Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Bizden Makaleler


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi ABD Parlıyor AB Sönüyor Türkiye Nefes Alıyor
Cevaplar
19
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1414
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 17.Aralık.2016, 11:27   #1
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart ABD Parlıyor AB Sönüyor Türkiye Nefes Alıyor

Bugün yeni bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye, Suriye olmayacaktır. 2. Bir durum, Türkiye ayni zamanda Yugoslavya olmayacaktır. Yani bir Kürt, Türk savaşı veya bölünme beklemeyin.

Bugünü anlamak için ABD ye bakmalıyız. ABD dün Ortadoğu’ya biçim vermeye çalışırken, bugün kendi kabuğuna çekilmektedir. Bu şu anlama gelmektedir. ABD dünya üzerinde dolaşan sermayeleri kendi toprağına çekecektir. Kırılma tehlikesine karşı ABD devleti kendi altını dünya sermayesi ile dolduracaktır. Yani ABD çok kısa zamanda yıldızı parlayan dev bir ülke olacaktır.

ABD nin kendi kabuğuna çekilmesi Türkiye’yi rahatlatacaktır. Türkiye ABD nin basıncı ile bunalmıştı. Birilerinin dediği gibi Türkiye Amerika savaşı olmuyordu. PKK, ABD adına Türkiye ile savaşmıyordu. Sadece Türkiye üzerinde ABD basıncı yaşanıyordu. Zira Türkiye ABD den sermaye kaçırmaya çalışıyordu. ABD ise buna izin vermek istemiyordu. Türkiye ise kendince gelecek temin etmeye çalışıyordu.

Şimdi ne olacak? ABD, Türkiye üzerindeki basıncını, tüm dünyaya yayacaktır. Belki bu duruma son emperyalizm veya üçüncü emperyalizm denilebilir. Adı ne olursa olsun, geçici olarak ABD için çıkış yoludur, açılımdır. Ancak çok kısa sürelidir. Zira genel kötü gidişin kapsamında olduğu için 29 Keynes benzeri çıkış veya emperyalizmin yeni açılımı değildir. ABD sermayeleri kendi topraklarına çekerken, ABD parlayacaktır. AB ve Japonya ise büzülecek ve buruşacaktır.

ABD, Çin ve Rusya’ya zarar veremez. Ancak, AB ve Japonya’nın durumu hiç iyi görünmüyor. Çin ve Rusya eski sosyalizm kaynaklı sağlam zemin üzerinde duruyorlar. Burada 3. Dünya savaşı değil de devlerin birbirlerine ihanetini göreceğiz. Şimdiye dek birlikte yürüyen veya öne çıkmayan çelişkili süreç, keskin çelişkili sürece çevrilecektir. Bu paylaşım savaşı değildir. Sermayelerin merkezlere çekilme sürecidir. ABD dünya üzerindeki hegomanyasını kullanmış ve erken davranmıştır.

Devler birbirlerine ihanet ederken, Türkiye bu çelişkiden yararlanmaya çalışacaktır. Almanya eskisi gibi ihracat şampiyonu olmayacaktır. Almanya siyaset değiştirecektir. Merkel ABD nin ihaneti gördü ve Türkiye’ye karşı ılımlı mesajlar vermeye başladı. AB çok büyük bir ihanet ile karşı karşıyadır. Merkel bu durumu hiç içine sindirmek istemiyor ama savaş açacak durumu da yok. Gerçekte Merkel ve Japon imparatoru çok kötü kısmışlardır. Onlar sermayelerin ABD ye uçmasını önleyecek strateji arayışındalar.

Türkiye devleti, 2. Dünya savaşı süreci ve öncesi, İnönü’nün yaşatmış olduğu darlık dönemini bir kez daha yaşatacaktır. Tabi ki biçimsel farklılıklar göreceğiz. O zaman buğdaylara el konulurken, bu kez sermayelere el koyacaktır. O açıdan sosyalistler ve yoksullar için tehlikeli durum söz konusu değildir. Zenginler için tehlike söz konusudur. Sermaye cansızlığına karşı hayat içerisinde karartılmalar göreceğiz. Yani daha ziyade zenginlerin hayatları karartılacaktır. Seferberlik dediğimiz durum, İnönü benzeri, sermayelere sarkılacaktır. Bu durum da bilinçli bireylerin siyasetlere malzeme olmamasını dileriz. Terör bahane edilerek devlette küçülmeler devam edilecektir. Yani işten atılmaları beklenilmelidir. Hayatı bombasız düşünmeyelim. Bombalar uyuşmaya karşı atılmaktadır. Devletler uyuşuk toplumları sevmezler. Bugünün en komik durumu İnönü’ye çok laf eden Erdoğan onun benzeri bir siyaset izleyecektir. Gülme komşuna gelir başına! Erdoğan İnönü'nün yolunu izleyecek!
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Aralık.2016, 12:48   #2
 
QuoVadis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
QuoVadis
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart Pes Arkadaş!

Alıntı:
Hasan Karataş Nickli Üyeden Alıntı

Türkiye devleti, 2. Dünya savaşı süreci ve öncesi, İnönü’nün yaşatmış olduğu darlık dönemini bir kez daha yaşatacaktır. Tabi ki biçimsel farklılıklar göreceğiz. O zaman buğdaylara el konulurken, bu kez sermayelere el koyacaktır. O açıdan sosyalistler ve yoksullar için tehlikeli durum söz konusu değildir. Zenginler için tehlike söz konusudur. Sermaye cansızlığına karşı hayat içerisinde karartılmalar göreceğiz. Yani daha ziyade zenginlerin hayatları karartılacaktır. Seferberlik dediğimiz durum, İnönü benzeri, sermayelere sarkılacaktır. Bu durum da bilinçli bireylerin siyasetlere malzeme olmamasını dileriz. Terör bahane edilerek devlette küçülmeler devam edilecektir. Yani işten atılmaları beklenilmelidir. Hayatı bombasız düşünmeyelim. Bombalar uyuşmaya karşı atılmaktadır. Devletler uyuşuk toplumları sevmezler. Bugünün en komik durumu İnönü’ye çok laf eden Erdoğan onun benzeri bir siyaset izleyecektir. Gülme komşuna gelir başına! Erdoğan İnönü'nün yolunu izleyecek!


O halde sosyalistler ve yoksullar bilinçli bireyler zinhar siyasete bulaşmayın oturun ve sessizce köşenizden olanı biteni izleyin. Türkiye'nin bütün zenginleri birleşin ve hayatınızın kararmasını önleyin!

