Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > ANARŞİZM > Anarşist Teorisyenler

Anarşist Teorisyenler Anarşizm'e yön vermiş teorisyenler, hayatları, eserleri hakkında bilgi, makale paylaşımı, tartışma alanı.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi 200 Yaşında Hala Dünyayı Sarsmaya Devam Ediyor
Cevaplar
10
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
7413
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 30.Mayıs.2014, 23:11   #1
 
GuyF@wkes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
[email protected]
A Las Barricadas
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 09.Eylül.2013
Üye No: 47539
Mesajlar: 633
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 235
144 Mesajına 423 Teşekkür Aldı
Standart 200 Yaşında Hala Dünyayı Sarsmaya Devam Ediyor

Bugün Bakunin tam 200 yaşına bastı. 200 yaşında hala dünyayı sarsmaya devam ediyor. Her zaman yanıbaşımızdasın, her zaman aklımızdasın. İyiki doğdun İsyanın ve barikatların büyük ustası !



______________________________________________________
Dertleri içine sığmayan onlar
Hayatta umudu kalmayan onlar
Sürüne sürüne yaşayan onlar
Yakarsa dünyayı garipler yakar !


Müslüm Gürses
GuyF@wkes isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
[email protected] Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 8 Kisi:
Alt 30.Mayıs.2014, 23:17   #2
 
spartaküs rızo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartaküs rızo
LA COMMÜNE ROJAWA-KOBANİ 2014
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 02.Aralık.2013
Üye No: 48501
Bulunduğu yer: Dünyalı...
Mesajlar: 4,720
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,745
2,192 Mesajına 4,808 Teşekkür Aldı
Standart

Her emir özgürlüğün suratında patlayan bir tokattır.

Voltaire'in sözünü tersine çevirerek diyorum ki, eğer tanrı gerçekten varsa, onu yok etmek gerekir

En başta, ilâhiyatın ilâhî zorbalığına, tanrı'nın hayaline başkaldırmak gerekir. Gökyüzünde bir efendimiz bulunduğu sürece yeryüzünde kölelikten kurtulamayız.

Mihail Bakunin
Bir insanın özgürlüğünün bir başka insanın özgürlüğüyle sınırlandığı doğru değildir. İnsan, tümüyle hemcinslerinin serbest rızasıyla akseden ve tanınan kendi özgürlüğünce gerçekten özgürdür, onların özgürlüğünde doğrulama ve genişleme bulur. İnsan yalnızca esitçe özgür insanlar arasında gerçekten özgürdür; bir tek insanın bile köleliği tüm insanlığı çiğner ve herkesin özgürlüğünü etkisiz hale getirir. Herkesin özgürlüğü bu nedenle yalnızca herkesin eşitliği halinde gerçekleşebilir. Özgürlüğün eşitlikle gerçekleşmesi, hem ilkece hem de gerçekte, adalettir. Eğer insan ahlağının bir temel ilkesi varsa, o da özgürlüktür. Hemcinslerinin özgürlüğüne saygı duymak görevdir, onları sevmek, onlara yardım etmek, hizmet etmek ise erdemdir.
______________________________________________________
Başka halklar üzerinde baskı uygulamak, özünde kendi halkı üzerindeki baskıyı, gizlemeye ve unutturmaya yöneliktir.
ŞEYH BEDREDDİN.

DİKTATÖRLÜK YIKILANA KADAR BİN DEFA SEÇİM OLSA BİN DEFADA

HDP
spartaküs rızo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
spartaküs rızo Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 5 Kisi:
Alt 30.Mayıs.2014, 23:20   #3
 
Deniz Yoldaş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Deniz Yoldaş
EDİTÖR
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Ekim.2013
Üye No: 47815
Bulunduğu yer: Balıkesir / İzmir
Mesajlar: 3,613
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,923
1,416 Mesajına 3,805 Teşekkür Aldı
Deniz Yoldaş - AİM üzeri Mesaj gönder
Standart

Bakunin'in resimlerini beğendimi görünce canıma okuyacak yoldaşlarım var benim.

Bir de senin gibi anarşist arkadaşlarım.

Geçmişte bize ''sosyal - emperyalist'' diyenler,bizim de ''Maocu bozkurt'' dediğimiz devrimci dostlarımızla bile öz-eleştirel bir süreçten geçiyoruz.
68'in siper yoldaşlığı bilincinin 78'de öznel ve nesnel sebeplerden ötürü ayaklar altına alındığı tespitini yapıyoruz.
İbo'nun resimleri duvarlarımızı süslüyor artık.
Öcalan'ın tezlerini temelden reddetmiyoruz.

