Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > ULUSAL SORUN VE DEVRİM > UKKTH


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi İBRAHİM KAYPAKKAYA VE ERMENİ MESELESİ
Cevaplar
11
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1758
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 18.Temmuz.2017, 21:38   #1
 
İBO'CU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İBO'CU
HAY-MAT-LOS
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Eylül.2007
Üye No: 2996
Bulunduğu yer: DÜNYANIN HER YERİ
Mesajlar: 5,832
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,187
2,017 Mesajına 5,160 Teşekkür Aldı
Standart İBRAHİM KAYPAKKAYA VE ERMENİ MESELESİ

İBRAHİM KAYPAKKAYA VE ERMENİ MESELESİ

Altmışlı yıllarda Ermeni sorunu tartışılan bir sorun değildi. Tartışılan tek sorun bizdik. 1966-67'de, Ermeni sorununa ilişkin, aklımızın samanlığında sessizce uyuyan görüşlerimiz, TKP'nin ve TİP' in görüşlerini aşmıyordu.

Bunlara göre, Birinci Dünya Savaşı döneminde savaşan taraflar çıkarları gereği İttihatçılar ile Taşnakçıları kullanmış, barış içinde yaşayan iki halkı birbirine kırdırmışlardı. 1918'den sonra ise Ermeniler İtilaf Emperyalistleri ile birlikte hareket ederek, Kurtuluş Savaşını arkadan hançerlemişlerdi. Sorun, tarihe mal olmuş bir sorundu ve kurcalamanın da bir gereği yoktu.

TİP başkanı Aybar, Vietnam'da işlenen savaş suçlarının dünya vicdanında yargılanması amacıyla, 1966'da kurulan Russel Mahkemesi'ne üye oldu. Bu, TİP'in prestijini Türkiye aydınları nezdinde biraz yükseltti. Çünkü bu mahkemede, Russell, Sartre, Simone de Beauvoir, James Baldwin, Isaac Deutscher, Peter weiss gibi isimler vardı. 1967'de Aybar, mahkeme çalışmalarını TİP toplantılarında bizlere anlattı ve bir bölümünü de Ant dergisinde yayınladı. Bu yazıları ilgiyle okuduk.

Gel gelelim ki biz, Aybar'ın 1967'de, Sartre'nin mahkeme için hazırladığı 1967 tarihli raporuna itiraz ettiğini bilmiyorduk. Sartre, raporunda Ermeni Jenositinden de söz etmiş, bunun üzerine Aybar, böyle bir jenositin olmadığını beyan ederek, ibarenin çıkarılmaması durumunda imzalamayacağı ültimatonunda bulunmuş, sonuçta ibare rapordan çıkarılmıştı.

1967'de siyasal faaliyetlerimizden dolayı okuldan atılınca, ben amcam oğlu Kemal'in Kumkapıda kaldığı tahta eve sığındım ve eski bir Ermeni ve Rum kasabası olan Kumkapı'yı kısa zamanda sevdim. Akşam güneşi sefasında yürümeyi daha çok sevdim. Bir yanımda, denizden yayılan ses zenginliğinin mayaladığı sahil curcunası; tekneler içinde ağları tamir eden merametçi dudular, balıkçılar, balıkçı reisleri, goygoycular ve branda bezinin üzerinde yığılı balıkları bağırarak satan satıcılar. Diğer yanda, meyhaneler, sabahçı kahvehaneleri, taş plak şarkıları, rebetikalar, aşk, hüzün, hasret...

Kemal abi beni Kör Agop'un meyhanesine götürdü. Eskiden Sait Faik'in, gittiğimizde ise Salah Birsel, Melih Cevdet Anday, Nuri İyem gibi aydınların zaman zaman uğradığı bir meyhane olduğunu öğrendim. Torik balığından yapılmış, zeytin yağlı lakerdayı, Ermeni pilakisini ve çirozu ilk kez burada tatmış oldum. Kemal abi on yıldır hukukta okuyan ve bir türlü bitiremeyen, bitirmek de istemeyen, bektaşi ruhlu birisiydi; rakısını yudumlarken, "Orta Asya'dan gelip adamların ülkesini işgal ettik," diye mırıldandı. "Bin yıl yamak olarak kullandıktan sonra kırdık, süpürdük, sınırların ötesine attık, ellerinde kala kala körün topalın işlettiği bir iki meyhane kaldı."

Bu söz, derinlerimde yankılandı. Kızıl Ordu Kafkasyaya girmek üzereyken, Soğukbulak köyünü (Ermenistan) terkedip Kars'a sığınan babamın anlattıkları çınladı kulaklarımda. Sorular sordum, "Bu konuda basılmış bir kitap var mı?" dedim. Güldü. Sohbet eden, demlenen insanları işaret etti bakışlarıyla. "İki ayaklı, yaşlı Ermeni kitaplarının dışında kitap arama, bulamazsın," dedi.

İBRAHİM KAYPAKKAYA'nın 1969'da kafayı taktığı sorunlardan bir tanesi de Türk burjuvazisinin geçmişiydi. Solun bazı teorisyenleri, Osmanlıda Türk burjuvazisinin olmadığını, liman burjuvazisi, (kompradorlar, levantenler) arasında Türk burjuvazisinin varlığından söz edilemeyeceğini, bunların tümünün Ermeni, Rum, Yahudi ve batılı olduklarını ileri sürüyorlardı.

Bu teori, Kurtuluş Savaşına Türk burjuvazisinin önderlik ettiği görüşünü boşa çıkarmada da işe yarıyordu. İBRAHİM KAYPAKKAYA'nın tarih kitaplarını karıştırmasının bir nedeni de buydu. Kırk haramiyi kökleriyle birlikte açığa çıkarmak. Ben, "Kökünü tikeyim, değmez," diyordum. Gülüyor, "Onu kökleriyle birlikte açığa çıkarıp tanımadan, asar-ı antika müzesine kaldıramayız," diyordu.

Sohbetlerde arada bir İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osman Turan, Mustafa Akdağ gibi tarihçilerin adları yokluyordu kulaklarımı. Aklı, Galataya, İzmir Limanı ile hinterlantı arasındaki ticarete, Berlinden Bağdat'a ve Mançester'den Trabzon'a uzayan ticaret yolları üzerindeki haramilere takılıp kalmıştı.

Türk'e Limanlarda rastlayamamış gibi bir hali vardı. Sıkıntılıydı. İzmir limanında değil ama hinterlantında, kuru yemiş ticaretinin büyük toprak sahibi Türk ticaret burjuvazisinin elinde olduğunu söylüyordu. Kuru yemişi çok sevdiğim için ilgiyle dinliyordum.

Tüm bu kitap karıştırma, okuma işlerinde İBRAHİM KAYPAKKAYA bir noktayı dikkat merkezine almış bulunuyordu. Osmanlı - Rus, Osmanlı - İngiliz ilişkilerinde Ermeni sorunu.

Gelişen ticari kapitalizmin, milli boyunduruk altında köleleştirilmiş Ermeni ulusunun uyanışına yol açtığını, bu ezilen ulusun, Ermeni Ticaret burjuvazisi önderliğinde, titrek ve zımni bir şekilde bağımsızlık talep ettiğini.......Notlarını kaydettiği bir defteri vardı. Defterde neler vardı bilmiyorum.

Ermeni sorunu İBRAHİM KAYPAKKAYA ile tartıştığım bir sorun değildi. Çünkü o zamanki yakıcı sorunumuz bu değildi. Malatya, Antep, Siverek ve Dersim gibi çalışma alanlarında, bu alanlar arasındaki yollarda sohbet ederken bu sorun zaman zaman sohbetimize takılıyordu. En ciddi takılma noktası, İBRAHİM KAYPAKKAYA, Türk burjuvazisini araştırırken, Şnurov'un Türkiye Proletaryası adlı kitabının da etkisiyle, Türk burjuvazisinin Ermeni, Rum ve diğer azınlıkların müsadere edilen, yağmalanan mallarıyla palazlandıkları noktaydı.

İBRAHİM KAYPAKKAYA bu noktada dikkatini Ermeni ve Rum kırımı üzerinde yoğunlaştırmıştı. Bir milyon Ermeni'nin kendilerine ait kadim topraklardan zorla sürüldüğünü, kırıma uğradığını ileri sürüyor, Ermeni ve Rum mallarıyla semiren, pay talep eden ve paylarının işgalciler tarafından geri alınacağından korkan ticaret burjuvazisi ile büyük Toprak sahiplerinin azgın bir iştahla ve diğer mülk sahipleriyle birlikte, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri'nin kuruluşuna önderlik ettiklerini savunuyordu.

1971'de, kaçak aşıkların seviştikleri, tavuk kümeslerini andıran Siverek Bağ evlerinde, Doğu Anadolu Bölge Komitesi olarak (İbo, Bora Gözen ve ben) program taslağını tartışıyorduk. Tartışma arasında yemek yerken, Siverek'i çepeçevre kuşatan bağların hangi sınıflara ait olduğu sorusu atıldı ortaya. Ben, bağların asıl sahiplerinin Ermeniler olduğunu söyleyerek, halktan dinlediğim hazin hikayeleri aktardım. Sohbet Ermeni sorununa kaydı. Ben, Kürtlerin kırıma alet olduklarını söyleyince İBRAHİM KAYPAKKAYA karşı çıktı. Kürt toprak ağaları ile ticaret burjuvazisinin, İttihatçı Türk burjuvazisiyle suç ortaklığı yaptığını ve kırıma Kürt halkının bir bölümünü alet ettiklerini söyledi. Bora, Ermenilerin de kısmen kırım yaptıklarını, Kurtuluş Savaşında emperyalistlerle işbirliği içinde olduklarını söyleyince İBRAHİM KAYPAKKAYA sertleşti, Komünistlerin Türk burjuvazisinin ağzını kullanmaktan itina ile uzak durmalarını, hunharca katledilip sürülmüş ezilen bir ulusun kendi kadim topraklarına dönme ve orada kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu ve bu hakkın hiçbir gerekçeyle gölgelenemeyeceğini söyleyince tartışma kızıştı. Aklımın huzur içinde olan arka odaları karışır gibi oldu. "Tarihi şartların bir hatası, o kanlı şartların özeleştiri yapması lazım," dedim. İBRAHİM KAYPAKKAYA bu sefer Bora'yı bırakıp bana yöneldi. "Hata denilen şey özeleştiriyi, kendisini doğuran şartlara değil, hatayı işleyene yaptırır," dedi ve ses etmeyince yeniden Bora'ya yöneldi.Taraflardan hiç birinin bir diğerini ikna edeceğine inanmadığım için, "mesele umduğumuzdan da derin," diye mırıldanarak, bağ evinden dışarı çıktım, az ötede dallanan üzüm kütüğünün köküne işedim rehavetle.

MUZAFFER ORUÇOĞLU
Temmuz-2017 / Halkın Günlüğü
______________________________________________________

TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN; BİR SEVDA UĞRUNADIR.
DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN.
DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR,
KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN,
SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA;
HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ,
NÖBETÇİ PARTİZAN.

İBO'CU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İBO'CU Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 19.Temmuz.2017, 00:27   #2
 
H.Doludizgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
H.Doludizgin
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ekim.2014
Üye No: 51273
Mesajlar: 780
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 416
413 Mesajına 791 Teşekkür Aldı
Standart

Merhaba

Aslinda cok güzel bir konuya parmak basmissiniz; Bu konu kürdistanda ve kürt siyasetcilerince de ne yazik ki bir tabu olma özelligini koruyor.

Kürdistanin sinirini cizen kürt aydinlari, komsu ulus olarak Harita da adlandirmamislardir veya ben rastlayamadim.

Kürtlerin ulus bilincinin zorla olusturmasinin yan etkilerinden biri de icinde barindirdigi diger uluslarla baris icinde yasamak isteginden kaynaklaniyor olabilir!

Mesela , kürtler Zazalara da herhangi bir hak tanimak istemezler oysa zazalar var ve kürt aydinlarin zazalara bakis acisini "inkar"a dayandirarak, zazalarin var olmadigini ve aslinda onlarda kürt diyerek Dimili dilini kürtcenin degisik bir sivesi olarak lanse ederler.

Ermeniler, Dersim`de kendilerini gizlemezlerdi ve ben kendimde onlari Dayi, amca, hala ve Teyze olarak bilirdim ve Ermeni denilince aklima baska bir sey gelmezdi ve de kimse de bu konuda konusmazdi.

Mesela bu yasima kadar bir tek Ermenice kelime bilmem, isimler disinda...

En zor dönemlerde ermenilerin evine giderken hic bir zorlukla karsilasmama ragmen kendi akrabalarimin bana, ne kadar ürkek ve cekingen davrandiklarina da insanlar sahittir.

Kürdistan`da ki Cingeneler de mert ve bir o kadar da mazlumdan yana tavir alirlar.

Kürt ulusal kurtulus mücadelesi bir an önce kürdistandaki diger ulus iliskilerini de kendisine yontmadan acikca tartismali ve diger uluslarla is birligi mücadeleyi daha da gelistirir.

IBO, gercek bir öderdir ve her seyi detayli ögrenerek siyasi cizgisinde prüz birakmadan hizla yol almayi secmistir.

Ibo, yasatilabilinseydi inaniyorum ki bizler daha ileri mevzilerde olurduk...

Saygiyla aniyorum.
H.Doludizgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
H.Doludizgin Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 19.Temmuz.2017, 01:43   #3
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 425
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 97
165 Mesajına 259 Teşekkür Aldı
Standart

sevgili H.Doludizgin

Mesela , kürtler Zazalara da herhangi bir hak tanimak istemezler oysa zazalar var ve kürt aydinlarin zazalara bakis acisini "inkar"a dayandirarak, zazalarin var olmadigini ve aslinda onlarda kürt diyerek Dimili dilini kürtcenin degisik bir sivesi olarak lanse ederler.

öncelikle Kürt aydınları Zazaların var olmadığını söylemezler...Zazalar Kürtlerin bir parçası içindeki bir grup hatta Kürtlerin kökeni olduğunu söylerler...

aslında bunu söylerken doğrudurlar da...Zazaki lehçesi...diğer Kürt lehçelerine nazaran...en az bozulmaya uğramış...ve İrani kökenlerini korumuş bir lehçedir...

muhtemelen sen de "şive" derken lehçe anlamında söylemek istedin...Zazaki nin Kürtçe nin lehçesi olup-olmadığı tartışlamalıdır...

Fakat bu tartışmalar yapılırken...Lehçe kavramının kendisi ayrı tartışılması gereken bir olgudur...üzerinde anlaşılmış ortak bir lehçe tanıımı yoktur...birbirini anlayabilme tarzı kıstaslar önerilse de...bazı dillerde lehçeler birbirini hiç anlayamazken...farklı dili konuşan insanlar birbirini daha iyi anlayabiliyorlar...bu göreceli bir olgudur...göreceye göre tanım koymak da "dil bilimin" işlediği bir halttır...


bu noktada lehçe mi dil mi yi tartışmaktan ziyade ortak bir toplum mu yoksa ayrı mı bunlar tartışılmalıdır...kendilerini Kürt toplumu içerisinde görüyorlar mı...bunu tartışmamız lazım...

bir toplum kendini nasıl ifade ediyorsa...kendi tarihsel-toplumsal var oluşunu nasıl açıklıyorsa o toplum öyledir buna karışamayız...fakat bireylerin, toplumlar üzerine yaptıkları yorumları tartışabiliriz

zazalar kürt değildir...diyen de ..kürttür diyen de zazaları inkar etmez...dilini ya da lehçesinin varlığını da kabul eder...

burada bakacağımız olgular bellidir...