Yazdıklarının mantıki sonucu ne yazık ki böyle.

Evet yazık!

Bari kendine "ben Marksistim komünistim" falan deme. Hiç olmazsa böylece komünizme ve Marksizme dolaylı yoldan katkın olsun.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Aralık.2016, 13:42   #3
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

çıkardığın sonuç çok komik. ne yapılması gerektiğini bana soracaksın. sen söylemeyeceksin. analizi yapan benim, nasıl bir yol izlenilmesi gerektiğini de ben söyleyeceğim. senin benim adıma konuşma yetkin yok.

Benim analizim senin perspektifinden tezahür etmiyor. Farklı bir perspektifle bu analiz tezahür etmektedir. O nedenle çıkış yolu ya da izlenilecek siyasetler de farklı bir perspektifin tezahürü olacaktır. Ama sen kendini bir yerlerde paralamak istiyorsan, benim açımdan sakıncalı değildir.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.Aralık.2016, 11:42   #4
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,605
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 260
506 Mesajına 848 Teşekkür Aldı
Standart

Dünya da Liberalizm rüzgarları artık esmiyor.
Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler dönemi bitti.Dünya yeniden ulusal ekonomilerine dönüyor para bolluğundan değerlerin borsalarda fazla abartılı yükselişinden dünyada kağıt fiatlarının anlamsız artışından dünya kendine bir çıkış bulamadı.
Dünya devletleri içine kapanıyor .Büyüme oranları düşmekte en fazla büyüme ile Çin Hindistan başı çekerken o ülkelerde bile büyüme oranları % 8 lerden % 5 ve altına düşmektedir.
Çinde askari ücret 150 dalarken 300 dolara yükselerek ülkede harcama yı yüksek tutarak kendi ekonomilerini ayakta tutmaya çaılışmaktadırlar. Dünyada ekonomilerde bir daralma görülmektedir bu daralma Çin ve Hindistandada görülmektedir.
Bu durum devletlere yeni yönetim şekilleri aldırırken bazı ülkelerde sol siyasi örgütlerde siyaset değişimine sebep olacaktır.
Liberalizm in rüzgarına kapılan sol siyaset kendini çok fazla demokrasiye kaptırmış ve bir rahatlama dönemine girmişti yeni yönetim içine kapanmış bir ekonomi ile birlikte sol siyasetlerde de bir değişim olacağını sanıyorm.Sol siyasetler daha radikal ve daha idolojik bir çizgi izleyeceğini düşüncesi içindeyim.Yani zamana uygun siyaset biçimi.
Daralan ekonomiler üst sınıf siyasete yansıdığı gibi tabandaki halkın yaşam biçimlerinide kökten etkileyecektir.
Türkiye, Brezilya, Arjantin, Venezuella gibi ülkeler bu durumdan en fazla nasibini alan ülkeler arasında olacak Bu ülkeler gelir düzeyine göre fazla borçlanmış ülkeler .
Bu günlerde bütün dikkatler ABD üzerinde yoğunlaşmakta FED in kararı dünyayı etkileyeceği düşünülmekte. Bana göre bu etki çok uzun olmayacak ABD de kendini dünyanın durumuna göre ayarlayacak ve dünyayı kökünden etkileyecek büyüklüğe ulaşamıyacak.
Bütün dünya siyasetçilerinin gözü ABD de olmasına rahmen ABD orta doğuda başarısız oldu. ne BOP planı tuttu ne ılımlı islam modeli hiç biri SOROZ modeli kadar etkili olamadı.Dünyaya RUSYA ve onun itifaki olan ÇİN damgasını burmaya başladı.Dünya yeniden 2 blok haline dönüşebilir .
Her ne oluyorsa olsun ama Dünyanın yeniden şekilleneceği görülmektedir.Bizlere de ne taraftasın sorusu çok uzak değil gibi geliyor.
Benim beklentim dünyada yeniden komünizm seçeneğinin güçleneceği yönünde.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İ.Seçil Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 21.Aralık.2016, 14:49   #5
 
Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kayıtsız Üye
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart Ulusalcılık hayel ,o sadece geleceği kurmada güç verebilir

Günümüz gelişmiş ve gelişmekte olan Emperyalizm döneminde ulusal ekonomiler olabilirmi ?Buna benim verdiğim cevap hayır olmakta. Bu aynı zamanda 2 dünya savaşı sonrasında içine kapanmaya çalışan ve üçüncü dünya anlayışı ile ulusal ekonomilerini yaratmaya çalışanların ortalıktan yok olup gittiğini görmek bile bunun kanıttı . Ortalıkta ve elde sadece siyasal olarak ulusal olma kalmıştır. Buda bilindiği gibi üst yapı ,yani kafalarda ve varolan ekonomilerin üzerinde olandır. Yani sadece üst yapı değeri olarak kafalarda ve istemlerde kalandır.
Yani böyle düşünmekle bu kez Emperyalizmle uyumlu ve işbiliği yaparak yaşamakmı öneriliyor. Hayır bunu da önermiyorum .

Eğer toplumsal bir sistem arzu ediliyorsa ve ekonomilerin emperyalizm aracılığı ile toplumsallaştığı ,ulusların toplumların etnik sitelerin toplumsalşmasını emperyalizm yaratıyorsa o zaman toplumsal ,ortaklaşmacı,dayanışmacı bir sistemin kendini dayattığını görürüz.

Evet ,ekonomi ve teknoloji,bilgi bu denli entergasyonlara yönelirken, ulusal etnik bölgesel kalkınmanın imkansızlığıda bir gerçek olarak değil hakikat olarak ortaya çıkıyor. Sorun bu hakikattin kabul edilememesi. Marx'ın deyiş ile insanlar egemen düşüncelerle düşünür. Ancak egemen düşünceler bize ne yapabilaceğimizi veya yapmamız gerektiğini de söyliyemiyor ,söyledikleri ise çözümsüzlükler. Birbirimizi yemeler,katletmeler, kaotik ortam . Doğa ve toplumun içten içe çürütülmesi. Mezhebsel ,ulusal aitiyata sahip olabilir ve bunun altında huzur ,barış aramalar. Ya da doğaya bireysel olarak kaçmala toplumsal olmayan yaşama yönelme. Ancak insanoğlu ne yazık doğaya karşı toplumsal yaşamak zorunda.