Anarşist arkadaşlarımızın (ki İzmir 1 Mayıs'ında özellikle gözlemledim ki önyargılarımdan iyice arınayım diye) neyi eksik!
______________________________________________________
Seni düşünüyorum yoldaş ve son sözlerini...
Beni öldürecekler, adım Mustafa Hayrullahoğlu,
bir adım daha var düşmana vermediğim, TKP Merkez Komitesi üyesi Deniz...

Son sözlerin en güçlü dayanaktır savaşan militana!

Sana söz yoldaş;
komünist onuru kirletmeyeceğiz,
yere düşürmediğin kızıl sancağı daha da yükselteceğiz,
TKP, senin uğruna yaşamını verdiğin partin kazanacaktır...
Deniz Yoldaş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Deniz Yoldaş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 5 Kisi:
Alt 31.Mayıs.2014, 00:01   #4
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,605
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 260
506 Mesajına 848 Teşekkür Aldı
Standart

Vay be neler okuyorum.
Geçmişte düşman olan -mao,cu bozkurtlarla sosyal emperyalist (sosyal faşist) ler- devrimci dostluklar kurmuşlar.
Acaba bu iki dost,u düşman yapan nesneler ne idi Belli ki o dönemin kabeleri dostları düşman yapmış.O kabeler (sovyetler birkiği ve çin -arnavutluk ) yıkıldıktan sonra öz eleştiri yolu ile dostluklar oluşmuş.

Ne yazıkki düşman yapacak kabeler yeniden kuruluyor eh inanç bu bir kabe yıkılıyor yenileri oluşuyor.İşte bu günün kabesi A.Öcalan,la -M.Kemal bu kabeler,de yıkıldığınıda yenileri oluşacaktır hiç şüpesiz.
Bu kabelerin yanında anarşitlere yağcılıkta geri durmayacak tabi.Halbuki anarşizm her dönemde marxizm,in karşısında yer almaktadır.
Anarşizm dünde bu günde idalizmdir.

Alıntı:
En başta, ilâhiyatın ilâhî zorbalığına, tanrı'nın hayaline başkaldırmak gerekir. Gökyüzünde bir efendimiz bulunduğu sürece yeryüzünde kölelikten kurtulamayız.

Mihail Bakunin
İşte kanıtı .
Marxizm,e göre yukarlarda bir efendi yoktur bu gün köleler varsa onları köle yapanda aşağıdaki efendilerdir.
Onun için baş kaldırı yukardakine deyil aşağıdakine yapılacaktır.

Eh ne diyelim eski kabeler her halde bu günün kabelerinden daha iyi idi,ki baş kaldırmak için kafamızı gök yüzüne dikmek durumunda kalmadık.

Biz bir şey yapmasakta anarşistlerin mumlarını söndürmelerini engellemiyeciğiz.Ne de olsa zaman değişti.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İ.Seçil Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 31.Mayıs.2014, 00:12   #5
 
GuyF@wkes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
[email protected]
A Las Barricadas
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 09.Eylül.2013
Üye No: 47539
Mesajlar: 633
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 235
144 Mesajına 423 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
İ.Seçil Nickli Üyeden Alıntı
İşte kanıtı .
Marxizm,e göre yukarlarda bir efendi yoktur bu gün köleler varsa onları köle yapanda aşağıdaki efendilerdir.
Onun için baş kaldırı yukardakine deyil aşağıdakine yapılacaktır.

Eh ne diyelim eski kabeler her halde bu günün kabelerinden daha iyi idi,ki baş kaldırmak için kafamızı gök yüzüne dikmek durumunda kalmadık.

Biz bir şey yapmasakta anarşistlerin mumlarını söndürmelerini engellemiyeciğiz.Ne de olsa zaman değişti.
Marx'a göre yukarda efendi yok ama Bakunine göre vardı tabi. Hatta bakunin gizli gizli namazda kılardı. Kastedileni anlamadıysan açıklayayım, yukarda birşeyin olduğu yok, bahsedilen yukarda birşeyin olduğu fikri. Kısacası; dinler, inançlar vs.

