Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SF-Kütüphane > Sosyalizm Süreli Yayınlar > Yürüyüş


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi AKP Kürdistan'da Katlediyor, Kürt Milliyetçileri Avrupa'ya, Diyanete Bel Bağlıyor!
Cevaplar
24
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
3110
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 17.Ocak.2016, 12:09   #1
 
Feda Cephesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Feda Cephesi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Nisan.2015
Üye No: 52202
Mesajlar: 835
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 480
605 Mesajına 1,586 Teşekkür Aldı
Standart AKP Kürdistan'da Katlediyor, Kürt Milliyetçileri Avrupa'ya, Diyanete Bel Bağlıyor!

AKP Kürdistan'da Katlediyor, Kürt Milliyetçileri Avrupa'ya, Diyanete Bel Bağlıyor!


Kurtuluş Avrupa’da Değil, DEVRİMDEDİR!


AKP Kürdistan'da çok açık bir katliam yapıyor ve bunu meşrulaştırmak için de elinden geleni yapıyor. Katliamdaki pervasızlığı o derecedir ki; ne insani değerler, ne savaş kuralları, ne de gelenek ve değerleri tanıyor. Sivil halktan insanlar her gün katlediliyor ve cenazeleri sokaklarda bekletiliyor. Günlerce, yağan kurşun yağmuru altında halk kendi cenazelerini dahi alamıyor. Bir şekilde kaldırılıp morga götürülen cenazeler orada bekletilip sahiplerine verilmiyor veya günler sonra devlet, kendisi ailelerden ayrı olarak gömüyor.

Yani artık iş, katliamcılığın da ötesine geçmiş, halkın tüm değerleri ayaklar altına alınmakta, katledilmesinin yanı sıra ölülerine ağıt yakmalarına dahi izin verilmeyerek en aşağılık işkencelere maruz bırakılmaktadırlar. Kürt halkına Dersim Katliamı’nda ve diğer birçok katliamda yaşadıklarının benzeri ve daha fazlasını yaşatmak için elinden geleni ardına koymuyor AKP faşizmi. “Çöktürme planı” devreye sokulmuş ve uygulanıyor. Temmuz ayından bu yana Kürdistan'da gerçekleştirilen katliam saldırılarında sivil halktan ölenlerin sayısı, DBP Eş Başkanı Kamuran Yüksek'in en son yaptığı açıklamaya göre 215 kişidir. Ve bu sayı her geçen gün daha da artmaktadır.

AKP bir yandan katlediyor ama öte yandan ise katliamı Kürt milliyetçilerinin
üzerine atıyor. Cenazelerini sokakta bıraktırmak için her türlü alçaklığı yapıyor, buna karşılık yine de suçu belediyelerin üzerine atarak, belediye cenazeleri kaldırmıyor, diyebiliyor. Bu kadar rahat yalan söyleyebiliyor, ailelere haber vermiyor ya da haber verip katılımlarını sınırlıyor. Bu kadar pervasızlar.

AKP Faşizmi Katliam ve Alçaklıkta Sınır Tanımıyor!


Yaşanan saldırılara ilişkin en çarpıcı olan gelişme, Taybet İnan’ın katledilmesi
ve cesedinin günlerce sokakta bekletilmesi, sonra morga kaldırılması ve orada uzun süre bekletildikten sonra devlet tarafından ailesine teslim edilmeden, götürülüp gömülmesidir. Taybet İnan, 57 yaşında 11 çocuk annesi bir kadındır. 19 Aralık 2015 günü komşusundan dönerken, panzerden açılan ateş sonucu hayatını kaybetmişti. Ona yardım etmek isteyen akrabası Yusuf İnan da evinin bahçesinde vuruldu ve ertesi gün hayatını kaybetti. Taybet İnan’ın cenazesi günlerce sokakta kaldı ve oğlu defalarca 112 ve 155 hatlarından polis ve sağlık ekipleriyle görüşerek cenazeyi almaya çalıştı. Taybet İnan’ın oğlu Mehmet İnan, annesinin cenazesini sokaktan almak için neler yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Savcı ve güvenlik güçleri ile yaptığımız görüşmede beyaz bayrak ile sokağa çıkıp cenazeyi alabileceğimizi söylediler. Biz cenazeyi almak için dışarı çıktığımızda beyaz bayrağa bile ateş ediyorlardı. Eğer biz devlet yetkililerinin dediğini yapmış olsaydık şimdi sokak ortasında bir değil birçok cenazemiz olacaktı”

“Annem komşularımızdan dönerken sokak ortasında vuruldu ve hayatını kaybetti. Yusuf amcam annemin yardımına koşarken evimizin avlusunda vuruldu ve 20 saat boyunca ambulansın gelmesini yaralı bir şekilde bekledi
daha sonra kan kaybından yaşamını yitirdi”
(22.12.2015 - Evrensel)

Yedi günün sonunda eşinin cenazesini sokaktan almak isteyen Halit İnan da açılan ateş sonucu yaralandı. Cenaze ancak 25 Aralık 2015’te sokaktan alındı, Silopi Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Saldırı ve çektirilen işkence bununla da bitmedi. Bu şekilde katledilip cenazeleri bekletilen sadece Taybet İnan da değildi. Başka insanlar da vardı ve bekletiliyorlardı. En son bekleyen cenazelerden bir kısmı ailelerine haber verilmeden gömüldü. Konuya ilişkin gazetelerde geçen haber şöyle:

“Cizre ve Silopi ilçelerinde farklı tarihlerde katledildikten sonra cenazeleri Şırnak Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Doğan İşçi (18), Ferdi Kalkan (20), Hacı Özdal (23) ve Abdulmecit Yanık (27) ile cenazesi 7 gün boyunca yerde kalan Taybet İnan (57) ile kaynı Yusuf İnan’ın (40) cenazeleri ailelerin defin ruhsatı olmasına rağmen kaçırıldı. Adli Tıp Kanunu Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik gerekçe gösterilerek Cizre Kaymakamlığı tarafından ailelerin rızası ve bilgisi dışında el konulan cenazeler korsan bir şekilde defnedildi.

Cenazesi 7 gün sokakta 13 gün morgda bekletilen 11 çocuk annesi Taybet İnan ile eşinin kardeşi Yusuf İnan da korsan bir şekilde önceki gece Yenişehir Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi. Annesinin cenazesine gidemediğini belirten Mehmet İnan, “Kendi yanlarına aldıkları imam ile 8 kişiden fazla kimsenin gelmesine izin vermeyeceklerini söylediler. Dünyada böyle bir vahşet görülmemiştir. Bütün dünya bu vahşet ve barbarlığa kör ve sağır adeta. Cenazelerimizin bu şekilde defnedilmesini hiçbir şekilde kabul etmiyoruz”
(12.01.2016 - Özgür Politika)

Tüm bu gelişmeler Kürdistan’da son dönem yaşanan gerçekleri tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken, AKP’nin halka düşmanlıkta ve katliamcılıkta
ve ahlaksızlıkta sınır tanımadığını da ortaya koymaktadır. AKP, halkı katletmekle sınırlı kalmayıp, cenazelerine bile işkence yapmakta, bunu bile işkenceye dönüştürecek her türlü yolu ve yöntemi uygulamaktadır. Mezarlara saldıran AKP, halkın cesetlerine de saldırıp işkence edecek kadar pervasızdır.

Bu yaşananlar; AKP’nin ve yöneticilerinin faşist karakterini tüm çıplaklığıyla ortaya seren bir gerçektir.

AKP’nin halka düşmanlıkta sınır tanımayan bir iktidar olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.

AKP’nin halk için hiçbir şey yapmayacağı, halka kan ve zulümden başka bir şey getirmeyeceği gerçeğini göstermektedir.

AKP’nin ne Kürt sorununu çözmek, ne de demokrasi vb. anlayışı olmadığını, faşizmin tek düşüncesinin halkın mücadelesini ezmek olduğunu gözler önüne seren gelişmelerdir.

AKP iktidarının, emperyalizmin genel krizinin yükünü de omuzlayarak çok derin bir kriz içinde debelenmesi nedeniyle, elinde halka saldırmaktan ve katletmekten başka bir politikası olmadığı ve olmayacağı gerçeğini ortaya koymaktadır.

Ve bu yaşananlar, AKP’nin halka karşı açtığı ve adına “çöktürme planı’ dediği politikanın hayata geçirilmesidir. Bu plan faşizmin planıdır.

Faşizme Karşı Mücadele Avrupa Eliyle Olur mu?


AKP’nin niteliği ortadadır ve halkı katlederek, ezerek, zulmederek teslim almak istemektedir. Faşizmin genel karakterine uygun bir politika izlemektedir. Bu nedenle AKP ile mücadele de buna uygun olmak zorundadır. Faşizm dünyanın her yerinde halkın doğrudan katıldığı ve örgütlenip savaştığı bir mücadele ile geriletilmiş ve yok edilebilmiştir.

