum demiştim. Ancak bu devrimin güçlüklerinden söz etmiştim. Erdoğan’ın gönderilmesi devrimdir demiştim. Türkiye devleti bu adımı atamıyor. Alternatif bir çıkış bulamadığı için Erdoğan’ı göndermenin bir anlamı kalmıyor. Türkiye devleti şu an çıkış için kafa patlatıyor.

CHP’nin içi karıştı. Gerçekte hayır oyları kazanmıştı. Hayır oyları ile gelen dinamizm ile Erdoğan’ın tahtı sallanmaya başlayabilirdi. Ancak CHP içerisindeki egemen kesimler buna yanaşmıyor. Farklı bir tarz ile süreci yönetmeye çalışıyor. Yani Erdoğan’ı hemen göndermekten yana değiller. Ancak CHP içindeki “devrime” odaklanmış kesimler, baş kaldırmaya başladılar. Motivasyonu, harekete geçirmek istiyorlar.

Dün Demirtaş’tan ilginç açıklamalar geldi. O, toplumun evetçiler ve hayırcılar diye ikiye bölünmesini doğru bulmuyor. Anlatımından uzlaşma sürecini başlatmalıyız sonucu çıkıyor. Uzlaşma derken, hem hayırcıların ve hem de evetçilerin siyasal temsilcileri ile uzlaşmadan söz ediyor. İşte tam burada işin rengi değişiyor. Bu tavır CHP’nin egemenlerinin tavrına benziyor. Şimdilik Erdoğan’ın tahtını sallamak doğru değil anlamına geliyor.

Görünen o ki şu an için Erdoğan’ın gönderilme girişimi öne çıkamayacak. CHP ve HDP ayak sürüyor. Ancak CHP içerisinde Selin Sayek Böke’nin istifası, CHP içerisinde gerçek bir hareketin başlatılma olasılığını işaret etmektedir. Demirtaş’ın mesajından HDP’nin ayak sürüyeceği mesajını aldım. Şayet bu böyle değilse HDP, CHP ve Meral Akşener hareketi, hayırcıların Erdoğan’ı devirme iradesini canlı tutacaktır. Ancak Demirtaş, Evetçilerin siyasal temsilcilerinden uzlaşmadan söz ediyor.

Bu konuları neden tartışmak istiyorum? Şayet Türkiye siyaseti bu tarz egemenlik ile kalmaya devam ederse Türkiye siyaseti ,en sonu insan tacirine dönecektir. İnsan ticareti ne demektir. İnsanı köle gibi çalıştırmak demektir. İnsan organlarının ticareti demektir. Kadınların fahişeye dönüşmesi demektir. Çocukları köleleştirmek demektir. Savaş senaryolarında insanların kurban edilmesi demektir. Ekonomi için insanların yerinden yurdundan edilmesi demektir. Üniversite içeriklerinin boşaltılması demektir.

Devam ediyorum. Devletin bu durumuna seyirci kalan arkadaşlarımız da bu suça ortak olacaktır. HDP burada evetçilerin siyasetçileri ile uzlaşırız diyorsa doğrudan suç ortakları arasında olacaktır. Ayni biçimde CHP’nin ve Perinçek’in ardında duran solcularımız da suç ortakları arasındadır. Devlet kendi devrimine gidemiyorsa biz olası tehlikeleri deşifre edeceğiz.

Senelerdir AKP’nin yanında demokratik açılım diyerek duranlar en sonu demokrasiye bıyık geçirdiler. Şimdi yine AKP siyaseti ile uzlaşma içinde olanlar ve süreci sorgulamayanlar, kadında sakal çıkmasına aracılık edeceklerdir. Türkiye demokrasisi erkek kafalı kadına dönüşmektedir. Yakında Türkiye devrimcileri test edilecektir. Erkek kafalı kadın, doğru bir evrimdir diyorlarsa onlarda devrimci içerik kalmamıştır diyeceğiz.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.Mayıs.2017, 21:40   #5
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,188
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,436
2,077 Mesajına 5,903 Teşekkür Aldı
Standart

"Dün Demirtaş’tan ilginç açıklamalar geldi. O, toplumun evetçiler ve hayırcılar diye ikiye bölünmesini doğru bulmuyor. Anlatımından uzlaşma sürecini başlatmalıyız sonucu çıkıyor. Uzlaşma derken, hem hayırcıların ve hem de evetçilerin siyasal temsilcileri ile uzlaşmadan söz ediyor. İşte tam burada işin rengi değişiyor. Bu tavır CHP’nin egemenlerinin tavrına benziyor. Şimdilik Erdoğan’ın tahtını sallamak doğru değil anlamına geliyor. " "Hasan Karataş"

Evet Demirtaş'tan "ilginç açıklamalar geldi,özellikle açıklamaya aracılık eden kişinin Ergenekon unsuru olması daha da dikkatimi çekti sevgili Karataş.