Anarşizmin tarihine şöyle bir göz gezdir, yerdeki efendilerle ne derdi varmış bence bunu önce bir öğren. Mum söndürme işine gelince, bak sende "yukardaki efendi" fikrinden doğan iğrenç bir karalamayla konuşuyorsun. Bunu söyleyenleri Maraştan, Sivastan çok iyi hatırlarız. "Yukardaki efendi" fikrinden doğan senin gibi kişilerde anarşistlerin mücadele alanlarındandır.
______________________________________________________
Dertleri içine sığmayan onlar
Hayatta umudu kalmayan onlar
Sürüne sürüne yaşayan onlar
Yakarsa dünyayı garipler yakar !


Müslüm Gürses
GuyF@wkes isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
[email protected] Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 31.Mayıs.2014, 00:25   #6
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,605
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 260
506 Mesajına 848 Teşekkür Aldı
Standart

Dinler inançlarda insanların insanlara dayattığı yaşam biçimleri.Bukinin camiye,mi kileseye,mi gitmiş beni çok ilgelendirmiyor.Ama yukrdaki efendiye kızıp kilisenin duvarına ..... anlaşılıyor.
Mum sözdürme işine gelindiğinde tuşlar sürtmesi olmuş mum yakmaktan söz edecektim.Kusura kalma.
İşi maraşa falan getirip çığrından çıkarma.O işleri iyi biliriz.
Benim maksadım anarşistlerle uğraşmak deyil Marxist,im diyenlerle.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Mayıs.2014, 01:17   #7
 
KOBA2052 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
KOBA2052
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 03.Ekim.2010
Üye No: 31995
Mesajlar: 1,126
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 181
180 Mesajına 447 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
[email protected] Nickli Üyeden Alıntı
Marx'a göre yukarda efendi yok ama Bakunine göre vardı tabi. Hatta bakunin gizli gizli namazda kılardı. Kastedileni anlamadıysan açıklayayım, yukarda birşeyin olduğu yok, bahsedilen yukarda birşeyin olduğu fikri. Kısacası; dinler, inançlar vs.

Anarşizmin tarihine şöyle bir göz gezdir, yerdeki efendilerle ne derdi varmış bence bunu önce bir öğren. Mum söndürme işine gelince, bak sende "yukardaki efendi" fikrinden doğan iğrenç bir karalamayla konuşuyorsun. Bunu söyleyenleri Maraştan, Sivastan çok iyi hatırlarız. "Yukardaki efendi" fikrinden doğan senin gibi kişilerde anarşistlerin mücadele alanlarındandır.
*
*


Maraş'ın ve Sivas'ın , ayrıca Gazi olaylarının muhatabı siyasi olarak devrimcilerdir. Bir anarşistin sırf ego -savunma ile hemen (Mum söndürme) işi bu merhaleye getirmesi acayip ötesidir.
Eğer İ.Seçil ki arada herkese oluyor,yanlış bir tanımlama yapmışsa bunu ahlaksızlık ile itham etmek ne derece doğru.
Ki ''mumlarını söndürmelerini engellemiyeciğiz.'' tanımlaması , ki eğer sen (Anarşist ideoloji) Tanrıyı muhatap alıyorsan doğrudur.

Kilise 'de (o zaman ki muhatap) mumları söndürme (toptan) bir bakıma tanrıya isyanı getirir.
Ama heyhat içinize işlemiş ne yazık ki tedavisi de yok, bir anarşist kim ki bir devrimciyi ''Mum Sö...'' olayı ile ithama yaklaşabilir,Türkiye ki anti-faşist mücadelede Alevi ve devrimciler birbirlerine sarılarak savaşmış ,birbirlerine sarılarak ölmüş,beraber katledilmişlerdir.

Tanrı ile Anarşizm ve yine Türkiye. Mesela anarşistlerin Eskişehir yazılamalarına bakın anlarsınız.Hala işleri Tanrı ve Tanrının düzeni iledir.

Böyle bir mücadele düzleminde bir devrimcinin (tabi ki örgütten söz ediyoruz) bir anarşist yapı ile asgari müştereklerde bile beraber olmasına imkan yoktur.
Hele ki kişisel bile olsa ben M-L'im diyenin bir anarşisti onaması ,yakın örnek İslam'dan verelim daha iyi anlaşılsın diye ,''Allah'a eşit koşmak ,yani dinsizlikle eşdeğerdir'.


Tabi bu devrimciler ,yani M-l görüştekiler için geçerlidir,eğer revizyonizm'in ve oportünizm'in batağına düşmüşseniz ,karşı-devrim saflarına eğim gösteriyorsanız ,mücadeleyi liberal düstur ile sürdürmek niyetinde iseniz ,yani yok olmayayım da batakta da olsa yaşayayım diyorsanız çaresiz kimi bulursanız ona sarılacak ,karşı-devrimin habercilerini beyaz bayraklarla karşılayacaksınız.

