Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SINIF MÜCADELESİ VE SOSYALİZM > Sosyalizm

Sosyalizm Sosyalizm hakkında herşey


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Sosyalizm Üzerine Sorular
Cevaplar
3
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
813
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 25.Mayıs.2013, 23:11   #1
 
VENCEREM0S - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
VENCEREM0S
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Ocak.2013
Üye No: 44849
Mesajlar: 1,656
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 414
306 Mesajına 708 Teşekkür Aldı
Standart Sosyalizm Üzerine Sorular

EKONOMİK SİSTEMİMİZ KAPİTALİSTLER OLMAKSIZIN
İŞLEYEBİLİR Mİ?


Bu sorudaki kapitalistler sözcüğünü değiştiriniz, tarihin her döneminde sorulmuş beylik bir soruyu görürsünüz. Dört yüz yıl önce Avrupa’da soru şöyleydi: ekonomik sistemimiz feodal beyler olmaksızın işleyebilir mi? Yüz yıl önce Amerika’da soru şöyleydi: ekonomik sistemimiz köle sahipleri olmaks ızın isleyebilir mi?

Toplum, feodal beyler ve köle sahipleri olmaksızın da pekâlâ yaşayabileceğini nasıl gördüyse, kapitalistler olmadan da yasayabileceğini görecektir.

Kapitalistler ile, bunların sermaye olarak sahip oldukları üretim araçları arasında bir ayrım yapmak gerekir. Toplum, hiç kuskusuz, bu üretim araçları, yani toprak, madenler, hammaddeler, makineler ve fabrikalar olmadan edemez. Bunlar gereklidirler. Robert Blatchford, Merrie England adlı tanınmış yapıtında bu ayrımı şöyle belirtir:

’Sermaye olmaksızın çalışamayacağımızı söylemek, tırpan olmaksızın çayır biçemeyeceğimizi söylemek kadar doğrudur. Oysa, kapitalist olmadan çalışamayacağımızı söylemek, bütün tırpanlar tek bir adama ait olmadan çayır biçemeyeceğimizi söylemek kadar saçmadır. Bundan da öte, bütün tırpanlar tek bir kişiye ait olmadan ve bu adam, ürünün üçte-birini, tırpanlarını ödünç verdiği için almadan, çayır biçemeyeceğimizi söylemek kadar saçmadır."

Kapitalist, zorunlu yönetim işlevini yürüttüğü, gelirini hakettiği sürece toplum için gerekli bir kimseydi, oysa şimdi tutulmuş yöneticiler işi yürütürken kendisi sadece hisse senetlerine ve tahvillere sahip olduğu için Ve haketmediği bir gelir sağladığı için gerekli değildir.

Bir zamanlar yararlı olan mülkiyet, artık asalaktır. Ekonomik sistemimizin, asalaklar olmadan işleyebileceğini - hatta öncekinden daha da iyi işleyeceğini- kim yadsıyabilir?

İşin aslı aranırsa, bugün biz, toplumun, kapitalistler olmadan işleyebileceği noktaya değil, işlemek zorunda olduğu noktaya gelmiş bulunuyoruz, çünkü bunların, üretim araçlar ına sahip olmaları nedeniyle ellerinde bulundurdukları güç, işsizliğe, güvensizliğe ve savaşa yolaçacak biçimde kullanılıyor,


İNSANLAR KÂR TEŞVİKİ OLMADAN DA ÇALIŞIRLAR MI?

Bu soruya verilecek en iyi karşılık, kapitalist toplumda, bugün bile pek çok kimsenin kâr teşviki olmadan çalıştığıdır. Bir çelik fabrikasında, bir dokuma fabrikasında ya da bir kömür madeninde çalışan bir işçiye, emeğine karşılık ne kadar kâr elde ettiğini sorunuz. Size çok yerinde olarak böyle bir kâr elde etmediğini söyleyecektir. Bu kârlar, fabrika ya
da maden ocağı sahibine gitmektedir. Öyleyse işçi niçin çalışıyor?

işçiyi teşvik eden, "kâr. değilse nedir? Kapitalist toplumda insanların çoğu, çalışmak zorunda oldukları için çalışır.. Çalışmazlarsa karınlarını doyuramazlar. Bu, bu kadar basittir. Bunlar, kâr elde etmek için değil kendileri ile ailelerini doyurmak, giydirmek ve barındırmak için gerekli ücret için çalışırlar.