1-tarihte ayrı bir zaza-kürt olgusu var mı? Kürde karşı zaza örgütlenmesi olmuş mu? zaza ayrı kürt ayrı tarzı bir oluşum tarih içerisinde var olmuş mu

2-zazalar kendilerini ayrı bir ulus olarak ifade ediyorlar mı

misal bir yerdeki aşiret konuştuğu lehçeye zazaki der...başka yerdeki Dımili der...Dımili aynı zamanda bir aşiret ismidir...kendilerine Kırd ve konuştuklarına Kırdki diyen...kendilerine Kırmanc ve konuştuklarına Kırmanci diyenler de vardır...

bunların hepsine toptan "zaza" diyoruz ama bunlar kendilerine ortak bir sıfat ile isimlendirmiyorlar...Kendine Kırd diyenler...kendi dışındakilere Kırdasi(Kürtçük) diyor..

keza Güney Kürdistanda Hewremani lehçesinde konuşan bir kesim var...bunların konuştukları dil de Zazaki ile hemen hemen aynı...fakat bunlar kendilerine yukarıda söylediğim şekilde hitap etmiyorlar...

yani bu zazalar kim...hewreman mı Kırmanc mı Kırd mı Dımili mi...kendilerine ortak bir şekilde ifade etmiyorlarken...fakat ortak olarak Kürtlüğü sahiplenebiliyorlarken bunlar nasıl ayrı bir topluluk olabiliyorlar...

3-Kürdistan da öyle büyük aşiretler var ki...kendi içinde hem zazaki konuşan...hem de kurmanci konuşan bir kola sahip..

ve hiçbir aşirette bir kol hem zazaki hem kurmanci konuşmuyor...yani asimile olma gibi bir durum mevcut değil...ya zazaki konuşuluyor ya da kurmanci...


4-tarihte Kürt önderi olarak kabul ettiğimiz kişiliklerin önemli bir bölümü Zaza...Şex Said sunni zaza...Seyit Rıza alevi-zaza...Xoybun kurucularının önemli bir kısmı zaza...


ben Kürt değilim...Selanik göçmeni devşirme-dönme bir kimliğe sahibim..bu konu hakkında okuduklarım üzerinden yorum yapıyorum...tabii ki bu konu hakkında daha net itirazlara sahip arkadaşlar mevcuttur...onlara danışmakta fayda var...fakat ben kafama yatanları yazmak istedim...


Kürt ulusal kurtulus mücadelesi bir an önce kürdistandaki diger ulus iliskilerini de kendisine yontmadan acikca tartismali ve diger uluslarla is birligi mücadeleyi daha da gelistirir.

buna itirazım var sevgili dostum...bu konular hakkında Özüglrük Hareketi çok şey söyledi ve yazdı...Ermeni meselesi üzerine öneriler üretildi...Asuri,süryani halkının devrimcilerine kucak açıldı ortak örgütlenmeye gidildi...keza ermeni devrimcilerle de...

diğer kürt hareketlerinde bunlar yapılmıyordur doğal...ermeni ulusal hareketlerinden bazıları da Kürtler hakkında fikir belirtme ihtiyacı duymaz...

Enternasyonalist olmak başkadır...PKK hareketi enternasyonalist bir hareket olarak doğdu...bir halkın ulusal özgürlüğünü hedefleyen fakat farklı halklardan katılımların olduğu...farklı halklarla eşit-özgür temelde birlikteliğin savunulduğu devrimci bir anlayışla kuruldu...

Bugün Demokratik Ulus diyorsak boşuna konuşmuyoruz...Demokratik uluslaşma ortak yaşamdır...her halkın kendi ülkesinde sınırlara dayanmadan geliştirdiği konfederal tarzda örgütlenmedir...

Kürdistan Demokratik Konfederasyonu olacaksa...Ermenistan Demokratik Konfederasyonu da olacak...ikisi de Ağrı da örgütlü olacak...ikiside ağrı ya AGİRİ ve ARARAT diyecek...yani iki halkın kültürü de bu iki sistem içerisinde yaşamını devam ettirebilecek...

fakat bir tanesi kürt demokratik ulusal örgütlenmesi temelinde gelişecek..diğeri ise ermeni demokratik ulusal örgütlenmesi temelinde...örgütlenme zeminleri ayrı fakat paradigma ve hedef aynı olacak...


Tabii bütün bunlar projedir...Kürt demokratik toplumsal gerçekliği ortadadır...Rojava daki Ermeni toplumu kendini nasıl özgür örgütlüyorsa...ileride kendi anavatanlarında da özgür-örgütlü hale gelecekler...

O günleri gördüğümüz vakit...toplumsal bazı çelişkileri ve çürümeleri de aşacağız...

Şimdi soruyoruz ya ben hangi topluma aitim..hangi topluma karşı bir aidiyetliğim mevcut...

zamanla kendi kültürümüzü eşit-özgürce yaşayabildiğimizi gördüğümüzde...bu aidiyetlikler de tekrar tekrar ortaya çıkacak..

artık şu saçma benim anam şu halktan babam şu halktan ben ne oluyorum bilim bakalım tarzından çıkacağız...

bir sosyal-kültürel topluluğun parçası olup olmadığımızı tartışacağız...tabii ki burada çevrenin etkisi tartışılamaz...fakat asıl mesele senin bu çevreden ne aldığındır hangi topluma ait olduğundur...


toplumsal aidiyetlik aslında komün aidiyetliğidir...etnisitenin kendisi de komündür...zamanla bunun içi oyuldu...ve yerine ulus-devlet ve onun mülkiyetçi-çekirdek ailesi girdi...

başka bir konu da bu ailenin toplumsal aidiyetliği nasıl parçaladığını konuşabiliriz..ama konu dağılmasın...
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ÖzgürToplumsallık Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 19.Temmuz.2017, 05:49   #4
 
İBO'CU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İBO'CU
HAY-MAT-LOS
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Eylül.2007
Üye No: 2996
Bulunduğu yer: DÜNYANIN HER YERİ
Mesajlar: 5,832
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,187
2,017 Mesajına 5,160 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
H.Doludizgin Nickli Üyeden Alıntı

Mesela , kürtler Zazalara da herhangi bir hak tanimak istemezler oysa zazalar var ve kürt aydinlarin zazalara bakis acisini "inkar"a dayandirarak, zazalarin var olmadigini ve aslinda onlarda kürt diyerek Dimili dilini kürtcenin degisik bir sivesi olarak lanse ederler.

Mesela bu yasima kadar bir tek Ermenice kelime bilmem, isimler disinda...

Kürdistan`da ki Cingeneler de mert ve bir o kadar da mazlumdan yana tavir alirlar.

IBO, gercek bir öderdir ve her seyi detayli ögrenerek siyasi cizgisinde prüz birakmadan hizla yol almayi secmistir.

Ibo, yasatilabilinseydi inaniyorum ki bizler daha ileri mevzilerde olurduk...

Saygiyla aniyorum.
İBRAHİM HAKKINDA YAZDIKLARINA AYRICA TEŞEKKÜR ETMEK İSTERİM;
H.Doludizgin ARKADAŞ.

ERMENİLER, ZAZALAR VE ÖZELLİKLE DE ÇİNGENELER HAKKINDA BİZLERE ANLATACAKLARIN OLMALI.

LÜTFEN YAŞANMIŞLIKLARINI VE DUYUMLARINI BİZLERLE PAYLAŞIR MISIN.

KİŞER PARI = İYİ AKŞAMLAR (ERMENİCE)
VARBET. = USTA. (ERMENİCE)
______________________________________________________

TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN; BİR SEVDA UĞRUNADIR.
DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN.
DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR,
KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN,
SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA;
HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ,
NÖBETÇİ PARTİZAN.

İBO'CU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.Temmuz.2017, 16:27   #5
 
H.Doludizgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
H.Doludizgin
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ekim.2014
Üye No: 51273
Mesajlar: 780
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 416
413 Mesajına 791 Teşekkür Aldı
Standart

Merhaba

Almanya`da kendisini Zaza olarak adlandiran ve kürtlerle ayni cografyada birlikte yasam disinda bir cok ortak noktalari oldugunu ama kendilerini kürt hissetmediklerini hatta hatta kendilerinin kökenini arastirmak icin bir kac on yildir bazi Akademisyenler tarafindan oturduklari alanda arastirma yapildigini ve bu arastirma sonucu Iran, Azerbaycan taraflarinda kendileri ile ortak gelenekler tespit edebildiklerini ve yazim alaninda da biraz ilerleyebildiklerini söylüyorlar.

Dersim Hozat`ta Zazalarin bir eylemi ile ele gecirilip beylik ilan edilecekken cikan aksilikler sonucu basarilamadigini söylerler.

Zazalar kendilerini Varto (mus) diyarbakir , Bingöl Erzurum`un Horosan yöresinin de zazaca konusuldugunu ve zazalarin da kürtler gibi bir cok mezhep (islam) lere bölündügünü ve genellikle Alevi ve de kendilerini Kizilbas ilan ettiklerini, bu yörelere giden herkesce rahatca görülecektir.

Zaza kültüründe Aga vardir ama kürtlerde ki gibi toprak agaligi degildir (özellikle Dersim`de)

Su anda faaliyet yürüten Evrensel Yol Partisi, zazalarca kurulmus bir parti oldugunu saniyorum cünkü bu partiden tanidiklarimin hepisi zaza...

Almanya`da oturan ve is yeri acan zazalarin bir cogu kendilerini Türkcü yani MHP`li görürler ve kendileri ile konustugumda kürtlerden ve özellikle PKK`dan cok cektiklerini anlatirlar.

Kendilerinin yasadigi sorunun kürtler veya PKK ile baglantili olmadigini bu sorunun ana kaynagi Türkiye`nin sisteminde ve bu sisteme bagli kalacagina yemin edenlerin "Tedbir" diyerek aldiklari veya cikardiklari kanunlarla insanlarimizin kendilerini ve gecmislerini arastirmalarinin önünde engel oldugu gercegini her ne kadar dinleseler de sonucta biz yasadik ve yasiyoruzla bulunduklari yeri ve cizgiyi korumaya calisiyorlar.

Dünya isindikca nasil ki kutuplardaki Buzullar eriyorsa, dünya siyaseti de özüne döndükce insanlari sözüm ona kemiklestiren düsüncelerde de yipranma ve farkinda olmadiklari gercekleri ile yüz yüze gelebilmektedirler....

Diyarbakir`in Lice`sinde oturan Bucak Asireti zazalarin asiretlerindendir. ve bu Asiretten bazilari su an PKK icinde yer almakta ve Sehitte vermisler.

Keza Agri da da buna benzer duyumlar aliniyor. Van`da da Bingöl`de de Erzurum ve Dersim`den de...

Yani yoksullugun kurtulusu nasil sinifa bagliysa , zalim ve zulümden kurtulusu da bazilari ulusal örgütlenmede buluyorlar...

Siyasi bilincimiz ister el versin isterse yetersiz kalsin, sonucta yasadigimiz sorunlarimizi proletarya ele alirsa hem umut erken filizlenir hem de insanlar arasinda yer eden ve nefret tohumlari eken sunni celiskiler de o kadar erken hal olur.

Cingenelere gelince; istanbul`da yerlesik olanlar hep yoksul semtlerinde ikamet ettiklerine sahit oldum.

Yillar önce ben aranirken (polislerce) yolum istanbul`a düstü ve ister istemez akrabalari ziyaret ederek bir kac ay gecirebildim ve siyasi durum keskinlesince akrabalar benim her gelisimden korktuklarini ve cala cocuklarinin zarar göreceklerinin endisesini tasidiklarini bazen dolayli bazen de direkt yüzüme karsi söylediler.Böylesi bir durumda Taksim`de bir randevu yerine giderken yolda biri beni tanidi ve yanima geldi.Konustuk.Ben randevudaki arkadasla konustuktan sonra o beni taniyan arkadasla sözlestigimiz yerde görüstük.

Benim oturdugum (Elazig) yerden tanis oldugum ve daha sonra oradan ayrildigim halde o arkadas beni görür görmez tanirken ben konustukca o aileyi cikarabildim. Cingene oldugunu bir ay sonra ögrendim.
Benim akrabalarim benim yüzüme karsi söylediklerini cingeneler gel bizde kal...demeleri ve onlarda kaldigim kadar onlarin kültür yani aile ici kültürleri ile bulusturmalari ve beni kendilerinden biriymis gibi kabul etmelerini asla unutamam...

Pinar Selek ile olan dialogumuz ve Pinar`in Agos Gazetesi ile olan iliskisini ( o zaman bilmiyordum) ve sanirim Hrant Dink de O cingenelerle sohbet etmistir.Cünkü, siradan insanlar bir cok gercegin üzerini örtmüs olabilirler veya görmemezlilikten gelebilirler ama Cingeneler bunu yapmaz; cingenelerin meslegi yöreyi ve insan iliskilerini iyi hafizlayarak kendi gecim kaynaklari icin o iliskilerini hep canli tutarlar. Yani onlar bir nevi ayakli tarihtirler.
Cezaevinde yatan insanlar cok iyi bilir; disaridaki olaylari onlar disarida yasayanlardan daha önce haber alirlar.
Cingenelerde böyledirler.
Ben cingeneleri Bal yapan arilara benzetirim. Yüzleri hep gülec olur. olaylara hep sakaci yönü ile yaklasirlar ve en karamsar olayda bile, yasiyorsak cal bakalim bir Darbuka ile isi hemen türkülere dökecek kadar psikologdurlar.
Türkiye`de Cingenelerin okur yazarlari ile yapilabilinecek o kadar seyler vardir ki nasil anlatabilecegimi bilmiyorum.
Biliyorsunuz, horlananlar mazlumlari en iyi anlayanlar olurlar...

Türkiye ve Kürdistan sorunlari ve cözümü konusuldugu zaman diger ulus ve milliyetlerin kültürü ve dialogu da hesaba katilmali...

Türkiyeli fasistler o zaman yedikleri yavan olur cünkü cesitlilik bulamazlar.

Bugün MHP ve AKP ye gidin bunlari destekleyen ve bunlar icin en cok caba harcayarak bedel ödeyenler ya kürttür ya da zaza ve ezilen türkün isci ve emekci kesimidir.
Türkiye`de devlet cingenelere sadece CELLAT olama görevini az biraz para karsiligi ile reva görmüstür. Idam kalkinca Cingene Cellatlarinin bu görevi de Otomatikman bitirilmistir.
Su an da Erdogan "idam idam diyenler , o talebi bana kadar getirirlerse altini imzalarim" diyor...

Erdogan ve onun Akepesi ve Devlet Bahceli`si böyle Timsah gibi kurnazdirlar...
IBO`cu arkadas, bana bir kac kelime Ermenice yazdigin icin tesekkür ederim.
H.Doludizgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.Temmuz.2017, 21:15   #6
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 425
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 97
165 Mesajına 259 Teşekkür Aldı
Standart

sevgili H.Doludizgin,

öncelikle söylediklerini önemsiyorum...zira söylediklerin aslında kendilerini "kürt olarak adlandırmayanların" zihniyet zeminini de ortaya koyuyor...