Bu dünyanın her yerinde böyledir. Ekim Devrimi ve İspanya örnekleri sosyalist devrimcilere iyi bir ders olmuş ,artık M-L devrimciler ile Anarşistler arasında müşterek bir münasebet bile aykırı olacaktır.
Zaten anarşistlerin bazı grupları de bunu bildiklerinden ,kitlelerinin isteği doğrultusunda kitle eylemlerine katılmakta ,ama hem statükocu hemde devrimci yapılarla eylem sonlardırmaktan imtina etmektedirler. Son Kadıköy-Boğa ve yine Kadıköy-SOMA/Taşerona karşı eylemleri(Miting) buna örnektir.Son eylemde DAF kitlesi polis çemberini bahane ederek ,miting alanına girmeyip alanı terk etmişlerdir. İyi de yaptılar çünkü ulusalcı faşist güruh ve Metal faşistleri ile biraz uzak bile olsa aynı yolda yürümek metabolizmalarını bozmuştu ki baştan sona haklı bir tepki.

Buradan çıkartacağımız ders nedir. Ders dost safları ve düşmanı iyi bellemektir,eğer bugün bir karşı-devrim eğilimi içinde olanla birlikteliği onamak ,yarın devrimin sıcak günlerinde ihaneti bile getirebilir(getirecektir demiyoruz)

Buna kızacak bir sürü kişi olacaktır ,ama bu böyledir. M-L düşüncesi ile Anarşizm aynı kapta kaynamaz.

Defalarca yazdık ,Ustadan(Lenin) örnekler verdik,devrimcilerin Tanrı ve din olayı ile ilgili propagandası olamaz,kişilere ve topluluklara bu söylemlerle gidilmez,(Yazdık zamanında fazlası haram )

Sevgilerimle.
KOBA2052 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Mayıs.2014, 03:56   #8
 
GuyF@wkes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
[email protected]
A Las Barricadas
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 09.Eylül.2013
Üye No: 47539
Mesajlar: 633
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 235
144 Mesajına 423 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
KOBA2052 Nickli Üyeden Alıntı
*
*


Maraş'ın ve Sivas'ın , ayrıca Gazi olaylarının muhatabı siyasi olarak devrimcilerdir. Bir anarşistin sırf ego -savunma ile hemen (Mum söndürme) işi bu merhaleye getirmesi acayip ötesidir.
Eğer İ.Seçil ki arada herkese oluyor,yanlış bir tanımlama yapmışsa bunu ahlaksızlık ile itham etmek ne derece doğru.
Ki ''mumlarını söndürmelerini engellemiyeciğiz.'' tanımlaması , ki eğer sen (Anarşist ideoloji) Tanrıyı muhatap alıyorsan doğrudur.

Kilise 'de (o zaman ki muhatap) mumları söndürme (toptan) bir bakıma tanrıya isyanı getirir.
Ama heyhat içinize işlemiş ne yazık ki tedavisi de yok, bir anarşist kim ki bir devrimciyi ''Mum Sö...'' olayı ile ithama yaklaşabilir,Türkiye ki anti-faşist mücadelede Alevi ve devrimciler birbirlerine sarılarak savaşmış ,birbirlerine sarılarak ölmüş,beraber katledilmişlerdir.

Tanrı ile Anarşizm ve yine Türkiye. Mesela anarşistlerin Eskişehir yazılamalarına bakın anlarsınız.Hala işleri Tanrı ve Tanrının düzeni iledir.

Böyle bir mücadele düzleminde bir devrimcinin (tabi ki örgütten söz ediyoruz) bir anarşist yapı ile asgari müştereklerde bile beraber olmasına imkan yoktur.
Hele ki kişisel bile olsa ben M-L'im diyenin bir anarşisti onaması ,yakın örnek İslam'dan verelim daha iyi anlaşılsın diye ,''Allah'a eşit koşmak ,yani dinsizlikle eşdeğerdir'.


Tabi bu devrimciler ,yani M-l görüştekiler için geçerlidir,eğer revizyonizm'in ve oportünizm'in batağına düşmüşseniz ,karşı-devrim saflarına eğim gösteriyorsanız ,mücadeleyi liberal düstur ile sürdürmek niyetinde iseniz ,yani yok olmayayım da batakta da olsa yaşayayım diyorsanız çaresiz kimi bulursanız ona sarılacak ,karşı-devrimin habercilerini beyaz bayraklarla karşılayacaksınız.