Hitler hayranlığıyla iktidarını yürüten AKP’nin, karşısındaki mücadele de; Hitler’e karşı halkların mücadelesi gibi olmak zorundadır.

Bilinir, Hitler başta Sovyet halkı olmak üzere, işgal ettiği ülkelerdeki tüm dünya halklarının örgütlenip savaşmasıyla yenilebilmiştir. 20 milyon Sovyet yurttaşının ölümü pahasına yürütülen bu savaşta, Stalin önderliğindeki Bolşevikler, Sovyet halklarını çocuklarına varıncaya kadar örgütleyip savaştırarak kazanmıştır.

Bugün Kürdistan’a baktığımızda; halk içinde en örgütlü güç olarak bilinen PKK’nin, halkı örgütleme ve savaştırmayı önüne koymadığı ve buna uygun bir çaba içine girmediğini görüyoruz. Tersine, PKK öteden beri halka güvensiz anlayışına uygun olarak hareket etmekte ve halkı olabildiğince savaşın dışında tutmaya çalışmaktadır. Bu kazılan hendeklerin örgütlenmesinden, yerel düzeydeki çatışmaların örgütlenmesine kadar görülen bir özelliktir.
Halkı savaştırmayan, savaşa katmayan, dahası savaş dışında tutma gayreti içinde olan PKK; savaşı büyütme ve geliştirme bakış açısıyla da hareket etmemektedir.

Kürt milliyetçi hareket anlayışına uygun olarak, Kürt halkı katledilirken uzlaşma sürecine yeniden dönülmesinin teorisini yapma ve bu doğrultuda
adımlar atma çabasının ötesine geçmemekte, geçememektedir.

KCK, en son üst perdeden savurduğu tehditlerini de bir kenara bırakarak sadece, Öcalan’a yönelik tecriti gündemine almakla yetinip genel olarak sessizliğe gömülürken, HDP umudunu Avrupa’ya, diyanete ve AKP’nin insafına bağlamış görünüyor. HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, CNN Türk televizyonunda katıldığı bir programda, cenazelerin kaldırılabilmesi için Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'e çağrı yaparak şunları söylüyor: "Sayın Görmez, cenazelerin defni ile ilgili fıkhi usulleri hatırlatın, namazın kılınmamasının yöneticilere yükleyeceği vebali hatırlatın."

Ne İslamiyetle ne insanlıkla ilgisi vardır faşizmin. Ama Önder, faşizme dini kuralların hatırlatılmasıyla sonuç almaya çalışarak, aslında çaresizliğini açığa vuruyor. Direnmeyenlerin, direnişi ve savaşı önüne koyamayanların ruh hali içinde hareket ediyor.

Öte yandan ise bölgedeki Kürt milliyetçi çevreden avukatlar ve HDP milletvekillerinin Avrupa Parlamentosu ve AİHM nezdinde yaptıkları girişimleri görüyoruz.

Şırnak Barosu'na bağlı Cizre ve Silopi ilçelerinde yaşayan 43 avukat adına Savaş Danış, İdris Danış, Ali Bayram, Gürgün Kadınhan ve Fırat Soysal, dün AİHM'e sokağa çıkma yasaklarına ilişkin tedbir talepli başvuru yaptılar. Bunun öncesinde de Anayasa Mahkemesi’ne aynı içerikte başvuru yaptıkları ama sonuç alamadıklarını dile getirerek yaptılar bu başvuruyu. Ve elbette AKP’nin tüm suçlarının ortağı ve AKP’nin hamisi olan AİHM bu başvuruyu
reddetti. Hem de Türkiye oligarşisini savunan şöyle bir kararla:

“AİHM, her ne kadar bölgedeki durum çok ağır olsa da hükümetin gerekli adımları atacağına inanıyor. AİHM eldeki verilerle tedbir kararı veremeyeceğini ancak şartlar değiştiğinde tekrar başvuru yapılabileceğini kaydediyor.”

Kürdistan Kan Gölüyken Çok Güvendikleri AİHM, Operasyonlara Tedbir Kararı Aldırmak İçin Yeterli Delil Yok’ Dedi!


HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Çağlar Demirel ise Avrupa Parlamentosu’na gönderdikleri mektupta şunları söylüyorlar:

“Kürt sorununun barışçıl yollarla çözümü için askeri ve siyasi operasyonların bir an önce sonlanması ve müzakere masasına dönerek üçüncü bir tarafın gözetiminde Sayın Öcalan ile eşit ve özgür koşullarda doğrudan müzakerelerin başlatılması aciliyet arz etmektedir. Türkiye’de ve bölge genelinde istikrarın sürdürülebilir olabilmesi için uluslararası siyasi
aktörlerin ve kamuoyunun Türkiye’deki gelişmeler karşısında özgürlük, barış ve demokrasi ekseninde bir tutum belirlemesinin acil bir ihtiyaç olduğunu belirtmek isteriz.”


Bu tür girişimlerin içeriği ayrı bir tartışma konusudur. Bu tartışmayı bir kenara bırakırsak, genel olarak bu tür girişimler ile elbette teşhir etme yoluna gidilebilir. Bizim tartıştığımız bunların dışında başka bir seçeneğin gündemlerinde olmaması ve savaşmak istemiyoruz diye diye halkın yalnız bırakılmasıdır.

O çok güvendikleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM), Şırnak’ın Cizre ilçesindeki sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve operasyonların durdurulması için tedbir konması yönündeki başvuruyu reddetti. Ortalık
kan gölüne çevrilmişken, yüzlerce yaralı, ölü varken, insanlara cenazelerini
gömme hakkı bile verilmezken AİHM, “Şu aşamada başvurucular açısından
tedbir verilmesi için yeterli veri olmadığına” karar verdi. Kürt milliyetçileri
bu karardan ne kadar pay çıkardılar bilemeyiz ama bu açıkça AKP faşizminin
Kürdistan’daki katliamını desteklemektir. AKP iktidarına devam et, yanındayız demektir. Ayrıca Kürdistan’a operasyon yapılacağından da,
Avrupa emperyalistlerinin önceden haberi olduğu da çok bilinen bir gerçektir.
Ancak düzene dönme, uzlaşmaya, müzakereye öylesine bir kilitlenme söz
konusu ki, “Savaş istemiyoruz” söylemine öylesine sarılmışlar ki; Kürt
milliyetçileri bu çıplak gerçeği görseler bile görmezden, bilmezden geliyor.

KCK yöneticileri uzun süredir altını çize çize “savaşmak istemiyoruz” diyorlar. Savaştan bu denli kaçanların halkı ve savaşanları güçlendirebilmeleri mümkün değildir.

Sonuç Olarak;


1- AKP faşizmi, 2014 yılındaki “çöktürme planı” çerçevesinde, Kürdistan’da halka karşı pervasızca katliamlar yapıyor. Faşizm cenazelerini dahi çürüterek, halka ceza veriyor. Cenazelerini kaldırmalarına dahi izin vermiyor.

2- Faşizm halka karşı saldırıdır, katliamdır, her türlü ahlaksızlığın, işkenceciliğin yapılmasıdır. Faşizm halka düşmanlığın en üst noktasıdır ve insani hiçbir değeri yoktur.

3- Dünya halkları faşizmi daha önce de defalarca yenmişlerdir. Bir çok ülkede tek tek faşist iktidarlar yenilgiye uğratılmıştır. En bilinen ve dünya halklarına saldıran Naziler, halkların savaşıyla alt edilip tarih sahnesinden silinmişlerdir. Faşizmin savaşmadan yenildiğinin hiçbir örneği yoktur tarih sayfalarında.

4- Kürt milliyetçileri faşizme karşı savaşı yükseltmek ve halkın savaşını örgütlemek yerine, halkı savaştan uzak tutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Dahası halkın savaşma dinamiklerini yok edecek çağrı ve açıklamalarıyla da, savaşmak isteyen halkı moralsizleştirmektedirler. Kürt milliyetçileri için “müzakere”den başka bir seçenek bulunmamaktadır. Faşizm bu dilden anlamaz.

5- Faşizmin anladığı tek dil, savaştır. Tüm Türkiye ve Kürdistan halklarını faşizme karşı savaşmaya çağırıyoruz. Uzlaşmayacağız, teslim olmayacağız!.. Hendekleri kapatmayacak, daha da yaygınlaştıracağız. Faşizmi hendeklere gömecek, daha çok silahlanıp savaşarak halkların kurtuluşuna, devrime yürüyeceğiz. Kürt, Türk ve tüm halklarımızı bu savaşa davet ediyoruz. Savaşımız emperyalizme ve oligarşiye karşıdır. Zaferi er veya geç biz kazanacağız!..

