Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > ULUSAL SORUN VE DEVRİM > Kürt Ulusal Sorunu


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
1 Haziran 2004 Hamlesi
Cevaplar
2
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
61
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06.Haziran.2019, 17:51   #1
 
Yola Devam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yola Devam
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Eylül.2014
Üye No: 51114
Mesajlar: 61
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 31
16 Mesajına 16 Teşekkür Aldı
Standart 1 Haziran 2004 Hamlesi

PKK'deki değişim üzerine önemli bir yazı dizisi. Ayrıca önemli bir öğreti ve rehber yazısıdır.
-----------------------------------------



1 Haziran'a giden yol-I

PKK'nin 1 Haziran 2004 tarihinde başlattığı hamleye ilişkin hazırladığımız dosyanın birinci bölümünü yayınlıyoruz.


PKK, 1999 yılında başlayan ve 5 yıl süren eylemsizlik kararının ardından, 1 Haziran 2004 tarihinde silahlı mücadeleyi sürdürme kararı aldı. Kimi çevreler ısrarla, PKK’nin eski savaş gücüne ulaşamayacağını söylese de, “1 Haziran Gerilla Atılımı” ile başlayan ve günümüze kadar gelen süreç içerisinde Kürt Özgürlük Hareketi, Kürdistan ve Ortadoğu’da temel güç olduğunu ortaya koydu.

Faşist TC ulus devletinin kuruluş yıllarında yok sayılan ve imha ettirilmeye çalışılan Kürt halkı, PKK’nin 15 Ağustos 1984'teki ilk gerilla atılımı ile tekrardan tarih sahnesine çıktı. Her ne kadar bazı kesimler, Türkiye faşizmiyle savaşmanın mümkün olmadığını söylerken ve yeni filizlenmekte olan Kürt Özgürlük Hareketi'ne savaşmamayı ve silahsızlanmayı dayatırken, gerillanın efsanevi komutanı Agit (Mahsum Korkmaz) öncülüğündeki gerilla gücü, Eruh-Şemdinli baskınlarında attıkları ilk kurşun ile Kürt halkını insanlık tarihinde aktör ve ezilen halkların tarihinde ise öncü haline getirdi.

15 Ağustos 1984 Atılımı ve onun devamı niteliğinde olan 1 Haziran 2004 Hamlesi, Ortadoğu’da birçok şeyi değiştirmiş ve meşru savunma çizgisi ile dünyanın gündemine gelen bir savaş stratejisi durumuna gelmiştir. 1999’da başlayıp 2004’te sona eren ateşkes süreci içerisinde Kürt Özgürlük Hareketi’ni silahsızlandırmayı ve imha etmeyi amaçlamak isteyen uluslararası güçler, Kürt özgürlük gerillalarının direnişi ve yeniden yapılanması karşısında başarısız oldu.

4. ATEŞKES VE İMHA OPERASYONLARI

Kürt Özgürlük Hareketi tarafından 1 Eylül 1998 tarihinde tek taraflı 4. ateşkes ilan edildi. Ateşkes direkt ve dolaylı yapılan görüşmeler sonucunda gerçekleşti. Ancak ateşkes süreci yürütülürken Türk devleti, başta Botan alanı olmak üzere birçok gerilla alanına yönelik imha operasyonlarını sürdürdü. Özellikle Botan’ın Kato dağlarında Türk devletinin bu imha operasyonlarında 32 gerilla yaşamını yitirdi.

ÖCALAN’IN SURİYE’DEN ÇIKARILMASI VE KOMPLO

Türk devleti, Eylül 1998'de MGK toplantısında aldığı gizli karar sonucu, sözde PKK’ye destek veren Suriye rejimine baskı uygulayarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılmasının kararını aldı. Bu karar doğrultusunda Türk devletinin Kara Kuvvetler Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde halka hitaben yaptığı konuşmada, sözde PKK’yi desteklediği için Suriye rejimine yönelik sert açıklamalarda bulundu. Bu açıklamanın akabinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Meclis'te yaptığı konuşmada, “Suriye’ye karşı sabrımız taşmak üzeredir, mukabelede bulunma hakkımızı saklı tutuyoruz” diyerek, Suriye’ye karşı her an saldırı yapacaklarının mesajını verdi. Bu açıklama ve mesajların ardından Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, Suriye-Türkiye arasında arabuluculuk yapmak için Ankara’ya geldi.

Suriye rejimine yönelik artan baskılar sonucu Öcalan, Kürt sorununu barışçıl, siyasal ve diplomatik bir şekilde çözüme kavuşturmak için Suriye’den çıkarak Avrupa’ya geçti. Öcalan’ın, Avrupa’daki diplomatik temasları sürerken PKK, 6. Kongresi'ni yapmaktaydı. Henüz PKK’nin 6. Kongresi sonuçlanmadan birçok devletin de için bulunduğu uluslararası komplo ile Öcalan, 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’da rehin alınarak Türkiye’ye teslim edildi.

'GÜNEŞİMİZİ KARARTAMAZSINIZ' EYLEMLERİ

Faşist Türk devleti, 16 Şubat 1999 gününden itibaren ırkçılığı şahlandırarak, şovenizmi doruğa çıkardı. Faşizme ve şovenizme karşı Kürt halkı, Önderliği etrafında kenetlenerek eylemselliğe geçti.
Kürtler, Kürt Halk Önderi henüz Avrupa’dayken ayaklanarak görkemli bir sahiplenişe geçti. Kürt Halk Önderliği'nin Türkiye’ye teslim edilmesi ardından Türkiye bir savaş alanına dönüştü. Her gün onlarca eylem gençler, çocuklar, ihtiyar ve kadınlar tarafından yapıldı. Türkiye kâbuslu günler yaşamaya başladı.