Almanya`da oturan ve is yeri acan zazalarin bir cogu kendilerini Türkcü yani MHP`li görürler ve kendileri ile konustugumda kürtlerden ve özellikle PKK`den cok cektiklerini anlatirlar.


bu kişilerin zihniyetini ortaya koyuyor...Kürt değilim devlet türküyüm...Kürt değilim Zazayım ama Türk milletindenim...Kürt değilim Türk de değilim ama PKK zazalara çok çektirdi...

bunları söyleyen kişilerin neden Zazaları Kürt görmedikleri sorusuna cevapları hemen hemen bu temeldedir..nedeni ise basittir...bu yeni bir olgu da değildir...TC devleti "zaza kürt değildir" propagandasını Elazığ,Bingöl,Dersim de uzun süredir işliyor...

Elazığ da bunun meyvelerini AKP ve MHP üzerinden yiyor...MHP bu kentte neden bu kadar güçlü de diğerlerinde değil??

Bingöl de AKP üzerinden yiyor...Dersimde de CHP üzerinden...

misal Zazaların Kürt olmadığını iddia eden bir milletvekili Hüseyin Aygün...partisi belli(CHP)...geçmişi ve yaptıkları belli...özel savaşa verdiği destek belli...

istediği kadar Zazalar türk de değildir desin...devlet türklüğüne verdiği destekle zaten ortaya özgür bir zaza kimliği de çıkarmıyor ki...


bunlar sosyo-psikolojik tavırlardır...devşirme zemine meşruiyet kazandırma....devşirmeliğe kılıf uydurma çabalarıdır...Kürt olmak istememeleri Kürtlüğü Zazalıkla uyumlu görüp görmediklerinden değil...resmi devletin türklüğüne itiraz edenler Kürtler olduğu için Kürt demek istemiyorlar kendilerine...

aynı Karadenizli hayranlığı gibi...ülkede Laz olmak sorun değilmiş gibi bahsedilir...zira Lazlar içerisinde ulus devleti tehdit edecek bir dinamik mevcut değil...fakat Kürtlük olunca iş işten geçer...Kürt olduğu için işçiler dövülür ya da öldürülür...bayrak veya Mustafa Kemal büstü öptürülür vs....


sevgili H.Doludizgin...yazında itiraz edeceğim kısımlar da mevcut...onlara da değinmek istiyorum...

Zaza kültüründe Aga vardir ama kürtlerde ki gibi toprak agaligi degildir (özellikle Dersim`de)

bahsettiğin olgu "aşiret reisliğidir"...bu toprak ağalığından farklı sosyal-kültürel bir olgudur...ve Kürt aşiretlerinde mevcuttur...Toprak Ağalığı ise aşiret reisliğinden farklıdır...bir toprak üzerinde ağasındır fakat köylüler senin aşiretinden olmayabilir...senin aşiretinden dahi olsalar asıl mesele artık aşiretin ortak mülkiyeti değil senin mülkündür...yani toprak ağalığında önemli olan aşiret değildir..

kısacası toprak ağalığı belli bir sınır-toprak üzerinden tanımlanır...aşiret üzerinden değil...ve bu ağalık olgusu çok eski bir olgu da değildir...Osmanlı tarafından geliştirilmiştir...eski Kürt egemen sınıfları (Mirlik-Beylikler) yerine...Şeyhlik ve Ağalık gibi kurumlar yerleştirilmiştir...

ve zaza toplumundan çıkan da ağalar ve şeyhler vardır...Şeyh Sait hem bir şeyh hem de toprak sahibi bir egemendi...o dönemin yerel egemen sınıflarından...sünni bir zazaydı...

kısacası Dersim de yok dediğin şeyin aslında Zazalıkla alakası yok...aslında oradaki süreç devlet dışında kalma ile ilgili...ve kendini dinsel-mezhepsel olarak gösterir...

Dersim de toprak ağalığı değil aşiret reisliği vardır doğru...zira Dersim deki alevi-kürt toplulukların devlet ile ilişkileri ile...sunni kürtlerin devlet ile ilişkileri aynı değildir...

alevi-kürtler devletin dışında kalmış...kendi aşiretsel zeminlerini korumuşlardır...bunlar devletle güç paylaşımı temelinde toprak üzerinde egemenlik sağlamamışlardır...

yani Dersim de bahsedildiği gibi egemen olan Feodalizm değil...aşiret-kabile ortak mülkiyetidir...ve bunun zazalarla yada kurmanclarla ilgisi yoktur...alevi zaza topluluklar da...alevi kurmanc topluluklar da bu şekilde yaşar...Dersim de alevi kurmanc ve zazalar birlikte yaşarlar buralarda evet feodalite şeklinde bir ağalık yoktur...

yani...


Zazalar kendilerini Varto (mus) diyarbakir , Bingöl Erzurum`un Horosan yöresinin de zazaca konusuldugunu ve zazalarin da kürtler gibi bir cok mezhep (islam) lere bölündügünü ve genellikle Alevi ve de kendilerini Kizilbas ilan ettiklerini, bu yörelere giden herkesce rahatca görülecektir.


Zazalar genellikle alevi değildirler...sunni(şafi) zazaların sayısı da az değildir...her alevi kürt de zaza değildir...alevi kurmanclar da vardır...


kısacası sevgili H.doludizgin dost...yaşamda gerçeklik olarak gördüğümüz ve bir kalıp olarak bize görünen bazı şeylerin aslı farklı olabiliyor....zazalık ve alevilik meselesi de böyledir...

alevileri farklı bir etnisite olarak görmeye çalışan bir zihniyet varsa...Zazalık hakkında da benzer iddiaları söyleyecek zihinler bulmak zor değildir....

ve bu arastirma sonucu Iran, Azerbaycan taraflarinda kendileri ile ortak gelenekler tespit edebildiklerini

demişler ya...hiç kuzeye bakmasınlar...Güneylerinde Hewremani konuşan toplum ile konuştukları diller birbirlerine çok benziyor...zira dinsel ritüellerinde de benzer geleneklere sahip inançlara sahip topluluklar var...


Kürdistan Özgürlük Hareketi...bütün bunları Kürtlük içerisinde bir çeşitlilik ve Kürt toplumunun özü olarak kabul ediyor ve sahipleniyor...Hiçbir Zaza bu konuda endişe duymasın...Tarihte kendi öz benliklerine sahip çıkan Kürtlerin başlkarında hep Zazalar vardı zira onlar bu kökenin taşıyıcısıydılar...şimdi de öyle...PKK mücadelesini yaratan ve geliştiren...ona dinamizm kazandıran da bu kesimlerdir...

Ezidiler neyse...Zazalar da o dur...iki topluluğun da yarattıkları değerler Kürtler için önem taşıyor...


Özgür savaşan Kürtlük...bugün en büyük tehlikeyi...merkezi-hegemonyaya dayanan ve Kürt kimliğini tek tipleştirip onu egemenliği altına almaya çalışan kesim de buluyor...
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.Temmuz.2017, 00:22   #7
 
H.Doludizgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
H.Doludizgin
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ekim.2014
Üye No: 51273
Mesajlar: 780
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 416
413 Mesajına 791 Teşekkür Aldı
Standart

Merhaba ÖzgürToplumsallik Nikli Arkadas!

Öncellikle yazdiklarin icin tesekkür ederim.Ben, Zaza tanimlamasindan cok zazalarin nerelerde yasadiklarini ve kendilerini nasil bildiklerini ve kendi gelecekleri ile ilgili soyut bir anlatimla dile getirmeye calistim.

Ben tarihci ve sosyolog degilim ve bu nedenle sahip oldugum düsünce bicimi genel devrimci ve demokrat cevrelerin tartismalarindan öteye gecmemektedir.

Bu konuda kendimi yeterli görmüyorum ve yakin cevremde olan insanlarin belli faaliyetlerinden de biliyorum ki kendilerin kürt olarak degil direkt ZAZA olarak adlandiranlar var ve bunlar da kendi olanaklari cercevesinde ugrasiyorlar.

Alıntı:
kısacası toprak ağalığı belli bir sınır-toprak üzerinden tanımlanır...aşiret üzerinden değil...ve bu ağalık olgusu çok eski bir olgu da değildir...Osmanlı tarafından geliştirilmiştir.
Bu bakis acisini nasil ve neye dayanarak edindigini anlayamadim.
En basit arama motorlarindan Google girersen insan aradigi konunun sorusuna ilk cevabi WikiPediada da bulur.

Dogrulugu ve yanlisligi elbette tartisilir ama senin yaptigin gibi bir tanimdan da insani kurtarir.

Örnegin:

Alıntı:
Osmanlı'da Ağa ve Ağalık

Ağa sözcüğü başlangıçta askeri ve idari makam adlarıyla birleştirilerek yeniçeri ve sipahilerdeki belli rütbeleri (örn: Kapıkulu Ağası, Yeniçeri Ağası, Çarşı Ağası vb.), padişah ailesine mensup kimi kişileri ve padişahın haremini denetleyen görevlileri (örn: Harem Ağası, Kızlar Ağası, vb.) belirtmek için kullanılırdı. Sonra daha alt rütbelerdeki subaylara ve saygı belirtisi olarak aile reislerine, köy yöneticilerine, büyük toprak sahiplerine verilen bir ad olmuştur.


Bunun ötesinde söyle bir anlatimla karsilasiyoruz:

Alıntı:
Genel Olarak Ağalık ve Tarihçe

Orta çağdan kalma feodal sistemin, ülkemizde de sık karşılaşılan bir uzantısıdır ‘Ağa’lık. Toprak sahibi olmakla üzerinde yaşayan insan toplulukları üzerinde de hak sahibi olmayı, içerisinde yaşanan ülke demokratik bir yapıyla yönetilse bile sahip olunan toprak parçası üzerinde kurulan monarşik bir düzeni ifade eder. 21. yüzyılla birlikte ağalık sistemi yaygınlığını yitirse de varlığını halen sürdürmektedir.
Anlaşılacağı üzere geçmişte bölgede yaşanan ‘Ağa’lık sistemi esasen kaynağında despot bir yaklaşımın gizlendiği halk üzerindeki monarşik ve baskıcı yapılanmadan başka bir şey değildir. Halklar arasında kaba kuvvetle kendiliğinden gelişen Ağalık sistemi daha sonraları devlet’in eliyle oralardaki idari yapılanmayı sözü geçer şahsiyetler olarak tabir edilen, esasen despot yaklaşımlarla fakir ve muhtaç halk üzerinde baskı kurmak suretiyle egemenliğini inşa edenleri işbaşına getirmesinden ibarettir.[2]





Simdi de Dersim ile ilgili yazilanlari okuyalim.

Alıntı:
Dersim aşiretleri, Doğu ve İç Anadolu Bölgesinde Tunceli, Sivas, Tokat, Erzincan, Bingöl, Muş, Maraş, Kayseri, Amasya, Gümüşhane, Elâzığ, Adana, Adıyaman, Malatya, Ardahan, Erzurum çevresine yayılmışlardır. Aşiretlerin çıkış noktası "İç Dersim" olup, aşiretlerin Dersim ile birlikte en yoğun olduğu diğer yöre, zamanla çeşitli nedenlerle verdiği göçlerle, Dersimlilerin yoğun ve hakim olduğu iki bölgeden biri haline gelen Koçgiri yöresidir.
Koçgiri yöresi Sivas'ın İmranlı, Zara ilçelerini içine alır. Sivas'ın Hafik, Kangal, Divriği, Suşehri, Tokat'ın Almus, Zile, Erzincan'ın Refahiye, İliç çevresi, Kayseri'nin Sarız, Develi yöresine kadar uzanır ve bu bölgeleri içine alır.
Sivas Koçgiri yöresi aşiretleri, Kayseri Sarız ve Develi, Erzicanın Refahiye, İliç, Kemah, Elazığ Aşiretleri, Adıyaman Dersim Aşiretleri, Kahraman Maraş yöresi Dersim aşiretleri, Tokat, Çorum, Yozgat, Malatya ve Gümüşhane yöresi Dersim aşiretleri ise genel olarak Zazaca ve Kurmancî konuşur. Bazı aşiretlerde tek bir dil üzerinde yoğunluk yoktur Bazı Zaza aşiretlerin Kurmanciyi sonradan benimsedikleri söylensede bunu kanıtlayacak bir delil yoktur. İzol ve Hıran aşiretlerinin sürgün edilerek bu bölgelere geldiğide söylenir.