Sosyalizmde de aynı zorunluluk olacaktır, insanlar yaşayabilmek için çalışacaklardır.

Sosyalizmde, kapitalizmin sağlayamadığı bazı ek teşvikler de vardır, işçilerden, kimin uğruna üretimi artırma cabasına girişmeleri istenecek? Sosyalizmde daha fazla ve iyi çalışma isteği, haklı bir temele, yani bundan bütün toplumun yararlandığı gerekçesine dayanır. Kapitalizwfe böyle değildir. Orada fazla çabanın sonucu, kamu yararı değil, özel kârdır. Bunlardan ilkinin bir anlamı vardır, ikincisinin yoktur. İşçiyi, birisi elinden geldiğince çok vermeye; ötekisi ise elinden geldiğince az vermeye özendirir. Birisi, insanın manevî isteklerini doyuran ve onu heyecanlandıran bir amaçtır; ötekisi ise, yalnızca basit kafalıları ayartan bir erektir.

Buna karşı şu itiraz öne sürülür: kâr teşvikinin büyük ölçüde zaten bir hayal olduğu ortalama işçi için bu doğru olabilir, ama, kâr teşvikinin gerçek olduğu deha, mucit ya da kapitalist girişimciler için aynı şey söylenemez.

Bilim adamlarını ve mucitleri, denemelerini başarıya ulaştırmak için gece gündüz çalışmaya iten şeyin zenginlik hayali olduğu doğru mudur? Bu savı destekleyen pek az kanıt vardır. Öte yandan, yaratıcı dehaların, buluşlarından duydukları büyük haz ya da yaratıcı güçlerinin tam ve serbestçe kullanılmasından doğan mutluluk dışında bir ödül peşinde olmadıklarını gösteren pek çok kanıt vardır.

Şu isimlere bakınız: Remington, Underwood, Corona, Sholes. Bunlardan ilk üçünü, başarılı daktilo yapımcısı olarak hemen tanırsınız. Ya dördüncüsü, Bay Christopher Sholes de kimdi? O da daktiloyu icat eden zat! Acaba onun beyninden doğmuş olan yaratık, Remington’a, Underwood’a veya Corona’ya getirdiği serveti ona da kazandırmış mıdır?
Ne gezer. O, buluşu üzerindeki haklarını, Remington’a 12.000 dolara satmıştır!

Öyleyse, Sholes’ı teşvik eden kâr mıydı? Onun hayatım yazan yazara göre değil: "Parayı pek az düşünür, aslını ararsanız, sıkıntı verici bir şey olduğu için, para kazanmak istemediğini söylerdi. Bu nedenle iş konularına pek aldırmazdı."

Sholes, yaratıcı çalışmalarına kendilerini büsbütün verdikleri için "parayı pek az düşünen" binlerce bilim adamı ve mucitten sadece birisidir. Bu, elbette, kârın tek teşvik unsuru olduğu bazı kimselerin bulunmadığı anlamına gelmezler.

Altına tapan toplumda, bu da beklenir. Ancak, böyle bir toplumda bile, insanlığa hizmetin tek teşvik unsuru olduğu büyük isimlerin listesi, dehaların kâr teşviki olmaksızın çalıştıklarını kanıtlayacak kadar uzundur.

Eskiden bu konuda bir kuşku olsa bile bugün olamaz. Çünkü, bilim adamlarının kendi hesaplarına çalıştıkları günler çoktan geride kaldı. Bilim dünyasındaki yetenekli kişiler, artık belirli ücretle laboratuvarlarda çalışmak üzere büyük şirketler tarafından kiralanmaktadır. Güvenlik, düşte görülebilecek cinsten bir laboratuvar, kendini işe vermekten gelen tatmin . bunlar, bilim adamının aradığı şeylerdir, ve çoğu zaman da bunlara kavuşurlar, ama kâra değil.