Daha önce Rusya’da başlayan kendini yakma eylemleri, “Güneşimizi Karartamazsınız” şiarıyla büyüyerek devam etti. Halit Oral ile başlayan, 63 kişinin kendi bedenlerini ateşe vererek, Öcalan etrafında ateşten bir çember oluşturarak geliştirdiği eylemler, geniş bir kitleye ulaştı.

GERİLLALARIN FEDAİ EYLEMLERİ

Gerillanın da henüz Öcalan Avrupa’dayken başlayan fedai eylemleri, 15 Şubat Komplosu'nun ardından büyük bir ivme kazanarak devam etti. Kürt halkı ve gerillalar, eylemsellikler ve kendini yakma eylemleriyle Öcalan'ı sahiplenirken, faşist Türk devleti de şovenizmi pompalayarak kaos ortamında, Nisan 1999'da seçimlere gitmek istedi. Bu seçimler sonucunda DSP birinci parti oldu ve Ecevit, Bahçeli, Yılmaz ortak bir koalisyon hükümeti kurdu.

5. ATEŞKES VE ÖCALAN’IN ÇÖZÜM ARAYIŞI

Kürt Halk Önderi Öcalan ise Türk devletinin içinden geçtiği kaos ortamını dağıtma, halkların boğazlaşmasının önünü alma ve Kürt Özgürlük Mücadelesini barışçıl, demokratik ve siyaseten çözme amaçlı “Demokratik Cumhuriyet” tezini ortaya koyarak, bu kargaşalı sürece müdahale etti.

Kürt sorununu demokratik yöntemlerle çözme amacıyla Türk devleti ile çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelerin ardından Öcalan, PKK’ye çağrıda bulunarak, ateşkes ilan etti. PKK de Temmuz 1999'da toplantı yaparak, Öcalan'ın çözüm projesine tam katkı sunacağını belirtti.

Öcalan’ın barışçıl yollarla geliştirdiği çözüm projesine ve ilan ettiği 5. ateşkese karşı faşist Türk devleti ise 31 Mayıs 1999 tarihindeki mahkeme ile idama karar verdi. 29 Haziran 1999’da fiilen idamın uygulanması hedeflendi. Ancak Kürt halkının ve Kürt özgürlük gerillalarının geliştirdikleri kendini yakma ve fedai eylemleri sonucu bu karardan vazgeçildi.

GERİLLANIN GERİ ÇEKİLMESİ

Öcalan’ın 10 maddelik deklarasyonu 2 Ağustos 1999 tarihinde yayımlandı ve gerilla güçleri, kuzeyden güneye doğru geri çekilmeye başladı. 1 Eylül 1999 tarihinde, Dünya Barış Günü'nde geri çekilmenin startı verildi.

Öcalan ise Kürt Özgürlük Hareketi’nin barış niyetinin sağlamlılığını göstermek için Ekim ayında barış grubunun Şemdinli’de 8 gerillayla sınırdan geçiş yapmasını ve sürece katkı sunmasını istedi. Ardından Avrupa’dan ikinci barış grubu hareket ederek, Türkiye’ye geçti.

Gerillanın geri çekilmesi faşist Türk devletinin çok yoğun saldırıları altında başarıyla gerçekleşti. Bu geri çekilme sırasında Türk devletinin imha operasyonlarından dolayı 400 gerilla yaşamını yitirdi.

PKK’Yİ TASFİYE ETME ÇABALARI VE GERİLLA DİRENİŞİ

Öcalan’ın Kürt sorununu demokratik yollarla çözme girişimleri sürerken, uluslararası güçler, PKK hareketini tasfiye etmek için uluslararası düzeyde tasfiye konseptlerini sürdürme arayışına girdi. Bunun sonucunda Mayıs 2000'den başlayarak, PKK kamplarının etrafı YNK peşmerge güçlerince kuşatılarak, Eylül 2000’de Karadağ’da PKK’nin yeni savaşçı kampına yönelik saldırı girişiminde bulunuldu.

YNK güçlerinin bu saldırı dalgasına karşı PKK güçleri de kendilerini savunma amaçlı direnişe geçerek, YNK peşmergelerini Kandil sahasından tümüyle attı. KNK ve İran devletinin araya girmesiyle ve çözüm sürecine katkı sunması amacıyla PKK, YNK’den aldığı bazı alanları geri verdi.
Türk devleti, YNK güçlerinin PKK’ye karşı saldırısını fırsat bilerek, askeri güçlerini Ranya yakınlarına kadar getirerek PKK’nin direnişini gördükten sonra saldırılara katılmayarak geri çekilmek zorunda kaldı. YNK’nin saldırısı karşısında PKK, gösterdiği direnişle hem PKK’ye karşı olan askeri saldırıları püskürttü hem de güneyde üçüncü bir güç olarak kabul edildi. Ve gelişen bu süreç ile birlikte Medya Savunma Alanları'nın oluşmasının yolu açıldı.

HPG’NİN YENİDEN YAPILANMASI

HPG’nin yeniden yapılanma çalışmaları yürütülerek ve 2001 yılından başlayıp 2003 yılına kadar yoğun olarak tüm HPG güçleri, askeri ve teknik eğitimlerden geçirilerek, profesyonelleşmeye gidildi. Bu çerçevede HPG, 2001 yılının Temmuz ayında 1. Konferansı'nı gerçekleştirdi. Klasik gerilladan modern gerillaya geçişin yapılanmasının temelleri bu konferansta kararlaştırıldı. Örgütsel yapıda yeni bir şekillenme ortaya çıkarılması hedeflenirken, tüm HPG yapısının yeni sürece göre şekillenmesi açısından tartışmalar, eğitimlerle kendini yenileme sürecini bu konferansta başlattı. Bu süreç ile birlikte Mahsum Korkmaz, Haki Karer akademileri oluşturularak, YJA Star örgütlenmesi çerçevesinde özgün eğitim akademisi olan Ş. Beritan Akademisi geliştirilmeye başlandı. Akademiler yeniden yapılanma sürecinde önemli rol oynadı. Eski halk savaşı stratejisine göre örgütlenmiş gerilla güçlerinde yeni paradigma temelinde zihniyet değişiminin yolunu açtı. Ve daha modern, profesyonel bir gerilla ortaya çıktı.