Dersim'deki aşiretler ve oymakların dilleri ve yerleşim yerleri

    • Abasu / Abasanlar Zazaca Pülümür-Hozat-Ovacık-Erzincan (Kırlangıç Köyü, Çağlayan Bucağı, Bağlı, Karatuş köyleri) Kığı ilçesi: (Akımlı Estigkavak, Ayanoğlu, Güzgörü köyleri) TercanBaşbudak, Beşgözek köyleri) Kelkit: (Akdağ, Kömürlük Köyü), Erzurum-Aşkale [Aşkale, Gürkaynak ve Koçbaba Köyleri)
    • Abdalu / Abdalanlar Zazaca Pülümür-Hozat-Ovacık-Erzincan-Bayburt-Varto...
    • Ağucanlılar Zazaca Hozat (Bargini), Elazığ-Erzincan-Kemah-Malatya-Adıyaman-Elbistan-Pazarcık(Girne), Arapkir
    • Alanlar Zazaca Mazgirt, Mazımiye, İranı Kuzey Horosan bölgesi,Erzincan Merkez İlçesi (Çamurdere, Çamlık, Karataş, Başköy, Çilhoroz, Yayla kent, Sertaş, Askartallı, Kılıçkaya, Endere köylerinde)Erzurum Çat ilçesi,Beşiktaş Komu, Tuzluca mah.
    • Ali Abbas Evladı Zazaca Ovacık-Kemah-Erzincan
    • Alxanu / Alhanlı Aşireti Zazaca Pülümür ,Tercan
    • Arililler Zazaca Nazimiye-Pülümür-Mazgirt-Kelkit(Akdoğdu Köyü) Erzincan Tercan ilçesi(Sarıkaya, Yenibucak,Kavaklık,Küçük Ağa Köyleri)Çayırlı ,Çamurdere, Başköy, Karataş, Çilhoroz, Yayla Kurt, Sarıtaş,Kartallı, Çağlayan Bucağı,Kılıçkaya,Erdene köylerinde Hınıs(Başköy)
    • Aslan Zazaca Ovacık-Kemah
    • Aşuran Zazaca Ovacık-Erzincan
    • Bomosuru / Baba Mansurlu Zazaca Pülümür-Mazgirt-Muhindi-Nazimiye-Tercan-Sivas-Erzincan
    • Bahtiyarlı Zazaca Hozat-Muş-Kuzey Horosan Zağros Dağları
    • Balabanu / Balaban Zazaca Pülümür-Erzincan-Tercan-Hınıs(Güzelder Köyü) Raka, Ruha,Kırşehir, Malatya(Akcadag,Kürecik,Doğan Şehir)
    • Baluşağı Zazaca Ovacık-Pülümür-Çayırlı
    • Badilli Zazaca Petek -KIğı-Kelkit-Halo-Refahiye
    • Beles Zazaca Nazimiye-Tercan-Kığı-Amasya-Çorum
    • Balçikanlı Zazaca Pülümür-Erzincan-Nazimiye
    • Birmanlı Zazaca Ovacık-Pülümür- Erzincan
    • Beyitanuşağı Zazaca Ovacık(Gözeler,Paşadüzü,Akyayık)
    • Bezgar(Topuz) Zazaca Ovacık(Hun Uşağı, Cevizli dere, Söyütlü, Topuzlu, Çakmaklı)
    • Beritan Kurmanca Erzurum-Erzincan-Dersim
    • Birim Zazaca Ovacık
    • Botanlı(Balyanlı) Kurmanca Mazgirt
    • Bütünkanlı(Bodikanlı) Zazaca Erzincan-Tercan-Kığı
    • Caferanlı Zazaca Pülümür-Erzincan-Kemah-Hınıs-Dersime Yakın Bölgeler
    • Bozukanlı Kerel Topuzlu Ovacık-Pülümür
    • Careku/Çarekli Zazaca Pülümür(Ağaşenliği)-Erzurum-Erzincan,Yelekli Köyü-Tercan ve Çayırlı,Sivas
    • Çinan Aşireti Zazaca Tunceli
    • Demenu/Demananlılar Zazaca Ovacık-Pülümür-Tunceli-Mazgirt-Pertek-ERzincan-Mazgirt-Derviş Cemal
    • Derviş Cemal Zazaca Pülümür(Şengül,Bulmuş Tosunlar Köyü)-Hozat-Erzincan-Çayırlı
    • Elhanlılar (Elganlılar) Zazaca Erzincan,İran(Albuz Dağları,Mazandara Bölgesi)
    • Ferhatu/Ferhatan Zazaca Çemişgezek- Hozat
    • Fından Zazaca Hozat
    • Gevanlılar Zazaca Ovacık-Hozat
    • Gülabi Zazaca Ovacık-Kemah
    • Hadikenli Zazaca Ovacık-Kemah
    • Heyderu/Haydaran Zazaca Nzaimiye,Pülümür,Mazgirt,Erzincanın Tercan İlçesi,Bulanık İlçesi
    • Hayranlı Zazaca Nazimiye,Pülümür
    • Hemenanlı Zazaca Tunceli
    • Hesenanlı Kurmanca Dersim,Mazgirt,Kığı
    • Hiranlı Zazaca-Kurmanca Mazgirt, Muhundu, Pertek-Derenahiyesi, Haran Bölgesi, Varto nahiyesi, Üstükara, Karlıova, Erzincan, Dalav, Şavşek, Refahiye, Tercanda Kığı İlçesi, Sütlüce , Doluteknek, Kabacalı, Tilkitaşı, Doluca, Çamlıca, Sarıdibek, Akbinek, merkez ilçede Dallıtepe, Orta çanak, Oğuldere, Karapınar, Gözele, Karlıova ilçesi, Tuzluca, Çiftiköy, Sarıkuşak, Kaynarpınar, Soğukpınar, Kaynak Köyleri, Gümüşakar, Halitler, Yeniyurt, Eskikonak Köyleri, Tercan ilçesi, Küçük Ağa, Gök Pınar köyleri ve Tanyeri bucağı, Kelkit, Yarbaşı köyü
    • Holikan Zazaca Pertek, Erzincan,Pülümür
    • Hormeku/Hormekli Zazaca,Kurmanca Nazimiye,Pertek,Nazimiye,Kığı,Gümüshane,Varto,Kuru çay,Refahiye,Erzurum Hinis,Kars,Bingöl,Elazig,Tercan,Erzincan,Üzümlü,Ar dahan
    • Holifen Zazaca Ovacık
    • Hıfen Kurmanca Pertek
    • Hurşidan Zazaca Nazımiye
    • Hüzmekli Uşağı Zazaca Nazimiye
    • İksorlu (İzollu) Zazaca-Kurmanca Mazgirt, Malatya, Huluman, Riçik, Göman, Kilise, Nazımiye, Pülümür, Yaylacık, Sarıyayla,Malatya, Elazığ,Urfa
    • İskor Zazaca Hozat
    • Kalanuşağı Zazaca-Kurmanca Malazgirt,Ovacık,Malatya
    • Karabali Zazaca Hozat, Ovacık, Çemişkezek,Kırşehir(1701 yılında zorunlu iskana tabii tutulmuşlardır)
    • Karakali Zazaca Erzincan, Pülümür
    • Kamsuran Kurmanca Nazımiye
    • Karsanu/Karsan Zazaca Pülümür, Ovacık, Nazımiye, Erzincan,Tercan,Karakoçan
    • Keçeli Zazaca Ovacık,Çatköy, Eğimli, Çambudak,Balveren,Aktaş,Yakatarla köyleri
    • Kekertiyanlı Zazaca Ovacık
    • Kefelan Zazaca Ovacık, Pertek
    • Kevanlı(Kevo) Zazaca Ovacık
    • Kemanlı(İzollu) Zazaca Pülümür, Erzincan Merkez, Turna derre Kalıntaş, Çoban Yıldızı, Turluk, Ergani İlçesi Köyleri, Kığı İlçesi, Akımlı, Yazgünü, Gözdibi Köyleri
    • Keskehoran Kurmanca Pertek
    • Kırğan Zazaca Hozat, Desk, Ovacık
    • Kısmurlu Zazaca Nazımiye
    • Kolik Kurmanca Kemg. Ovacık
    • Kodern Zazaca Mazgirt
    • Kimsorlu Zazaca Hozat, Çemişgezek, Ovacık, Nazımiye,Dereova, Sivas Divriği Bölgesinde, Tuzla Yöresinde bir kısmı zorunlu iskana tabii tutulmuştur.
    • Koç Zazaca Hozat, Çemişgezek, Ovacık, Kığı(Holhol), Kurmeşli,Erzincandan sonra Pülümür Altınhüseyin köyleri.
    • Koçgiri Zazaca-Kurmanca Pülümür, Erzincan, Sivas, Kahraman Maraş
    • Kormeşli Kurmanca Pertek, Erzincan
    • Kubanlı (Kudenli) Zazaca Mazgirt, Kığı, Karlıova, Erzurum, Çat ve Karakoçan İlçeleri
    • Kulikan Kurmanca Çemişgezek, Ovacık
    • Kabaklı Kurmanca Çemişgezek, Ovacık
    • Kırmoslu(Kismorlu) Kurmanca Çemişgezek, Ovacık, Kığı İlçesi, Yaylıdere,Sarıtosun, Aysaklı, Hasköy, Batrayas, Mercan Köyleri, Adıyaman, Xıdosur Kolu yerleşmiştir.
    • Kureyşan/Khuresu Zazaca-Kurmanca Nazımiye, Mazgirt, Ovacık, Tercan, Varto, Kiği, Sivas, Hınsı Mansur
    • Lertikli Zazaca-Kurmanca Erzincan
    • Laçinli Kurmanca Ovacık, Hozat
    • Lolu/Lolanlı Zazaca Pülümür, Çemişgezek, Vartu ilçesi,Nazımiye-Hınız,Esenli, Aşkale,Gürkeynak Köyü,Muş-Varto,Bayburt,Erzurum,Kelkit
    • Maksut Zazaca Ovacık, Hozat
    • Memokan (Memekan) Zazaca Tunceli
    • Mosku/Meskanlı (Mestanlı) Kurmanca Nazımiye,Ovacık,Pertek
    • Mev aliler Aşireti Zazaca Nazımiye
    • Mırzan Kurmanca Pertek, Ovacık,Tunceli(Milköyü),Urfa-Viranşehir, Suriye'nin Resückayın yöresine yerleşmişlerdir.
    • Millan Kurmanca Pertek, Ovacık,Tunceli(Milköyü),Urfa-Viranşehir, Suriye'nin Resückayın yöresine yerleşmişlerdir.
    • Nenikan Kurmanca Çemişkezek, Ovacık
    • Panikan Zazaca Ovacık
    • Parçikanlı Zazaca-Kurmanca Ovacık,Malatya
    • Pezgevran (Pevzugerililer) Zazaca Ovacık, Pertek, Hozat
    • Perihanlı Zazaca Ovacık
    • Pilvenk Zazaca-Kurmanca Tunceli/Pertek, Elazığ, Malatya, Gümüşhane/Kelkit ve Sivas
    • Piranlı Kurmanca Pertek (Yamaçoba köyü)
    • Pirsultanlı Zazaca Pülümür
    • Perikanlı Zazaca Nazımiye
    • Rekşait(Reskan Uşağı) Kurmanca Ovacık, Hozat, Çemişkezek
    • Rutu / Rutanlı' Kurmanca Hozat, Nazımiye, Pülümür,Kuzey Horosan Mazderen bölgesinde ,Erzincan-Çağlayan Bucağı, Yalınca Uluköy, Melihtekli Köyleri
    • Şadilli Zazaca-Kurmancca Mazgirt ilçesi (Kızılkale, Aydınlık, Özdek, Beşoluk, Çatköy, Gelinpınar, Akkavak, Kepektaşı, Obrukbaşı, Güneyharman, Örsköy, Yazevi, Beşoluk), Kığı, İran, Mardin, Refahiye, Sivas-Kangal[2].
    • Sağcılar Zazaca Tunceli
    • Sarı Saltuklular Türkçe Hozat
    • Şamuşağı Zazaca Ovacık, Çemişkezek, Hozat, Erzurum, Sivas, Erzincan
    • Şadanlı Kurmanca Pülümür
    • Şavak Kurmanca Pertek, Hozat, Çemişkezek
    • Sawelizu/Şavalanlı Zazaca-Kurmanca Tunceli, Nazımiye, Pülümür, Tunceli, Erzincan
    • Seyyidalan Zazaca-Kurmanca Tunceli, Nazımiye, Hozat, Çemişgezek
    • Seyyid Sabunlar Kurmanca Pertek
    • Sultan Munzur Zazaca Ovacık, Erzincan
    • Seyhan Zazaca Mazgirt
    • Sisanlı Zazaca Pülümür,
    • Şekakan aşireti Kurmanca Pertek,Çemişgezek,Tunceli,Erzincan,Elazığ,Adıyaman ,Mardin,Şırnak,Van,İran ve Suriye
    • Seydanlı(Sidanlı) Kurmanca Mazgirt
    • Semkan Zazaca-Kurmanca Çemişkezek, Ovacık, Pertek
    • Seyit Kemalan Zazaca Ovacık, Erzincan
    • Seyit Ahmet Dedeler Zazaca Ovacık, Erzincan
    • Silanlı Zazaca Ovacık, Erzincan
    • Suranlı Zazaca-Kurmanca Mazgirt
    • Süleymanuşağı Zazaca Ovacık
    • Süleymaniler Zazaca Tunceli
    • Şiğ Hesananlı Zazaca-Kurmanca Ovacık, Mazgirt, Pülümür, Gümüşhane, Erzincan-Çayırlı
    • Şeyh Mehmedanlı Zazaca Mazgirt, Pülümür, Nazumiye, Tunceli merkez
    • Titanik Uşağı Zazaca Hozat
    • Yusufanlı Zazaca Tunceli, Mazgirt,Kamut Sütlüce bucağı ve köylerinde, Merğo ve Çihik
    • Zekeran Kurmanca Çemişkezek
    • Zerkanlı Kurmanca Çemişkezek, Erzurum, Hınıs, Marat, Mardin, Aksaray üzere beş kola ayrılır.
    • Zerkevik Zazaca Dere Çıkaran-Tembin dağlarında otururlar.
İlgili kitaplar

  • Ali Kaya, Dersim Tarihi, Can yayınları
  • Vecihi Timuroğlu, Dersim Tarihi, Yurt Kitap
  • Kâzım Karabekir (Haz. Faruk Özerengin), Kürt Meselesi, Emre Yayınları, İstanbul, Aralık 1994, s. 79-108.
  • Nuri Dersimi, Hatıratım, Jina Nu Yayınları, Stocholm, 1987, s. 47-51.
  • M.Kalman, Belge ve tanıklarıyla Dersim Direnişleri, Nûjen Yayınları, İstanbul, Ekim 1995, s. 175-195.
  • Faik Bulut, Dersim Raporları, Genişletilmiş Üçüncü Basım, Evrensel Basım Yayın, İstanbul, Haziran 2005, s. 122-128.
  • Burhan Kocadağ, Doğu'da Aşiretler, Kürtler, Aleviler, 2. basım, Can Yayınları, Eylül, 1997, 215-245.
  • Naşit Hakkı Uluğ, Derebeyi ve Dersim, Kaynak Yayınları
  • Dursun Evren, Ulusal Demokratik Mücadelede Koçgiri Kürt Aşiretleri İstanbul , Aralık 2008 1. Basım , Peri Yayınları
Kaynakça

  1. ^ "Başköylü Hasan Efendi". alevibektasi. 24 Nisan 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Kasım 2013. "" Derviş Cemal, Kureyşlilere karşı Şıyh Hasanilere kuvvet verip aşiret kurdu.""
  2. ^ Sivas-Kangal'daki Şadilli aşiretindeki aileler Kurmanca konuşmaktadır. Kangal'ın Armağan, Eymir, Güneypınar, Temirin köyü, Gemalmaz, Kümsür, Kadirağanınhanı, Mısırören ve Humarlı Köyünde şadilliler yaşamaktadır
H.Doludizgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.Temmuz.2017, 00:52   #8
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 425
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 97
165 Mesajına 259 Teşekkür Aldı
Standart

sevgili H.Doludizgin,

kısacası toprak ağalığı belli bir sınır-toprak üzerinden tanımlanır...aşiret üzerinden değil...ve bu ağalık olgusu çok eski bir olgu da değildir...Osmanlı tarafından geliştirilmiştir.

burada bahsettiğim "ağalığı" Kürtler açısından söylemiştim...Feodalizmin geneli açısından değil...

Kürdistan da yerel egemen sınıfların kompoziyonu zamanla değişmiştir...eskiden Emirlik-Mirlik-Beylik dediğimiz aşiret konfederasyonları vardı....konfederasyon derken aşiretlerin eşit-özgür birlikteliği anlamında değil...egemen bir hanedan-klan ve onun egemenliği altındaki aşiretler topluluğu anlamında...

Bu beyliklere bakarak feodalizm diye ifade edebiliriz fakat değildir...aşiret konfederasyonu ile feodal egemenlik birbirinden farklıdır...

Feodal egemenlikte hangi aşiretten olduğun önemli değildir...toprak üzerinde egemenlik önemlidir...o toprak üzerinde çalışanlar da serf konumundadır...yani senin aşiretinden ya da aşiret konfederasyonundan olup olmaması önemli değildir...o toprak üzerinde senin egemenliğin altında olması önemlidir...

Aşiret Konfederasyonlarında ise iş değişiktir...burada mesele toprak üzerinde egemenlik değil aşiretler birliği içerisindeki egemenliktir...burada da efendi-bey aileler ve köle aileler vardır...fakat ortak bir sosyal-kültürel topluluğun üyesi olarak efendi ya da beysindir...yani senin topluluğunun dışında biri isen bu sınıflandırmanın dışındasındır...

bu tarz konfederasyonlar doğu toplumlarında çokça rastlanır...Asya tarzı üretim biçimi diye de tanımlandığı olur fakat doğrusu aşiret-kabile zemininin aşılamaması ile ilgilidir...

TC resmi tarihinde öğrettikleri Hunlar,Göktürkler ve benzerleri işter bu tarz yapılanmalara sahipti...Göktürk aşiret konfederasyonu gibi...


Kürtlerdeki bahsedilen Mirlik-Emirlik olgusu yakın bir zamanda kaldırıldı...kaldırılması 19.yüzyıl sonlarını bulur...yerine toprak üzerinden ağalık ve dinsel bir kurum olarak şeyhlik tarzı yapılar getirildi...sonuçta hepsi yerel egemen sınıflardır fakat yapıları farklıdır...