Tuncay Özkan'ın açıklamalarını,televizyon proğramını pür dikkat dinledim,değişik gazetelerden de defalarca okudum.
Sadece akit ve Yeni Şafak'ı okumadım çünki biliyorumki Demirtaş'ın "sohbet anında" söylediklerini çarpıtacaklardır.
Okumaya değmez.... Dediğim anda karşıma Akit ve Yeni Şefak'a on basacak şekilde çarpıtılmış yazıyla karşılaştım.

Demirtaş uzlaşmadan söz ederken ısrarla tabanda uzlaşma demiş. Özkan'ın hiçbir açıklamasında da liderler,kadrolar,partiler,yönetimler vs bir araya gelsin uzlaşsın diye bir cümlesi yok.

Demirtaş'ın söylemediği şeyi söyledi diyerek ne kazanmaya çalışıyorsun? Israrla tabanda birleşme olmalı derken,tavanı işaret etmekle neyi kanıtlamaya çalışıyorsun?

Demirtaş HDP eş genel başkanıdır,parti genel başkanı,liderlik yolunda olumlu işler yapan biridir ve söyleyeceği olumlu her kelime yoksulun iktidarı yolunda bir adımdır ama söylemediğini "söyledi" demekle yoksullar,ezilenler bir adım geri gitmezler.
Yanlış atı kamçılayıp burjuva politik arenada olmayacakmış gibi gösteriyorsun ama bu da yanlış.

Alıntıladığım parağraf neye benziyor biliyormusun? Toplum içinde propaganda yapan ama kesinlikle Devrimciliği,Sosyalistliği,sosyal şovenliği tescillenmiş birilerine "Fazla konuşma kardeşim PKK'lısın" diyenlerin art niyetli benzetmelerine benziyor.

Diyelim ki "Erdoğan" dedi.
Alternatifinmi var?
Örneğin Tuncay Özkan'ın patronlarıyla uzlaşsa?
Hani diyorum Mehmet Haberal olabilirmi sence?
Topal?
Ya da "şanlı ordunun" emekli generalleride olabilirmi dersin?

Peki bunları niye yazdım biliyormusun Hasan yoldaşım?
Ailesi dışında HDP vekillerin bile zaman zaman görüşemediği Demirtaş ile 2 saat bilmem kaç dakika görüşüyor CHP'li.
Bu CHP'li Eren Erdem değil,Mahmut Tanal değil,hele hele Sezgin Tanrıkulu hiç değil.
Kaç sefer karşılaşıp,kaç oturup kaç kalktılar,çocukluk arkadaşlarımıdırlar,Demirtaş ile Özkan?

Devlet sıkıştı. Geçmişte olduğu gibi "ha" deyince masaya gelmeyeceklerini artık biliyor,daha doğrusu devirdiği masanın bir daha ayağa kaldırılmayacağını,bizzat KCK eşbaşkanı ağzından duyduktan sonra kaybettiği umudu arıyor.
Bu umut Demirtaş ya da... heyhat

Geçmişte KÖH'ni allem gallem ile masaya getirebileceklerin bunlar olduğunu bildiklerinden bir deneme daha yaptılar ancak bu seferki denemede çıkan sonuç yine de bekledikleri gibi olmadı.

Bakur'da bitikleri oynayıp,suriye sahasında rezil rüsva oldular,Rusya ve İran'ın ebe topaç'ı durumuna düştüler.
Yetmedi,ABD başkanıyla yapacağı görüşme günlerinde QSD'ye verilecek silahlara birde YPG etiketi yapıştırıldı.

6 yaşında çocuk bile bunca seyi bildikten,gördükten sonra kanarmı dersin Karataş?

Hani diyorum Demirtaş uzlaşıdan bahsederken taban dediği halde tavana çevirme maharetini gösterebildiğine göre,dilinin altında yatan iktidarın diğer ortağı olmasın?
Neden olmasın,yıllarca bu ordudan sol darbe bekleyip Devrimi hayal etmedikmi?