HPG’nin bu yenilenme süreci, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın 2001 ve 2002 yıllarında AİHM’e sunduğu savunmalarıyla pekişti.
'GÜL BAYRAMI' VE TÜRK DEVLETİNİN İMHA ARAYIŞLARI
Türk devleti, 2 Ağustos 2002'de idamı tümden kaldırdı. Öcalan üzerindeki idam kararının kaldırılması Kürt halk tarafından “gül bayramı” olarak kutlandı.

Türk devletinin 2003 yılından itibaren de çözüme isteksiz yaklaşımı görülerek ve uygulanan çürütme ve tasfiye konseptine karşı gerilla güçleri gelişecek olası saldırıları karşılamak için Kürdistan’ın her sahasına gerilla gruplarını gönderme kararı aldı.

PKK, gelişmelerin net olmadığı, belirsiz olduğu, barışçıl, demokratik çözümün gerçekleşmediği bir ortamda askeri hazırlık yapmayı vazgeçilmez bir görev olarak önüne koydu. Ve bu hazırlıkları da başarılı bir şekilde tamamladı. Bu çerçevede gerillanın “1 Haziran Gerilla Atılımı” hamlesini başlattı ve HPG, Ana Karargahı'nı Kandil’den Behdinan’a taşıdı.

AKP’NİN İKTİDARA GELMESİ VE 1 HAZİRAN GERİLLA ATILIMI

Kürt Halk Önderi Öcalan, Kasım 2002'de iktidara gelen AKP hükümeti için “üç ay fırsat tanınmalı, eğer demokratikleşme yönünde adım atmazsa aktif mücadele edilmelidir” diyerek, Türk devletinin demokratik çözüm sürecine katkı sunmasını bekledi. Ve HPG, 1 Haziran hamlesini esasta “gecikmeli” olarak gündemine alarak, pratikleştirmeye başladı. 1 Haziran’a giden yolda önemli bir toplantı Şubat 2004’te Zap’ta yapıldı; genişletilmiş HPG konseyinin bu toplantısında hızla aktif savunma pozisyonuna göre hazırlıkların yapılmasının kararı alındı. Bu çerçevede 2. KONGRA GEL, 1 Haziran 2004 direniş hamlesini resmi olarak Kürt Özgürlük Hareketi’nin kararı haline getirdi ve dünya kamuoyuna duyurdu.


Konu Yola Devam tarafından (06.Haziran.2019 Saat 17:58 ) değiştirilmiştir..
Yola Devam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Haziran.2019, 17:53   #2
 
Yola Devam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yola Devam
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Eylül.2014
Üye No: 51114
Mesajlar: 61
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 31
16 Mesajına 16 Teşekkür Aldı
Standart

1 Haziran Hamlesi başlıyor-II

1 Haziran 2004 tarihinde Kürt Özgürlük Hareketi'nin başlattığı "Gerilla Atılım Hamlesi"nin ardından ağır yenilgiler alan Türk ordusu, büyük kayıplar vererek gerilla karşısında yenilgisini kabul etmek zorunda kaldı.



"15 Ağustos Gerilla Atılımı"nın devamı niteliğinde olan 1 Haziran 2004 tarihinde Kürt Özgürlük Hareketi'nin başlattığı "1 Haziran Gerilla Atılımı Hamlesi" ile tekrar başlayan gerilla eylemleri karşısında ağır yenilgiler alan Türk ordusu, imha konseptini Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde yürütmek istedi.


Bu imha saldırıları çerçevesinde Öcalan’ı zehirlemeye çalışan faşist Türk devletinin bu saldırısına karşı Kürt halkının ve gerillaların "Edi Bese" hamlesi kapsamında serhildan ve eylemler gerçekleşti. "1 Haziran Gerilla Atılımı" ile birlikte artan gerilla eylemleri karşısında Türk ordusu her yıl ağır yenilgiler alırken, Kürt Özgürlük Mücadelesi'nde de yeni bir ruhu ortaya çıkardı.


GERİLLALAR MEVZİLERİNE DÖNÜYOR


1 Eylül 1999 tarihinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı ateşkes süreci, Türk devletinin Öcalan ve PKK başta olmak üzere Kürt halkı üzerinde uyguladığı “Çürütme Politikası” adı altında yürüttüğü saldırılar ve sürece yönelik samimiyetsiz, tasfiye etmeye yönelik yaklaşımlarından kaynaklı 1 Haziran 2004 yılında sona erdi. Kürt Özgürlük Hareketi'nin ilan ettiği 1 Haziran hamlesi ile birlikte gerilla güçleri, Kuzey Kürdistan’daki mevzilerine geri dönmeye başladı.


O dönem iktidarda olan AKP hükümeti yaptıkları açıklamalarda yaşanacak savaşın 1990’lı yıllardaki boyuta ulaşamayacağını söyledi. Fakat PKK, aldığı bu hamle kararı ardında geliştirdiği direniş süreci ile birlikte AKP hükümetinin bu açıklamalarını boşa çıkardı.


GERİLLANIN SAVAŞI İLE SPEKÜLASYONLAR BOŞA ÇIKIYOR


AKP Hükümeti’nin spekülasyonları 1-2 Haziran gecesi saat 01.00 sularında Zagros’ta gerilla güçlerinin Çukurca’daki Geman karakoluna yönelik yaptıkları eylemle boşa çıktı. HPG, yaptığı günlük açıklamalarında 12 askerin öldürüldüğünü ve birçok zırhlı aracın imha edildiğini açıkladı. 26 Haziran 2004 tarihinde işgalci Türk ordusu 15 bin asker ile Botan’da geniş çaplı bir operasyon düzenledi. Ancak gerilla karşısında sonuç alamayan Türk ordusu, 25 askerini kaybederken, operasyona ilişkin birtakım belgeleri ele geçti.