Kısaca günümüz emperyalizm döneminde ulusalcılık ,mezhepçilik,bölgeselcilik bitmiştir.
İnsanoğlu toplumsal olmak diğer toplumlarla kucaklaşmak ,karşılıklı bilim teknolojiden ve bilinçin gelişmesiyle dayanışma ki adeletsizliği içinde barındırsa da bu adletsiliği her bitirmeye yönelmek zorunda. Mutlak mükemelliyetçilik yok, hele hele böyle bir dünyada şapbadanak mükemel bir yaşam kurmak imkansız. Bunun için insanoğlu kafasın taşlara vurmadan ,ama acılar çekerek yolunu bulmak zorunda . Başka yol yok.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Aralık.2016, 18:50   #6
 
Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kayıtsız Üye
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart

Ulusal ekonomiler artık imkansız.

Bu konuda size katılıyorum.

Zaten kapitalizm uzunca bir zamandır dünyayı tek bir pazar haline getirmeye çalışıyor.

Ama henüz buna uygun bir üst yapı oluşturulamadığı için.

Adına "küreselleşme" denen bu süreçte kaybeden halklar oluyor.

Zannediyorum sancılı bir geçiş sürecinden sonra (Ne kadar süreceğini kim bilebilir) siyasi sınırlar iyice silikleşecek.

Zaten artık sorunlarda küresel hale geldi.

Küresel ısınma mesela.

Bütün ulusları / halkları ilgilendiren bir sorun.

Şu an yaşadığımız sancılı geçiş sürecinden sonra ulus devletler yıkılacak ve dünya bir tür küresel federasyona dönüşecek...
  Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Aralık.2016, 03:39   #7
 
Cizire Botan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cizire Botan
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Aralık.2015
Üye No: 54509
Mesajlar: 344
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 510
178 Mesajına 394 Teşekkür Aldı
Standart

Bab'da 40 asker yaşamını yitirdi. Resmi rakama göre 14. Gerçekten epey nefes alıyor Türkiye.

Sahada DAİŞ'le savaşabilen tek gücün QSD olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
Cizire Botan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Aralık.2016, 13:17   #8
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Geçen seneler, belki de binlerce asker öldü. Türkiye bunları bilerek ve görerek siyaset yapıyor. 500.000 den fazla askeri var. Arada bir 30- 40 asker ölmüş çok önemli değil. Askerin ölmesi, Türkiye’nin ölmesi değildir. Türkiye’nin sermayesiz kalması, Türkiye’nin ölmesi demektir.30- 40 askerin ölmesi ile Türkiye’nin nefesi kesilmez. Türkiye’nin lideri istesin bugün yüz binler askerlik şubesine koşar. Dünya üzerindeki sermayeler ABD ye çekilmektedir. Bu durum birçok ülkenin krize düşeceğini anlatmaktadır. Senelerce krizlerle boğuşan Türkiye, krizdeki ülkelerin zayıf durumundan yararlanarak nefes almaya devam edecektir. Senin anlayacağın Türkiye nefes alıyor.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Aralık.2016, 01:56   #9
 
Cizire Botan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cizire Botan
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Aralık.2015
Üye No: 54509
Mesajlar: 344
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 510
178 Mesajına 394 Teşekkür Aldı
Standart

Teorin çöktüğü için özeleştiri yapmanı beklerdim, bir devrimcide bu erdem olmalıdır.

TC hiçbir şeyi görerek siyaset yapmıyor. Danışmanlarını toplasan hiçbiri bir YPG komutanı etmez. Bunu sen de biliyorsun. Erdoğan bugün dediği gibi "Durursak Sevr'e döneriz" dayatmasıyla rasyonel olmayan şartlarda hareket ediyor. Durursa yargılanacak ve çökecek. Bunun korkusuyla hareket ediyor. Tabi sana kalsa Hitler de nefes alıyordu. 1-2 asker daha ölsün Stalingrad'da ne olur ki!

TC'nin 500 bin askeri falan da yok. O tüm illerin toplamıdır. Sen Bolu'daki, Kayseri'deki, Trabzon'daki tüm garnizonunu boşaltıp Suriye'ye yığamazsın. O illerde de asker olmalıdır. Aktif olarak savaşa katılabilecek askerler Bordo Berelilerdir. Her devletin bu tarz özel harekat için birlikleri bulunur. Bordo Berelilerin ise daha Bab'ın dış sokaklarına giremediği açık. Savaşlar sadece maddi anlamda yürümez bunun psikolojisi de olur. Bak bugün 2 askeri katletti DAİŞ. Bak bakalım Türk halkının tepkisine, koşa koşa mı askere gidiyorlar yoksa "Ne işimiz var lan orada yeter!" diye tepki mi gösteriyorlar?

Bu arada bugün sadece 4 tank ele geçirildi, öyle küçük tanklardan da değil. Bakarsın hepsinin maliyetine. TC'nin, ABD gibi başka bir ülkede kurşunu düzenli sıkacak ekonomisi yok, çamura battı çıkamayacak. Çıkmak istiyorsa tek yolu çözüm sürecidir ya da hegemonyanın dayatmalarına geri dönüş yapmasıdır. O zaman DAİŞ bırakır çenesini. Yoksa ısırdığı yeri bırakmayacaktır.
Cizire Botan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cizire Botan Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 23.Aralık.2016, 09:55   #10
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Sen tabi ki siyasete dar çerçeveden baktığın için Türkiye’nin askeri hareketleri sayesinde nefes aldığını düşünüyordun. Oysa Türkiye uzun zamandır nefes daralması yaşamaktadır. Türkiye o bölgeleri ele geçirmek için girmedi. Kaçak sevkiyatlarını güvenceye almak için o bölgeye girdi. Gerek İran’dan gerekse diğer ülke ve örgütlerle yaptığı kaçak petrol, silah ve para ticaretinin önü birkaç yıl önce kesilmişti. Türkiye biraz daha içerilere girerek onun önünü açmaya çalışıyor. Türkiye’nin işgal gibi bir derdi yok. Bak egedeki adacıkları savaşsız terk etti. Vatan parçası vs. değerler şimdi artık önemsizleşti.

IŞİD ın Türkiye’yi vurması sizi sevindiriyor. Düşmanınızın düşmanı, sizin dostunuz mu olmuş oluyor.