Mirlikler Osmanlıya çok sorun çıkardılar ve tasfiye edildiler...yerlerine işbirlikçi bu yapılar getirildi...bu yapılar içinden de isyan edenler oldu...

kısacası bahsettiğim olgu buydu...Kürtler özelinde konuştum...bu toplumun hala aşiret zeminlerini taşıdığını düşündüğümüzde söylediklerimin çok yanlış olmadığını anlarsın...
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01.Ağustos.2017, 15:20   #9
 
ozgurkursun44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgurkursun44
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 01.Temmuz.2011
Üye No: 37022
Mesajlar: 1,567
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 723
346 Mesajına 539 Teşekkür Aldı
Standart



Merhaba,,,
Zaman buldukça Ermenice müzikleri dinlerim.
Şuan dinlediğim Ermenice Müzikdeki resimler ile Ermeni Kültürünü belki daha iyi anlayabiliriz

İyi dinlemeler
______________________________________________________
Parçalı solu bütünleştirmek için çok yönlü olarak mücadele edilmelidir.

Statükodan yana olan solculara karşı mücadele edilmeli, değişime aç olan solcular ile ortak hareket edilmelidir.

ozgurkursun44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ozgurkursun44 Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 08.Aralık.2018, 23:16   #10
 
HochiMinh44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HochiMinh44
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Aralık.2018
Üye No: 55479
Bulunduğu yer: Dersim
Mesajlar: 29
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Bugünkü Dersim bölgesi Zazalarının kökeni, İran’ın kuzeyindeki Taberistan, Cibal, Gilan ve Hazar Denizi arasında kalan bölgede MÖ 2. yüzyıldan beri yaşayan Deylemliler’e dayanmaktadır. Zazaca da, “Deylemce” anlamındaki Dımıli dilinin en gelişmiş koludur. İrani halklar ve Mezopotamya kavimleri tarihçisi Minrosky’e göre, Dersim Zazaları, Kuzey İran'daki Gilan'da bulunan Deylem bölgesinden göç edip Dersim’e yerleşen halktır. Bu göçün tarihi MS 550’lerden çok daha önceye dayanmaktadır. Anan

Gilan’dan güneye ve güney batıya Daylamit boylarının göçü Mezopotamya ve Anadolu’ya gerçekleşmiştir. Halife Ömer devrinde (MS 634-644) İran’ın İslam egemenliğine girmesinden sonra, MS 870’lerde de Deylemliler Alevilik kolu üzerinden İslamiyet’i kabul ettiler. Deylemlilerin İslamiyet öncesindeki dini inançları, bölgedeki çoğu kavim gibi Zerdüştlük idi. 825’ten 1058’e kadar Deyleman bölgesi Alevi önder Castaniyan tarafından yönetildi. 912 yılında ise Hasan bin Ali, Alevi aşiretlerini Hazar Denizi kıyısına yerleştirdi. Hz. Ali’nin kardeşi Cafer soyundan Yahya bin Abdullah, Kerbela’daki katliamdan kurtulduktan sonra Deyleman’a kaçtı. Horasan ve Taberistan’da yaklaşık 1000 kişilik bir kuvvet toplayan Yahya bin Abdullah, Deylemistan’a girince Deylem hükümdarı Castaniyan kendisine kucak açtı (825-1058). Bölgeyi siyasi ve dini çalışmalarının merkezi durumuna getiren Yahya bin Abdullah, ünlü din bilginlerinin de desteğini alarak Abbasilere başkaldırdı. Öldürülünce yerine El Hasan bin Zeyd geçti. Bölgedeki Hz. Ali taraftarları Hasan Bin Zeyd’i davet ederek Hasan bin Ali’nin önderliğinde Abbasi baskısına karşı ayaklandılar. Ayaklanma başarı ile sonuçlandı ve Hasan bin Zeyd Deylemistan’da 20 yıl padişahlık yaptı. Ölümünden sonra Seyd Mehmet bin Zeyd başa geçti ve 16 yıl Deylem Gilan’da padişahlık görevini yürüttü, inanç hizmetlisi olarak bölgede Aleviliği yaymaya çalıştı. Bu dönemde Deylemlilerin çoğu Caferi Sadık mezhebini kabul etti (917-920). X. yüzyılın ilk yarısında Deylaman’dan batıya göç eden Deylemliler, yüzyılın ikinci yarısında Abbasileri devirip Deylem, Azerbaycan, Dicle ve Fırat kıyılarında ve bu bölgeleri Hazar Denizi’ne bağlayan yörelerde kimi devletler kurdular.

Bugün Horasan coğrafyasında yaşayan Deylemliler’le Dersimlilerin ortak paydaları bulunduğu ve örtüştüğünü 2000 yılında Deyleman’a yaptığım alan çalışmasında gözlemledim. I. TARİHTE ZAZALAR I.1. Zazaların Ve Zazaca Sözcüğünün Kökeni, Zazaca’nın Kök Anlamı Zaza sözcüğüne ilk olarak medeniyetin beşiği olan Mezopotamya’daki Sümer yazıtlarında rastlanmıştır. Yazıtlarda, Nini Zaza Tapınağı’ndan bahsedilmektedir. Fenikeliler ve Kenaniler de bu tapınaklarda ibadet ederlerdi. Tevrat’ta Zaza sözcüğüne rastlanır. Yaranmel’in iki oğlundan birinin adının Zaza olduğu yazılıdır. Asur kralı Şemsi Adad’ın ölümünden sonra, Hurriler, Şaşura’yı, Turkiler’in dayatmasıyla terk etmek zorunda kaldılar. Turkiler’in kumandanlarından birinin adı Zazaya idi. Bu da Hurrice’dir. Zagros Dağları’nın bayırlarında oturan ve Hammurabi ile çatışan Turkiler’in Hurri sülalesinden olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Harun?

Arkaik kaynaklarına bakıldığında Zaza adının günümüzde önceki kaynaklarda zikredildiği görülmektedir. Akaçça, Armanice, Hititçe, İbranice, Peklice, Urartuca, vb. dillere ait civi yazılı tabletlerde And-Antik (Tevrat) betimlerinde Zaza adının günümüzde kullanımıyla veya yaklaşık imla ile geçtiği görülmektedir. Ortaçağ kaynaklarında da bu ismin ‘Zavzan, Zuzan, Zazan’ vb. şeklinde geçtiği görülmektedir. Zaza kelimesi ile arkaik metinlerde ilk defa Bisütün yazıtlarında karşılaşmaktayız. M.Ö. 552 yılında Pers Kralı Dariyus tarafından İran’ın Hemedan Eyaleti bölgesinde Bisutun kaynaklarında yazdırılmıştır. Taş yazıtının 20. Şiiri’nin hemen başında Zazana diye bir yerin adı geçmektedir. Bu eski farsça yazıtta Zazana yukarı Fırat Havzası bölgesi olarak tanımlamak için kullanmaktadır. Bu bölge günümüzde Zazalar’ın yaşadığı yerleşke alanlarıdır. Zaza adının geçtiği kaynaklardan biri de 1329/30 tarihli Kureyş Şeceresidir. Zaza aşiretine mensup olarak kaydedilmiştir.(Talib Molla Mulla Benim gabile Zaza) Kabilesinden ben geçmektedir. Zazaca konuşanlar, yöreden yöreye biraz değişe de, genellikle dağınık bir yaşam içinde olmuşlardır. Bu yüzden kendileriyle ilgili, yörelere göre değişen adlandırmalar yapılmıştır. Örneğin Kırmanc, Dımıli, Zaza gibi adlandırılmaların yanı sıra Kırmancki, Dımıli, Dımılki, So-Bê veya Zazaki şeklinde çeşitli adlandırmalar da yapılmıştır.

K. Hadank, Dımıli sözcüğünün, Dailemi/Dailomi’den geldiğini belirtmektedir. Minorsky, MÖ X. yüzyılda, Hazar denizinin dağlık bölgelerine inen son İran kabilelerinin batıya doğru yöneldiğini belirtir. Ancak bu kabileler karşılarında Kürtleri bulurlar. Bunların kullandıkları kelimeler her durumda Deylemliler’in kullandıkları kelimelerden farklıdır. Belki de Deylemliler, Kürtlerin arasına karışıp Kuzey Mezopotamya bölgesine yerleşen Zazalar’ın atalarıdır.?
Terry Lynn Todd, Dımılice’den hareketle, Zazalar’ın ayrı bir halk olduğunu belirtmektedir. İngvar Savnberg de, araştırmalarından sonra, Zazalar’ın ayrı bir halk olduğunu sonucuna varmıştır. İrani dillerin en eski örneği Med dili ve Avesta Kutsal Kitabı’nın dilidir.

David.N.Mackenzie, Zazalar’in İran Hazar’ından gelerek, Kürtlerin yerleşik olduğu bölgenin batısına, yani şimdi yerleşik oldukları bölgeye risksiz geçmiş olmaları olasılığının zayıf olduğuna işaret ederek, başka bir varsayımı ele almak gerektiğini vurgulamaktadır. Onun varsayımı, Zazaların bugün Kürdistan’ın kalbi olarak kabul edilen yerde, yani Van gölünün güney ve batısındaki topraklarda yaşadıkları ve kendilerinin ilerleyen Kürtlerce batıya gitmeye zorlandıkları varsayımıdır.

Aslında Zazaların, Kürt öncesi bir İran nüfusundan gelmiş olması olasılık olmaktan da ötedir. Zazaların kökeni, MÖ 2350-2150 dönemlerinde Anadolu’ya yerleşen ve bir Kafkas halkı olan Hurrilere dayanmaktadır. Zazalar, Kürtlerden çok önce bu topraklara yerleştikleri için, bugün Kürtlerin yaşadıkları bölgeler tarihsel olarak ana yurtlarıdır. Hurriler M.Ö. 2350-2150 döneminde günümüz Zaza yerleşim bölgesine yerleşerek Hattilere komşu olurlar.

Bu konuda dünyanın önde gelen bilim adamlarından olan; Robert Gordon Latham(1860),WilhelmStrecker (1862), Almanİranolog Freinolog Friedrichvon Spiegel,(1871), Alman İranolog C. Bartholomoe(1923), Alman W. Lentz(1926), Norveçli İrenolog G. Morgenstiernne (1927), Ermenidilbilimci A. Abeeghian (1934), İngiliz İranalog H. W. Bailey (1936-50), A. Christensen. K (1939), Fransızdilbilimcilerden J. Vendryese E. Benveniste (1952), Alman İronolog W . B. Hennig (1954), İranolog İ. Gerschvitsch (955), Rus İranolog İ. M. Oranski (1960), B. Henning (1954), D. N. MacKenzie (1961–95), Alman Türkolug ve Altayolog Gerhard Dörfer (1967), İsviçreli İranolog G. Redar (1970), İngiliz dilbilimci T. M. Johnstone (1970), G. L. Windfuhr (1972), Alman İrolog J. Meyerlingwersen (1976), C. F. Voegelin (1977), Alman dilbilimcilerden G. F. Meier (1979), İranolog R. E. Emmerick (1976), Sovyet İranolog R. L. Cabolov (1981), Slovak dilbilimci J. Genzor (1983), Alman dilbilimci G. Bossong (1985), T. L. Todd (1985; G. S. Asatrian / F. Vahman (1987–95), İngiliz İranolog J. R. Payne (1987), Amerikalı dilbilimci M. Ruhlen (1987), F. L. Vahmen (1987-95), Hollandalı İranolog P. G. Kreyenbroek (1992-93) (1926), Norveçli İrenolog G. Morgenstiernne(1927), Ermenidilbilimci Joyce Blau (1989), P. Lecoq (1989), Amerkalı dilbilimci C. M. Jacobson (1993–97), Jonst Gippert (1993–96), M. Sandonato (1994) ve Ludwig Paul (1994–9), M. Sanndonatono (1994), P.Wurzel (1997), gibi bilim adamları başta olmak üzere, Münih Üniversitesi genel bilimcilerin ele aldıkları çalışmalar sonucunda Zazaca’nın kendi başına ayrı bir dil olarak belirlemişlerdir. Dersimliler’in Kırmançlar dediği, ama uluslararası alanda Zaza olarak bilinen halkın dilinin ayrı bir dil olduğunu ve Kürtçenin lehçesi olmadığını ispat ettiler.

D. N. Mackenzie, Zazaca’nin Kürtçeyle ilişkisinin olmadığı kanıtlamıştır. 1900 yılında Dersim adlı kitabını yayınlayan Antranig'e ve ondan sonra bu konuda çalışmalar yapan İranolog Oskar Mann ve tarihçi V. Minorsky'e göre, Zazalar'da kabul gören "Dımıli" terimi, Dersimlilerin, Kuzey İran'daki Gilan’da bulunan Deylem bölgesinden göç edip Dersim’e yerleştiklerini belirtmektedir.

Karl Hadank ve Artur Christensen, Dımılilerle Goranların aslen Kürt olmadıklarını, bunların Hazar Denizi’nin güney batısından gelen Deylemliler olduklarını ileri sürmüşlerdir. Christensen, “Dımıli” sözcüğünün, harflerin yer değiştirmesi suretiyle “Deylem” sözcüğünden türediğini ileri sürmektedir. Bugün kendilerini Kırmanç ya da Zaza olarak tanımlayan Dımıli konuşan toplulukların Anadolu’daki tarihinin M.S. 550'lerden çok daha gerilere dayandığı bilinmektedir.?
Yine V. Minorsky, “Deylemlilerin, Urmiye gölünün kuzeybatısı, yani Salmas'ın merkezi, çok yakın zamanlara kadar Dilmakan diye adlandırılmaktaydı” diyor. Devamla ve F.Andreasa atfen, Urmiye gölünün güney batısında önemli bir Zagros geçidi üzerinde Lahican diye bir bölge olduğunu (bkz. Sawdi-bulak, el') ve Zazaların, Daylamit kavminin devamı olduklarını belirtmektedir. Deyleman-Gilan coğrafyası ile Dersimler’in / Zazaların yaşadığı bölgeler arasında yer ve köy adları yanında aşiretler arasında da isim çok sayıda benzerliklerinin olması bu tezi doğrulamaktadır.

Yine V. Minorsky, “Deylemlilerin, Urmiye gölünün kuzeybatısı, yani Salmas'ın merkezi, çok yakın zamanlara kadar Dilmakan diye adlandırılmaktaydı” diyor. Devamla ve F.Andreasa atfen, Urmiye gölünün güney batısında önemli bir Zagros geçidi üzerinde Lahican diye bir bölge olduğunu (bkz. Sawdi-bulak, el') ve Zazaların, Daylamit kavminin devamı olduklarını belirtmektedir. Deyleman-Gilan coğrafyası ile Dersimler’in / Zazaların yaşadığı bölgeler arasında yer ve köy adları yanında aşiretler arasında da isim çok sayıda benzerliklerinin olması bu tezi doğrulamaktadır.