Yürüyüş, Sayı: 504
Feda Cephesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Feda Cephesi Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 17.Ocak.2016, 12:14   #2
 
Deniz Yoldaş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Deniz Yoldaş
EDİTÖR
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Ekim.2013
Üye No: 47815
Bulunduğu yer: Balıkesir / İzmir
Mesajlar: 3,613
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,923
1,416 Mesajına 3,804 Teşekkür Aldı
Deniz Yoldaş - AİM üzeri Mesaj gönder
Standart

Alıntı:
Kürdistan Kan Gölüyken Çok Güvendikleri AİHM, Operasyonlara Tedbir Kararı Aldırmak İçin Yeterli Delil Yok’ Dedi!
Öyle bir yazıyorsunuz ki sanki bırakın herhangi bir DHKP-C üyesini, Dursun Karataş'ın bile zamanında AİHM'e başvurmuş olduğunu sizden başka kimse bilmiyor.

AİHM'e başvurmak Avrupa'dan medet ummak ise önce dönüp kendinize bakın!

http://www.radikal.com.tr/turkiye/ai...-karar-632787/

''İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan DHKP-C lideri Dursun Karataş,
Fransa aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) açtığı davayı kazandı. AİHM, 1994'te Fransa'da yakalanan Karataş ve avukat Zerrin Sarı'nın sorgusunda kendilerine
avukat bulundurma hakkı tanınmadığı gerekçesiyle Fransa'yı 4 bin 600 euro (yaklaşık 6 milyar lira) para cezasına çarptırdı. Fransa'nın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) adil yargılama hakkına ilişkin altıncı maddesinin üçüncü fıkrası olan 'avukat bulundurma hakkı'nı ihlal ettiğine karar veren mahkeme, bu kararını bire karşı altı oyla aldı. Mahkeme, AİHS'nin altıncı maddesinin birinci fıkrasını içeren
'yargılanma hakkı'nın ihlaline ilişkin yaptığı değerlendirmede, Fransa'yı suçlu bulmadı. 'Sahte kimlik bulundurmak, Fransa'ya
kaçak giriş ve eylem hazırlığı yapmak'tan soruşturma açılan Karataş, kefaletle bırakıldıktan sonra kayıplara karışmıştı.''
______________________________________________________
Seni düşünüyorum yoldaş ve son sözlerini...
Beni öldürecekler, adım Mustafa Hayrullahoğlu,
bir adım daha var düşmana vermediğim, TKP Merkez Komitesi üyesi Deniz...

Son sözlerin en güçlü dayanaktır savaşan militana!

Sana söz yoldaş;
komünist onuru kirletmeyeceğiz,
yere düşürmediğin kızıl sancağı daha da yükselteceğiz,
TKP, senin uğruna yaşamını verdiğin partin kazanacaktır...
Deniz Yoldaş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Deniz Yoldaş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 6 Kisi:
Alt 17.Ocak.2016, 13:17   #3
 
Akseymen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Akseymen
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 24.Şubat.2012
Üye No: 42196
Bulunduğu yer: ANTALYA
Mesajlar: 3,008
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 10,090
1,699 Mesajına 4,241 Teşekkür Aldı
Standart

Haydaa.....

Kürdistan da olup biten ne.??? Orada savaşanlar,ölenler Cephe milislerimi..? Barikatlarda savaşanlar esasında devlete yaranmak ve Kürt halkına esareti dayatmak içinmi ölüyor.

Buyrun o zaman. Elinizi tutanmı var..? Sokak orda ,devlette orda ..Siz neyi bekliyorsunuz..?
Devletin KÖH savaşçılarını tamamen bitirmesinimi bekliyorsunuz yoksa?? O zaman mı çıkacaksınız ortaya.? Nerde sizin Diyarbakır Halk Cephesi ,Suriye Halk Cephesi..? Evde mi oturuyorlar.?

Neyi Bekliyorsunuz...????
Akseymen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Akseymen Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 7 Kisi:
Alt 17.Ocak.2016, 14:52   #4
 
herkese demokrasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
herkese demokrasi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Haziran.2013
Üye No: 46821
Mesajlar: 324
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 35
87 Mesajına 144 Teşekkür Aldı
Standart

DHKP-C'nin bu davranışı tipik Türkiye Solu'nun, Sosyalistlerinin halini gösteriyor. Kendileri sadece konuşurlar, yazarlar çizerler ve birde mücadele edeni eleştirirler.
Sanki DHKP-C asla Avrupa ülkelerinden medet ummamış, 1980 sonrası binlerce üyesi, sempatizanı bu ülkelere kaçmadımı? O insanlar o dönem için kurtuluşu Avrupa ülkelerinde görmedilermi? Neden kendinize kurtuluş devrimdedir, biz hiç kimseden yardım beklemiyoruz, devrim için ülkede kalıyor ve savaşıyoruz demediler.
Diğer taraftan siz neden ülke çapında devrim mücadelesini başlatmıyorsunuz. Kusura bakmayın ama "devrim mücadelesi" sadece savcı rehin almakla ve sadece bir militanla karakol basmakla başlarılmış olmuyor. Nerede mücadele sürekliliği, halk desteği,......?
KÖH seçim öncesi ve sonrası eleştirilecek çok yanlışlar yapmıştır, bu durum dostça eleştirilir ama kendin neredeyse hiç bir şey yapmayacaksın ama başkalarına akıl vereceksin. İşte bu asla kabul görmez.
Her gün açıklama yapmak, ajitasyon yapmak, slogan atmak,...... "Devrimci mücadele" olarak değerlendirilemez. O tip mücadeleden de devrim mevrim olmaz kimse kendi kendisini aldatmasın.
herkese demokrasi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
herkese demokrasi Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 4 Kisi:
Alt 17.Ocak.2016, 16:56   #5
 
MaskaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MaskaN
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 24.Ağustos.2011
Üye No: 37938
Bulunduğu yer: Adana
Mesajlar: 158
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 151
86 Mesajına 211 Teşekkür Aldı
Standart

kendi kendilerine kürt hareketi adına tespit yapıp yine kendi kendilerine sonuç yaratıyorlar.

Alanda tabanında kürt hareketi adına çalışma varmı YOK mücadele varmı YOK destek varmı YOK YOK YOK. Siyaseten bitiksiniz.
MaskaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
MaskaN Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 4 Kisi:
Alt 17.Ocak.2016, 16:56   #6
 
kümül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kümül
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23.Aralık.2012
Üye No: 44641
Mesajlar: 1,213
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,075
481 Mesajına 1,162 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Akseymen Nickli Üyeden Alıntı
Haydaa.....

Kürdistan da olup biten ne.??? Orada savaşanlar,ölenler Cephe milislerimi..? Barikatlarda savaşanlar esasında devlete yaranmak ve Kürt halkına esareti dayatmak içinmi ölüyor.

Buyrun o zaman. Elinizi tutanmı var..? Sokak orda ,devlette orda ..Siz neyi bekliyorsunuz..?
Devletin KÖH savaşçılarını tamamen bitirmesinimi bekliyorsunuz yoksa?? O zaman mı çıkacaksınız ortaya.? Nerde sizin Diyarbakır Halk Cephesi ,Suriye Halk Cephesi..? Evde mi oturuyorlar.?

Neyi Bekliyorsunuz...????
Kobane’de kimin egemenliği yıkılarak devrim yapılmıştır?

Atılımcıların “Tek Yol Devrim”i de Kobane’deki gibi emperyalistlerin kara gücü olunarak mı yapılacak?
https://www.sosyalistforum3.com/showthread.php?t=79153 Yürüyüş, Sayı: 504

gerek kürt özgürlük hareketi gerek atılım ve diğer devrimci örgütler emperyalistlerin karagücü oluyor.bu yüzden kendilerini tutuyorlar akseymen abi
______________________________________________________
var.. yetmediğim.yetemediğim şeyler var...gözümün göremediği.kulağımın duyamadığı.bilincimin kavrayamadığı şeyler var...beni aşan şeyler var...
yılmaz güney
kümül isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
kümül Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 4 Kisi:
Alt 18.Ocak.2016, 13:03   #7
 
Feda Cephesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Feda Cephesi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Nisan.2015
Üye No: 52202
Mesajlar: 835
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 480
605 Mesajına 1,586 Teşekkür Aldı
Standart

HALK CEPHESİ:
“AKP Ölülerimizden Dahi Korkmaya Devam Ediyor!
Amed’de Cenazelerini Almak İçin Açlık Grevi Yapan Ailelerin Yanındaydık!”