Diyelim ki, yeni bir süreç buldular. Bu buluşun getirdiği kâr onlara mı gider? Hayır. Ek prestij, terfi ve daha çok ücret elde edebilirler ama kâr değil.

Sosyalist bir toplum, bilim adamlarını ve mucitleri nasıl teşvik edeceğini ve onurlandıracağını bilir. Onlara, hem paraca ödül, hem de lâyık oldukları saygınlığı sağlar. Ayrıca onlara, her şeyden fazda değer verdikleri bir şeyi verir: yaratıcı faaliyetlerini en geniş ölçüde yürütme olanağını.

Kâr, çok eskiden kapitalist girişimci için gerçekten teşvik ediciydi, ama bu kişi artık sanayi alanından çekilmiştir. Rekabetçi sanayiin tekelci sanayie dönüşmesi ile, bu duruma daha uygun olan yeni bir tip yönetici, onun yerini almıştır. Eski tip girişimcinin özellikleri olan atılganlık, cesaret ve saldırganlık, bugünün tekelci sanayiinde aranmamaktadır. Büyük şirketler risk altına girmeyi asgariye indirmişlerdir, işleri mekanik ve planlıdır. Kararları, artık, sezgiye değil, istatistik! araştırmalara dayanmaktadır.

Bu şirketler, artık dünün mal sahibi-girişimcileri tarafından yönetilmiyor. Bunların sahipleri yönetime hiç karışmazlar; bunları, kâr için değil, maaşla çalışan ücretli kimseler yönetir. Bunların maaşları çok ya da az olabilir. Bundan başka ikramiye de alabilirler. Başka ödüller de olabilir:"övgü,"saygınlık, kudret, işi iyi yapma zevki. Ama Amerikan iş hayatını yöneten insanların çoğu için kâr teşviki çoktan ortadan kalkmıştır.

Peki, insanlar kâr dürtüsünden başka şeyler için de çalışabilirler mi? Bunu tahmin etmeye gerek yok, biz çalıştıklarını biliyoruz.

SOSYALİSTLER SINIF SAVAŞI ÖĞÜTLEMEZLER Mİ?

Toplum, çıkarları karşıt olan sınıflara bölündüğü sürece sınıf savaşının varlığı zorunludur. Kapitalizm, yapısı gereği bu bölünmeyi yaratır. Toplum düşman sınıflara bölünmediği anda, sınıf savaşı da sona ermek zorundadır. Sosyalizm, özü gereği sınıfsız bir toplum yaratır.

Sosyalistler sınıf savaşı "öğütlemezler", zaten var olan sınıf savaşını açıklarlar. Zorunlu olarak sınıflara bölünmüş bir toplumun, böyle bir bölünmenin olanaksız hale geleceği bir topluma dönüştürülmesi işinde, işçi sınıfını yardıma çağırırlar. Kapitalizmde bir hayal olan ve ancak sosyalizmde gerçekleşebilecek olan evrensel kardeşliğin kurulması için diretirler. Sosyalistlerin öğütlediği şey, hıristiyanlığın akidesidir, insanlığın kardeşliğidir.

Sosyalistlerin öğretileri için Encyclopedia Britannica'nm da söylediği budur: "Sosyalist ahlâk, hıristiyan ahlâkın aynısı olmasa bile, ona çok yakındır."

"İNSAN TABİATINI DEĞİŞTİREMEYECEĞİMİZE GÖRE" SOSYALİZM
OLANAKSIZ BİR ŞEY DEĞİL MİDİR?


"İnsan tabiatını değiştiremezsiniz" savını öne sürenler, insanın, kapitalist toplumda, belirli bir biçimde davranmasına bakarak, bunu, insanoğlunun tabiatı diye kabul etme ve başka türlü davranmasına olanak olmadığını varsayma hatasına düşüyorlar. Bunlara göre kapitalist toplumda insan, "hep bana" diyen bir tabiattadır, onu harekete getiren şey, bencil bir hırs ile iyi ya da kötü her yola başvurarak, öne geçme dürtüşüdür. Bundan da şu sonucu çıkartıyorlar: bu, bütün insanlar için "doğal" bir .davranıştır ve
özel kazanç için rekabetçi mücadele dışında herhangi bir şeye dayanarak bir toplum kurmak olanaksızdır.