I. 1. a. Yer, Köy, Aşiret İsim Benzerliklerinden Örnekler: Deyleman / Gilan’da: Tarum (Tarut), Aşkale (Aşkale), Verami (Veramin), Kuhpir (Kuhpir), Deşt (Deşt), Şakak (Şakak), Hasan beg (Hasanbeg), Pulur, Abgerm, Oasmanlı, Lahican (Lahçinan) gibi benzer yerleşim adları. Deyleman-Gilan Horasan’da; Şawanlı, Şadllı, Zafranlı, Meşkanlı, Hizollu, Zeydanlı, Alanlı, Elikanlı, Şhamlu-Semkanlı, Çemişkezekli gibi aşiretler, Zazaların bugün yaşadıkları bölgelerdeki aşiretlerle aynı adları taşımaktadırlar. Bu bölgelerde, Zazana, Zuza, Sason, Zavzan gibi, içinde Zaza sözcüğü geçen birçok yer adı bulunmaktadır. MÖ 542 yılında Pars kralı Dara (Darius)'un Behistun yazıtında da yukarı Fırat ve Dicle Havzası "Zazana" olarak adlandırılmaktadır. Bu benzerlik ve ortaklıklar, Kırmanç olarak bilinen Zazaların anayurtlarının Deylem-Gilan-Horasan olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Zazalar Deylemli’dir. Deylem-Gilan-Horasan Zazaların asıl yurdudur. Bu tarihsel gerçekler Dersimliler’in (Zazaların/Kırmançların) Deylem'le ve Deylemliler'le olan ilişkileri konusundaki Dımıli-Deylem kuramını doğrulamaktadır. Dımli ya da Dımıli teriminin Deylem adından doğduğu ve "Deylemli" (Deylemi) demek olduğu, F. C. Andreas tarafından belirtilmektedir. Andreas’ın bu görüsü A. Christensen tarafından da desteklenmektedir. Minorski, K.Hadank, Mac Kenzie gibi kendi alanlarında otorite kabul edilen tarihçi ve dilbilimciler F.C.Andreas'la aynı görüşü desteklemektedirler. Dimli-Deylem bağlantısına ilk işaret eden kişi, Ermeni yazarlardan Antranik olmuştur. Antranik bu tezini, 1901’de yayımlanan incelemesinde ileri sürer. Tüm bu araştırma, inceleme ve bilimsel çalışmalar, Zazalar’ın, IX-X-XII. yüzyıllarda Hazar Denizi'nin güney kıyılarında bulunan dağlık Gilân-Deylaman-Horasan bölgesinden, Dersim bölgesine gelip yerleştiklerini göstermektedir. Bu olgu, Zaza dilinin adı geçen İran diyalektlerine yakınlığı ile de doğrulanmaktadır. Bu halkın kendisine verdiği "Dımli" adı da "Delmik"ten doğmuştur. Iran’nın Delâm (Daylam) ilinin sakinlerine verilen "Daylamit" (Daylamli) adının aynısıdır.Osmanlı belgelerinde hangi lehçeyi konuşursa konuşsun, Türk olmayanlar ekrad olarak adlandırılırdı. 16. Yüzyıla ait tahrir defterlerinde. “Ekradı Dımıli” ve “Ekradı Disimlü“ adları geçmektedir.“Ekradı Dimili”, günümüz Türkçesiyle Dimili ve “Ekradı Disimlü” ise Dersimliler demektir. 1.I. 1. Coğrafi olarak Deylem, Daylam (Deylam-i Haşşa) Deylem, İran’ın kuzeyinde Taberistan, Cibal, Gılan ve Hazar Denizi arasında kalan bölgedir. Ancak, bilim adamları Daylam memleketi ile ilgili olarak çeşitli görüşler ileri sürmektedirler. Bunların başında Batlamyus gelmektedir. Batlamyus, Deliymais adlı bir memleketten söz etmektedir. Ayrıca Bizans tarihçilerinden Procope Deylemliler’in İran’da oturduklarını söylerken; Agathias ise, Deylemliler’in memleketini Dicle ile İran arasında gösterir.İştahri’ye göre ise Deylem memleketinin güneyinde Kazvin Vilayeti, Azerbaycan ve Rey arazisinin bir bölümü; doğusunda Rey arazisinin diğer bir bölümü ile Taberistan; kuzeyinde Hazar Denizi, batısında Azerbaycan ve Arran bulunurBelgelerin tümünde Deylem’in (Daylam el Mahz) düzlükler ve dağlıklardan ibaret bir coğrafyaya sahip olduğu belirtilmektedir.İbni Havkal ise İştahrı’dan yaptığı, Deylemliler’in en güçlü döneminde, bizzat bölgede bulunmuş olan Mukaddasi’nin tanıklığına dayanan alıntısında Kumiş, Curan’ı, Taberistan’ı ve hatta Hazar Denizini de bu ülkenin içinde gösterir. Ona göre Deylem’in merkezi Barfan; diğer yerleşim yerleri ise Şamiran, Haşm, Tarom ve Tulikan idi.Taberistan, Cibal, Gilan, Curcan vb yerleşim alanları Deylem arazisine karıştırılır; asıl Deylem (Deylem-i Haşşa) topraklarının Deylem, Taberistan, Cibal, Gılan ve Hazar Denizi arasında bulunduğu söylenir. Eserde, önemli kasabalar ise, Kalar ve Chalus (Şalus) olarak sayılır.Tüm bu açıklamalardan anlaşıldığına göre, Deylem, Hazar Denizi’ne dökülen Safid-Rüd ve Şalüs ırmakları ile İran yaylası ve deniz kıyısında bulunan ovalar arasında, Elbruz Dağlarının Hazar Denizi’ne bakan yamaçları arasındaki sarp arazidir. En önemli tepeleri Dalfak ve Turar’dır. İklim bakımından, deniz sahilinden Gılan’a kadar nemli, İran Yaylası’na kadar kurak, kışın soğuk, yazın sıcaktır. Halk; arpa, buğday, darı tarımı ve çobanlıkla geçinirdi. Denize bakan kıyı kesimlerde ise pirinç ve çay üretimi yapılmaktaydı. Ayrıca ilkel bir dokumacılık vardı. Kadife ve yünlü ürünler dokunurdu.Kısacası, Deylem (Dileman), İran’ın kuzeyinde Taberistan, Cıbal, Gilan ve Hazar Denizi arasında kalan bölgedir. Kalar, Chalus, Ramsar, Kaleçhay, Rasht, Lahican Rudsar, Lanprut, Cihijan, Shalman, Darya Sar, Bozkırgah, Siyah Kal, Astaneh, Lauluman (Lolan), Khoman, Bandar Azali, Hasan Rud, Astara; Men Derezenezeli, Taleb Abant, Gounrab Sar Lahle Dest, Rodesar, Lahledest, Machad, Jihini, Rudsar, Lahican (Lahcinan), Çabukser, Vajagah Rahim abad, Siyah Kal, Espili-Dileman yerleşim yerlerini kapsayan yörenin tümü Deylemistan olarak kabul edilmektedir. I. 3. Deylemliler’in Kökeni MÖ 2. yüzyıldan beri bu bölgede yaşamış olan Deylemliler’in geçmişi hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Daylamitlerin-Deylemlilerin daha uzun geçmişe dayanan kökenleri konusunda yeterli bilgi yoktur. Bir eski İran halkı olmaları olasılığı vardır. Ancak, MÖ 2. yüzyılda yaşamış olan Polybe, Delimaioi adında bir kavimden söz etmektedir. Batlamyus’un da MÖ 2. yüzyılda bu memleketi tanıdığı anlaşılmaktadır. VI. yüzyılda yaşamış olan Bizanslı tarihçi Procope ise, Deylemliler’in, İranlılar arasında yaşadıkları halde hiçbir zaman İran hükümdarlarının yönetimine girmemiş bir kavim olduklarını söyler.Fahr Gurgani’nin Vays-u ramin mesnevisinde, “O ülke henüz bakire kalmış” demesi de bunu gösterir. Ancak bazı Arap eserlerinde İbn Urayd’a dayanılarak, Deylemliler’in Zabba B. Udd kabilesinden olduklarına dair bir rivayet vardır. Bu rivayete göre Zabba’nın Su Ayd ve Basil adlı oğullarından, Basil İran’a gitmiş?
e oralı bir kadınla evlenerek Daylam adlı bir oğlu olmuştur ki Deylemliler işte bunun çocuklarıdır. Onun evlatlarının, Tabari zamanında, soylarına ait eyer ve eşyaya hala sahip oldukları da bu rivayetler arasındadır.Abbas Al Azzav’nin bulduğu ve Şerafettin Yaltkaya tarafından bastırılmış olan İbn Hassül’ün Amid Al mülk Kunduri aracılığıyla Tuğrul beye armağan ettiği Faza İl Al-Atrak Alasair Al Acnad’a (s. 254) göre, Deylemliler’in en büyük devletini kurmuş olan Büveyhoğulları muhtemelen Araplar ve özellikle Kureyşliler ile akraba olmak için bu şecereyi kabul etmişlerdir. Polbius, cilt 44'te, Medya'nın M.Ö. II. yüzyıldaki kuzey komşularından söz etmektedir: “Arî olmayanlar”. Ptelemi VI, 2'de, [Deylemlilerin] M.S. II. yüzyılda Chromithrene'nin kuzeyine (Khuxru Waramin'i, Ray'ın güney doğusuna) ve Tapurinin (Tabaristan) batısına yerleştirilmiş olmalarından söz edilmektedir.İbni Durayd tarafından ortaya atıldığı söylendiği halde, yazarın ünlü Kitap Al-İştikakı’nda bulunmayan bu iddia, hiçbir ciddi esasa dayanmamaktadır. Konu ile ilgili İbn Bucayır adlı bir şairi böyle iddialardan dolayı Araplar ayıplamıştır.Diğer taraftan Bizans tarihi yazarı Theophylactos Simocatt’ın eserinde, VII. yüzyılın ilk yarısı görülen Zoanab ve Sarames gibi Deylem adları İrani kelimelere benzemekle beraber, bunlara dayanarak bir şey söylemek doğru olmadığı belirtilmektedir. Yunan yazarları onları genellikle Sabar, Türk ve Kürtler ile bir arada göstermektedirler. Minorsky’ye göre ise, Deylemliler’in Hazar Denizinin güneyinde yerleştikleri bilinmektedir ve İrani olmayan kavimlerle akraba veya onlardan çıkma bir kavim olması kuvvetle muhtemeldir. Sasaniler döneminde, Sasani Ardaşir'in Ardavanlı Arsasid’e karşı kazandığı kesin zafer öncesi Arsasid'in "Rey, Demewend, Daylamân ve Patihkwargar askerlerini harekete geçirdiği" söylenmektedir.Bu olay, Elbruz dağlarının güney yüzünde yaşayan halk üzerinde Arsasid nüfuzunun yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Önceleri Sasaniler, Daylamitlere karşı ihtiyatlı davrandılar. Ancak, giderek Daylamitler hem askerlik hem de hukuk alanında ön plana çıkmaya başladılar. Kawadh İberya'ya (Gürcistan'a) karşı, adı Boes (Boya) ve ünvanı “Wahriz” olan bir "İranlı"nın komutasında sefer düzenledi. Bu ad ve ünvan, onun Daylamit olduğunu gösteriyor”.Lazica'daki Archeopolis'in (şimdiki Tsikhe Godji) Husrev Anuşirevan komutasında kuşatılması sırasında (M.S. 552) Türk sabirler ileri hücumları yönetirken, usta dağcı olarak Daylamit bağlantısına değinilmektedir. Birkaç yıl sonra Daylamitler, Bizanslılar tarafından korunan diğer bir Sabir birliğine başarısız bir gece baskını düzenlediler. Procopios'a göre; Daylamitler, erişilmez dağlarda yaşıyorlardı; hiçbir zaman İran hükümdarlarına boyun eğmemiş, yalnızca paralı asker olarak hizmet etmişlerdir. Yaya savaşıyorlardı. Her adam, bir kılıç ve kalkan kuşanıyor ve üç tane mızrak (acontia) tasıyordu. Bu bilgiler, daha sonraki İslamî kaynaklarla benzerlik göstermektedir.Hüsrev I'in ünlü Yemen seferinde (M.S. 570), ordusu içinde Daylam ve çevresinden 800 mahkûm vardı ve bu mahkûmlara gene mahkûm olan Vahriz namında biri komuta ediyordu. Kâwâdh ve Hüsrev hâkimiyeti altında Kafkasya geçitleri tahkim edilip yakınlarında askeri koloniler kurulunca Hüsrev'in hâkimiyetinde, kökeni Daylam ve çevresine ait isimler ortaya çıktı. Hüsrev'in ardılı Hurmizd IV.'e karşı yapılan ve onun tahttan indirilmesiyle sonuçlanan suikast M.S. 590 yılında "Dilimitik" halkının lideri Zoanap tarafından yönetilmiştir. I. 4. İslami Fetihler Döneminde DeylemHalife Ömer devrinde Ahnaf komutasındaki Arap ordusu Horasan (Khurasan) yöresini aldı. Sasanı Şahı III.Yezdigirt’i yenilgiye uğratmasıyla Sasani varlığı sona erdi ve İran Devleti ortadan kaldırıldı.VII. yüzyılda Horasan, Harizm ve Semerkant bölgelerinde bir dizi direniş oldu. Kuteybe bin Müslim Al Bahil, Haccac bin Yusuf, Yezid bin Muhallab gibi komutanlar yörede kimi fetihler gerçekleştirdi. Rüstem Behrem’in amcası, Deyleman ve Horasan bölgelerini egemenliği altına aldı. Kadiriye çevresinde(642) 4000 kişilik Deyleman halkı İslamiyeti kabul etmek zorunda kaldı. Daha sonra Deylemanlılar Celula bölgesinde Araplarla beraber Küfe askerlerine karşı savaştılar. 873 yılında çoğu Zerdüşt olan Deyleman halkı, Hasan bin Zeyd’in yardımıyla İslamiyeti kabullendiler.Buna rağmen Alevi önderleri her zaman Deylem’e yardımcı oldular ve koruyuculuğunu üstlendiler. 825 ten 1058 e kadar Deyleman bölgesi Alevi önder Castaniyan tarafından yönetildi. 912 yılında ise Hasan bin Ali, Alevi aşiretlerini Hazar Denizi kıyısına yerleştirdi. Taberistan ve Deylemistan halkının çoğu İslam dinine girdi. Kangariler ile akraba olan Salariler 942 yılından başlayarak Selçuklular zamanına kadar Azerbaycan’da hüküm sürdü. Ancak Deylemlilerin kurduğu devletlerin en önemlisi, Bağdat’ı fetheden ve 12 gün sonra Halife Ali Mustakfi’yi tahttan indiren Büveyhoğullarının kurmuş olduğu devletti (932-1056).Ayrıca Deylem’de Hicret’in başlangıcından IV. hicriye kadar Alevi boylarından Albuye(931-1065), Ziyarhandaniler(931-1078), Veshvetan, Almakan, Benkak gibi soylar Deylemistan’ı yarı bağımsız yönettiler (865-1005). Hz. Ali’nin kardeşi Cafer soyundan Yahya bin Abdullah, Kerbela’daki katliamdan kurtulduktan sonra Deyleman’a kaçtı. Horasan ve Teberistan’da yaklaşık 1000 kişilik bir kuvvet toplayan Yahya bin Abdullah, Deylemistan’a girince Deylem hükümdarı Castaniyan kendisine kucak açtı (825-1058). Bölgeyi siyasi ve dini çalışmalarının merkezi durumuna getiren Yahya bin Abdullah, ünlü din bilginlerinin de desteğini alarak Abbasilere başkaldırdı. Öldürülünce yerine El Hasan bin Zeyd geçti. Zeyd, Rey şehrini terk etti ve Taberistan’a yerleşti. Bölgedeki Hz. Ali taraftarları Hasan Bin Zeyd’i davet ederek Hasan bin Ali’nin önderliğinde Abbasi baskısına karşı ayaklandılar. Ayaklanma başarı ile sonuçlandı ve Hasan bin Zeyd Deylemistan’da 20 yıl padişahlık yaptı. Ölümünden sonra Seyd Mehmet bin Zeyd başa geçti ve 16 yıl Deylem Gilan’da padişahlık görevini yürüttü, inanç hizmetlisi olarak bölgede Aleviliği yaymaya çalıştı. Bu dönemde Deylemlilerin çoğu Caferi Sadık mezhebini kabul etti(917-920). X. yüzyılın ilk yarısında Deylaman’dan batıya göç eden Deylemliler, yüzyılın ikinci yarısında Abbasileri devirip Deylem, Azerbaycan, Dicle ve Fırat kıyılarında ve bu bölgeleri Hazar Denizi’ne bağlayan yörelerde kimi devletler kurdular.Abbasi halifesini temsilen Mehmet bin Saluk Amor’a gelerek Taberistan’da padişahlığını ilan etti. Mehmet bin Saluk’un ölümünden sonra Alevi önderleri Gilan-Deylaman topraklarını genişletmek için başta Horasan olmak üzere çevredeki ülkeleri kendilerine bağlayarak bağımsız devletler kurdular.Moğol hükümdarı Cengiz Han İran’ı ele geçirdikten sonra Gilan üzerine sefer düzenledi. Bölge dağlık olduğundan egemenlik kuramadı. Ancak Moğol saldırıları süreklilik gösterince bölge güçleri zayıfladı. Moğol güçlerinin karşısında daha fazla direnemeyeceğini anlayan Deyleman-Gilan halkının bir bölümü önce Kuzey Horasan’a çekildi. Sonra Dersim-Sivas yöresine gelip yerleşti (1223-1258). Deylem halkının bir kısmı da, Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey’in Büveyhoğulları devletini ortadan kaldırması üzerine (1055), yavaş yavaş yerli halkla karıştı ve önemli bir kısmı da batıya göç ederek Dersim-Fırat ve Dicle yörelerine göç yerleşti. 1256 yılında Deylemlilerin son kalesi Alamut’un Moğol hükümdarı Hülâgu han tarafindan alınması bu halkın güçlerini büsbütün zayıflattı. İzleyen dönemde Deylemistan küçük beyliklere ayrıldı. Ardından Gilan, Karlayalılar’ın eline geçti. Geri kalan Deylemliler Giller’e karıştı ve Deylem adı ortadan kalktı. Yerine Gilan adı egemen oldu.Sonuç olarak bölgede yaşayan Kürtler’den ayrı tarihi, kültürü, dili inançları, örfü, âdet ve alışkanlıkları olan bugün Horasan coğrafyasında yaşayan Deylemliler’le Dersimlilerin ortak paydaları bulunduğu ve örtüştüğüne, 2000 yılında Deyleman’a yaptığım alan çalışmasında da tanık oldum. Bugün Dersim halkı deyince, 126 aşiretten ve boydan oluşan, köklü geleneksel kültürlerinin ortak paydasında buluşan Deylem-Gilan’da yaklaşık 2.5 milyon, Türkiye’de ise 4.5 milyon Deylem-Gilan kökenli halkın anlaşılması gerekir. Sözünü ettiğim tarih gezisinde. Dersimlilerin 700-1258 yıllan arasında çeşitli nedenlerle Deyleman’dan göç ederek Dersim, Bingöl, Sivas, Malatya, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Diyarbakır, Siverek, Muş, Varto ve Adıyaman bölgelerine yerleştiklerini ve atalarının Deylemliler olduğu gerçeğini bir kez daha gözledim.Bugün Türkleşmiş olan ve 19. yüzyıl başlarından beri Hoy bölgesinde aktif olarak yerleşik bulunan Dümbüliler de Dımli?