Gerilla güçlerinin savaşıp savaşamayacağı tartışmaları yürütülürken, gerilla aynı yıl birçok eylem gerçekleştirdi. Özellikle Dersim Ovacık Komando Tugayı’na yapılan eylemde ise 20 asker öldürüldü.


2005 YILINDA DA GERİLLA EYLEMLERİ HIZ KESMEDEN SÜRDÜ


AKP hükümeti, gerilla hamlesinin ilanının ardından gerçekleşen ilk eylemliliklerden sonra ve özellikle de 2005 Newrozu’nda ilen edilen “Demokratik Konfedaralizm” ile birlikte ilk defa “Kürt Sorununun” varlığını kabul etmek zorunda kaldı. Hatta Erdoğan, “Kürt sorunu, benim sorunumdur” dedi. Ancak yaklaşım olarak hiçbir şey değiştirmeyerek, asker ve polis gücünü yine devrede tuttu. Bu asker ve polis destekli imha saldırılarına karşı gerilla eylemsellikleri ise 2005 yılında da hız kesmeden devam etti.


GERİLLA EYLEMLERİ HER YERE YAYILIYOR


Botan bölgesindeki gerillaların 24 Mart’ta 2005 yılında Şırnak’ta gerçekleştirdikleri ilk eylem oldu. Bu eylem çerçevesinde HPG BİM’in açıklamasında; “Bir panzer imha edildi ve 7 asker öldürüldü.” Mayıs ayında ise gerillanın bir diğer eyleminde 8 asker öldürüldü. O dönem gündeme asıl damgasını vuran gerilla eylemlerinden bir tanesi de Dersim-Erzincan yolu üzerinde ki kimlik kontrolü esnasında HPG güçleri Coşkun Kırandi isimli askeri esir almasıydı.


Esir asker, 4 Ağustos’ta gelen heyete teslim edildi. Bununla beraber gerilla güçleri Gümüşhane’nin Şebinkarahisar ilçesinde gerçekleştirdikleri eylem ile birlikte 8 askeri de öldürdü. Zagros alanında ise işgalci Türk ordusuna ait Skorsky tipi bir helikopter düşürüldü.


GERİLLALARDAN 'TESLİM OL' ÇAĞRILARI


9 Ekim’de ise Türk ordusu on bin asker ile Dersim merkeze bağlı alanlarda kapsamlı bir operasyon başlattı. İşgalci Türk ordusu operasyon alanına önceden özel bir telefon şebekesi getirerek ve cihaz kullanmadan, tüm koordinelerini telefon üzerinden gerçekleştirmek istedi. Ve bu çerçevede alandaki gerilla güçlerini imha etmeyi amaçladı. Ancak Türk ordusunun bu operasyonuna karşılık YJA Star gerillaları karşı eylemler düzenleyerek askerlere “teslim ol” çağrılarında bulundu.


2006 YILINDA DA GERİLLA EYLEMLERİ HIZ KESMEDİ


Gerillanın savaşamayacağı tartışmaları bir tarafta sürmeye devam ederken Kürt Özgürlük Hareketi sahada gerçekleştirdiği eylemlerle Türk ordusuna ağır kayıplar verdirmeye devam etti. 2006 yılı da gerilla için yoğun eylemlerin yaşandığı bir yıl haline geldi. Özellikle Türk ordusu gerilla eylemlerini çarpıtmaya çalışsa da, verdiği kayıplar Türk ve dünya medyasına yansıdı.


Türk medyasına yansıyan Türk ordusunun resmi açıklamasında; “14 Mayıs 2006’da Şırnak’ta 4 asker, 11 Temmuz 2006’da Şırnak’a bağlı İdil’de 2 polis, 16 Temmuz 2006’da Siirt-Eruh’ta 7 asker ve 1 kontra, 27 Mayıs 2006’da HPG güçlerinin Bingöl’ün Genç ilçesinde gerçekleştirdiği sabotaj eyleminde bir subay öldürüldü.” HPG açıklamalarında ise; 4 Nisan Bingöl-Genç 4 polis, Elazığ Arıcak’ta 1 yarbay ile 1 er, 15 Ağustos’ta ise Gabar’da 7 asker öldürüldü.


AMED HALKININ SERHILDANLARI


Gerilla eylemlerinin sürdüğü 2006 yılına damga vuran bir diğer bir çatışmada Muş Güneyi’nde 14 gerillanın yaşamını yitirdiği çatışma oldu. On bin asker ve kontraların da katıldığı operasyonda şehit düşen 14 gerillanın cenazeleri memleketlerine getirildiklerinde Kürt halkı tarafından serhildanlarla karşılandı. Yaşamını yitiren gerillaların birçoğu Amedliydi. Amed serhildanları sırasında birçok sivil insan da polislerin açtığı ateş sonucu yaşamlarını yitirdi.


Erdoğan’ın Kürt halkının ve dostlarının hafızasına kaydolmuş, “Kadında olsa çocukta olsa güvenlik güçlerimiz gerekeni yapacaktır” sözleri bu olaylar sonrası söylendi. Artan gerilla eylemleri ve halk serhildanları ile oluşan çatışmalı ortam, devleti zorlamış ve Erdoğan klasik yöntemlerin dışına çıkarak, kendince “ılımlı” bazı söylemlerde bulundu. Ancak Amed’de yaşanan bu serhildan, Erdoğan’ın meseleye gerçek yaklaşımını ortaya koydu.