AKP; katil sürüsüyle tam 42 gündür Suriçi’nde saldırıyor. Yalnızca 7 saatlik bir arayla süren sokağa çıkma yasağı ile orada yaşayan halka zulmediliyor. Halkın büyük kısmı göç etmiş olsa da halen evlerinde kalan, yaşamak için direnenler var. 20 gün önce katledilen İsa Oran, Ramazan Öğüt ve Mesut Siviktek ve 4 gün önce katledilen Rozerin Avcı’nın cenazeleri bekletiliyor. Aileler cenazeleri alabilmek için bedenleriyle direniyorlar. Açlık grevi direnişiyle 13 gündür eylem yapan aileler adalet istiyor ve çocuklarının cenazelerini almak istiyorlar.

12 Ocak Salı günü 17.30 da sokağa çıkma yasağının 2 saatlik kaldırıldığını ve oluşturulan heyetle gençlerin ailelerinin Suriçi’ne girip cenazeleri alacakları haberi üzerine, Halk Cepheliler de destek olmaya gittiler. Gazi Caddesi’ne
vardıklarında yoğun top ve mermi sesleriyle karşılaştılar. 2 saatlik ara boyunca ölen polis ve askerlerin cenazelerinin alındığını, bekletilen gençlerin cenazelerinin verilmediğini öğrenen Halk Cepheliler, orada bulunan şehitlerden birinin akrabasıyla birlikte açlık grevinin yapıldığı Diyarbakır İHD’ye gittiler. Dağkapı Meydanı adeta bariyerlerle kuşatılmış haldeydi.

Ve yasak kalkmış olmasına rağmen, halktan içeriye girebilen çok değildi. O sırada bir ekip otosundan yapılan anons katillerin ne denli pişkin olduklarını gösteriyordu. Şöyle sesleniyordu cenazesini alamayan meydanda bekleyen
ailelere ve orada bulunan halka polis: “Geri çekilin yoksa kafanıza şarapnel parçası gelebilir”. Adeta alay ediyordu katiller. 42 gündür katleden küfürler savuran kendileriydi oysaki, 2 saat boyunca içeriye giren halka “çıkışınız olmayacak” şeklinde sözler de söylüyorlardı.

Şehit ailelerinin açlık grevi direnişini sürdürdükleri Diyarbakır İHD’ye gidildiğinde, yanlarında olduğumuzu belirttik. Ailelerin bulunduğu binaya kadar gelen kurşun seslerinin arasında oğulları, kızları için direniyordu aileler. Bir ihtiyaçlarının olup olmadığı sorularak ziyaretimiz sonlandırıldı.

HALK CEPHESİ
Feda Cephesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Feda Cephesi Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 18.Ocak.2016, 13:05   #8
 
Feda Cephesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Feda Cephesi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Nisan.2015
Üye No: 52202
Mesajlar: 835
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 480
605 Mesajına 1,586 Teşekkür Aldı
Standart

Ayşe Öğretmene Açık Mektubumuzdur

Sevgili Ayşe Öğretmenimiz,

Senin adresini bilmiyoruz, telefon numaranı da, ama biliyoruz ki yazdığımız mektup senin eline ulaşacak. Çünkü mutlaka ya siz ya da çevrenizden biri bizi takip ediyordur.

Biz Bursa’dan İstanbul’a, Antep’e; İzmir’den Mersin’e Türkiye’nin dört bir yanında örgütlenmiş Çağdaş Hukukçular Derneği üyeleriyiz. Türk , Kürt , Ermeni, Laz, Terekeme.. çeşitli milliyetlerden, Alevi, Sünni, Hıristiyan ya da dinsiz çeşitli inançlardan avukatlarız. İçimizde çok çeşitli siyasi partilerden avukatlar da var, hiçbir siyasi partiye üye olmayanlar da. Aramızda sosyalistler de var, Ekolojistler de, Ulusal hak savunucuları da… Biz bu çeşitliliğimiz ve zenginliğimiz ile ezilen halklardan yana, emekten yana duruşumuz ile ortak bir mücadele içindeyiz. Hakları gasp edilen çok çeşitli binlerce insan ile muhatap oluyoruz ve onların fikirlerini öğreniyoruz.

Sevgili Ayşe Öğretmen,

Bir televizyon programına katılmışsın. Katılmış ve yüreğinin yangınını paylaşmak istemişsin.

Hakkındır, politika yapmak, siyasi bir düşünceye sahip olmak da hakkındır. Ki biz senin düşünce hürriyetini de sonuna kadar savunuruz. Ama sen siyasi düşüncesi ne olursa olsun önce insanların vicdanına seslenmek istemişsin. “Biz insanları vicdan sahibi olarak yetiştiriyoruz, onlar çocukların katledildiğini bilseler sessiz kalmazlar” diye düşünmüşsün.

Ayşe öğretmenim,

senin sözlerinin arkasından iktidar sahiplerinin kopardığı fırtına bu halkın gerçek duygu ve düşüncelerini gizlemek içindir. O yaygaranın ardında sana hak veren, iktidarın şiddetinden yaka silken milyonlarca insanın sesi var. Bu yaygara, o sesleri bastırmak içindir.

Elbette iktidarın şiddetine uğrayan yalnızca sen değilsin. Çocukları devlet güçlerince katledilmiş aileler de aynı muameleye uğruyor, yuhalatılıyor, gözaltına alınıyor, çocuklarının ölü bedenlerine ulaşmaları bile engelleniyor onların.

Bu ülkede, düşünce beyan eden aydınlar, akademisyenler de vatan haini ilan ediliyorlar. Biz onların da avukatlığını yapmaya da talibiz.

Bu ülkede topraklarını yağmalattırmak istemeyen Havva analar var. İktidar onlara da şovmen diyor. Sanatçılara davalar açılıyor, gazeteciler tutuklanıyor.. Hepsini herkesi vatan haini ilan etmiş durumdalar.

Ayşe öğretmenim, Nazım Hikmet şiirinde tarif ediyor ya;

“ Vatan çiftliklerinizse,

kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,

ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,

vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan”

İşte biz böyle vatan sevicilerden değiliz. Biz vatanı; toprağı ile, meyvesi sebzesi ağacı ile, çocuğu genci yaşlısı, Türkü Kürdü Arabı Lazı ile halklarını sevenlerdeniz. Halkların kardeşliğini, özgürlüğünü bağımsızlığını sevenlerdeniz. Bizi senin gibi öğretmenler yetiştirdi.

İşte bu yüzden Ayşe öğretmenim, senin avukatlığını yapmaya talibiz.

Sana soruşturma açacaklarsa ülkenin dört tarafından koşup geleceğiz. Gelirken Soma işçilerinin, Torunlar inşaat işçilerinin, Yırca’nın zeytincilerinin, HES’ler ile toprakları yağmalanmış köylülerin, Ethem’in Berkin’in Zafer’in selamlarını da getireceğiz.

İşte böyle öğretmenim,

Yanında yakınında durup, dost omuzlarını sana dayamış tüm dostlara da mahsus selam ederiz.

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi
Feda Cephesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Feda Cephesi Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 18.Ocak.2016, 14:35   #9
 
herkese demokrasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
herkese demokrasi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Haziran.2013
Üye No: 46821
Mesajlar: 324
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 35
87 Mesajına 144 Teşekkür Aldı
Standart

Astığınız bildirilerin açtığınız başlıkla nasıl bir ilşkisi var açıklarmısınız?
herkese demokrasi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.Ocak.2016, 18:22   #10
 
Feda Cephesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Feda Cephesi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Nisan.2015
Üye No: 52202
Mesajlar: 835
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 480
605 Mesajına 1,586 Teşekkür Aldı
Standart

Kozağaçlı: Kürdistan'da politik bir şiddet yürütülüyor




DİYARBAKIR (DİHA) - Kürdistan kentlerinde ilan edilse de, 'sokağa çıkma yasakları'nın ancak sıkıyönetim hallerinde Bakanlar Kurulu tarafından karar altına alınabildiğini söyleyen Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, mevcut durumun tamamen politik bir şiddetin yürütüldüğü "kent ablukası" olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin birçok kentinden dernek üyeleri ile birlikte Kürdistan'daki soykırım operasyonlarını protesto etmek ve direnişteki halkla dayanışmak üzere Diyarbakır'da gelen Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, Sur, Cizre ve Silopi'de haftalardır süren 'sokağa çıkma yasakları'nı değerlendirdi.

Devletin aylardır uyguladığı sokağa çıkma yasaklarını, İl İdaresi Kanunu'na dayandırması üzerinde duran Kozağaçlı, öncelikle sürdürülen bu uygulamaya 'sokağa çıkma yasağı' adı verilmiş olmasının yanlış olduğunu ifade etti. Çünkü sokağa çıkma yasağının, mevzuatlarda sadece sıkıyönetim hallerinde Bakanlar Kurulu tarafından verilebilecek bir karar olduğunu vurgulayan Kozağaçlı, bugüne kadar böyle bir uygulama örneğinin ise yaşanmadığını belirtti.

Yasağın hiçbir hukuki dayanağı yok!