ile bağlantılı gibi görünmektedir. Agathias III, 17'de Lasica'da savaşan Dilimnitai askerlerinden bahsederken, onların yurtlarının Orta Dicle havzasında Fars topraklarına komşu topraklarda olduğunu söylemektedir. Bu bölge muhtemelen Zazalar’ın bugün yaşadıkları bölgedir.Gezgin Abu Dulaf, Şahrazur'un yedi fersah doğusunda Daylamistan diye bir yerden bahsetmektedir. Bu yer, "Eski Pers kralları döneminde Daylamitlerin oradan Mezopotamya ovalarına akınlar düzenledikleri yer”dir. Lahican'ın batısındaki Daylaman kazası, Daylamand merkezinin Ostân'dan Lahican bölgesine aktarılmış olduğunun kanıtı olabilir. Urmiye gölünün kuzeybatısı, yani Salmas'ın merkezi, çok yakın zamanlara kadar Dilmakan diye adlandırılmaktaydı. Başka bir kaynakta ise, Urmiye gölünün güney batısında önemli bir Zagros geçidi üzerinde Lahican diye bir bölge var olduğunu belirtilmemekle birlikte, Gene Lahican adını taşıyan birkaç köy daha var olduğu, bunların Urmiye gölü havzasında ve Savalan dağının kuzeyinde bulunduğu yazılmaktadır. Diyarbakır'ın kuzeyinden Palu ve Dersim'e kadar uzanan bölgede yaşayan ve bugün hala İran kökenli bir dil konuşan "Zaza"lar kendilerine Dımli demektedirler”. F. C. Andreas, bu durumu, Daylam benzerliğine yorumlamaktadır. I. 5. Zazalarda Dini İnanç Genelde Kırmanç olarak adlandırılan Zazalar Alevidir. Kırmanç olmayan Zazalar ise Şafii Sunidirler. Zaza/Kırmançlar arasındaki bölünmenin temel sebebi, inanç ayrılığının yanı sıra, çeşitli dönemlerde yapılan?
göç dalgalarıyla da ilişkilidir. Günümüzde kendilerini farklı tanımlamalarına rağmen, Zaza/Kırmanclar ortak bir orijinden gelmektedirler. Alevi, Şafii mezhep farklılığı Zazalar’da kültür ve yaşam tarzlarında farklılıklara yol açmıştır.Geçmişte Emevi ve Abbasi Dönemlerine kadar uzanan bu ayrılıklar 11. yüzyılda Selçuklu Türkleri, Moğollar (İlhanlılar), Karakoyunlular, Ak koyunlular ve Osmanlılar döneminde de devam etti.16. yüzyılda Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşına gitmeden önce Anadolu’daki yediden, yetmişe kadar Alevi nüfusunun sayımını yaptırdı. Kırk binin üzerinde Alevi olarak adlandırılan Şah İsmail taraftarını öldürdükten sonra, Sefavi Safevi Hükümdarı Şah İsmail üzerine sefere çıktı. Safevi Devleti hükümdarı Şah İsmail ile Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim arsında yapılan Çaldıran Savaşı, Safevi Devletinin yenilgisi ile sonuçlandı ( 1514).Çaldıran savaşından sonra kökleşen Alevi-Sünni ayrımı Alevi, Şafii mezhep farklılığı, Zazalar’ın yaşam ve kültür tarzlarında farklılıklara yol açtı. Zamanla Türk/Türkmen, Kürt/Kırdaş ve Zaza/Kırmanc şeklinde ayrılıklar belirgin hale geldi. Yavuz Sultan Selim döneminden sonra Kırmanç/Zaza halkın bir kısmı kendisini Kırmanç olarak tanımlarken, diğer bir kısmı ise kendisini Zaza olarak adlandırdı. Zaza/Kırmanç adlarının ayrışmasının temel nedeni bu döneme rastlamaktadır. I. 6. Zaza/Kırmanç Ve Zazalar Ayrışmasının Tarihi KökleriRus Kürdolog V. Mınorsky, İslâm Ansiklopedisi'nin İngilizce baskısının "Kürtler" bölümünde, 20. yüzyılda Kürtler arasında kesinlikle Kürt olmayan bir unsurun (Zazalar)" tespit edildiğini "(sf. 113) yazmaktadır. Ve bu grubun Kürtçeden çok farklı kuzey-batı lehçesi konuştuğunu" (sf. 1152) belirtmektedir. İslâm Ansiklopedisi’ndeki yazısında, Zaza sözcüğünün geçtiği her yerde "gerçek Kürt olmayan" kaydını düşmüştür Minorsky (sf. 1151). Kürdolojinin babası sayılan Minorsky, Goran ve Zazaların kesinlikle Kürt olmadıklarını (İslam Ansiklopedisi, s. 1091) belirtmektedir.Konunun uzmanlarından O.Mann, David Mckenzie, Haddank ve Prof. Kojima da Zazaca ve Gorani'nin, Kürtçenin bir lehçesi olmadığını ve bağımsız bir dil olduğunu belirtmektedirler. Dimililer (Dımıliler) ile Zaza/Kırmanç olarak adlandırılan halk aynı etnik kökene dayanmaktadır.Avrupa’da kendi dalında ciddi bir otorite olan Leipzig Max-Blanc Enstitüsü, Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Londra HGI DNA Refernece Laboratory, National Blood Service (HGI DNA Araştırma Laboratuarı Ulusal Kan Merkezi tarafından, farklı Kürt gruplarının genetik açıdan durumlarını saptamak üzere ortaklaşa yapılan bir araştırmanın sonucunda, Kırmanca (Zazaca) konuşan Kürtlerin etnik kökeni ile ilgili bilimsel veriler ortaya konmuştur. Genetik alanda Uluslararası üne sahip bilimsel bir yayın organı olan Annals of Human Genetics dergisinde yayınlanan araştırma; Ivan Nasidze, Dominique Quinque, Murat Öztürk, Nina Bendukidze ve Mark Stoneking tarafından hazılanan “mtDNA and Y-chromosome Variation in Kurdish Groups (Kürt Gruplarında mtDNA Kromozomu Değişikliği)” başlıklı bilimsel makalenin girişinde “Mevcut veriler. Öteki Kürt grupları, Avrupalılar, Kafkasya, Batı ve Orta Asya gruplarına ait verilerle karşılaştırıldığında, hem mt DNA hem de Y-cromosomu bakımından, Kürt Gruplarının etnik olarak en yakın oldukları Gruplar Batı Asyalılar, en uzak oldukları Gruplar ise Orta Asyalılardır” denilmektedir. Kırmanç (Zaza) ve Kürtlerin etnik olarak yakın oldukları gurupların batı Asyalılar olduğu dolayısıyla ön Asya halkları olan İranlılar, Ermeniler veya Aryan ırkına daha yakın oldukları açığa çıkmıştır.Etimolojik ve bilimsel analizlerde bu gerçeği doğrulamaktadır. Kırmanca/Zaza veya Kırmanc/Dimili adları aynı halkı ifade etmektedir. Dersimliler’in-Dimililerin Kürt ya da Türk oldukları yönündeki tezler temelsizdir. II. ZAZALAR’IN YAŞADIĞI BÖLGELER Günümüzde Kırmanç/Zazalar, kendilerini Dimili olarak tanımlamaktadırlar. Zaza/ Kırmanç dili baskı ve yasaklar yüzünden yazılı hale gelmemesinden dolayı, özelliklede genç kuşaklar, ana dillerini konuşamaz ve kullanamaz duruma getirilmiştir. Bu nedenlerden dolayı Dersimliler’in bir kısmı Kürtleşmiş veya Türkleşmişlerdir. Önemli bir kesimi de siyasi kimliklerini muhafaza etmektedirler. Bizans tarihçilerinden Agathias ( M.S 553–579/582), Histories adlı yapıtında "Lazica" daki Roma-Pers savaşlarını anlatırken, bu savaşlarda Perslerle birlikte savaşan Dilimnitler-Deylemliler'den de söz eder. Agathias, Dilimnite’lerin ülkelerini, İran’la sınırdaş olan Dicle kıyısındaki olarak belirtmektedir. Dimililer (Kırmanclar ve Zazalar) M.S. 6'ıncı yüzyılın ortalarında (M.S. 551–52) bugün yaşadıkları topraklarda bağımsız olarak bir yaşam sürüyorlardı.Dersimliler’in MS 9. ile 11. yy. arası Deyleman'dan bugünkü yurtlarına göç ettiği tezi kabul görmektedir. Zazalar, “Deylem/Daylam’lılar olarak anılan, Hazar Denizi’nin güneybatısı ile Tahran’ın kuzeyine düşen bölgede yaşayan bir toplum olarak bilinmektedir. Çeşitli nedenlerle, göç eden veya ettirilen bu halkın büyük çoğunluğunun Güneybatı İran’a gidip orada “Büveyhoğulları Devleti”ni kuranlar oldukları görüşü yaygındır. Öte yandan Goranlılar’ın da yine Deylemliler olduğu anlaşılmaktadır. Deylemliler, bölgedeki işgal ve gelişmelerden sonra bu bölgeyi de terk ederek Fırat, Murat nehirleri ve Dersim bölgesine gelip (933-1055 yıllarında) yerleşirler. Bölgenin yerli halkıyla kaynaşarak bugünkü Dersimliler /Zaza halkını oluştururlar.Türkiye genelinde Zazalar’ın nüfusu tahminen 6–7 milyondur. Zaza dilini konuşan halk günümüzde genellikle Dersim, Fırat'ın iki kolu, kuzeyde Erzincan ili, güneyde Murat suyu, Doğu-Anadolu’nun Fırat ve Dicle su havzasızını kapsayan coğrafi bölge üzerindeki alanda yaşamaktadırlar. Coğrafi konum olarak 37- 42° enlem ve 37- 40° boylamlar arasında yer alan bu bölge; il olarak Anadolu’nun doğusunda, Sivas’tan Varto’ya, Gümüşhane’den Siverek’e kadar uzanan alan içindeki illeri kapsamaktadır.Ağırlıklı olarak Dersim (Tunceli), Erzıngan (Erzincan), Erzırom (Erzurum), Qers (Kars), Muş, Xarpêt (Elazığ), Diyarbakır, Ruha (Urfa), Semsûr (Adıyaman), Bedlis (Bitlis) ve Sêrt ( Siirt), Bingöl, Kangal, Zara, Ulaş ve İmranlı (Sivas), Kelkit, Şiran ve Gümüşhane, Hınıs, Çat, Aşkale (Erzurum), Pötürge ve Arapkir (Malatya), Mutki (Bitlis), Sason (Batman), Aksaray gibi il ve ilçelerde yaşamaktadırlar.Dersim aşiretlerinden oluşan Alevi Zazalar’ın bir kısmı da, Koçgiri, , Divriği, Varto-Hınıs, kısmen Kayseri’nin Sarız ilçesinde yaşamlarını sürdürmektedirler..Şafii inancını benimseyen Zazalar ise; Elazığ, Bingöl, Diyarbakır, Siverek, Adıyaman, Aksaray, Mudki, Sason bölgelerinde yaşamaktadırlar. Bunun dışında İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Aydın, Bursa, Eskişehir, Konya, Edirne, İzmit, Balıkesir, Muğla gibi birçok ile ve ilçelerine göç etmişlerdir. Ayrıca Fransa, İsveç, Danimarka, Almanya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Belçika gibi Avrupa ülkelerinde de hatırı sayılır Kırmanç/ Zaza nüfus bulunmaktadır (tahminen 400.000). Horasan-Deylaman/Gilanda ise, yaklaşık 3–4 milyon Deylemli-Gileki yaşamaktadır. III. ZAZACA DİLİ III. 1. Dersimce-Zazaca/Kırmançca’nın Dilsel ÖzellikleriZazaca, Hint-Avrupa dil ailesinin İran’i diller gurubun Kuzey-Batı koluna dâhildir. Zazaca-Dımli, Hind-Ari,İran’i veya Hind-Avrupa dillerindendir.Beluçca,Sistanice, Sivend (Kelendi), Umurice (Umuri), Perç (Paraçi) Gorani, Astiyani ve Sengseri dilleri Kuzey-Batı kolunun Hyrkani (Gurgan) alt gurubunu teşkil etmektedir. Kuzey-İran (Deylaman-Gilan)’da konuşulan Gilekçe/Goranca dili ile Dersimce/Zazaca, köken olarak birbirine Kürtçe dilinden daha fazla yakındırZazaca’nın diğer akraba olduğu diller arasında en çok benzerlik Gilan-Deylaman’da konuşulan?
Gilekçe dilidir. Gilekçenin, Galişi, Biyapes, Sefidru, Biyapiş, Tenkaboni, Rahimabadi, İşkuri, Şehsavari ve Siyahkeli gibi lehçeleri vardır. Mazenderance (Taberice), Semnanice, Guranca, Talişce (Gilekçe’ye yakın olan Talişçe İran dillerinin kuzey batı koluna dâhildir),Tatice (bazı araştırıcılar Tati dilini Med dilinin devamı saymışlardır), Herzendi, Talişçe ve Taticenin Zazaca ile bağlantıları vardır. Bazı araştırmacılar Zazaca’nın Deylem bölgesinden köken aldığını belirtmektedirler.Gramer ve kimi önemli sözcükler açısından Zazaca’ya yakın olan Kuzey-İran’daki Farsça, Lorca, Devanice, Kumzari, Eşkuşmi, Veheni gibi İrani diller, Orta ve Batı Asya’nın büyük bir kısmında konuşulmaktadır. Zazaca gibi, Batı İrani dillerinin kuzey koluna ait olan Guranca’nın lehçeleri vardır. Bunlardan Kendule, Pave, Avramani, Gorecan, Golayi, Bivenci, Bacalan ve Telehedeşk lehçelerini saymak gerekir. Avraman lehçesinden Pehlevice’nin Avesta’ya yaşayan en yakın İrani dili olduğuda bilinmektedir. Bu diller daha çok İran, Pakistan, Irak, Hindistan, Türkiye, Çin, Rusya, Gürcistan, Afganistan’da konuşulumaktadır..Zazaca,Zazalarla birlikte veya Zazalar'dan sonra Dicle ve Fırat nehirleri (eski Mezopotamya) arasına yerleşen halklardan kelimeler ödünç almış veya bu dillerden etkilenmiştir.Zazaca; Hurice, Hititçe, Sümerce Farsca, Ermenice, Türkçe ve diğer halkların dillerinden bir etkileşim söz konusudur.Bu halklardan ödünç alınmıştır.Bu sözcükler,deyimler günümüzde de kullanılmaktadır.Zaza yerleşim yerlerinin, göçlerin yollarının üzerinde bulunması Zaza dilinin üstünde bir değişim yaratmıştır. Zazaca dili, Farsça ve Gilekçe’ ye birçok dilden daha yakındır. Hind-Avrupa dilbilimcileri eserleri ile Zazaca'nın en eski dillerden bir dil olduğu kanıtlamışlardır. III. 2. Dersimce-Zazaca/Kırmanç Dilinin Dil Akrabalıkları ve Kürtçe’den farkıOskar Mann, Karl Hadank, CI.J.Rich, A.V.Le Coq, Peter Lerch gibi araştırmacılar Zazaca'nın kendi başına bir dil olduğu doğrulamaktadırlar.Anadolu’da konuşulan Kurmanca-Kürtçesiyle ile Zazaca/Kırmanca’sı yüzyıllarca ortak coğrafyayı paylaştıkları için diğer diller gibi, Kürtce ile Zaza dilleri arasında da benzerlik oluşmuştur.Zazaca’nın başlı başına bir dil olduğunu ilk olarak, yaptığı derleme, araştırma ve incelemeleriyle kanıtlayan ilk dilbilimci Oskar Mann’dır. Oskar Mann’ın 1903’ten 1907’ye kadar yaptığı araştırmalarını?
lerletip kitap haline getiren Karl Hadank, Die Mundarten der Zaza adlı bilimsel eseri 1932 yılında kitaplaştırmıştır. Böylece Zaza’canın, bugüne kadar dilbilimciler arasında İranoloji dilbilimi içinde incelenmesi gereken başlı başına bir dil olarak kabul edilmesi konusunda fikir birliği oluşmuş bulunmaktadır.Oskar Mann’dan önce Peter Lerch (1856), Friedrich Müller (1864), Albert van Le Coq (1901) gibi araştırmacı ve dilbilimciler de eserlerinde Zazaca hakkında folklorik yazın derleyip kısmen analizler de yapmışlardır.Zazaca’nın, Kürtçeden tamamen farklı olduğu V. Minorsky, Prof. Haddank, Prof. David Mac Kenzie, Ingmar Sauberg, Terry L. Todd, W.B. Lockwood, T.M. Jhonstone , Prof. Dr. Gouchıe Kojima ve Jost Gippert gibi dilbilim adamları tarafından kesin bir dille ifade edilmiştir. Etnologue bilimi, Zazacayı, Hint-Avrupa dil ailesinin kuzey batı İran dilleri bölümünün, Zaza-Gorani kolu içinde sınıflandırmaktadır.Oskar Mann, Zazaca’yı Hazar dillerine ve Gorancaya yakın bir dil olarak kabul eder. Ayrıca Ludwing Paul, Zülfü Selcan(Zazaca–Sprache) ve Joyce Blau gibi bilim adamları da aynı görüşü paylaşmaktadırlar. Kuzeybatı Iran dilleri, diğer Iran dillerinden Güneybatı gurubunda olduğu kadar belirli farklılık göstermez.Son yapılan araştırmalara göre Zazaca ile bir Ortaçağ İran’ı dili olan Partça ve günümüz Kuzey-İran- Hazar Deniz kıyısında konuşulan diller arasında yakın benzerlikler görülür. Güneybatı ve kuzeybatı İran dillerini birbirinden ayıran bazı tarihsel-fonetik özellikleri göz önüne alındığında, kuzeybatı ile doğu İran dilleri arasında bazı ortak benzerlikler görülür. Kuzeybatı İran diyalektlerinden biri olan Zaza dili özelikle Goranice ile Hazar kıyılarında konuşulan Harzance, Gilekçe, Talişçe, Darice, Beluçca ve Mazandaran dillerine yakınlık göstermektedir.Hazar denizinin kıyılarında yer alan ve çağdaş kuzeybatı dilleri ve diyalektlerinden Lekce, Umuri, Sıvena, Perçi, Devani, Kumzari, Derice, Tati, Peştunca, Muncani, Tack, Raci, Sengseri, Aştiyan, Talis, Tatice, Lek, Gilan, Mazandere, Semnani, Berki, Lor, Lar, Sistani ve bunlara yakın halkların dilleri gelişmiştir. Ayrıca Zazaca ve Goranice de, orta İran diyalektlerinin eski ve orta Farsçanın bazı ana kolları olarak gelişmiştir.Türkiye’de, Zazaca üzerine bir kısım siyasi çevreciler, Zazacanın bir Kürt lehçesi olduğunu savunmaktadırlar. İrani dillerin dilbilim dalı olan İranoloji’ye göre ise, Zazaca’nın bir Kürt lehçesi veya dili olmadığı, aksine başlı başına bir dil olduğu ispat edilmektedir. Kürtler, siyasi ve sayısal olarak Zazalar’a göre daha üstün oldukları için, ayrıcalıklı konuma gelmişlerdir. Bu durum Zazaca’nın, Kürt lehçesi olduğu yönündeki görüşlere zemin teşkil etmesine neden olmuştur. Yine aynı nedenle güncel siyasette çeşitli toplum katmanlarında yaygın olan “Kürt lehçesi” olduğu görüşü, son yıllarda açığa çıkan araştırmalarla birlikte önemimi yitirmiş ve Zazaca/Kırmancanın bağımsız bir dil olduğu görüşü giderek ağırlık kazanmıştır.
HochiMinh44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.Aralık.2018, 00:22   #11
 