ÖCALAN’I ZEHİRLEME SALDIRILARI


Öcalan’ın çağrısı ile 1 Ekim’de PKK tarafından tek taraflı ilan edilen ateşkes, 1 Mayıs 2007 tarihinde Öcalan’ın avukatlarının yaptığı “Öcalan, İmralı’da zehirleniyor” açıklaması ardından sona erdi. Bu açıklama Kürt halkında adeta bir infiale yol açtı. Kürt halkı ve PKK hareketi bu habere “Edi Bese Hamlesi” adı ile gerçekleştirdikleri serhildanlarla ve eylemlerle karşılık verdi. PKK ise yaptığı açıklamada; “Önder Apo’ya yaklaşım, savaş ve barış sebebimizdir” diyerek, ateşkesin sona erdiğini duyurdu.


ZEHİRLEME SALDIRILARINA KARŞI GERİLLA EYLEMLERİ


2007 baharında ilk çatışmalar Kiğı ve Yayladere’de yaşandı. Bu alanlara ilişkin HPG’nin yaptığı açıklamada; “İşgalci Türk ordusu, 7 Nisan günü yaklaşık 20 binin üzerinde askerin katıldığı bir operasyon gerçekleştirilmiştir. Buradaki yaşanan ve günlerce süren yoğun çatışmalarda 80’nin üzerinde Türk askeri öldürüldü. Bu çatışmalarda Türk ordusu yoğun bir şekilde teknik kullanmıştır. Her türlü tekniğin yanında Napalm vb. kimyasal silahların ve bombaların kullanan Türk ordusu sonuçsuz bir şekilde gerillalar tarafından öldürülen askerlerini bırakarak geri çekilmiştir” diye duyurdu.


Yine Nisan ayında eylem haberleri gelmeye devam etti. İlk eylem Dersim’e bağlı Aliboğaz’ından geldi. 14 Nisan’da bu alana yönelik on binin üzerinde askerin katıldığı bir operasyon başlatan Türk ordusuna, buradaki gerillalar tarafından gerçekleştirilen eylemlerde 15 asker öldürüldü. Ve HPG, gerillanın birçok askeri malzemeye ve tekniğe de el koyduğunu belirtti.


OREMAR EYLEMİ…


2007 yılı gerilla eylemlerinin hat safhada sürdüğü bir yıl oldu. Özellikle 2007 sonbaharında Kürt Özgürlük Gerillalarının Gever’e bağlı Oremar taburuna yönelik gerçekleştirdikleri saldırı eylemi, tüm Türkiye’nin gündemine oturdu. Türk ordusu gerilla karşısında ağır bedel ödeyerek ciddi kayıplar verdi. HPG, gerillaların gerçekleştirdiği eyleme ilişkin yaptığı açıklamada, yaşanan şiddetli çatışmalarda 35 asker öldürdüğünü, onlarca askerin yaralandığını ve 8 askerin de esir alındığını duyurdu.


Bu esir alınan askerler ilk başta, Türk ordusu ve yetkilileri tarafından her ne kadar inkar edilmek istense de, HPG’nin esir askerlerin görüntülerini ve röportajlarını paylaştıktan sonra kabul etmek zorunda kaldı. Esir alındıktan bir ay sonra da, Türkiye’den gelen bir heyete bu askerleri teslim etti. Zamanın adalet bakanı bu askerlere ilişkin; “Keşke ölselerdi de, bu şekilde onları görmeseydim” diyerek, faşist zihniyetini tüm dünya kamuoyuna paylaşmaktan çekinmedi.


MEDYA SAVUNMA ALANLARINA YÖNELİK HAVA SALDIRILARI


16 Aralık 2007 tarihinde Türk ordusu, Medya Savunma Alanlarına yönelik 50’ye yakın savaş uçağı ile hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar ise asparagas haberler şeklinde Türkiye ve dünya basınının gündemine servis ettirilmeye çalışıldı. Ancak HPG Anakarargah Komutanlarının sürece yönelik gerçekleştirdikleri açıklamalarla, Türk ordusunun özel ve psikolojik savaş tarzını ortaya çıkartarak, Türk ordusunun yenilgisini gün yüzüne çıkardı.


ZAP OPERASYONU VE TÜRK ORDUSUNUN ÇARESİZLİĞİ


Faşist Türk devleti, yoğun hava saldırılarıyla Güney Kürdistan’a yönelik bir operasyon başlatacaklarını sezdirmeye başlamışlardı. 2008 yılının Şubat ayında işgalci Türk ordusu, Güney Kürdistan’a yönelik 28. sınır ötesi operasyonuna başladı. Bu operasyon sırasında Türk Özel Savaş Medyası da asparagas haberlerle yaygara koparmaya başladı. Özellikle o dönem Hürriyet gazetesi “Karakışta Güneş Doğdu” ve Sabah gazetesi “Yastan Cepheye” başlıkları ile Zap operasyonunu verirken, 9 gün süren bu operasyon tarihe “İkinci Enver Paşa Seferi” olarak geçti.


Operasyonun akıbeti ise Sarıkamış Harekatından farksız değildi. İşgalci Türk ordusunun karakışta, gerilla güçlerinin denetiminde olan Zap alanına yönelik gerçekleştirdiği bu operasyonda yüzlerce kayıp vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Hatta o dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, “Tereyağından kıl çeker gibi geri çekildik” diyerek Türk ordusunun hangi psikoloji altında geri çekildiğini de ortaya koydu. Yaşanan bu operasyon ise günlerce Türkiye kamuoyunda tartışıldı.


Bunun yanında Zap operasyonu Kürt halkında ise ulusal duyguların gelişmesini pekiştirirken, faşist Türk devletinin imha amacını kırarak, Türk hükümeti-muhalefetleri arasında çatışmaların yaşanmasına neden oldu.