Ne var ki, antropologlar, bunun saçma olduğunu söylüyorlar ve bugün varolan başka toplumlarda insan davranışının kapitalist toplumlardakine hiç benzemediğini belirterek bu sözlerini kanıtlıyorlar. Ve bunlara katılan tarihçiler de, gene bu savın saçma olduğunu söylüyorlar ve köleliğe ve feodalizme dayanan toplumlarda yaşayan insanların davranışlarının, kapitalist toplumdakine hiç benzemediğini belirterek, bu sözlerini kanıtlıyorlar.

Bütün insanlarda, hayatta kalabilme ve türünü sürdürme içgüdüsünün doğuştan varolduğu belki de gerçektir. Beslenme, giyinme, barınma ve cinsel aşk gereksinmeleri, temel gereksinmelerdir. Bu kadarı "insan tabiatı" diye kabul edilebilir. Ancak, bu isteklerini tatmin etmek için seçtikleri yolun, kapitalist toplumda alışılagelen yol olması gerekmez. Bu, daha çok, içinde doğup büyüdükleri kültüre bağlıdır. Eğer bir insanın temel gereksinmeleri, bir başkasını yere sermekle karşılanabiliyorsa, insanların birbirlerini yere sereceklerini varsayabiliriz; yok eğer, insanın temel gereksinmeleri işbirliği ile daha iyi karşılanabiliyorsa, insanların işbirliği yapacaklarım varsayabiliriz.

însanm bencilliği, daha çok ve daha iyi yiyecek, giyecek, barınak ve güvenlik isteğinde ifadesini bulur. Bu gereksinmelerin, kapitalizmde, sosyalizmdeki kadar karşılanamayacağını öğrenirse, gerekli değişikliği yapar.


Sosyalizmin Alfabesi - Leo Huberman
VENCEREM0S isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.Mayıs.2013, 23:37   #2
 
CALEDONİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CALEDONİA
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 14.Ekim.2011
Üye No: 38797
Mesajlar: 109
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Daktiloyu keşfedip telif hakkını 12.000 dolara satan kişi bu işin ticaretini yapmayı akıl edememiş olamazmı?

Peşinen kar hırsı yoktur demek biraz yanlış gibi.
CALEDONİA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26.Mayıs.2013, 00:04   #3
 
VENCEREM0S - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
VENCEREM0S
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Ocak.2013
Üye No: 44849
Mesajlar: 1,656
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 414
306 Mesajına 708 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
CALEDONİA Nickli Üyeden Alıntı
Daktiloyu keşfedip telif hakkını 12.000 dolara satan kişi bu işin ticaretini yapmayı akıl edememiş olamazmı?

Peşinen kar hırsı yoktur demek biraz yanlış gibi.
Eğer kar amaçlasaydı,yapacağı işin getireceği parayı önceden hesaplamış olması gerekirdi.Yani kar amaçlayan birinin işlerini buna göre devam ettirmesi,hesaplaması gerekir.
VENCEREM0S isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01.Mart.2019, 16:46   #4
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Peki ben bir şey sorayım. Sesli ve kendi kendime düşünüyordum. Aslında iki soru biçimindeydi ancak biraz metne dönüştü...
Aslında gerçekten soru yazmak için girdim..

Şimdi derdimi tam açamadım çünkü çok ekstrem bir bakış ama bendeki taban ve düşün bu gerçekten. Yakın açtım...

Ben yazmasam sen yazmasan kim yazacak yazısı

Ya da ben sormasam sen sormasan kim soracak sorusu

Başka bir taban/tabanlar adına da biraz sorgulanıp yazılıyor. Ultra Anlayış bekliyorum..