HochiMinh44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HochiMinh44
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Aralık.2018
Üye No: 55479
Bulunduğu yer: Dersim
Mesajlar: 29
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Açıkcası ulusal çıkarları güden pankürdist hegemonyacıların bunu bilmemesi ve devletin kürtleri asimilasyonu gibi kürtlerin de zaza alevileri asimile etmeye çalışmasının savunulacak bir yanı kendi görüşümce yoktur...

Ayrıca Hüseyin Aygün chp den pkklı olduğu için ayrılmamış mıydı yani düşüncelerini partiden bağımsız ve pkk yanlısı bir biçimde dile getirmiyor mu ?
O bile Zazaları kürtlerden ayrı tuttuysa bunun üzerinden parti şu bu eleştirilerine gitmek anlamsız ve sonuçsuz kalacaktır.

Sosyalist mücadele nin temeli her daim ezilen sınıfların işçilerin,köylülerin kısaca ülke halkından tüm emekçilerin kurtuluşu amacında örgütlenmelidir
bunun içerisine herhangi bir milliyetçi ideoloji karıştırılırsa o tarihte binlercesi görülmüş Amerikan Devrim Savaşı gibi ileride emperyalist amaçlar güdecek azınlık devletler oluşur ve halklar bölünür,emperyalistlerin de bölünen bu halkları köleye çevirmesi veya topraklarını işgal ederek yok etmesi kolaylaşır.

Böyle şeyleri yorumlarken burjuva ideolojisi "milliyetçi" duygularla değil de enternasyonal kurtuluşçu biçimde yorumlamak bizler açısından doğru olur.

Yoksa bunun tartışmasını sabaha kadar sürdürelim ikimiz de birbirimizi ve bir konu hakkındaki fikirleriimizi değiştiremeyiz ama vicdanen düşünmek gerekirse Kürtçülük,Türkçülük adına verilen herhangi bir mücadele sosyalist olamaz sayılamaz ve suriye örneğinde de gördüğümüz gibi emperyalizme çıkar sağlar.

Ermenilere gelirse eğer ki milliyetçi bir şekilde yaklaşılacak olursa bu olaya
Ermeniler günümüzde Türklüğe,Kürtlüğe asimile olmuş kadim anadolu halklarındandır ve çoğunlukla şehirlerde Türklerin ,Köylerde Arguvan gibi Yazıhan ve Hekimhan gibi Alevi Türklerin ve çoğunluk olarak sünni kürtlerin yaşadığı
Malatya
Erzurum
Erzincan
Ardahan
Artvin
Iğdır
Sarıkamış
ve sünni şafi , yezidi kürtlerin ve alevi zazaların çoğunlukta yaşadığı
Hakkari
Van
Bingöl
Bitlis
Elazığ
Dersim
gibi illerin aslında orada asırlardır yaşamış Ermenilerin yaşam hakkı olduğu kanısına varılır
ve bu yerlerde Türklerin-Kürtlerin toprak hakkı iddia etmesi engelenir.

ancak sosyalist bir perspektiften bakıldığında tüm iller ırk azınlık ,çoğunluk farketmezsizin işçilerin ve emekçilerin emeğini sürdürebileceği yerlerdir v
çünkü solcular hangi toprağın kime ait olduğunun tartışmasını yapmaz,
O toprakta yaşayan insanların ezilip ezilmediğinin ,emeklerinin kimseler tarafından talan edilip edilmediğinin,sömürülüp sömürülmediğinin tartışmasını yapar ve bunun derdinde olur .
güncelliğini yitirmiş yalan ve akıtılmasına kendilerinin de büyük sorumluk sahibi olduğu ve çoğu zaman sebebi oldukları sivillerin kanlarından milliyetçi veya ırkçı propaganda yapmazlar

Benim gibi sosyalistler için her türlü milliyetçilik burjuvazinin halkları amaçlarına hizmet ettirebilmek kolay yoldan başka milletlere karşı savaşlara girebilmek ve kısacası halkı milli duygularla kışkırtarak kandıramak vasıtasıyla oyuncak edilen bir silahtır.
ve bu saldırgan amaçla oluşturulan milliyetçiliğin ileri safası ırkçılık ve nasyonal sosyalizmdir
Yani direk faşizme yol açar ve en sonunda milletlerin varlığını ve tarihlerini reddetmenin yanı sıra
halklar arasında veya ülke içerisinde başta sosyalist özelik ve amaç barındıran mücadelelerin amacından saparak Demokrtatik Konfendertalizm gibi aslında ve özünde milliyetçilik yatan ve ulusal çıkarlar güden ulusalcı hareketlere dönüşmesine zemin hazırlar ve buna karşı çıkan o kitle içindeki bireyleri toplumdan, halktan veya ırktan soyutlayarak cezalandırır veya direk kendisi infaz eder


Bunun en bariz örneğini buralarda o mantıkta yazılan bir yorumdan açık bir şekilde görüyorum

Şu açıktır ki Anadolu üzerinde pek çok uygarlığı barındırmış ,imparatorluğa ev sahibi yapmıştır bundan dolayı günümüz Türkiyesinde yaşayan halkların kesin olarak hangi ırklara ait olduklarını söylemeleri açıkcası milliyetçiliği popülist bir akım haline getirenlerin ve bundan çıkar sağlamak isteyenlerin ulusal alanda destek kazanabilmek için kurduğu aldatmacalardır.

Zaten nitelikli sosyalist bir insan için önemli olan hangi ırktan olursa olsun bir ırkın,halkın,ülkenin değil dünya nın sosyalizm etrafında birleşerek mücadeleyi büyütüp geliştirmesi hiç bir din,dil,ırk ayrımı yapmadan kim nerede acı çekiyorsa oralı olabilmesidir
NETİCEDE EZENLER DEVLETLER VEYA ÖRGÜTLERDİR
HALK DEĞİLDİR
Eğer durum böyleyse o halk o devlet veya örgüt tarafından ulusal çıkarlara hizmet edebilmek amacıyla boş ve burjuvazi hatta günümüz Türkiyesin de feodal vaatlerle kandırılmıştır bunlardan bir ikisi osmanlı gibi gerici saltanatların da vazgeçilmezi olan milli destek karşılığında toprak ve akçedir veya zulüm etmemektir .

Sen şu örgütü tutarsın ben bu örgütü desteklerim şunun sosyalizmle alakası olmadığını söylerim haklı sebeplerim vardır bunları ifade ederim ama buna rağmen
insan sadece diğerlerinden farklı düşündüğü ve bu düşüncesini de haklı sebeplere bağladığı için bir ırk ,örgüt veya birey tarafından aşağılanmanın yanı sıra cezalandırılırsa bu toplumun,devletin veya örgütün,bireyin ifade özgürlüklerine karşı gelen ve her kendisinden farklı düşüneni acımasızca cezalandıran faşistlerden ne farkı vardır ?

Aynı tas aynı hamam değil midir?
Ha bazı devletler,örgütler vardır bunu yaparken utanmadan sosyalizmle bağdaştırmaya çalışır ki aslında düşman gördüğü halkın veya ırkın hümanistlerinden destek alabilsin;aldatmaya çalışır ki kullanabilsin bir de klasik milliyetçi duygularla bahaneler üretir tıpkı tsk daki gibi yok işte şehitlik en yüce makamdır şu dur bu dur
böylece tepkileri de gidermeye çalışır.


Sonuç olarak forumdan kimseyi hedef almadan şunu belirtmek isterim

Bizler Türk-Kürt farketmezsizin gerçekten de cellatlarına aşık milletlerin evlatlarıyız...
HochiMinh44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.Aralık.2018, 20:44   #12
 
HochiMinh44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HochiMinh44
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Aralık.2018
Üye No: 55479
Bulunduğu yer: Dersim
Mesajlar: 29
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Yinede fikirlerine ve görüşlerine saygı duyuyorum abi yanlış anlama sadece benim günümüz Türkiyesi için uygun gördüğüm devrim biçimi ve benimsediğim ölümsüzleşmiş Mahir Çayan yoldaşın devrim yöntemi ile bir nevi çelişiyor.Saygım sonsuz buna rağmen
HochiMinh44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com