Türkiye’nin nefes almasını askeri operasyonlarla ilgili söylememiştim. Yazımda da öyle bir işaret göremezsin. Ana yazıda, ABD Türkiye’nin boğazını sıkıyordu. ABD kabuğuna çekilme siyasetiyle birlikte, Türkiye'nin nefes alacağını anlatmak istemiştim. Türkiye’nin nefes alması, Türkiye’nin hasta olmadığı anlamına gelmez. Yani Türkiye'nin işleri yolunda gitmeyebilir. El Bab da olan budur. Türkiye’nin hasta olması, sizin kürt siyasetine yeni ufuklar açıyor anlamına da gelmez. Sizin kaderiniz, Türkiye’nin kaderi ile beraberdir. Türkiye’nin önü açıldığı oranda sizlerin de önünüz açık olacaktır. Şimdi ne var ki Türkiye’nin önü açık görünmüyor. O nedenle sizlere de yeni bir ufuk doğmuyor.

2000 li yılların başıydı. Türkiye’ye yoğun sermaye akışı gerçekleşiyordu. O da bunun üzerine açılıp saçılmak istedi. Sizleri masaya çağırdı. Kürt meselesi problem değil, çözelim dedi. Onun üzerine sizlere bir ışık doğmuştu. Ancak o ışık sermayenin ışığıydı. Nasıl ki ABD Türkiye’nin önünü kesti ve ardından sermayeleri çekmeye başladı. İşte o zaman masayı devirdi. Türkiye o gün bugün daralmaktadır. Sizin çözümünüz Türkiye ye fayda getirmez. Türkiye nin çözümü de size fayda getirmez. Senin anlayacağın, hem Türkiye nin durumu ve hem de sizin durumunuz iyi değildir.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Aralık.2016, 13:17   #11
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BORGA
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Şubat.2011
Üye No: 34310
Mesajlar: 5,015
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,293
1,186 Mesajına 3,181 Teşekkür Aldı
Standart

Yeniçağ Gazetesi

Ahmet Takan


El Bab...

Kışın ayazında buzunda kavuruyor bizi!..

Kahraman Türk askeri, tüm engellere, bombalı araçlara, canlı bombalara, hendekler içine tuzaklanmış yüzlerce EYP'ye ve üstüne hava şartlarının aleyhimize olmasına rağmen mücadeleye devam ediyor. Orada normal bir savaş yok, çatışma yok. Havanın sisinden, pusundan, gecenin karanlığından istifade ile Mehmetçiğin üzerine gönderilen intihar eylemcileri ile mücadele var.

Çok çetin şartlarda yürüyor kahpelerle mücadele. Bu zorluklar sadece mücadelenin yürüdüğü coğrafya ile de sınırlı değil!..

Genelkurmay Başkanlığı, 122. gününe giren Fırat Kalkanı operasyonunda bugüne kadar bilgilendirme notlarını hep sabahın erken saatlerinde bizlere ulaştırırdı. Yeni bir gelişme olduğunda da mutlaka güncelleme yapılırdı. Önceki gün, sabah saatlerinde yürek yakan bilgilendirmelerle ile başladık güne. Akşam saatlerinde artan şehit ve yaralı bilgi notlarını okudukça kahrolduk. Dün sabah e-postalarımızda Genelkurmay'ın bilgilendirme notu yoktu. Millî Savunma Bakanı Fikri Işık'ın TBMM'de yapacağı konuşma için beklenildiğini tahmin ettik. Fikri Işık, genel kurula bilgi verirken şehit sayısının 16'ya çıktığını bildirdi. Işık'ın konuşmasını tamamlamasından ardından e-postalarımıza düştü Genelkurmay'ın bilgilendirme notu bu sefer. Sayılar.. Kahpelerin verdiği zayiatlar..



Kendi payıma, bana ayrılan bu kıymetli sütun sınırlarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin her türlü kahpe sürüsüne karşı yürüttüğü eşsiz mücadelede çok titiz ve kılı kırk yaran bir anlayışla hareket ettiğimi belirtmek isterim. Bölge kaynaklarından ne kadar sağlam bilgi alsam da -özellikle şehit ve yaralıların sayısı ve durumu hakkında- resmi açıklamaların gelmesini beklerim. Önceki gün de benzer bir durumu yaşadım. El Bab'dan gelen şehit ve yaralı haberleri bugüne kadarkilerden çok farklıydı. Hak veriyorum. Toplumsal psikoloji ve de şehit ailelerini düşünerek karargah açıklamalarını peyder pey zamana yayarak yaptı.

Ancak, anlayışınıza sığınarak bugüne kadar takip ettiğim bu çizgiden küçük bir sapma yapacağım. Çünkü, bazı şeylerde yutkunmak, hata yapanlara, kötü yönetenlerine örtü oluyor. Gerçek manada hataların ve sıkıntıların toplum tarafından öğrenilmesine ve idarecilerin buna çare üretmesine engel oluyor. Kilis'teki, Gaziantep'teki hastanelerden normal hastalar taburcu edilip, her yer yaralı ve ağır yaralı Mehmetçik ile dolarken ve civar illere de yaralı kahramanlarımız taşınırken sus pus kalamayız. Hele, Ankara'nın göbeğinde oturup masamızda sıcak çaylarımızı yudumlarken, birçok yaralı yakınına (dün) ikindi vakti haber verilebildiğini ve onların çaresizliğine şahit olurken bu sorumluktan kaçamayız. Hele, açıklanan şehit sayısına rağmen bölgede birçok kayıp askerden haber alınamadığını bölgedeki askeri kaynaklardan dinledikten sonra, yapılan "bu sıkıntılarımızı ve içinde bulunduğumuz moral ve motivasyonu herkese bildir" imalarından kaçamayız.

El Bab'da mücadele veren kahraman Mehmetçiğimizin hangi birliklere mensup olduğuna dair teknik ayrıntılara girmeyeceğim. Hepsi çok iyi eğitilmiş ve seçkin kahramanlar. Meskûn mahal operasyonlarının başladığı günden itibaren Diyarbakır Sur'da "Bismillah" dediler. Oradan, Silopi'ye, Cizre'ye, Şırnak'a... geçtiler. "Suriye'ye girilecek" dediler. Gözlerini kırpmadılar. Bu geçen zamanı bir hesap edin!.. Aylardır ev yüzü görmeyenler var. Her fırsatta büyük devlet olduğumuzu iddia edenler, tenekede su ısıtıp yıkanan, gıda sıkıntısı çeken Mehmetçiğimizi duymadılar. ÖSO denen derme çatma yapı ile Fırat Kalkanı operasyonunu yürüten Mehmetçiğimiz yine de yılmadı. El Bab'ın düşmesi için gelinen en stratejik noktada yapılacak taarruz için tüm planlamalar yapıldı. Önceki gün harekete geçildi. Yapılan planlamaya göre Mehmetçik ile ÖSO'ya ait 400 civarında güç IŞİD'in stratejik bölgesini ele geçirecekti. Yaralı olarak şu an hastanede yatan bir subayımızın anlatımına göre; taarruza geçildiğinde IŞİD'in attığı ilk mermilerden sonra ÖSO mensuplarının büyük bir bölümü cepheden kaçtı. Mehmetçikle birlikte sadece 40 civarında ÖSO mensubu kaldı. Çatışmalar o kadar şiddetliydi ki saat 12.30 sularında yaralanan bir subayımız ancak 17.30 sularında bölgeden alınabildi. IŞİD'in kahpeleri yaralı ve şehitlerimizin konulduğu araçlara da saldırıyordu. Şimdi hasta yatağında konuştuğum subayımızdan 2 cümle nakledeceğim:

"IŞİD'in uçak dışında her türlü silahı var. ABD, Rus ve hatta Türk yapımı. Yer altında konteynerleri var."

Evet!.. El Bab'daki büyük fotoğrafın küçük bir karesi bu!..

Birliklerimizde asker temin etme sıkıntısı var. Bedelli bedelli geldik bu hale!.. Aynı rütbeli aynı personel, operasyondan operasyona gidiyor. Dinlenmeye, bir soluk almaya fırsat bulamadılar. Askerimizin moral ve motivasyonunu bozan unsurlar ve yapılar ortada. Sağa sola çamur atmak yerine gerçeklerle yüzleşebilecek kadar da yiğit olunmalı. TSK koridorlarında Ocak ayından itibaren subay ve astsubaylarda çok sayıda istifaların olacağı hatta Bordo Bereliler'den toplu istifalar geleceği konuşuluyor.

Hastane ziyaretleri ile pansuman yarayı iyileştirmiyor!..
______________________________________________________
Ni Dieu, Ni Maitre !
Ne Tanrı, Ne Efendi !

rağmen yaşa

BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
BORGA Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 23.Aralık.2016, 13:27   #12
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BORGA
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Şubat.2011
Üye No: 34310
Mesajlar: 5,015
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,293
1,186 Mesajına 3,181 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Hasan Karataş Nickli Üyeden Alıntı
2000 li yılların başıydı. Türkiye’ye yoğun sermaye akışı gerçekleşiyordu. O da bunun üzerine açılıp saçılmak istedi. Sizleri masaya çağırdı.
Sen bunca insanı salak mı zannediyorsun. Yoksa milattan önce 2000 li yılların başından mı bahsediyorsun. Yoksa yoksa gençler okuyor onlar da mazi nedir bilmez hesabından mı gidiyorsun.

2000 li yılların başı demek, TC siyasi coğrafyasındaki gelmiş geçmiş en büyük iktisadi kriz demektir. Yaz internete 2001 iktisat-ekonomik krizi diye illaki bişeyler çıkar.

Şu yaptığın ayıptır. Sen mekan ve zaman-tarih vermeden yaz çiz. Girme böyle netlik ihtiva eden şeylere.
______________________________________________________
Ni Dieu, Ni Maitre !
Ne Tanrı, Ne Efendi !

rağmen yaşa

BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
BORGA Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 23.Aralık.2016, 14:17   #13
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

2000 yılının başı demiyorum. iki binli yılların başı diyorum. 2010 yılı da iki binli yılların başı demektir. Ben 2010 yılına kadar olan süreyi demek istemiştim. Çözüm süreci 2010 yılı öncesi dile gelmişti. O tarihlerde türkiye ye çok fazla sermaye girişi vardı. buradan ne çıkarıyorsun anlamadım. 2004 yılı iki binli yılların başı değil midir? O tarihlerde sermaye girişi başlamıştı. Ki bir yıl önce başlasa ne olur, başlamasa ne olur anlatılmak istenilene ne tür etki eder.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Aralık.2016, 14:19   #14
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,188
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,436
2,077 Mesajına 5,903 Teşekkür Aldı
Standart

"çamura battı çıkamayacak. Çıkmak istiyorsa tek yolu çözüm sürecidir ya da hegemonyanın dayatmalarına geri dönüş yapmasıdır" "Cizire Botan"

Yüzlerce sivilini,yüzlerce savaşçısını bir buçuk yılda ahlaksız bir saldırıda kaybetmiş bir halkın çocuğunun yazdığı şu cümleye eğilin. Ezendeniz,"eğilmek bize yakışmaz" diyorsanız susun.

Gerilla'yı öldürüp çıplak bedenini bütün dünyaya teşhir ettiniz yinede bu halkın çocukları intikam yemini etmedi,barış istedi,çözüm istedi.
Aşkolsun size be.

Bana sorarsanız mı?
Biz Moğol artıkları zaten yüzde beş civarında kaldık. çöküşü bu dakikadan,önümüzdeki dakikaya hızlanmışsa eğer, herkesi geldiği yere sürmekte yarar var.
Kim nereden Anadoluya gelmişse defolup geldikleri yere gidecekler.

Ama nerdee...
Ateş düştüğü yeri yakmış,ateşin acısını bilen Kürt "Fırsatı ele geçirmişken" halen "barış olsun,çözüm olsun,devleti buna yanaştıralım" diyor.

Herkes istiyorda yoksa benmi fazlaca gaddarım?


______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 23.Aralık.2016, 14:53   #15
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,188
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,436
2,077 Mesajına 5,903 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Hasan Karataş Nickli Üyeden Alıntı
2000 yılının başı demiyorum. iki binli yılların başı diyorum. Yani 2010 yılına kadar olan süreyi demek istedim. Çözüm süreci 2010 yılı öncesi dile gelmişti. O tarihlerde türkiye ye çok fazla sermaye girişi vardı. buradan ne çıkarıyorsun anlamadım.
Hasan Yoldaşım.
Sözünü ettiğin yıllarda sermaye akışı dediğin "sermaye" çözüm olursa,isteklerimizi kabul edersen, (Bu isteklerin ana temeli Rus-İran doğalgaz tekelini kırmaktı yani Katar doğalgazının Avrupaya taşınması) bizde paramızı ülkenizde değerlendiririz idi

Bana sözünü ettiğin "giren sermayeden" örnek verebilirmisin? Hangi sermaye Türkiyenin "Huzur ortamını gördü de girdi?
Fransız Sermayesi? Reno fabrikaları neredeyse emekli olacaklar girdi de ne zaman çıktı?
Alman sermayesi? Mercedes tesisleri son iki yılda durağana geçti,canavar gibi araç üretiyor. Bu sermayemi girdi ülkeye? Zaten vardı.
İtalya,Norveç,Avrupa'nın yatırımcı ülkelerinin zaten sermayesi Türkiyedeydi ve şimdiye kadar (Son bir çıkışları şu oldu ki bunu birçok ekonomist okumak dahi istemedi. "Türkiyeyi üretim zincirinden çıkarırız") ne çıkıyoruz dediler ne de zarardayız dediler.