Bu dünyanın her yerinde böyledir. Ekim Devrimi ve İspanya örnekleri sosyalist devrimcilere iyi bir ders olmuş ,artık M-L devrimciler ile Anarşistler arasında müşterek bir münasebet bile aykırı olacaktır.
Zaten anarşistlerin bazı grupları de bunu bildiklerinden ,kitlelerinin isteği doğrultusunda kitle eylemlerine katılmakta ,ama hem statükocu hemde devrimci yapılarla eylem sonlardırmaktan imtina etmektedirler. Son Kadıköy-Boğa ve yine Kadıköy-SOMA/Taşerona karşı eylemleri(Miting) buna örnektir.Son eylemde DAF kitlesi polis çemberini bahane ederek ,miting alanına girmeyip alanı terk etmişlerdir. İyi de yaptılar çünkü ulusalcı faşist güruh ve Metal faşistleri ile biraz uzak bile olsa aynı yolda yürümek metabolizmalarını bozmuştu ki baştan sona haklı bir tepki.

Buradan çıkartacağımız ders nedir. Ders dost safları ve düşmanı iyi bellemektir,eğer bugün bir karşı-devrim eğilimi içinde olanla birlikteliği onamak ,yarın devrimin sıcak günlerinde ihaneti bile getirebilir(getirecektir demiyoruz)

Buna kızacak bir sürü kişi olacaktır ,ama bu böyledir. M-L düşüncesi ile Anarşizm aynı kapta kaynamaz.

Defalarca yazdık ,Ustadan(Lenin) örnekler verdik,devrimcilerin Tanrı ve din olayı ile ilgili propagandası olamaz,kişilere ve topluluklara bu söylemlerle gidilmez,(Yazdık zamanında fazlası haram )

Sevgilerimle.
"Mum söndü" kavramının bu topraklarda hangi anlamda kullanıldığını biliyoruz. Alevi kökenli bir aileden geldiğim için hemen hemen her dönemde, ilkokuldan başlayarak bu tarz hakaretlere defalarca maruz kaldım. Hepsinde de bu kavram alevileri karalamak için kullanıldı. Buna rağmen İ.Seçil arkadaş ben bunu demek istemedim diyorsa, samimiyetine güvenirim, üstünde de çok fazla durmam.

Şimdi "bir anarşist kim ki..." gibi cümlelerle devam edersek, bende karşılık olarak "sen kimsin ki" gibi bir cümle kurma gereği duyarım, bu da açıkçası konuyu iyi bir noktaya getirmez.

Evet anarşistler Tanrıyla ve dinle sorunludur. Hatta sizlerin olmadığı kadar sorunludur. Çünkü anarşistler insanı tahakküm altına alan herşeye karşıdır. Dinle baskı altına alınmış bir insanın özgürleşmesini bekleyemezsiniz. Sizin gibi "aman dinle uğraşmayalım, birde bunlar köstek olmasın" gibi pragmatist bir yaklaşımı benimsemez anarşistler. Mesela anarşistlerde, ateist olan bir devrimcinin cem evinden cenazesinin kaldırıldığını göremezsiniz ya da şehit vb. kavramları göremezsiniz. Çünkü anarşistler tutarlıdır, halkın dini duygularını okşamak için pragmatist bir yaklaşım sergilemez. Bizzat bu forumda islami konulara şakşakçılık yapan sosyalistleri de gördük. Hafif muhalif islami oluşumları sevgi sarhoşluğuyla bagrına basan sosyalistlerin anarşistleri karşı-devrimci ilan etmesi kadar ironik bir durum yoktur.

Anarşistler olarak bizi dost görene sırtımızı dönmeyiz ya da ortak düşmana birlikte vurabileceğimiz dostlara sırt çevirmeyiz. Bizi düşman olarak gören varsa da meydan ordadır, düşmansak buyrun düşmana karşı savaşın. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Karşılıklı kurşun mu sıkacaz, buyrun sıkalım elinizi tutan yok. Düşmana karşı savaşınızda yiğitliğinizi görelim. Dayanışma sergileyeceğimiz onlarca sosyalist hareket/parti/örgüt var ama senin fikriyatndakiler gerçekten onların içinde değil. Seninde sürekli belirttiğin gibi düşman kamplardayız. Sürekli bunu söylüyorsun, evet anladık karşılıklı düşmanız, söz bitti artık eyleme geçsen diyorum.