"Burada ilan edilmiş savaş hali yok, zaten sadece TBMM ilan edebilir böyle bir savaşı. Yine sıkıyönetim, olağanüstü hal de ilan edilmiş değil" diyen Kozağaçlı, bu koşullarda yasağın uygulandığı gibi bir ablukaya yol açacak hukuksal dayanaktan yoksun olduğunun altını çizdi.

Kozağaçlı bu yoksunluğa rağmen yasağın tamamen hukuk dışı, defacto şekilde uygulanmaya devam edildiğini söyledi.

'Bu bir kent ablukasıdır'

Bu nedenle 'sokağa çıkma yasağı' denilmesine baştan karşı olduğunu dile getiren Kozağaçlı, şunları söyledi: "Bu tezi kabul etmemiz mümkün değil. Bunun hiçbir dayanağı yok. Bu bir ablukadır, kent ablukasıdır. Kentleri, mahalleleri abluka altına almış durumdalar. Eğer kanunda, adına 'sokağa çıkma yasağı' denilen şey ilan etmeyi düşünüyorlarsa bunun Anayasa'da, yasada yolu belli. Sıkıyönetim ilan edecekler. Bakanlar Kurulu karar verecek. Bunu yapmadıklarına göre hiçbir hukuksal dayanaktan söz etmek mümkün değil. Tamamen politik bir şiddetle operasyon yürütülüyor."

'AİHM'in tedbir kararı sürpriz olur'

Sürdürülen yasağa dair bu değerlendirmelerde bulunan Kozağaçlı, bu yasaklara dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan başvuruları ve verilen yanıtları da değerlendirdi.

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) tarafından, devletin dayanaksız bir şekilde Kürdistan kentlerinde sokağa çıkma yasağı ilan ederek başta insanların yaşam hakkı, sağlığa ve eğitime erişim hakkı olmak üzere temel haklarına erişiminin engellendiği gerekçesiyle yaptığı başvuru üzerine AİHM, Trkiye'nin gönderdiği savunmanın ardından 'tedbir' kararına gerek olmadığına hükmetti.

Yaşanan ihlallere ilişkin AİHM'den olumlu karar çıkmasının kendisi için zaten sürpriz niteliğinde olacağını söyleyen Kozağaçlı, çünkü AİHM'in içerisinde bulunduğu konseptin buna izin vermeyeceğini belirterek, Avrupa Konseyi ve AB'nin mülteci krizi nedeniyle AKP hükümeti ile son derece kirli ilişkiler içerisinde olduğunu düşündüğünü ifade etti.

'Siyasal iktidarın uluslararası güçlerle ittifakı var'

Mahkemenin bu tarz durumlarda son derece etkileyici bir mekanizma olduğunu dile getiren Kozağaçlı, "AİHM, Uluslararası Ceza Mahkemesi veya Lahey Adalet Divanı gibi kurumlar ancak emperyalist ülkeler arasındaki büyük dengeler korunduğu sürece işe yarar ya da bozulduğu sürece işe yarar. Şu anda siyasal iktidarın uluslararası güçlerle birçok garip ilişkisi ve ittifakı var" diye konuştu.

http://www.bestanuce9.com/238261/koz...tuluyor&dil=tr
Feda Cephesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Feda Cephesi Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 19.Ocak.2016, 03:33   #11
 
cheandeagle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
cheandeagle
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Temmuz.2015
Üye No: 52624
Bulunduğu yer: uk
Mesajlar: 61
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 312
31 Mesajına 72 Teşekkür Aldı
Standart

nerede o yuzlerce kiloluk patlayicilar?
nerede o , daha gerillanin yuzde onu bile bolgeye inmedi diye soylenenler?
nerede dolmabahce mutabakati?
nerede kurdistanin her yerinde secime full katilim saglayan ACIZ politika?
nerede , "rojova'ya devrim diyemeyiz" sozune linc politikasi uygulamak, van da konser yasaklamak?

once bunlara bir cevap bulalim, sonra cephe bizi kurdistanda yalniz birakti, anca konusuyor dersiniz degerli dostlar.
cephe, dun de, bugun de ve yarin da kurt halkinin yanindadir.

asil sorun sudur; kurt halki bu surece nasil geldi?
apo'nun tecriti kalksa hersey biter mi?
o sizde ki apo bizde olsa, aclik grevini olum orucuna cevirip sehit olurdu.

baska da birsey demiyorum, bu kadar zulmun yasli, bebek olumunun arkasindan konusmak bile ayip.
cheandeagle isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.Ocak.2016, 15:45   #12
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,192
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,444
2,079 Mesajına 5,906 Teşekkür Aldı
Standart

"o sizde ki apo bizde olsa, aclik grevini olum orucuna cevirip sehit olurdu." "cheandeagle"

Bak bunu doğru söyledin işte. Apo sizde olsaydı bir şafak vakti öldürtemezseniz kesin ölüm orucuna yatırıp öldürürdünüz.

Siz bu konuda dünyada gelmiş "En" profesyonellersiniz.
Tüm parti kadrolarını operasyonlarda,olmadı ölüm orucuna yatırarak bitirdiniz.

Utanmaz! Birde "Ölüm orucunda şehit olurdu" diyor şuna bak.

Allah akıl fikir versin diyeceğim de akıl koyacak yerde koca bir okyanus var beyin yerine.



______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 19.Ocak.2016, 16:01   #13
 
herkese demokrasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
herkese demokrasi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Haziran.2013
Üye No: 46821
Mesajlar: 324
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 35
87 Mesajına 144 Teşekkür Aldı
Standart

Kendi yoldaşlarını ölüm orucuna yollayarak, basit ve acemice yapılan silahlı eylemlere yollayarak yok olmalarını sağlayarak "faşist devletten" hesap soran tek örgüt olarak siyasi literatüre geçen bir örgüt olsa gerek CEPHE.
herkese demokrasi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
herkese demokrasi Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 19.Ocak.2016, 18:36   #14
 
dinc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dinc
Üyeliği durduruldu
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Mayıs.2013
Üye No: 46207
Mesajlar: 1,855
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,425
263 Mesajına 425 Teşekkür Aldı
Standart

Avrupa ve Amerika ve Rusya gibi işçi sınıfı bile burjuva bir işçi sınıfana dönüşmüş ; Halkı yozlaşmış; dönek solcuların faşistleştiği bir coğrafyadan ; Türkiye Üniversitelerindeki Burjuava Akedemisyenlerinin sözde barış çağrılarına bile avuc acan Milliyetçi düşünceler yıkılmaya mahkumdur. G20 ülkelerinin akedemisyenlerinin de ; bunlardan medet uman sözde devrimcilerinde sonu gerçek devrimci iktidar ile sona erecektir. Yürüyüş dergisini Türk Milliyetçiliği suçlarken; malasef yazılarını artık beğenir oluyoruz.Rusya'ya , Amerika'ya ve AB'ne sözde Kurtarıcı misyonu biçmek hiçbir taktiksel mantıkla acıklanamaz.


“ Vatan çiftliklerinizse,

kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,

ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,

vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan”
dinc isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.Ocak.2016, 18:40   #15
 
dinc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dinc
Üyeliği durduruldu
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Mayıs.2013
Üye No: 46207
Mesajlar: 1,855
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,425
263 Mesajına 425 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Deniz Yoldaş Nickli Üyeden Alıntı
Öyle bir yazıyorsunuz ki sanki bırakın herhangi bir DHKP-C üyesini, Dursun Karataş'ın bile zamanında AİHM'e başvurmuş olduğunu sizden başka kimse bilmiyor.

AİHM'e başvurmak Avrupa'dan medet ummak ise önce dönüp kendinize bakın!

http://www.radikal.com.tr/turkiye/ai...-karar-632787/

''İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan DHKP-C lideri Dursun Karataş,
Fransa aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) açtığı davayı kazandı. AİHM, 1994'te Fransa'da yakalanan Karataş ve avukat Zerrin Sarı'nın sorgusunda kendilerine
avukat bulundurma hakkı tanınmadığı gerekçesiyle Fransa'yı 4 bin 600 euro (yaklaşık 6 milyar lira) para cezasına çarptırdı. Fransa'nın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) adil yargılama hakkına ilişkin altıncı maddesinin üçüncü fıkrası olan 'avukat bulundurma hakkı'nı ihlal ettiğine karar veren mahkeme, bu kararını bire karşı altı oyla aldı. Mahkeme, AİHS'nin altıncı maddesinin birinci fıkrasını içeren
'yargılanma hakkı'nın ihlaline ilişkin yaptığı değerlendirmede, Fransa'yı suçlu bulmadı. 'Sahte kimlik bulundurmak, Fransa'ya
kaçak giriş ve eylem hazırlığı yapmak'tan soruşturma açılan Karataş, kefaletle bırakıldıktan sonra kayıplara karışmıştı.''
Bu biraz Keçi koyun hikayesine benzemiyor mu _ ? Sence?
dinc isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
dinc Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 19.Ocak.2016, 18:48   #16
 
Deniz Yoldaş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Deniz Yoldaş
EDİTÖR
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Ekim.2013
Üye No: 47815
Bulunduğu yer: Balıkesir / İzmir
Mesajlar: 3,613
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,923
1,416 Mesajına 3,804 Teşekkür Aldı
Deniz Yoldaş - AİM üzeri Mesaj gönder
Standart

Alıntı:
dinc Nickli Üyeden Alıntı
Bu biraz Keçi koyun hikayesine benzemiyor mu _ ? Sence?
Cevaplardım ama ben yazana kadar yine - yeniden ideoloji değiştirirsin de yazdıklarım boşa gider diye cevaplamamayı tercih ediyorum Dinç gardaş.
______________________________________________________
Seni düşünüyorum yoldaş ve son sözlerini...
Beni öldürecekler, adım Mustafa Hayrullahoğlu,
bir adım daha var düşmana vermediğim, TKP Merkez Komitesi üyesi Deniz...