Senin sermaye dediğin şey olsa olsa borsa'daki işlemler olmalı ki Ekonomiden anlamasamda,anladığım para alışverişinden öte değildir.

Parantez içinde tırnak içinde yazdığım cümleyi şöyle etraflıca bir düşünürsen göreceksinki Türkiye'de anlatmaya çalıştığın sermaye var ve gitmiyorlar.
Sadece aba altından sopa göstermeyi yeğleyip "Hizaya gel" uyarısı yapıyorlar ama ne gam,devleti yönetenler batı sermayesinden değil petrol zengini arap ülkelerinden arpalanmaktadır.
İş bu arpalanma sermaye değildir ve bunun ortaya çıkaracağı krize de ekonomik kriz diyemeyiz.
Ne zamanki Türkiye "üretim zincirinden" çıkarılır işte o zaman ekonomik krizin babasını yaşarız.

Bilmeyenler için,"Türkiyeyi üretim zincirinden çıkarırız" sözü şu anlama gelmektedir; "Kafamızı bozarsanız başta Reno tesisleri olmak üzere onyıllar öncesine dayanan yatırımlarımızı (Üretim bantlarını-fabrikaları) söker,başka ülkelere götürürüz"

Sözün kısası; "Sermaye akışı" dediğin şey sadece para alıp satmadan ibaret bir olaydı.

Ha unutmamışken bir soru; Bakanlardan biri geçenlerde "Kaynağını sormayacağız,dışarıdan ülkeye para getirin" dedi. Yani kara paralarınızı getirin,komisyonumuzu verin aklayalım.

Bununda sermaye girişiyle bir ilgisi varmı?








______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 3 Kisi:
Alt 24.Aralık.2016, 00:57   #16
 
Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kayıtsız Üye
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart

Gerçekçi olmak lazım.

IŞİD Suriye ordusu için "çıtır çerez".

IŞİD TSK içinde "çıtır çerez".

İran ordusu içinde "çıtır çerez"

Irak ordusu desen artık öyle bir ülke / ordu yok.

IŞİD birilerinin (Açması uzun sürer) işine geldiği için bölgede hala yaşayabiliyor.

Ama biraz açarsak :

Esad rejimini IŞİD meşrulaştırdı. ESAD IŞİD'in barbarlığını hem Suriye halkını hemde dünya kamuoyunu kendi yanına çekmek için kullandı.

IŞİD Erdoğan'a "Türkiye abluka altında senaryosu" verdi.

IŞİS türk askeri öldürüp bomba patlattıkça Erdoğan güçleniyor.

ABD zaten "kaosu" sever.

vs.vs.

Yoksa militan sayısı hepi top "60000" olan, doğru düzgün ağır silaha ve hava desteğine sahip olmayan bir örgütün Irak / Suriye / İran / TC / PYD ordularına karşı aynı anda savaşabilmesi ve mevzilerini koruyabilmesi mümkün mü?

Değil...
  Alıntı ile Cevapla
Alt 24.Aralık.2016, 01:00   #17
 
Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kayıtsız Üye
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart

Türkiye ise nefes almıyor.

Sanayi üretimi yerlerde.

Bütün para betona yatırıldı.

2002-2008 arası sıcak para akıyordu Türkiye'ye.

Artık oda yok.

Dolar fırladı,

Ağır bir ekonomik kriz geliyor.

Üstiüe derin bir toplumsal kamplaşma (laik / islamcı, türk / kürt, alevi / sünni) var.

Hiçbir ülke bu kadar gerilimi kaldırmaz.

Türkiye denen ülke yakında tarih olacak...
  Alıntı ile Cevapla
Alt 24.Aralık.2016, 10:01   #18
 
Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kayıtsız Üye
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart

Şu gerçekliği kabul etmemiz gerekir . Son dönem(1980 sonrası) da özelikle ve üzerine vurgu yaparak Sermayeninin genişlemesiyle Kürt sorunu ortaya çıkmaktadır. Sermaye siyasal egemenliğini Kürt toplumunun üzerinde tam tesisini kurmak istemesinden sorun açığa çıkmıştır. Peki 1920 sonrası ve 30 da neden ortaya çıkmıştır dersekte karşımız da yine siyasal egemenliği kurma çabası olduğunu görürüz.
Ancak 1980 sonrası Sermaye genişlemesi 1980 den sonraki kadar güçlü ,birikimli ve emperyalizm tarafından arkadan itilen değildi. Çünkü finansal sermayenin birikiminin Dünyanın farklı alanlarında ve daha karlı kar edebileceği hala bakir alanları vardı.
Bir ülke toprakları içinde olan kapitalizmin tam gelişmediği ve belli bir siyasal egemenlik altında yarım yamalakta olsa egemenlik altında tutulan toplumlar, Emperyalizmin , (yani finans sermaye ) o kadar ilgi alanı içinde değildi. Ancak bu 1980 ve sonrası 1990-2000 yıllarında en üst seviyeye çıkarak ilgi alanı içinde olmaya başladı. İşte Sovyetler,Libya,cezayir ,Mısır ,Irak ve iran ve bunun gibi kısmi siyasal bağımsızlığı olan ülkeler Finansal sermaye için önem kazanmaya başladı diyebiliriz.*Buna neden olanın herharhalde sermaye birikiminin hergeçen on yıllarda birikim sonuçlarıdir diye açıklamaya gerek yok sanırım. Eğer bu kabul edilmezse o zaman Fransanın ,ABD nin AB in bu ülkelerde ne işi var diye sormak gerek. Yani sadece siyasal egemenlik kurmak içinmidir ? Ki böyle olsa bile siyasal egemenlik aynı zamanda sermayesini bu ülkelere rahatça yatırmlar yapabilmesi olarak karşımıza çıkar.