Demirtaş Sosyalist biridir. Her sosyalistte bilindiği gibi kişilerle değil,olaylarla ilgilenir. İnsani olarak ta kendisini içeri attıran birisine de tenezzül etmediğini,etmeyeceğini herkesten iyi biliyorsun.

Ve diyorsunki "Adaleti temsil eden bakireye bıyık takarak paçavraya çevirdiler"

Ve anlattığın timsalin "BURJUVA ADALETİNİ" temsil ettiğini bile bile.

Anlattığın şeyi karagümrüklü bir bıçkın şöyle tanımlamıştı.

"Adaletmi? Karaköyde arayacaksın abicim"

Sevgilerimle.





______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 08.Mayıs.2017, 22:53   #6
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Selahattin Demirtaş bir mektup göndermiş o mektubu okudum ve onun üzerine onunla ilgili kısmı yazdım. Tuncay Özkan’ın dilinden bir şey okuyarak yazmadım. Mektuptan birkaç paragraf aşağıya asıyorum. Siz nasıl okursanız okuyun. Ben anladıklarımı yazdım. Yanlış anlamadığımı düşünüyorum. Özellikle 1.ve sondan 2. parağrafı okuyunuz.

Herkes bilmeli ki, demokrasi ortak paydasında önümüzdeki dönem yeni ittifak olasılıkları şekillenebilir. Siyaset kurumu buna açık olmak zorundadır. Hep ifade edildiği gibi siyasette yirmi dört saat bile uzun zamandır. 2019’a kadar birçok siyasi parametrede değişiklikler olacaktır.

Bizler ilkesel duruşumuzu korumakla birlikte, demokratik çözümler adına ilkesel ittifaklara açık olacağız. Ama 2019 için şimdiden isimler üzerinde spekülatif tartışmalar yapmak doğru değildir. Doğru olan şey isimleri değil ilkeleri tartışmaktır. EVET oyu vermiş seçmenlerin kaygılarını, beklentilerini ve isteklerini anlamaya çalışmadan demokrasi bloğu oluşturmaya çalışmak eksik ve yetersiz kalacaktır. Önemli olan HAYIR ve EVET diyenleri düşmanlaştırmadan, karşıtlaştırmadan, her iki kesimin ortaklaşmasını sağlayacak ilkeler oluşturabilmektir.

Bu vesileyle, bizler demokratikleşmeye ve temel özgürlük ilkelerine, toplumsal barış perspektifine sahip olabilecek çalışmalara açık olacağız. Bu çalışmalar EVET içinden de HAYIR içinden de olabilir. Halkı hiç kimse kendi siyasi malı gibi göremez, hiç kimse ilkesiz uzlaşmaları halka dayatamaz.

Biz HDP olarak her koşulda ilkelerimizi esas alacağız. Bu vesileyle referandumda HAYIR veya EVET şeklinde görüş açıklayan bütün yurttaşlarımıza teşekkürlerimi ve selamlarımı iletiyor, referandum sonuçlarından HDP olarak demokrasi adına doğru dersler çıkaracağımızdan kuşkunuz olmasın diyor, sizleri saygı ile selamlıyorum.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 08.Mayıs.2017, 23:16   #7
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,188
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,436
2,077 Mesajına 5,903 Teşekkür Aldı
Standart

Bu mektubun neresinde "iktidarla uzlaşalım" var? Daha da ilerisi sohbette söylediklerinin mektuba eklenmeden "niyet okunmasıdır"

İşin daha da ilerisi; ölen sen değilsin,evi,mahallesi köyü yakılıp yıkılan,sürülen sen değilsin.
Kolaydır niyet okumak.

Diyelimki öyle olsun; Kardeşim kiminle barış yapsın,kiminle uzlaşıp ülkede demokratik yaşamı getirsin?
O kadarmı geri düşünüyor, halen "toplanalım,bir karar verip demokrasiye taşıyalım" desin? Özkan'a söylediği tabanı ayırıştırmadan birliktelik çıkarmak,tabanın birlikteliği.
tavandan umudunu kesmiş biri olduğunun farkında değilsin ve RTE gibi birinide artık gündemde tutmayacağını bilirsin.

HDP'yi suçlamayı bırakın,savaş HDP ile devlet arasında yaşanmıyor ve yukarıda da belirttiğim gibi,artık devletin muhatabı KÖH'ün aracısız ta kendisidir.