Son sözlerin en güçlü dayanaktır savaşan militana!

Sana söz yoldaş;
komünist onuru kirletmeyeceğiz,
yere düşürmediğin kızıl sancağı daha da yükselteceğiz,
TKP, senin uğruna yaşamını verdiğin partin kazanacaktır...
Deniz Yoldaş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Deniz Yoldaş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 19.Ocak.2016, 19:02   #17
 
lasalle1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
lasalle1
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 09.Ocak.2016
Üye No: 54631
Mesajlar: 378
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 131
76 Mesajına 103 Teşekkür Aldı
Standart fgereksiz

gereksiz olmuş
lasalle1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.Ocak.2016, 21:49   #18
 
cheandeagle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
cheandeagle
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Temmuz.2015
Üye No: 52624
Bulunduğu yer: uk
Mesajlar: 61
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 312
31 Mesajına 72 Teşekkür Aldı
Standart

Che-1955 amca,
Cevap yaz cevap!!!
Birak cimbizlamayi.
Senin konu ile ilgili Bu kirim katliamla ilgili
Goruslerini ve onerilerini bekliyorum.
Herkes Bir derde yandi tutustu da, bacak kadar cocuklar hendeklere siper olduda,
O Apo onder yoldas orada ne yapiyor?
Bir lafi sozu icraati yok mu?
Yoksa yasam kutsal mi ?
cheandeagle isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.Ocak.2016, 02:46   #19
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,192
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,444
2,079 Mesajına 5,906 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
cheandeagle Nickli Üyeden Alıntı
Che-1955 amca,
Cevap yaz cevap!!!
Birak cimbizlamayi.
Senin konu ile ilgili Bu kirim katliamla ilgili
Goruslerini ve onerilerini bekliyorum.
Herkes Bir derde yandi tutustu da, bacak kadar cocuklar hendeklere siper olduda,
O Apo onder yoldas orada ne yapiyor?
Bir lafi sozu icraati yok mu?
Yoksa yasam kutsal mi ?
Ölmelimi sence?
Tecrit nedir bilirmisin?

Ya da Öcalanın daha geçen yıl söylediklerinin çıkmasıyla birlikte Kürdistanın ateşler içinde olması sizi neden rahatsız ediyor? Vatanınızmı bölünüyor yoksa devletiniz uçmağa varmak üzeremi.
Nedir bu telaş?

Adam gibi adam olsanız olayları tahlilinizde mücadele eden ezilenlerin savaşçılarını eleştirme yerine destek olursunuz.

senin şahsında sıkıntınızı anlıyorum.
Az daha sıkılın diye sizlere küçük bir istatistik vereyim.
Öncesiyle geleyimki az heyecanlı olsun,sana değil "Türk'e" yazıyorum bunları. Hani "bu vatan bizim defol ABD" diyenlere.

Yıl 1991 Newroz; 31 Kürt insanı öldürüldü buna karşılık bir tane olsun Asker ve Polisin burnu dahi kanamadı.
PKK sahada değil,dağda idi. (Neden dağdasın deme hakkım yok olamaz çünki omuzumda tüfengim yok)

Yıl 1992 Newroz; 94 Kürt insanı öldürüldü yine buna karşılık Asker ya da polisin burnu kanamadı.
PKK yine dağda.

Yıl 2002 ve sonrası Kürt halkı ellerinde fenerler,asit kuyularında faili meçhulle öldürülen insanlarının kemiklerini aramaya başladı.
Ve dedikki,"Ellerinde fenerlerle ölülerini arayan bu halk savaşmaya karar verirse Barışı mumla ararsınız"

Yukarıdaki anlatımım ciltler dolusu araştırmayı gerektirir bunada aklınız hafsalanız yetmez.
Anlayan anlar.

Bir anektod;
Vedat Türkali'ye Habertürk muhabiri sorar; PKK yöneticileri hakkında eleştirileriniz nedir?
Türkali'nin verdiği yanıt; "Kendilerini tanımıyorum,eşitte değilim. Eleştiri yapamam"
Siz kimsiniz sahi?

Gelelim bu güne.
Bugünü anlatırken dün ölenlerin sayısını,nasıl öldürüldürüldüklerini vs anlatıpta kafanı şişirmeyeceğim.
Bu tip zavallılık ancak "Türk"e yakışır.
Hani bazı sosyal medya hesaplarında kara zemin üzerine 122 harfi falan koyuyorlar,onlardan bahsediyorum.

Yukarıda geçmişin çok küçük bölümünde bir zerre örnek verdim.

Şimdi bu güne gelelim.
2015 Temmuz 24'te başlayan devlet saldırısıyla ivme kazanan Kürtlere karşı savaşta toplam 105 Kürt insanı öldürüldü. ("Barikat savaşlarında ölenler" 105 Sayısı içinde savaşan gençler ve gerilla'da var,bunların sayıları ise 30'u bulmaz)
Yukarıdaki sayılarda,şimdi verdiğim sayıda İHD'nin verileridir,yalansa onlar yalancı.

Bir istatistiki sayı daha var. Bunuda T.C Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu söyledi.
"Geçmiş 5 ayda şehit olan özel tim sayısı 200"

Tekrar yukarı dönelimmi?
Az da katlayarak bu güne gelelim hı?

1984'den 2012 yılına kadar resmi olmayan ama bilinen ölüm sayısı 50 bin civarında.
Kürdün her barış dediğinde,her savaşmak işimiz değil dediğinde yüzlercesi,binlercesi katledildi ama hiçbir zaman "Biz PKK'li değiliz" demediler,dik duruşlarından ödün vermediler.
On yıllarca "bıçağın kemiğe dayanmaması için" hep barış ve kardeşlik dediler.
Bıçak kemiği kesmeye başladığında; "Davetiniz kabulumuzdur" diyerek ellerindeki fenerleri bir kenara atıp,faili meçhullerde kaybedilenleri aramayı bırakıp savaşa başladılar.
Devletin 100 bine yakın mevcutlu ordusu ilçelerde,illerde mahallelere giremedi,giren uçmağa varıp şehitlik mertebesiyle onurlandırıldı.
(100 bin rakamı uçuk gelmesin,2. ordu jandarmanın emrine verildi)

PKK anlatımımın neresinde?
Apo orada ne yapıyormuş?
Boş ağırlığı 18 ton,dolu ağırlığı (Mühimmatla birlikte) 21 ton bazıları dahada fazla gelen zırhlıları çatapatla patlatıyorlar,yüzlerce kiloluk patlayıcılar masallarda olur.

Burjuva politik arenasıyla savaş alanını karıştırma. CHP ile çaktırmadan seçime girmeyle Kürdistanda seçime girme arasında fark yoktur.
HDP'de konuda figürandır sadece.

O kadar delikanlıysanız sizde alanınıza "Kızıl Bayrağı" çeker, Türk milliyetçi hareketisiniz diyeni alanınıza sokmazsınız. bu kadar basit.
Hemi onlar orada Devrim yapıyor sinyor.
Vedat Türkali gibi birinin "Eşit koşullarda eleştiri yapılır" dediği bu günlerde siz kim oluyorsunuzda alemlerin ezilenlerin ordusuna dil çırpıştırı veriyosunuz?
Cürümünüz kadar yer yakarsınız.
Cürüm içinde yanıp kül olanda pisipisine ölen fidanlar.

Şimdilik bu kadar.
Siperlerdeki "Çocuklar" hakkında konuşacak,onları eleştirecek ya da övecek durumda değilim.
Haddimde değil.