YÜZ BİNLER HABUR’DA PKK’LİLERİ KARŞILADI


Oramar, Gabar, birçok gerilla eylemi ve ardından gelişen Zap operasyonundan sonra büyük bir yenilgi alan işgalci Türk ordusu, artık gerilla güçleri karşısında başarı şanslarının olmadıklarını fark etmişlerdi. Bu yüzden dönemin hükümeti AKP, yeni arayışlar içerisine girmeye başladı. O dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “güzel şeyler olacak” diyerek “Kürt Sorunun” acil bir şekilde çözülmesi gerektiğini söyledi. Bu açıklamalar üzerine PKK, 13 Nisan 2009 tarihinde yaptığı açıklamayla tekrar tek taraflı ateşkes ilan etti. Bu açıklama Türkiye toplumunda büyük bir umut yaratsa da 14 Nisan 2009 “Kara Çarşambalarla” AKP hükümetinin yürüttüğü “KCK Siyasi Soykırım Operasyonlarıyla” Kürt halkının siyasi iradesine karşı darbe saldırıları yürütüldü.


Ancak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, “Kürt sorununu” barışçıl yöntemlerle çözmek amacıyla herkesi barışa katkı sunmaya çağırdı. Öcalan’ın bu çağrısı üzerine 34 kişi Habur sınır kapısından geçerek sürece katkı sunmak istedi. Kürt halkı tarafından barış elçileri olarak görülen bu 34 devrimci, Habur sınır kapısından geçerken yüzbinler tarafından karşılandı. Tüm Türkiye toplumunda bu durum ise barışın gerçekleşeceğine ve savaşın sona ereceğine yönelik büyük umutlar uyandırdı. Ancak bu durum Türkiye’de ki komplocu, statükocu güçleri derinden sarstı. Ve bu kesimler, büyük bir endişe içerisine girdi.

Konu Yola Devam tarafından (06.Haziran.2019 Saat 18:01 ) değiştirilmiştir..
Yola Devam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Haziran.2019, 17:54   #3
 
Yola Devam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yola Devam
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Eylül.2014
Üye No: 51114
Mesajlar: 61
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 31
16 Mesajına 16 Teşekkür Aldı
Standart

Gerilla atılımından devrimci halk savaşına-III

1 Haziran 2004 tarihinde tescillenen Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin kararlılığı, devrimci halk savaşı ile birlikte artık doruğa ulaştı. Gerillalar, artık yeni dönemin mücadele taktiğini de devreye koydu.




15 Ağustos 1984’te Kenan Evren’in darbe rejimine karşı, insanüstü bir kararlılıkla Komutan Agit (Mahsum Korkmaz) tarafından atılan ilk kurşunla başlayan ve başta Kürdistan olmak üzere Ortadoğu’da birçok gelişmeye yol açan Kürt gerillasının mücadelesi; 1 Haziran 2004’te AKP Hükümeti’nin yeşil faşizmine karşı verilen silahlı mücadele kararıyla devam etti. Ve bugün de “yok” denilen bir halk, Ortadoğu’da en önemli aktör olarak sahnede durmaktadır. Tüm Ortadoğu’ya adeta gericilik tohumları saçan DAİŞ ve Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan faşizminin karşısında tek engel ise Kürt Özgürlük Hareketi ve gerillasıdır.


4. STRATEJİK DÖNEME GİRİŞ


Habur’dan giriş yapan ve toplum tarafından barış elçileri olarak karşılanan 34 kişinin mahkemeye çıkarılmaları gündeme gelmeye başladı. Türk devletinin bu yaklaşımına karşı 2010 yılının Mayıs ayına kadar süre tanıyan Öcalan, Türk devletine adım atmazsa sürece dahil olmayacağını belirtti. Ve bu yaklaşımların devam etmesi ile birlikte savaşın daha da şiddetleneceğinin uyarısında bulundu. Kürt Özgürlük Hareketi'nin yeni bir döneme de gireceğinin altını çizdi. Bu yeni dönemin ismi de 4. Stratejik Mücadele Dönemiydi. Bu yeni savaş sürecinde ise hem kent, hem de kıra dayalı bir savaşın yaşanacağını da sözlerine ekledi.


Bu dönemin ilk ayak sesleri ise 17 Nisan gecesi Samsun’a bağlı Ladik ilçesi merkezindeki eylem ile geldi. Gece saat 22:00’da gerillaların, polis aracını vurması sonucunda 2 polis öldürüldü. Bu eylemle birlikte 4. Stratejik Döneme giriş yapılmış oldu. Bu çerçevede birbirini izleyen seri eylemlerle artık Türk ordusuna sahada göz açtırılmadı. 20 Haziran günün ilk saatlerinde tüm ajanslar şok bir haberle sarsılırken, AKP hükümeti ise kriz toplantıları yaparak Türkiye üzerindeki bu şoku atmaya çalıştı.


HPG ise verdiği bilgilere göre Colemerg’in Şemzinan ilçesine bağlı Türk ordusunun tuttuğu Konserve Tepesi’ne yönelik gerilla güçlerinin eylemi sonucunda 37 askerin öldürüldüğünü ve tepenin komple gerillanın kontrolüne geçtiğini duyurdu. Ardından Çukurca Hantepe bölgesinden eylemle devam etti. Burada da gerçekleşen eylemde 31 asker öldürülürken, ondan fazla askerin de yaralandığı belirtildi. Yaşanan seri eylemlerle geçen 2010 savaş yılına ilişkin HPG Anakarargah Komutanlığı'nın verdiği bilançoda 283 askerin öldürüldüğünü ve yaşanan çatışmalarda ise 93 gerillanın kahramanca savaşarak yaşamını yitirdiğini duyurdu.


DEVRİMCİ HALK SAVAŞI…


1 Haziran 2004 tarihinde tescillenen Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin kararlılığı, devrimci halk savaşı ile birlikte artık doruğa ulaştı. HPG ve YJA Star gerillaları, artık yeni dönemin mücadele taktiğini de devreye koydu. Gerillanın “vur kal taktiği” geniş alanları ve şehirlerarası yolları kontrol altına alma taktiğiyle birleştirerek Türk ordusu kuşatıldı. Başta Şemzinan, Beytüşşebap, Çele’yi kuşatma altına alan gerilla güçleri, Türk ordusuna ağır darbeler vurmaya başladı. Türk ordusunun ise gerillanın “Devrimci Operasyonlarıyla” birlikte bölgelerdeki karakollarıyla bağlantıları kesildi.