Kapitalizm serbest kölelik ve Sosyalizm Komünizm bunun ilerisi ve ya da tam özgürlük çağrıştırması gerekiyor ise
Dünyada bir cennet değil ama yine de dünyaüstü gerçeküstücü bir şey işaretlemeli .hatta bana göre dünya cennet işaretlemeli.
Tabi bu huri cenneti değil
Müzik, eğlence tiyatro, gırgır neşe örneğin.. Birlikte bir iş yapmanın heyecanı ve toplumsal neşe sevgi işaretlemeli. Sonsuz bir neşe eğlenceli, eğlenen bir toplum işaretlemeli. Kapalı bir üretim toplumu değil. Tersi zaten Kapitalizmi işaretliyor.
Burada neyi kaçırıyoruz?

(Benim örneğim Tarkovsky'nin bir sahnesi bulup ekliyorum hemen. Andrei Rublev de ki the witches; Witchcraft ya da wicca sahnesi)

Batı Sosyalizm kuramaz yanılmayın
Size göre bir alt psişe
Hep Doğuya kayın
Dopu büyüktür Batı. Doğu olgundur Batı düşünün

Şöyle bir tahlilim var. Alt kitle (sınıf) Bir üsttekinin yerine evriliyor ve ona vaaedilimiş bir cennet (sahte cennet) ve başka yaşamlar var. Bu yeme içme tüketim, maddi zevk ve arzu -romantik ikilemler ve seksten oluşuyor.
İşin aslı bana sorarsanız dünya seks pazarlıyor. Ya da dünyalıya ve modern topluma romantik aşk ve seks ve ikili ilişkiler açıkça pazarlanıyor. Bu küresel sistemi ayakta tutan şey. Hatta dünyanın varoluş sebebi gibi bu...
Dünyayı ayakta tutan küresel sistemi ayakta tutan bu seks pazarı.
Seksin cazibesi ya da bunun gizemli bir kılığa büründürülmesi. Örneğin gizli kapaklılık, yaş sınırlamaları, toplumca izin vermeme sonucu gelişen kastrasyonlar, örtünme kapalı ve gizemli toplumlar. Bunlarında seks örüntüsünün cazibesini artıran hatta seksten geri dönerek olguyu besleyen şeyler olduğunu düşünüyorum. Yani bana göre seks olmasa din bile olmaz. Toplum bir bütün ve insan bellek kütle olarak yine bir örtülü bütünlük...

Yani sosyalizm maddi zevk ve konforu elden almak anlamına geliyor oysa tabi ki doğaya göre özgürleşmek
Bunda hemfikiriz.

Yani maddi zevkler isteniyor.

Sosyalizme bir cennetsilik ya da seks kuramı ya da maddi zevkler eklemlenebilir mi?
Aşkın bir özgürleşme aşaması olarak. Herkese bir biçim de bir denklikle sağlanan eşit özgürlükler olarak..
Aslında soru bu değil ama açamadım..

Seksin örtüsünü çok fazla sıyırırsak üreme işlevi buluruz. Çok üstüne gidersekte yani seksi sonsuz özgürleştirirsekte (ve açıklaştırırsakta) sonunun uçsuz zevk değil en son doyup/çözüp boş olduğunu görüp vazgeçme ve doğal biçimine dönüş yani üreme işlevine döneceği tahlil edilir.

Aşk ve seks kavramını öldürmek bitirmek ya da hiçleştirmek herkesin duymak isteyeceği son şey gibi

Dünya da zaten bundan başka bir şey yok gibi.. O halde ne yapmalı?

Ben açıkçası bazı kavramlar bazı şeyler üzerine -çocukça evet çocukça- bir durup düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum..

Alıntı:
Şöyle bir tahlilim var. Alt kitle (sınıf) Bir üsttekinin yerine evriliyor ve ona vaaedilimiş bir cennet (sahte cennet) ve başka yaşamlar var. Bu yeme içme tüketim, maddi zevk ve arzu ve seksten oluşuyor.
Şimdi bir üst sınıfın yaşamı ona vaadediliyor ve edilmiş. Hatta başka yaşam döngüler için. Yani vaadedilen cennet yine burası. Ölüp doğma anlamında enerji tekrarı ve karmacılık anlamında cennet tam burası ve onu bekleyenlerin ileri ki yaşamını işaretliyor.. Aynı yaşamlar/enerji evriliyor.