Anlatabildimmi cheandeagle





______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 7 Kisi:
Alt 20.Ocak.2016, 06:01   #20
 
cheandeagle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
cheandeagle
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Temmuz.2015
Üye No: 52624
Bulunduğu yer: uk
Mesajlar: 61
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 312
31 Mesajına 72 Teşekkür Aldı
Standart

tecrit nedir biliriz!!
girmemek icinde, cikmak icinde yuzlerce kez olduk, oldurulduk.
yapamayanlara, yuregi yetmeyenlere, koguslarini acanlara seslen biraz da che-1955 ape, yok ya ! amca olmaz, abi diyeyim. bende senin kadar varim 42 olduk.

konuya don lutfen!!
niye olunuyor?
neden bu sekilde devam ediliyor?
biz savasi kabul ettigimiz yerde, bolgede. ne zamandan beridir sivilleri korumaktan, onlara zarar gelmemesini saglamaktan vaz gectik?
bak orada onlarca cocuk oldu, hem acimasizca ve zavallica oldurduler!
bir berkin icin yuzlerce kisiyi eyleme yolladi cephe!
konusurken karnindan degil beyninden konus ismi guzel abim.
boby sands niye oldu, sehit oldu?
hic dusundunmu?
hdp den bile daha fiyakali sekilde millet vekilide olmustu, ama direndi onuru ve halkinin onuru icin oldu!!
eger boby sands'e de bir sozun varsa; butun sosyalist forum arkadaslarindan ozur dilerim.
siz yasamak icin savasiyorsunuz, biz yasatmak icin oluyoruz.

kendi yazdigin mesajida sakin unutma ve silme. bir kac ay sonra havalar degisir, iklim degisir , yine bir yanar doner muhabbetle ortaklasirsiniz tc ile, demedi deme abi.
cheandeagle isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.Ocak.2016, 13:43   #21
 
cheandeagle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
cheandeagle
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Temmuz.2015
Üye No: 52624
Bulunduğu yer: uk
Mesajlar: 61
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 312
31 Mesajına 72 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Cizire Botan Nickli Üyeden Alıntı
"Kendinizi yakmayın, sizi yakanları yakın." (Abdullah Öcalan)
Cok dogru soylemiste; kendisi kimi yakmis?
17 Yildir tecritte, 17 yildir savas yogun yada hafif devam ediyor.
Onu o esarete mahkum edenler eceliyle allahina kavusmus.
Sen yapmayacagin seyi dogru da olsa, niye bize soyluyorsun?
Ben halka, halkin savasmasina veya hendeklere karsi degilim , karsi oldugum
Sey ; sen neredesin ey milyonlarca gozu, kulagi ve beyni olan PARTI?
Bu guce, Bu iradeye ve Bu halk destegine uygun Bir politika goremiyorum
Ben kendi adima son Bir kac aylik donemde.
cheandeagle isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.Ocak.2016, 14:37   #22
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,192
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,444
2,079 Mesajına 5,906 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
cheandeagle Nickli Üyeden Alıntı
Cok dogru soylemiste; kendisi kimi yakmis?
17 Yildir tecritte, 17 yildir savas yogun yada hafif devam ediyor.
Onu o esarete mahkum edenler eceliyle allahina kavusmus.
Sen yapmayacagin seyi dogru da olsa, niye bize soyluyorsun?
Ben halka, halkin savasmasina veya hendeklere karsi degilim , karsi oldugum
Sey ; sen neredesin ey milyonlarca gozu, kulagi ve beyni olan PARTI?
Bu guce, Bu iradeye ve Bu halk destegine uygun Bir politika goremiyorum
Ben kendi adima son Bir kac aylik donemde.
Sen Sebo'dan başka kimi yaktın? diyerek devam edelim.

Birkaç aylık dönemde örgütlülük olmasaydı bu iş buralara gelmez,Roza ve Hesen işbaşı yapamazdı.

Kürdistanda savaşı sevk ve idare edenin adı parti değil,kocaman bir yapı,Komünlerin birliğidir.
sözünü ettiğin,anlatmaya çalıştığın parti ise kendisine verilen görevi yerine getirendir,fazlacada bir harbiyeti yoktur.
Yoktur çünkü Komünistlerin örgütlenme ve savaşları böyle olur.

Bilale anlatır gibi yazayım.
Kürdistandaki savaşta YPS birlikleri var. Bunlar mahallelerin özsavunma birlikleridir yani Komünlerin savaşçı birimleri.
YPS içinde HDP'li,PKK'li,Apolitik olanı,sıradan insanı,dil bilmez BABİL'i dahi var ve bunlar mahallelerini ölesiye savunup saldırılar yapıyorlar,birkaç çatapatla "Çeliğe su veriyorlar" pardon çeliği pert ediyorlar.

Parti parti diyorsunda sen Sur halkını,helede gençliğini tanıyormusun?
Daha düne kadar Allahın bile söz geçiremediği bu gençliği disipline almayı 4-5 aylık sürede hangi parti başarabilir?
Varmı dünyada bunun örneği? (Var ama bunu bilmen mümkün değil çünki üçbeş sidikli MK'dan emirle particilik genlerine işlemiş bilemezsin)

Kürdistanda savaşı parti"ler" değil halkın özyönetimi yapıyor,partiler sadece savaş içinde birer öğe durumundalar.

Şu Marksist parti örgütlenmesi saçmalığını unut cheandeagle. Kürtler Komüncülerin,petrolözlerin,Komünarların torunlarıdırlar.
Yanlış olanı kapıdan çevirmesini geçmişlerindeki yenilgilerle becerirler.






______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 20.Ocak.2016, 23:03   #23
 
Feda Cephesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Feda Cephesi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Nisan.2015
Üye No: 52202
Mesajlar: 835
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 480
605 Mesajına 1,586 Teşekkür Aldı
Standart

Ölüler ve Mezarları Halkların Toprağa Saldıkları
Kökleri Gibidir; Soyları, Sopları, Tarih Bilincidir!


SAVAŞIN DA BİR AHLAKI VARDIR AMA
AKP’NİN AHLAKI YOKTUR!




Ölüye saygı, insanlık tarihinin en eski zamanlarından beri halkların yaşamında önemli bir yere sahiptir. Bu saygı her halkın kültüründe değişik biçimlerde yaşam bulmuştur. Öyle ki, bu saygı zamanla savaş kültüründe
bile kendine yer bulmuş, “savaş ahlakı” olarak kabul edilen olgunun en önemli parçası haline gelmiştir. Yüzyıllardır “savaş ahlakı”nın en önemli öğelerinden biri ölüye saygıdır. Ama bugün ülkemizde, Kürdistan topraklarında yaşanan ger- çekler AKP’nin insanlık tarihinin bu en eski ve evrensel değerinden bile yoksun olduğunu göstermektedir.

Dünyadaki birçok halk gibi, Anadolu halkları da ölülerine büyük anlam atfeder, saygı ve sadakat ile yaklaşır, onları gelenek ve inançlarına göre doğru buldukları, layık gördükleri şekilde gömer ya da gömmek isterler. Anadolu halklarının kültüründe “ölüyü yerde bırakmak”, “ölüyü mezarsız bırakmak’ ayıp ve utanç sebebi sayılır. Ölüsünü yerde bırakanlar, ölülerine karşı son görevlerini yerine getiremeyenler toplumda kabul görmezler. Çünkü ölüler ve mezarları halkların toprağa saldıkları kökleri gibidir; soyları, sopları, tarih bilincidir.

Ölüye saygı bütün dünya halklarının kültüründe öylesine yerleşmiştir ki, tarih boyu savaşan tüm güçler arasında, belki kısa bir süre sonra biri diğerini yok edecek düşmanlar arasında bile, “ölüye saygı” insan olmanın bir gereği, en
önemli ahlaki değer olarak kabul edilir.

Tarihte bunun sayısız örneği vardır. Çağlar açıp çağlar kapatan büyük savaşlarda, amansız mücadelelerde dahi, 1. ve 2. emperyalist paylaşım
savaşlarında bile cephedeki düşman güçler belirli aralıklarla savaşa ara verir, savaş alanındaki ölü ve yaralıların oradan çıkarılması için geçici ateşkes yaparlardı.

Bu durum, 19. yüzyılda emperyalizm tarafından ortaya atılan ve emperyalist devletler arasındaki sömürü savaşlarının kurala bağlanmasını ve savaşların “insanileştirilmesini” öngören “uluslararası savaş hukuku”nda da önemli bir yere sahiptir. Yalnızca uluslararası hukukta değil dinde ve din temelli hukukta da savaş ahlakı ve bu ahlakın bir parçası olarak ölüye saygı önemli bir yere sahiptir.

Örneğin İslam savaş hukukunda, savaşçı olmayanın öldürülmesi, ölene işkence edilmesi, uzuvlarının kesilip teşhir edilmesi yasaktır. Yine ölünün mezarsız bırakılması günah olduğu gibi ölümden sonra kısa bir süre içinde ölenin gömülmesi de dini bir zorunluluktur.