Bak Bakunin şahsında anarşizm fikri 200 yıldır dimdik ayakta ve her süreçtende daha fazla güçlenerek çıkıyor. Kısacası; siz düşmansınız falan filan bunlar anlam ifade etmiyor, sadece kendinizi tatmin ediyorsunuz. Bir de şu da var tabi, sizin dışınızdaki herkes karşı-devrimci zaten, anarşist olması birşeyi değiştirmiyor.

İspanya örneğini veriyorsun iyi de ediyorsun. İspanya konusunda nerden başlayalım; nasıl devrime yanaşmadıklarından mı, sınıf ayaklanmışken onların nasıl burjuva cumhuriyeti koruma derdine düştüğünden mi, faşistlere en ağır darbeleri vurmuş anarşistlere silahlarını çevirdiklerinden mi, kollektif toprakları nasıl tekrar toprak sahiplerine dağıttıklarından mı, işçilerin yönetimindeki fabrikaları nasıl dağıttıklarından mı başlayalım? İspanya devriminde anarşistleri karalamaya çalışacak kişinin yüzüne tarih tokat gibi çarpar. İspanya devrimi demek anarşistler demektir, burjuva cumhuriyeti koruma derdine düşmüş sosyalistler (tabi hepsini katmıyorum, gerçekten devrimci olan sosyalist gruplarda vardır) değildir.

Kutsal metinlerden, ayetler yazmışsın defalarca bunu bana neden söylüyorsun onu da anlamak güç. O kutsal metinlere kim tapınıyorsa onlara söyle, benim için bir anlam ifade etmiyor. Hz. X şunu söylemiş diye getirdiğin birşeyin benim için bir anlamı yoktur.
______________________________________________________
Dertleri içine sığmayan onlar
Hayatta umudu kalmayan onlar
Sürüne sürüne yaşayan onlar
Yakarsa dünyayı garipler yakar !


Müslüm Gürses
GuyF@wkes isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
[email protected] Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 31.Mayıs.2014, 04:49   #9
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BORGA
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Şubat.2011
Üye No: 34310
Mesajlar: 5,015
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,293
1,186 Mesajına 3,181 Teşekkür Aldı
Standart

Verili koşullarda, anarşizm, öncü komünist örgütlenme yanlılarına oranla daha fazla nesnel zemine sahip bir akımdır. Öncü komünist örgütlenme ve bunun kadrosal gereklilikleri ve mecburiyetleri, anarşistlere oranla daha zor ve ciddi ortaklaşmalar gerektirir. Anarşistler genellikle sonuçlara yüklenirler.

Güç olmadan politika yapmaya kalkan öncü örgütler ile anarşistler, pratikte buluşurlar. İkisi de sonuçlara savrulan bir hat izlerler.

Bunlar sabahtan akşama kadar birbirlerine aralarındaki farkları anlatsalar da netleştiremezler.

Anarşistlerin nesnel zeminleri ne kadar çok artarsa artsın, yine de hayat içinde asli bir pozisyon oluşturamazlar çünki güç nasıl birikir bu konuda asli bir görüş ileri sürmüşlükleri yoktur. Bu manada anarşistlerin dünya çapında nicel olarak varlıklarını, bugünü hayal bile edemeyecekleri oranda izafeten artırsak bile, ideolojik ve aynı zamanda anlayış olarak bu nicelliği yoğunlaştırma bilinçleri yoktur. Dahası buna karşıdırlar. Nicelliğin büyüsüne kapılsalar ve buna bir yoğunluk eklemeye kalksalar, anarşist olmaktan çıkarlar. Bu manada, anarşistler, komünizm yolunda savaşlarında yenilgiyi kaderleri haline kendi elleriyle getirirler.

Güç olmadan politika yapmaya kalkan diğer akımlar ise, farklı bir yoldan gitmelerine rağmen, yine yenilgiyi kaderleştirirler. Aradaki fark, ilkinden lanet okuyan umutsuz bireyler ürerken, ikincisinden güce taban ve çabucak saf değiştirebilen yada gündelik olarak düşmanın girdabına girmekte mahsur görmeyen bireyler ürer.

Düşmanın gücü merkezileştikçe ve bir o kadar da yerellere merkezden destek alarak saldırabildikçe, o oranda da anarşizmin gündelik etkisi azalır. Öyle de olmakta.