Türkiye sermayesi de ki emperyalizme bağımlı haliylle Doğuda yani kürt toplumunun bulunduğu alanlar da siyasal çözüm istedi. Kürt siyasalı da siyasal çözüme razı oldu ancak sorun nasıl bir siyasal çözümde anlaşmazlık ortdaya çıktı. Zaten Türkiye sermayesi kürt toplumunun temel ihtiyaçlarını giderecek alt yapısını kurmuş ,sadece genişleyebilmesi için siyasal egemenliğini pekiştirmesi sorunu kalmıştı.

Kapitalizm gelişmesi toplumsal alt yapıyı yıkar ,değerleri ,üst yapı denilen bağlı bulunduğu geleneksel yaşam değerlerini altüst eder. Toplum sarsıntı ve bunalım içine girer ve bu kez toplum kendine yeni yaşamsal değerler yaramak zorunda kalır. Çünkü maddi yapı değişeme başlamış buna paralel toplumun değerleri de yıkılmaya başlamıştır. Böyle bir toplum geçmiş değerlere dört elle sarılmaya ya da yeni arayışlar içine girer. Esasında bu Tüm Türkiye toplumlarının içinde yaşadığı ama kürt toplumunun kuvvetlice ,nitelikli olarak yaşadığıdır.

Bence kürt sorununun(sadece kürt toplumu olarak düşünürsek) siyasal olarak ortaya çıkmasının temelini oluşturur. Gerçekte bu siyasal olarak ortaya çıkması 1980 sonrası ortaya çıkan değildir. Ancak 1980 sonrasının 1920 -30 ile karşılaşitırıldığında çok daha güçlü ve nitelikli siyasal olarak ortaya çıkmasıdır .Çünkü 1920-30 belli sınırlar için de bir ülke devlettini siyasal olma sorunuydu. Kısaca eğer bir yerde adam ölüdürülüp dövülüyor bunu ağa ,aşirettin değil devlet olarak çözülmesi ve sonuca bağlanması sorunuydu. Kısaca siyasal değilmiş gibi gözüken gerçekte siyasal olan aşiretsel ,ağasal yada şihsal toplumsal örgütlenmenin sınırlarının çizilme sorunuydu. Ve burada siyasal develet olmak isteyen sınırları çizlimiş bölgenin bu sınırlar içinde bulunan siyasal değilmiş gibi gözüken ama siyasal olan aşiretsel ,sıhsal yada ağasal yada hatırı sayılır etrafında örgütlenmelerle uzlaşması söz konusuydu. Bu sınırların çizilmesi nereye kadar devlet örgütlenmesi nereye kadar toplumun yaşamak için kabul ettiği ve oluşturduğu siyasal değilmiş gibi gözüken ve denilen, siyasal örgütlenmenin arasında olan gelgitler ,çelişkilerdi . Ancak bu bazan kavgalara da neden olacağı aşıkardır. Yani tekrar dirençlere göre tekrar denge ,uzlaşma kurma meselesini kapsıyordu.

Ancak 1980 ve 2000 yıllar sonrası bu uzlaşmayı tümüyle yukardaki sermeye birikiminin dünya ve Türkiye ölçeğinde genişleme arzu ve isteği ortadan kaldırdı.

İşte sonuç olarak Türkiyede Kürtler için siyasal çözüm dayatmasına böyle geldik.Sonuçta Kürtler ve (Türkler demiyeceğim çünkü sadece Türkler denilen Kürtler demeninin ne kadar gerçekçi olduğu ayrı tartışma.Kim Kürt? Kim Türk? ) esasta Türkiye devleti olanla siyasal çözümde uzlaştılar.Bu sadece siyasal çözümde uzlaşalım niyetinden başka birşey değildi.

Semayenin arzu ettiği siyasal çözümle Kürt denilen kesimin siyasal uzlaşması farklılığı ortaya çıktı. Bence Öcalanın siyasal çözümden anladığı ile PKK nın siyasal çözümden anladığı da farklılığı daha sonra ortaya çıktı ama bu tartışılmıyor,açığa vurulmuyor. . Öcalan daha çok Türkiye devlettinin yanaştığı çözümden(yarım siyasal bağımsızlık) yanaimiş gibi dursa da, Türkiye devlettine güven verememektedir. PKK nin çözümüne(tam siyasal bağımsızlık**) de bölge devletleri yani sermaye dahil kimse kabul edecek gibi değil. PKK şimdi kendi çözümünü ABD ve Güneyle aramakta diye düşünüyorum. İlerde ne olur bilinmez.


*Daha önce önemli değilmiydi elbet önemliydi ancak 80 ve 2000 yıllarda Emperyalist sermaye için bu çok daha önli olmak zorunda oldu.

**Tam siyasal bağımsızlık :Ekonomik olarak bağımlı olan hiç bir ülke tam siyasal bağımsız olamaz. BUnu PKK nın bilmiyor oluşu imkansız. Ancak geldiği yer ne olursa olsun siyasal olarak kürt toplumuna egemen olayım ama nasıl olursa olsun tarzında olmaktadır. ÖCalan ise yarım marım olsun ama bizim olsun noktasındadır. Çünkü 60 bin kürt kökenlilerin ölümünün hesabını kendi toplumuna başka türlü anlatamaz. Hiç bir toplum bunu anlamaz.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 24.Aralık.2016, 12:36   #19
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,605
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 260
506 Mesajına 848 Teşekkür Aldı
Standart

Sermaye denilince insanın aklına ana mal geliyor. Yani bir değeri olan gayri menkuller.Birde kaliteli eğitimli insan birikimi.

2000 li yıllar dendiğinde insanın aklına iki şey geliyor Biri AKP diğeri Soros.
Soros un görevi ABD nin ilinde birikmiş kalmış olan dolarların dünyaya yayılması ve kar topu misali büyüyerek geri dönmesi sağlanması.Bu düşüncenin bir kısmı oldu bir kısmı olmadı ABD dolarının 3 bölü 2 si geri dönmedi.Bazı şirketler adres değiştirdi.

Aklımız AKP geldiğinde Türkiyede neler oldu 2002 den bu yana neler kazandık neler kaybettik 2001 de bu ülkenin dış borcu 113 milyar dolardı 125 kamu malı devtin elinde idi 12 000 işçi işini kaybetti

Bu gün Hazine Müsteşarlığı, 31 Mart 2016 itibarıyla ‘Brüt ve Net Dış Borç Stoku ile Hazine Garantili Dış Borç Stoku verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye’nin brüt dış borç stoku, 411,5 milyar dolar oldu Özelleştirilen mülklerden elde edilen gelir 41 milyar dolar.
2001 de doların türk lirası karşılığı 1,50 TL bu gün ise 3,50 TL dir.