Yani tam sırası gelmişken ve gelecekken alttan evrilirken ayağının altında bir şeyler çekiliyor, elinden bir şey alınıyor gibi
Gerçeğin metabolizması anlaşılmalı...

Komünizmin
Düşman ilan edilmesindeki enerji denilenin çözümlemesine yakın bir şey bu bence...
Birilerine vaadedilmiş yaşam hakları ve özgürlük elinden alınıyormuş gibi
Yerine bir şey konulması ya da olduğu gibi bırakılması mı gerekiyor

Açık konuşalım. Dinler zaten seks pazarlıyor. Tüm bir örüntü olarak seksi cazip bir kılığa bürüme işlevi görüyor gibi.
İnsanı Sosyolojik bir yığın bütünlük görmek üzerinden böyle iç tahlil edilebiliyor

Sevilmeyebilir. Tam değil zaten ama yakın bir kaç kavram içerdik..

Çocukluk hafızasındaki izlere gidilmeli.

Ekstrem kavramını ele alalım.
Dünyadaki bütün kitleyi tek bir monoton zihin gibi ele alırsak ekstrem oluşturmak için bunları üretiyor göze alıyor olabilir.
100 maymun teorisi denilenin tersini düşünelim. Yani insan denen de bir biçimde bir kitlesel bir zihin birlikteliği ve ortaklığı düşünelim.

Burada tam ne arandığına konsantre olunmalı...
Ve alt arka tabana bir gerçek verilmeli...

Seks yerine ekstrem olgu ve neşe konulmalı ama seks ve para kavramlarını karşılayan metalar ya da başka şeyler

Seksten zevkli olan nedir? Sekse tercih edilecek olan
Her durumda sekse yeğlenen nedir?
Dürüst olmalıyız

Sosyalizm gerçek olmak istiyorsa Seksten güçlü bir şey pazarlamalı
Paradan üstün ve mutlaka geçerli bir şey pazarlamalı
Gerçek bir toplumsal sevgiyi ve sıcağı işaretlemeli
Yani Sosyalizm düşü düşünü geliştirilmeli
Bir de toplum adına çalışma dışında mutlak bir özgürlüğü işaretlemeli
Yoksa kimse kapı açmaz
Doğa/Doğal özgürlük gibi....

Yanılıyor muyum bilmiyorum
Saçmalıyor muyum
Çocukluğumdan dünyaya bakıyorum
Çocukluğumu vermem yaşamımın gerisini hepsini aşağı yukarı veririm
Çocukluğumu değişmem
ve ben doğa mülkiyetliyim
Doğa da bir mülkiyeti olmanın nasıl bir duygu ve aidiyetlik olduğunu biliyorum
Bir çevrik orman parçasının bir serbest alanın üzerinde yaşamın ne olduğunu biliyorum
Ben paylaşmayanı bu duyguyla paylaştırmak isterdim hep çünkü aidiyetlik ve doğal mülkiyet duyuşu biraz bence yetim
Kentlere ve apartmanlara Sosyalizm gelemez kurulamaz
Ben öyle düşünüyorum bilmiyorum
Yani çocukluk denilen seksten üstün. Önce.. Doğal mülkiyet denilen de...
İnsanlar hiç büyümeyip hep çocuk kalacaksa orası Sosyalizm
İçimden böyle geçti:...

Çocuklar doğa da büyümeli bunu biliyorum
Çocuklar özgür doğa da büyümeli
Bunun için herşeyi yaparım

Sosyolojik bir alt taban adına da ayrıca düşünmek gerekiyor
Kendi geçmişin adına düşünmek gibi düşün...
Gerçeği yeniden kurgula

Tam düşüncelerimi -garipsenirim diye- açamadım ama yakınlaştım ama işte Kapitalistin (ve Kapitalizmin) Komünizme Bakışı



Geniş

İşte benim Komünizmim

______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________

Konu "ictenlik" tarafından (01.Mart.2019 Saat 17:19 ) değiştirilmiştir..
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com