Böyle dolambaçlı,kafa karıştıcı,kafalara çelişki sokacak öngörüler,niyet okumalar topluma,özellikle toplumun mülksüz kesimlerine umutsuzluk aşılar.
Muhalefet yapacağım derken çiş yaparsın,farkında olmazsın.

Umarım anlatabilmişimdir.

Ha bu arada; HDP'ye laf söylenecekse bırakın bileşenleri söylesin. Zaten yeteri kadar söylenip uyarılıyorlar.
Daha da ileri giderseniz "Buyrun siz alın yerlerini" aymı yaman beymi görelim.

Burjuva diliiyle küçükburjuva derebeylik özentilerini eleştirmek pek bed geliyor be Yoldaşım


______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 09.Mayıs.2017, 02:45   #8
 
H.Doludizgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
H.Doludizgin
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ekim.2014
Üye No: 51273
Mesajlar: 780
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 416
413 Mesajına 791 Teşekkür Aldı
Standart

Merhaba
Sayin Demirtas`in söylediklerini veya mektup`da dile getirdigin Özkan; Yanlisa cekmis olacak ki, bunu , KAMUOYU ile paylasima acmistir.

Ape Che`nin yazdiklarina katiliyorum ve yukaridaki Mektubtan iki alintiyla olayin Ape Che`nin anlattiklari ile bire bir örtüstügünü kabul etmek gerektigini de söylemeliyim.
Alıntı:
Doğru olan şey isimleri değil ilkeleri tartışmaktır. EVET oyu vermiş seçmenlerin kaygılarını, beklentilerini ve isteklerini anlamaya çalışmadan demokrasi bloğu oluşturmaya çalışmak eksik ve yetersiz kalacaktır. Önemli olan HAYIR ve EVET diyenleri düşmanlaştırmadan, karşıtlaştırmadan, her iki kesimin ortaklaşmasını sağlayacak ilkeler oluşturabilmektir.
Buradaki mesaj acik ve ILKELERden bahsederken, ONURLU DURUSA zarar getirmeden TABANLA birlikte, gelecege yürümeliyiz demektedir.
Alıntı:
her koşulda ilkelerimizi esas alacağız. Bu vesileyle referandumda HAYIR veya EVET şeklinde görüş açıklayan bütün yurttaşlarımıza teşekkürlerimi ve selamlarımı iletiyor
Burada itifak aradigi kesimiin altini da kalin cizmistir.
H.Doludizgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.Mayıs.2017, 08:14   #9
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Demirtaş mektubunda konuşarak 2, konuşmayarak ise 1 mesaj vermiştir. 1. Mesaj: Toplumun evet ve hayırcı diye ikiye bölünmesine karşıyız. 2. Mesaj: Demokrasi bloğu oluşturacağız. Bu blok ittifakların tezahürü olacaktır. Bu çalışmalar evet içinden ve hayır içinden de olabilir.3.mesaj: Referandum da hile olmuş olsa bile siz bunları görmeyin ve önemsemeyin.

Demirtaş’ın mesajları şimdilik kenarda dursun. Öncelikle geriye dönelim ve yazdıklarımı gözden geçirelim. Devletin demokrasiye ihtiyacı olduğunu yazdım. Oysa geçmişte demokrasiyi halklar ve muhalif kesimler isterdi. Devletin geleceğinin demokrasi ile örtüştüğünü gördüm ve yazdım. Ancak bunun kolay bir şey olamayacağını ve hatta mümkün olamayacağını yazdım. Erdoğan ile gidilen yolun tehlikeli olduğunu ve bu nedenle devlet zamana yayarak Erdoğan’ı ekarte edeceğini, hatta Erdoğan’ı ekarte ettikten sonra bile demokrasiye doğru adım atmanın zorluklarından söz ettim. Bu adım atılmadığında da devletin risk edileceğini ve bu nedenle devletin bir açmazda olduğunu yazdım.

Bu yazdıklarım içinde bulunduğumuz durumunun gerçekleridir. Siyasiler bu sürece uyarlı net tavırlar gösteriyorsa o siyasiler ciddiye alınabilir. Göstermiyorsa onların dediklerinin kıymeti harbiyesi yoktur. Söylenilenler toplumu yönetmeye yöneliktir. Ne yazık ki bu yönetilme süreçlerine sosyalist arkadaşlar da dâhil olmaktadır. Dahil olmamaları, sorgulamaları ve kafalarını zorlamaları gerekir ama ne yazık ki olmuyor.