Vatandaşın bankalara borcu 128 kat arttı. 2002 yılında 1 milyar 973 milyon TL olan tüketici kredileri, 2014'ün mart ayı sonu itibariyle, 128 kat artarak 252 milyar 167 milyon TL'ye ulaştı!

Geçekten 2002 den bu yana bu ülkeye sermaye girişimi oldu yoksa sermaye çıkışımı.Bu ülkeden 2002 den önce bir çok meta üretimi varken bu gün o üretilen meta lar artık üretilemez durumdalar.Pamuk ital, pancar ital, tütün ital, et ital, ayakkabı ital tekstilde bir çok ürün ital.

Bu ülke ve vatandaşları 2002 den bu yana çok şey kaybetti tek kazançları (kazançsa) bol miktarda borçları oldu

Bu gün cari açık 170 milyar dolar.

Bu ülkeye 2000 li yıllar kazançlı gelmedi ama birçok dilenci ve onursuz insan yaratılmasına neden oldu 2000 li yıllar.

Bu ülke 2000 li yıllarda çok kaybetti hem ekonomik açıdan hem insan kalitesi açısından kaybetti. 2000 yılında toplam ücretli işçi sayısı 10 488 000 sendikalı işçi sayısı 1 591 600 idi.

2016 Temmuz ayı itibarıyla Türkiye genelindeki toplam 13 milyon 38 bin 351 işçiden, 1 milyon 499 bin 870'inin sendikaya üyeliği bulunuyor.

2002 ve 2016 Türkiye halkı için kayıp yallardır.Bu kayıp yıllar hem sermaye giriş çıkışında, hem borçlanma miktarında, hem örgütlenme seviyesinde, hem insani kaliteleşmede kayıp yıllardır.

Nerden bakılırsa bakılsın 15 yılımız kaybedilmiş yıllardır.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.Şubat.2019, 10:10   #20
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

İlk yazıda, Trump’ın iktidarı henüz devralmadığı, 17 aralık 2016 da, olası değişimlerin neler olacağını yazmıştım.

Şimdi o değişimleri birlikte inceleyelim.

1-O tarihlerde ulusalcı cenahta müdahale sırasının Türkiye’ye geleceği söyleniyordu. IŞİD ın Türkiye içinde örgütlendiği ve Türkiye’nin parçalanacağı söyleniyordu. Bir anlamda, Türkiye’nin Suriye gibi olacağının endişesi yayılıyordu. Türkiye’nin Suriye olmayacağı, ayrıca kürt- türk savaşının olmayacağı ve Türkiye’de bir bölünme yaşanmayacağını, net biçimde yazmıştım.

2-ABD’nin çok kısa zamanda yıldızı parlayan dev bir ülke olacağını yazmıştım. Evet, gerçekten de öyle oldu. ABD o tarihlerde %1 civarı büyüme gösteriyordu. ABD hisseleri şimdiye kıyasla yerlerde sürünüyordu. Birkaç ay öncesine dek tarihinin en yüksek seyirlerinden birisini izliyordu. Büyüme ise %4 ü bulmuştu.

3-“ABD’nin kendi kabuğuna çekilmesi, Türkiye’yi rahatlatacaktır” diye yazmıştım. O tarihlerde Türkiye bunalmış ve bombalarla siyaset yapıyordu. O tarihten sonra Türkiye nispeten rahatlamış ve dışarıya sarkmaya başlamıştı.

4-ABD’nin Türkiye üzerindeki basıncını tüm dünyaya yayacağını ve buna son emperyalizm ya da 3. Emperyalizm diyebileceğimizi ve bu sürecin çok kısa süreceğini yazmıştım. Gördüğünüz gibi ABD tüm dünyaya basınç uyguladı. Ticari yaptırım kararları aldı. İthalata gümrük vergileri getirdi ve birçok ticari anlaşmayı feshetti. Yazıda da belirttiğim gibi bu süre çok kısa sürdü. Şimdi ÇHC ile oturmuşlar ve kafa kafaya vermişler, dünya boyut çöküşü ötelemeye çalışmaktadırlar. ABD artık tek başına dünya lideri değil. AN itibarıyla dünyaya istediğini dayatamaz. Son emperyalizm çok kısa ömürlü olmuştur.

5-O tarihlerde AB ve Japonya, dünyanın en zengin ülkeleriydi. Ancak her ikisinin de büzüleceğini ve buruşacaklarını yazmıştım. Almanya o tarihlerde ihracat şampiyonu iken bugün eksi büyümeye düşmüştür. Japonya ise milli gelirine oranla %220 borçlanmıştır. Her iki dev, krizle boğuşmaktadır.

6-ABD, ÇHC ve Rusya’ya zarar veremez demiştim. Gerçekte de öyle oldu. ABD, her ikisine de diş geçiremedi. Eski sosyalist zeminin faydalarını bu iki dev görecek demiştim. Gerçekten de öyle oldu. 3. Dünya savaşının çıkmayacağını ve devletlerin birbirlerine ihanetini göreceğimizi yazmıştım. ABD, Almanya ve Japonya’ya ihanet etmiştir. Atlantik paktı tarih olmuştur.

7-“Türkiye devleti, 2.Dünya savaşı öncesi ve süreci halkına yaşattığı kıtlığı bir kez daha yaşatacaktır.” Demişim, öyle de oldu. Bugün halk kuyruklarda soğan patlıcan alıyor.” İnönü’yü tiğe alan Erdoğan aynisini kendisi yapmak zorunda kalacaktır” demişim. Gerçekten de İnönü’nün konumuna düşmüştür.

***

2106 Yılında başlayan, son emperyalist siyaset, bugün saltanatını bitirmiştir. An itibarıyla, ÇHC ve ABD çözüm partneri olmuşlardır. Kendileri açısından bir çıkış aramaktadırlar. Ticari savaşlar bile geriye düşecektir.

İnsanlık adına yeni çıkış emareleri görülmektedir. Kurtuluş zihinsel değil ve gerçek araçlarla olacaktır. Nasıl ki buhar makinesi, insanlığın orta çağdan çıkışına bir aracılık etmişse, Blockchain teknolojileri de insanlığın yeni çıkışına vesile olacaktır.

Kurtuluş zihinsel değil, tarihseldir. Zamanı bilmemek, insanı ezmektedir.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com