Kısaca; tarihsel gelişim içinde savaş hukuku ve savaş ahlakı kavramları
ortaya çıkmış ve yerleşmiştir. Evet, savaşın da bir ahlakı vardır. Ama tarih boyu bu ahlaka sahip olmayan, ahlaksızlıkta sınır tanımayan güçlerin de
olduğu bir gerçektir. Tıpkı bugün AKP faşizminin yaptığı gibi savaşta hiçbir yasa, hiçbir kural, insana ait hiçbir değer tanımayan, insanın doğasında
olmasa bile tarihsel ve toplumsal gelişim süreci içinde ortaya çıkan dini, ahlaki ve toplumsal değerleri yok sayan egemenler de tarih boyu hep var olmuştur.

İnsanlık tarihinin en eski dönemlerinden beri egemenler, kendilerine başkaldırıp isyan edenleri sadece biyolojik olarak öldürmekle yetinmemiştir.
Öldürdükleri bedenlerin manevi bir anlam ve moral bir değere dönüşmesini engellemek için onları sembolik ve politik olarak da öldürmek amacıyla her türlü yol ve yönteme başvurmuşlardır.

Örneğin köleci Roma devletine kafa tutan, “güneş batmayan imparatorluğu”
titreten köle Spartaküs işkencelerle katledilip çarmıha gerilmiş ve günlerce diğer kölelere teşhir edilmiştir. Küba devriminin komutanı Che’yi Bolivya’da katleden emperyalist haydutlar, cesedini bir köy evinde teşhir etmiş, daha sonra da kaybetmişlerdir.

Anadolu topraklarında da Baba İshak gibi, Börklüce Mustafa gibi, Hallacı Mansur gibi, Şeyh Bedreddin, Pir Sultan ve diğerleri gibi, zalimlere baş kaldıran, onları titreten birçok halk kahramanı değişik biçimlerde katledilip ibret-i alem olsun diye halka teşhir edilmiştir.

Elbette burada asıl saldırının geride kalanlara, katlettiklerinin mücadele arkadaşlarına, yoldaşlarına, halka yönelik olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü ölenin bedenine yönelik her saldırı, çoğu zaman, öleni aşağılayarak, küçük düşürerek o bedende somutlanan değerlerin yok edilmesini amaçlar.
Gözdağı ve tehditle, ölenin, kalanların belleklerinde yarattığı manevi değerler, ideallerine ve mücadelesine duyulan yakınlık, saygı, bağlılık, vefa ve ölenin mücadelesini sürdürme ve hesap sorma isteği yok edilmek istenir.

Yani saldırının asıl hedefi ölenin cansız bedeni değil onun geride bıraktıklarıdır, halkın kendisidir. Böylece asıl olarak düşmana yani halka gözdağı verilmek istenmektedir.

Egemenler öldürdükleri düşmanlarını mezarsız bırakma, geleneklere göre gömülmelerine engel olma ya da ölü bedenlere ve mezarlara zarar verme gibi yollarla onların ölü bedenlerinde veya mezarlarında somutlanan değerlere bugün de saldırmaya devam ediyorlar. Ülkemizde de bu konuda her gün yeni örneklerle, ölülerimize yönelik yeni saldırılarla karşılaşıyoruz.

Halk Düşmanı, Din Tüccarı AKP, Ölülere Bile İşkence Yapıyor!


Son olarak geçtiğimiz yaz aylarından beri sokağa çıkma yasakları ve kuşatmalar eşliğinde katliamların yaşandığı, Kürt halkına yönelik açıkça savaş politikalarının uygulandığı Kürdistan’da ölülere yönelik ahlaksızca
saldırılar AKP’nin bu konudaki gerçek yüzünü göstermektedir.

Şırnak’ta katledilen Hacı Lokman Birlik’in cesedinin zırhlı aracın arkasında sürüklenmesi, Muş’ta katledilen kadın gerillanın cesedinin çırılçıplak soyularak teşhir edilmesi ve son olarak günlerce süren kuşatmalarda Cizre’de, Sur’da, Lice’de, Silopi’de, Dargeçit’te... çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek kontrgerilla tarafından katledilen insanların cesetlerinin günlerce vuruldukları yerde bırakılması, ailelerin cesetleri almalarına bile izin verilmemesi AKP’nin ahlaksızlığının, ahlaki ya da dini hiçbir değerinin olmadığının açık göstergesidir.

Örneğin Silopi’de devlet güçlerince katledilen 57 yaşındaki Taybet İnan’ın cesedi polisin saldırılarından dolayı vurulduğu sokaktan ancak 7 gün sonra alınabildi. Yani Taybet İnan’ın cesedi 7 gün boyunca katledildiği sokaktan alınamadı.

İşte AKP’nin Müslümanlığı bu kadardır. Din sömürücüsü, din istismarcısı AKP’nin gerçek yüzü budur. AKP faşizmi ne dinle, ne ahlakla, ne de hukukla kendini bağlı hissetmeksizin her türlü alçaklığı, her türlü ahlaksızlığı yaparak yönetmeye çalışmaktadır. Başka yolu da yoktur zaten. Faşizmin içine düştüğü kriz o kadar derin, korkuları o kadar büyüktür ki, bu korkunun yanında “ahiret korkusu”nun lafı bile edilmez...

Sonuç olarak; savaşın da hukuku ve ahlakı vardır; ama AKP’nin ahlakı
yoktur. AKP de kendisinden önceki tüm zalimler gibi ölülerimizden, onların yarattıkları veya cansız bedenlerinde somutlanan değerlerinden korkmakta, onu yok etmek istemekte, bunun için en aşağılık yöntemleri kullanmaktadır.

Ama şunu da bilmelidir ki, bugüne kadar başarılı olamadı egemenler, öldürdükleri kahramanları halkın belleğinden silemediler. Ama yine de bu politikadan hiç vazgeçmediler, vazgeçmeyecekler. Bize düşen ise, mezar hakkımızı ne pahasına olursa olsun savunmak, ölülerimize daha çok sahip çıkmak, ölülerimizi ve onların kanlarını yerde bırakmamak.

Daha önemlisi, onların ideallerini, yarattıkları ve temsil ettikleri değerleri sahiplenmek ve büyütmek. Yani daha çok örgütlenmek, daha çok savaşmak, savaştırmak. Ölülerimize yapılan bu zulme son vermenin de halkların kurtuluşunun da tek yolu budur.

Halkın Hukuk Bürosu

Yürüyüş, Sayı: 504
Feda Cephesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Feda Cephesi Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 21.Ocak.2016, 14:03   #24
 
dinc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dinc
Üyeliği durduruldu
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Mayıs.2013
Üye No: 46207
Mesajlar: 1,855
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,425
263 Mesajına 425 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Deniz Yoldaş Nickli Üyeden Alıntı
Cevaplardım ama ben yazana kadar yine - yeniden ideoloji değiştirirsin de yazdıklarım boşa gider diye cevaplamamayı tercih ediyorum Dinç gardaş.
Deniz Yoldaşım İdelojimiz belli komunizm. Devrimden başka bir umudumuz yok. Kürdistan'da Bir ulusu yok oluşunu izlemek ve bunu İslamla yada Sosyalizmle afyonlamaya çalışanlarla ; Kürt Ulusunu Bugünkü Kısmen Burjuva İşçi sınıfı oluşmuş bir Türkiye gibi Kürdistan'a çevirmek isteyenler arasında ; bir ulusun ve değerlerinin yok oluşu çercevesinde hiçbir fark görmüyorum. Kürdistan bugün Dünya'nın hiçbir yerinde olmayan bir devrimci halk kitlesi yaratabilmişken; Bu halk kitlesinin umudunu Yavşak bir iki tane kuruluşa bağlar gibi davranmak tamamen hatalıdır. Kürdistan doğal kaynakları ; genç işçi sınıfıyla ABD ve AB 'nin ağzını sulandırıyorken; Türkiye Sömürgesi olmaktan kurtulma adına ; AB 'ye değer biçmek çok büyük bir çelişki olsa gerek.
dinc isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Ocak.2016, 07:10   #25
 
SosyalistPeygamber - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
SosyalistPeygamber
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 18.Ocak.2016
Üye No: 54720
Mesajlar: 61
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 71
22 Mesajına 44 Teşekkür Aldı
Standart

Yilanin basini avlamayanlar, Yilanin basi tarafindan avlanirlar.

Hedefte zalim yoksa, mazlumlar, garibanlar bir birini hedef alirlar.

Yuzlerce turk ve kurt oldu ama birtane zalim Yonetici, dikta basi olmedi!

Ey Devrimciler, kucuk hedefler ancak halka zarar verir, buyuk hedefler halkin yarar saglar.

Siz Devrimde bir devrim yapmadikca, su ulkeye baris gelmez!

Silahlari emir sahiplerine, elinizi ise halka uzatin!
SosyalistPeygamber isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com