Pratik sahada yaşananları her ne kadar AKP hükümeti saklamaya çalışsa da bölgede yaşanılanlar yabancı ve Türk basınına yansımıştı. Hatta 6 Ağustos 2012 tarihindeki Milliyet gazetesinin “PKK, Çukurca’da 3 Koldan Saldırdı” başlıklı haberi var olan gerçekliği yansıtmıştı. HPG ise günlük tekmil açıklamaları ile “Devrimci Operasyonlarda” Türk ordusundan temizlenen alanların günlerce HPG ve YJA Star gerillalarının elinde kaldığını belirtti. Gerilla güçleri karşısında ağır darbeler alan Türk ordusu, bozulan asker psikolojileriyle birlikte bir çöküntüyü yaşayarak, başarısız oldu. HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM) 3 Aralık 2013 tarihinde açıkladığı 2012 bilançosuna göre, 2221 askerin öldüğünü açıkladı.


19 TEMMUZ ROJAVA DEVRİMİ…


Kürt Halk Önderi Öcalan her zaman ısrarla Ortadoğu gibi bir coğrafyada öz savunmanın gerekliliğinin şart olduğunu vurguladı. Bu çerçevede PKK’nin 15 Ağustos 1984’te başlayan silahlı mücadele kararlılığı ve 1 Haziran 2004’te bazı iç ve dış güçlerin tüm baskılarına karşı, Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin “Mücadeleye Devam Kararı”, 19 Temmuz 2012 tarihinde Kobanê’de meyvesini verdi. Artık Rojava devrimi, Kürt halkının baharı olmuştu. Ve işgalci Suriye ordusu artık Kürt şehirlerinden bir bir atılmaya başlandı.


Suriye’de yaşanan ve Öcalan tarafından daha önceden de haberi verilmiş olan “Üçüncü Dünya Savaşı’nda” hegomonik güçler karşısında alternatif bir güç olarak ortaya çıkan Rojava Özgürlük Devrimi, Ortadoğu’da Kürt halkını temel bir aktör haline getirdi. Herkesin korkup, karşısında duramadığı DAİŞ gibi bir örgüte karşı savaşıp da kazanabilen tek güç olan Rojava, başta Türk devleti olmak üzere tüm emperyalist ve sömürgeci güçler için ideolojisi ve sistemi ile birlikte tehdit olarak görülmeye başladı.


‘DEMOKRATİK ÇÖZÜM SÜRECİ’


28 Aralık 2012 tarihinde Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında, Kürt sorununun çözümü için İmralı’da Öcalan ile görüşmelerin yapıldığını tüm kamuoyuyla paylaştı. Ve görüşmelerin ardından Öcalan, 21 Mart 2013 Newrozu’nda verdiği mesaj ile yeni bir sürecin başladığını tüm dünyaya duyurdu. Bu mesajın ardından PKK ise, 25 Nisan 2013’te Kuzey Kürdistan’da ki güçlerini Medya Savunma Alanları'na çekeceğini belirtti. Kürt Özgürlük Hareketi’nin tüm iyi niyet gösterilerine ve üzerine düşen görevleri yerine getirip, adımlar atmasına rağmen, AKP hükümeti herhangi bir adım atmadı. Aksine Kuzey Kürdistan’da karakol ve baraj yapımlarına devam ederek bir savaş hazırlığı içine girdi.


“Dolmabahçe Mutabakatı” ile her iki tarafında kamuoyu önünde atacakları adımları netleştirdikleri mutabakatın açıklanmasının ardından Erdoğan, bizzat başdanışmanı Yalçın Akdoğan tarafından imzalanan bu mutabakatı ret etti. Erdoğan, tüm dünyanın gözü önünde “çözüm” şansını heba etti. Bununla yetinmeyen Erdoğan ve şurası, “Çöktürme Planı” adı altında gizli MGK kararları sonucunda Kürt Özgürlük Mücadelesi'ni tasfiye ve imha etme planları yapmaya başladı.
Ancak Erdoğan, bu imha konseptini bir dönem pratiğe geçirmeyerek, DAİŞ eliyle bir vekalet savaşı sürdürmekten yana oldu. Bizzat Erdoğan’ın talimatıyla, Kobanê’ye DAİŞ saldırıları düzenlendi. “Kobanê düştü düşecek” ve “Kobane, diye bir yer yoktur. Orası Ayn-ul Arap’tır” gibi söylemlerle adeta Kürt halkını ve dostlarını “süreci bozan” taraf olarak lanse etmek için tahrik etmeye çalışmaya başladı.


DAİŞ VE ERDOĞAN İLİŞKİSİ CANLI YAYINDA


Kobanê direnişi sırasında sınırda haber yapan İMC TV muhabirleri tarafından DAİŞ ve Erdoğan’ın ilişkisi canlı yayına şans eseri yansımaya başladı. Ceylanpınar sınırında Kobanê’deki olayları takip eden İMC TV muhabirinin kamerasına Kobanê tarafından gelen DAİŞ çeteleri ve sınır karakollarındaki Türk askerlerin dostane ilişkileri takılmıştı.
Erdoğan-DAİŞ'in dostane ilişkileri tüm dünya basınında servis edildikten sonra Kürt halkı ve dostları, 6-7-8 Ekim’de Erdoğan’ın bu tutumunu serhıldanlarla karşıladı. Tüm Türkiye’ye yansıyan bu serhildanlar da ise 40’ın üzerinde insan yaşamını yitirdi.