Tüm bunlara rağmen, anarşistler, devletçi komünistlerden daha iyi politk önermeler üretirler. Mesela, bu topraklarda, anarşistler "NATO dan çıkacağız" diye bir iddia ve önerme üretemezler. Dolayısıyla, düzene ideolojik bir katkı yapmazlar. Örnek üzerinden gidersek ; NATO dan çıkacak olan TSK dır. NATO dan çıkacağız demek, TSK yı NATO dan çekeceğiz demektir. Bu ne anlama gelir ; NATO ve/veya TSK yıpranmışsa, ondan çekilmek bu kurumu bir miktar temizler. Bu da düzenin bir kurumuna ideolojik katkı yapmak demektir. Bununla kalınmış olmaz. Düzenin kurumlarının el değiştirmesini savunma durumu yaratılmış olur.

Karşı-devrimci devlet ve onun kurumları konusunda, ideolojik pratik sahibi olmayan, sonuçlara malul akımlar karşısında anarşistler avantajlıdır.

Fakat mesele halk örgütlenmeleri ve kurtarılmış bölgeler konusuna geldiği zaman, aynı anarşistler, bozguncu konumuna düşer. Çünki güç biriktirmeyi bilmezler ve de düşmanın birikmiş gücünün nasıl altedileceğine dair hakiki bir önerme sunamazlar.

Halbuki, anarşist yöntemler, düşmana ideolojik katkı yapan soldan daha akılcıdır. Mesela ; bir fabrikadaki sorunlara dair anarşist yaklaşım, radikaldir. Ama sınıf yada işçi esasına dayanıyorum diyen bir örgüt, ortama mahkum davranır. Canlandıralım ; 3 patron, 50 işbirlikçi, 500 de işçi olmuş olsun. Bu rakamlarda bir tuhaflık var. 3 patron nasıl bir beceri ile 50 işbirlikçi üretebilmiş. 50 işbirlikçi üretebiliyorsa bu niye 550 değil yani tamamı değil. Demek ki o fabrika, 550 işbirlikçiyi finanse edecek bir endüstriyel konuma sahip değil. Başka türlü söylersek, 500 işçinin ilave imkanlara ! sahip olmadan emeklerini sunmaları şartıyla o patronlar o işi sürdürebiliyor.

İşçiler bu duruma mahkum ki, orada çalışıyorlar. Çok da kölece değiller ki orada patron işbirlikçiye ihtiyaç duyuyor.

Anarşist, yöntemsel olarak 3 patrona saldırmayı benimser. Ama anarşist, ideolojik pratik işletse, orada işçi olmayı da reddetmesi lazım. Halbuki sınıf, işçi esaslı komünist örgüt işçi olmayı yüceltir.

Oradaki 50 işbirlikçiyi muma çevirsen dahi, patronun koruyanı devlettir. Bu düzende bir işletme ilk kurulurken sermayeye ve planlamaya ihtiyaç duyar. Ne işçiye ne işbirlikçiye. Bu ikisi kurulumdan yani gerekli izinler alındıktan sonra devreye girer. Bu izinler aynı zamanda, öngörülen faaliyetin devlet teminatına kavuşturulması demektir.

Anarşist bilmiyormuş gibi yapmaz. Ama alışıldık sınıf, işçi esaslı örgüt, orada bu gerçeği bilmiyormuş gibi bir pratikle faaliyet sürdürür. İlave bilince ihtiyaç olduğunu öngörür. Dolayısıyla da bilinç taşıma işini üstlenir. Sanki, işçi, patronu sıkıştırdığında devlet yardıma koşar mı koşmaz mı bunu bilmiyormuş da, bu örgüt bunu işçiye kendi pratiği üzerinden ispat edecek. Bu öyle bir mahkumiyettir ki, dünyanın her hangi bir yerinde bunun yaşanmış olması ispattan sayılmaz. Dahası her işyerinin işçisine ayrı ayrı ispat derdi vardır. Buna, ilerleyen toplumsal sürece rağmen eski tip öğrenme-öğretme ilişkisine takılıp kalmak demek doğru olur.

* * *
______________________________________________________
Ni Dieu, Ni Maitre !
Ne Tanrı, Ne Efendi !

rağmen yaşa

BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
BORGA Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 31.Mayıs.2014, 13:08   #10
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,605
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 260
506 Mesajına 848 Teşekkür Aldı
Standart

Maksadım Anarşistlerle Marxistler arasıında bir tartışmaya sebep olmak deyil.

