Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Bizden Makaleler > Hüseyin TURHALLI


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Yiğitlerin Destanı Hikayesi-Geliyê Azadi
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2260
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 19.Mart.2016, 22:44   #1
 
Hüseyin Turhallı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Turhallı
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Eylül.2015
Üye No: 52977
Mesajlar: 4
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesaja Teşekkür Edildi
Standart Yiğitlerin Destanı Hikayesi-Geliyê Azadi




Hüseyin Tuhallı
Onları ilk defa Tahir Elçi'nin vurulduğu Dörtayaklı minare sokağındaki görüntülerde gördük. İki genç, kendilerini vurmak isteyen iki özel harekât timini taksi camından vuruyor ve son hızla kurşun yağmuru altında koşuyordu.

Kendilerini hiç görmememe rağmen görüntüleri izlediğimde "Bunlar bizim Xızgınoslu çocuklar" dedim, öyle de çıktı.

Xızgınos neresi?
Xızgınos Riz'in bir mezrasıdır. Gerilla birimlerinin Geliyê Kovi-Özgürlük Vadisi yada Geliyê Azadi dedikleri bu vadi 1946 yılına kadar Şeyh Said askerlerinin (muhkum) yurt edindikleri vadidir. Çotela dağlarında eriyen karların aktığı yüzlerce dereden beslenen Sarım çayı buradan doğar, Hasankeyf'e uzanır. Her türden bitkinin yetiştiği, maden sularının aktığı ve yaban yaşamının hala devam ettiği bu vadi, özel iklimiyle adeta cennetten bir belde gibidir.
Xizginos mezrasının hemen yukarısında kalan Kup ormanları geçmişte mahkumların son süreçlerde ise gerilla güçlerinin kaldığı tarihi bir mezradır.
Mahsum Gürkan Xızgınos mezrasından Haci Tilhê'nin torunudur. Haci Tilhê'nin babası Meh Kerr diğer adıyla Mehî Evdi Şeyh Said'in askeriydi. İsyan kırıldıktan sonra doğup büyüdüğü alanı terk etmez. Mahkum olarak yaşamaya devam eder. Bir süre sonra Şeyh Said'in askeri komutanlarından biri olan Mıstanlı Muso'nun kardeşi Zorê ile evlenir. Zorê'den bir erkek çocuk olur. İsmini Telhat koyarlar.

Askerlerin köylülere yoğun baskısı üzerine Muso ve kardeşi Xelo ile birlikte Hazro-Lice arasında kalan ve Paşikevir denilen alana gelir. Abdurrahmanê Benê ile birlikte hareket etmeye başlar.

Mahkumlar artık seyrekleşmiş, kelle avcılığı süreci başlamıştır. Abdurrahmanê Benê Muso ve kardeşine ihanet eder. Kafalarını keser, götürüp Diyarbakır Kolordu komutanına teslim eder. Mahkemesi devam ederken Mıstanlılar Abdurrahmanê Benê'yi adliye çıkışında vurur. İhanetinin bedelini ödetirler.(Uzun bir hikaye. Bir başka yazıda).

Heci Tilhê'nin babası Meh Kerr (Sağır Memed) buğdayları öğütmek için Rİz'deki değirmene gelir. Bu arada üç kelle avcısı (Elmiranlı Eli Husi-Sabri Karzêli, Evdi Teyi) gece ortasında değirmenin suyunu keser. Suyun neden kesildiğini anlamak için dışarı çıkan Meho'yu yakalayıp kafasını keserler. Kestikleri bu kafayı Genç karakol komutanına teslim ederler.

Haci Tilhê çocuklarından birini kuzeni olan Ali'nın kızı ile evlendirir. Biz ona Eli Ehmi Şemi derdik. Alo Elmiran yakınlarında ki Yağmug mezrasında (Gerilla deyimiyle Goma Elo) hayvan besliyordu. 1994 yılındaki operasyona çıkan askerler gerilla güçlerine yemek veriyor diye Elo'yu öldürür cesedini de yakarlar.

İşte o görüntülerde izlediğimiz Mahsum Gürkan kafası kesilip götürülen Şeyh Said'in askeri Mehî Kerr ve gerillaya yardım ediyor diye Türk askerinin öldürüp yaktığı Elî Ehmi Şem'in torunu ve Mıstanlı Muso'un küçük yeğenidir.

Soya çekim sadece fiziki değil, aynı zamanda sosyal bir karakterdir. Bunun için bir ayrıntıyı da değinmek istiyorum.

1990 yılının sonbaharında Eli Husî'n oğlu Fexo, köye gelen üç gerillayı ihbar eder, katleder.

Ne garip bir tecelli.....

Yakından tanıdığım Haci Sabri Karzêli ile Eli Husi çok dindar insanlardı. Vicdanları onları hiç rahat bırakmamış olacak ki her Cuma kilometrelerce yol yürür, tepeleri aşar Riz'e gelir, Cuma namazına katılırlardı.

***

2003 yılında terörist diye Türkiye'ye teslim edilmek üzere Alman polisi tarafından yakalanıp Köln cezaevine atıldığımda 100 yıllık tarihim gözlerimin önünde canlandı. 37 gün aralıksız oturup "Yitik Notalar"ı yazdım. Her nedense ben de bilmiyorum, yazmaya başladığım andan kitap bitinceye kadar hep ağladım. Gözyaşlarım bitince kitap ta bitti.

Yazarken amcam Şerif ile tıpa tıp aynı kaderi paylaştığımı gördüm. O da isyana katılmış, esir düşmüş, Adana'ya sürgün edilmişti. Sürgünden kaçarak aylarca yayan olarak yol yürümüş, Hazro'da kardeşlerine ulaşmıştı. Askerler Şerefettin dağlarında kardeşi Ahmet'in kafasını kesmiş götürmüşlerdi. Acılı yanık alana (Mıstan) dönmemek için küçük yaşlardaki üç kardeşini alarak Riz'e yerleşmişti.

Devlete de millete de muhtaç olmamak için gece gündüz demeden ham toprağa kazma sallayarak tarla açmış ve nihayet takatten düşerek genç yaşta yaşama veda etmişti. (Bu da bir başka yazıya)

Bizler bir izin takipçileriyiz. Bizden öncekilerin izinden yürür yol yapmaya çalışırız. Belki de kader dediğimiz şey budur.

Dönemine göre kafamız kesilir, kolordulara götürülür. Öldürülürüz, bedenimiz yakılır ve tank paletleri altında ezilen Mahsum oluruz.

Yazılmadı henüz bu yiğitlerin destan hikayesi
Mutlaka bir gün, mutlaka yazılmalı.
Geliyê Azadi'de, Özgürlük Vadisi'nde.
Tarihimin, Kürd tarihinin bütünlüklü hikayesi
Hocam, yoldaşım, kardeşim Mahsum
Bir gün mutlaka yazılacak destan hikayen
Özgürlük Vadisinde......


https://www.sosyalistgazete4.net/201...-geliye-azadi/

Hüseyin Turhallı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com