TÜRK DEVLETİ SÜRECİ BOZDU VE SAVAŞI TIRMANDIRDI


Faşist Türk devleti süreci bozmak için Suruç’da Kobanê’ye destek eylemi yapan gençlere DAİŞ eliyle bir katliamın talimatını verdi. Suruç'un ardından DAİŞ Ankara-Gar ve Amed mitinglerine yönelik gerçekleştirdiği intihar eylemleriyle devam etti. Bu intihar saldırılarında yüzlerce insan yaşamını yitirirken, birçok insan da hayatı boyunca unutamayacağı yaralar aldı.


DAİŞ'in katliam saldırılarının yaşandığı böylesi bir dönemde Ceylanpınar’da 2 polis öldürüldü. Gerçekleşen bu saldırıyı Kürt Özgürlük Hareketi'ne mal isteyen Türk devleti 24 Temmuz 2015 tarihinde en büyük hava harekatı ile Medya Savunma Alanları'nı bombaladı. HPG tarafından yapılan açıklamada bu hava saldırılarında 9 gerillanın yaşamını yitirdiğini belirtildi.


ERDOĞAN’IN TEK ADAM VE SAVAŞ NARALARI


25 Temmuz hava saldırılarının ardından Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında, başkan olmadığı takdirde Türkiye’yi bir savaşın beklediğini söyleyerek tüm Türkiye toplumunu tehdit etti. Erdoğan demokrasiye darbe niteliğinde ki “tek adam” siyasetinin önündeki tek engelin Kürt Özgürlük Hareketi olduğunu açıkça ilan etti.


2015 yılında Türkiye’de yeni bir rejim değişikliğine gidildi. Erdoğan’ın yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerini tek kendi elinde toplamasıyla beraber Türkiye’de ki rejime “Erdoğan rejimi” ya da “tek adam rejimi” denilmeye başlandı. Kuzey Kürdistan’da bu faşizan rejim kabul edilmeyerek, 10 Ağustos 2015 tarihinde Şırnak Halk Meclisi’nin “Demokratik Öz Yönetim” ilanının ardından peş peşe “Demokratik Özerklik” ilanları yapıldı. Erdoğan’ın talimatıyla JÖH, PÖH, DAİŞ ve Türk ordusu, Demokratik Özerkliğin ilan edildiği kentlere saldırdı.
Bu saldırılara karşı da Kürt halkı da kentlerini kendi öz güçleri ile savunacaklarının kararını alarak Sivil Savunma Birlikleri’ni (YPS) ilan etti. Birçok ilde çıkan çatışmalarda Türk ordusu, YPS güçleri karşısında ağır kayıplar verdi. YPS yaptığı açıklamaya göre Türk ordusunun bir yıl içinde toplam 2218 kayıp verdiğini duyururken, HPG yaptığı açıklamada ise 24 Temmuz 2015-31 Mayıs 2016’ya kadar ki 10 aylık süre zarfında, HPG ve YJA Star güçleri tarafından 973 eylemin gerçekleştirdiğini, 2345 asker-polisin öldürüldüğünü (13 yüksek rütbeli subay) ve 345 gerillanın ise yaşamını yitirdiğini duyurdu.


2017 yılında ise Kürt Özgürlük Hareketi'nin operasyonları ve eylemleri hız kesmeden sürdü. YPG, YPJ ve QSD güçlerinin Rakka, Tebqa merkezine doğru ilerlemesi sürerken, HPG ve YJA Star güçlerinin de eylemsellikleri devam etti.


1 HAZİRAN 2019'A GİRERKEN


2018 yılı da faşist Türk devletinin imha amaçlı operasyonlarının yoğun bir şekilde gerçekleştiği bir yıl haline geldi. Türk devleti hem Güney Kürdistanı hem de Rojava Kürdistanı’nı işgal etme, Kürt kazanımlarını yok etme amaçlı işgal, imha saldırıları başlattı. Bu çerçevede Rojava Kürdistanı'na bağlı Efrîn’e yönelik 2018 yılının başlarında bir işgal operasyonu düzenledi. İki ay boyunca yoğun teknik ve uluslararası güçlerin desteği ile saldırılar düzenledikten sonra Efrîn’e girebilen Türk ordusu, QSD, YPG ve YPJ güçleri tarafından ağır darbeler alarak büyük kayıplar verdi.


Efrîn’i işgal operasyonuyla yetinmeyen ve bu işgal saldırılarını genişletmek isteyen faşist Türk devleti, işgalci ordusu ile birlikte Güney Kürdistan’a bağlı Sidekan’ın Lelikan tepesi ve Ali Direj boğazına yönelik de bir işgal saldırısı düzenledi. 15 Ağustos 1984’te Kenan Evren’in darbe rejimine karşı, insanüstü bir kararlılık ile beraber Komutan Agit (Mahsum Korkmaz) tarafından atılan ilk kurşunla başlayan ve başta Kürdistan olmak üzere Ortadoğu’da bir çok gelişmeye yol açan Kürt gerillasının mücadelesi; 1 Haziran 2004’te AKP Hükümeti’nin yeşil faşizmine karşı verilen silahlı mücadele kararıyla devam etti.


1 Haziran 2004 Hamlesi’nin 15. yılına girilirken, 1980’de “yok” denilen bir halk, bugün Ortadoğu’daki en önemli aktör olarak sahnede durmaktadır. Tüm Ortadoğu’ya adeta gericilik tohumları saçan DAİŞ ve Erdoğan faşizminin karşısındaki tek engel ise, Kürt Özgürlük Hareketi ve gerillasıdır.


1 Haziran 2019’a girerken, Kürt Özgürlük Hareketi 1 Haziran 2004’te ki kararlılığıyla ve yeniden yapılanma temelinde ortaya koyduğu profesyonel, uzmanlaşmış gerilla birlikleri ile birlikte 1 Haziran 2019’da da “1 Haziran Gerilla Atılımını” “Zafer Hamlesine” evrilterek, Erdoğan faşizmine karşı savaşmayı sürdürmektedir…


Konu Yola Devam tarafından (06.Haziran.2019 Saat 18:03 ) değiştirilmiştir..
Yola Devam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com