Marxistlerin Anarşistlere bakış açısındaki yağcılık derecesine varan değişikliklerin nedenlerini sorgulamaktır.

Ben Anarşistlerle Marxistlerin terihte en çok birbirlerine yaklaştığı dönemin yaşandığını savunanlardanım.Bunun gerekçelerini,de değişen üretim şekli ve ilişkileri olduğunu düşünüyorum ama aralarındaki ayrılığın hala var ve bununda tarihsel mataryalimz ve diyelektik bakış olduğunu bilmekteyim.

Anarşistler daha kurgusal marxistler daha eleştireldir.Onun için anarşistler işin içine tanrıyı koyar ve ona bir değer yükler.Marxisteler için tanrı değer yükenecek bir şey deyildir ve onunla hiç uğraşmazlar.

Marxistlere göre yer yüzündekiler hem kendilerini tanrı yapmışlar hem kendilerine kullar bulmuşlardır.Onlara göre ne, ilahi bir güç vardır. Ne, hiç bir güç ilahidir.(Doğada bilimin açıklayamadığı bazı şeyler hala vardır)

İnsan ilişkileri sınıfsal yer alışlardan buhteberdir bunların yıkılışı ve yeniden düzenlenmeside yine sınıfsal baş kaldırı ile olacaktır.Bunu her Marxist savunmak zorundadır.Her Anaşistin böyle zorunluluğu yoktur,çünkü onlar kafalarındaki bağımlılıkları çözdüğünde kurtuluş gerçekleşecektir,e inanmıştırlar.Anarşistler insanlar inançlarından ve bağımlılıklarından vaz geçtiğinde özgürleşir.

Maxistlerse özgürüğün engeli özel mülkiyettir insan mülkiyetten vaz geçtiğinde özgürlüğe ilk adımı atacaktır.
Fark büyük ama büyük bir insan topluluğu zamanımızda mülksüzdür üretim robotlar makinalar (bazı yerlerde) ağırlıklı yapılamkadır.Yani iki taraf içinde özgürük insana dünden daha yakındır.Çünkü tanrı, inanç, alışkanlıkların varlığı özel mülkiyet başta, ve devlettir.

Mum söndü meselesi -her ne kadar anarşizmle ilgisi olmasada anadolu tarihinde (sultan selim dönemi) yaşanmış bir şeydir. Ama öyle egemen güçlerin karalama ve aşığılama probagandası gibi deyil devlete itaatsizlik biçiminde bir örgütlenmesidir.
-(Bunu burda açılması gereklimidir bilmiyorum gerekirse açıklarım veya bir alevi dedesinden öğrenilebilir.)-
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Haziran.2014, 18:15   #11
 
lasalle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
lasalle
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mayıs.2014
Üye No: 50052
Mesajlar: 494
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 120
60 Mesajına 82 Teşekkür Aldı
Standart

Anarşizme hiç de antipati duymayan biri olarak birşeyler söyleyeyim sosyalist solun türkiyeye ilk yerleştiği dönemde anarşist hem devrimciler için hem de devlet için hem de basın için bir aşağılama deyimiydi. Elimizde öyle olduğuna dair veriler var bu kadar türkiyeye hiç girememiş her zaman sebebini merak etmişimdir vuran kıran insan anarşist onca külliyat okuyan insandan 1i sempati duymamış mı bu harekete neden keşke birileri incelese. Daha sonra ise Özallı yılların apolitik sürecinin sonlarında birdenbire iki kanaldan anarşizm girivermiştir bir müzik grubu denilen yoz şeylerden rock grubu falan bir de aynı dönemde bir anda pıtırak gibi çoğalan alınabilen konuşulabilen kitaplardan bakunin proudhon hepsi vardı kitapçılarda iyi hatırlıyorum . Bu iki kanaldan üstünde anarşi işareti elinde bira ilginç bir anarşist tipi ortaya çıkmıştır. Tabii ki sayıları çok kalabalık değildi ama gene de varlardı. Şimdi ise görüyorum bayağı marksizmi savunur gibi savunan anarşistler de var bu tabii ki iyi 1 gelişme sonuçta anarşizm de sol 1 akımdır ama noam chomskynin zırvalarına inanmayın anarşist kardeşler kendisi çok yetenekli bir iç boşaltıcısıdır bir gün komünist olur bir gün anarşist tek hedefi sisteme rakip hangi ideoloji varsa güçsüz olsa dahi yok etmektir.
lasalle isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com