Şimdi Demirtaş’ın ilk mesajını açalım. Toplumun “evet ve hayırcı diye ikiye bölünmesine karşı çıkalım” diyor. 15 yıldır, yalan, dolan, alavere dalavere, zulüm, kalleşlik, kötülük, ölüm, yıkım, katliam üzerine yöneten siyasi iktidara toplumun yarısına yakın bir kısmı menfaatleri veya hödüklüğü nedeniyle onay vermiştir. Yukarıda saydığım kötülüklerin pratikçisine onay veren insanlarla bu kötülüklerin karşısında duran insanları neden birleştiriyoruz. Kirlenmiş kesimleri, temiz kesimlerle birleştirdiğinde, temiz kesimler de kirlenmeyecek mi? 15 Yıldır ağırlıklı olarak ve ilk kez güçlü bir şekilde lekesiz ve temiz çıkmışız. O nedenle temiz kesimle yürümeyi terk ederek, kirlenmişlerle birleşerek yürümeyi hangi sosyalistliğin içine yerleştiriyorsunuz? Yobaz, hödük ve hainler bizlerle beraber yürüyemez.

2. Mesaj: “Demokrasi bloğu oluşturacağız ve demokrasi ortak paydasında yeni ittifaklar şekillenebilir” diyor. “Bu çalışmalar evet içinden de hayır içinden de gelebilir” diyor. AKP ile de ortak çalışma içine girebileceğini daha fazla açık biçimde ve daha nasıl anlatacak? Ben burada HDP’yi eleştirmiyorum. O da ayni CHP gibi halkına yalan söyleyebilir. Halkını tezgâha getirebilir. Gerçekte bu partiler devletin meclisinde yer ediniyorsa bunların bir karşılığı olacaktır. Dikkat ediniz sondan ikinci paragraf da ilginç bir cümle geçiyor. “Hiç kimse ilkesiz uzlaşmaları halka dayatamaz” diyor. Biz ilkelerimizle uzlaşacağız diyor. Şimdi soralım kiminle uzlaşacaksın? Kimin olduğu önemli olmasa gerek, zira söylemiyor. İlkeli vurgusu yapıyor. Şimdi sizlere soralım, ilkeli de olsa AKP ile uzlaşmalı ittifaka var mısınız?

3. Mesaj: Susarak verilmiş bir mesajdır. Bu referandum da AKP alenen hile yapmıştır. “Bu halk hiç kimsenin siyasi malı olamaz” demesini biliyor. Peki, halkın iradesine tecavüz edilmesine rağmen, neden halkın önünde durmuyor. Halk ağırlıklı olarak hayır demiştir. Halkın iradesi AKP ve Erdoğan’ı istemiyor. Buna rağmen sen bu hilelerden söz etmeden, evet içinden de hayır içinden de gelecek olan olası demokrasi çalışmalarına açığız diyorsun. Onlar hile yapmadı mı? Halk onları istemiyor. Buna rağmen, sen neden onları halkın gözünde meşru ediyorsun. Demek, “halk hiç kimsenin malı değil.” O halde sen ne duruyorsun halkı sahiplen. Bak, adam 16 Nisan da halkın iradesini taciz etti. Bunun için bu adamla kavga et. Halkın iradesi taciz edilmiş. O ilkeli uzlaşma arıyor. Baykal gibi referandumun hileli sonuçlarını meşrulaştırıyor. Referandum da ki hileler konuşulmadan ittifak ve uzlaşı arayamazsın. Bu halkın iradesine saygısızlıktır.

Sonuç: Demokrasi devletin ihtiyacıdır. Ancak Türkiye devletin yapılanması demokrasi için uygun değil. Bu devlet, demokrasi kapısında ya kırılacak ya da yumuşayacak. 4 No lu yazımın sonunda dediğim gibi devrimci arkadaşlarımız devletin evrimi konusunda test edilecek. Erkek mi kadınlaşıyor yoksa kadın mı kıllanıyor onu zaman içinde göreceğiz. Kimi arkadaşlar toplumsal kanunları hafife alıyor. İşte hepiniz görün ve bakın. Türkiye devletinin demokrasisi, gelinlik giymiş kadın mıdır? Yoksa şefkatli ve yumuşak elli baba mıdır? Ne kadınlığı kaldı ne de babalığı kaldı. Bu devlet, evrim teorilerine uymuyor. Cinsiyeti karışmaya başladı.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com