Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SOSYALİSTFORUM > Sosyalistforum Yazıları

Sosyalistforum Yazıları Maille gönderilen yazılar.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Rejim Krizi ve 7 Haziran'ın Kazananı
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
564
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 08.Haziran.2015, 16:42   #1
 
memo_tr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
memo_tr
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 12.Nisan.2012
Üye No: 43152
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Standart Rejim Krizi ve 7 Haziran'ın Kazananı

http: //marksistleninistfikir.blogspot.com.tr/2015/06/rejim-krizi-ve-7-haziranin-kazanani.html

Bir önceki yazımda bahsettiğim üzere Türkiye, 7 Haziran akşamı resmi olarak bir rejim krizine girmiştir. Burjuva demokrasilerinde sürekli karşılaşılan bu durum, Türkiye ekseninde yine işçiler-emekçiler açısından ucu görünmeyen bir yola doğru ilk adım olmuştur. Bu yolun sonu, içinde bulunduğumuz sınıf açısından iyi de olabilir kötü de. Bunu belirleyecek olan etmen “sosyalistler” olacaktır. Sayısal olarak, hiçbir siyasi parti salt çoğunluğu elde edememiştir. Burjuva medyasına baktığımızda yüzlerce senaryo yazılmaktadır. Biz de matematiksel olarak bu sonuçları irdeleyip, işçi-emekçi sınıfların lehine olan tek yöntemin devrimci ayaklanma olduğunu ispatlayalım. Öncelikle AKP, koalisyon ortağı olarak bir parti bulması gerekiyor. Sınıfsal gruplaşmanın içindeki İslami orta-sınıfın şu zamanki kısa vadeli hedefinin başkanlık sistemi olduğunu herkes biliyor. AKP içindeki “yeni anayasa” tartışmaları da bu orta-sınıf grubunun çıkarına olacak şekilde tabanlaştırılan bir sistem değişikliğidir. AKP’nin ana amacı şimdilik budur. Bunu kabul edecek siyasi partiyle anında uzlaşacak ve yeni bir hükümet kurulacaktır. Fakat bunu hangi parti kabul edebilir ? Öncelikle Kemalist-burjuvazi’nin temsilcisi sosyal-demokrat CHP, bu sisteme kesinlikle karşı çıkacaktır. Çünkü, bahsedilen sistem bir “tek adam” sistemidir, ve Kemalist-burjuvazi bu durumun savunucusu olabilmek için kendi ideolojik yapısından (6 ok içinde bulunan “Devletçilik”) vazgeçmesi gerekecektir. Bu da, Kemalist-burjuvazi için imkansız bir durumdur. İkinci olasılık MHP’dir. Aslında, MHP, AKP ile anlaşabilecek tek siyasal hareket olarak ortaya çıkıyor. AKP’nin ve MHP’nin ideolojik altyapıları birbirlerine benzer şekillerde ortaya çıkmıştır. MHP’nin faşist-ırkçı yapısı, AKP’nin özellikle “Kürt halkı” konusundaki sömürgeci ve ayrımcı tavırlarını daha da fazla arttırmasıyla, ittifak yapılacak bir kapasiteye ulaştığı seziliyor. Fakat, seçimden sonra, Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamalar bu yönde değil. Ve bakıldığında, bir “tek adam” diktatörlüğü, maksimum %15 alabilecek, bir 15-16 Haziran’ı olan bir ülkede daha da fazla ayağa kalkamayacak olan Nazizmin Türk versiyonu bir siyasi oluşumun çıkarına değildir. Bu yüzden, MHP’de bu duruma yanaşmayacaktır. Üçüncü olarak, HDP’yi konuşmanın-tartışmanın bir manası olacağını zannetmiyorum. Ezilen Kürt halkı, sömürgeci devletin daha da fazla kimliksel baskıyı arttıracak bir sistemi reddedecektir. Sınıfsal olarak karmaşık bir yapı olan HDP’nin bu teklifi kabul etmesi imkansızdır. Bu durum, burjuva demokrasisinin sürekli bir rejim krizine gittiğinin kanıtıdır. Tek parti hükümeti-koasliyon hükümeti arasında giden ve faşist darbelerle sürekli sarsılan Türkiye Cumhuriyeti siyasi arenası, aynı diğer kapitalist ülkeler gibi sürekli rejim krizlerine girmeye mahkumdur. Sosyalistler, Marksist-Leninisler, komünistler, emekçi halklara, bu düzenin çarklarının hiçbir şekilde emekçi halklar yararına dönmediğini tarihsel verilerle anlatmalılar. Birinci senaryo sonucunda, Türkiye yeniden bir erken seçime giderek, rejim krizini derinleştirecek daha farklı yollara girecektir. İkinci senaryo olarak, AKP, “başkanlık sistemi” iddiasını 4 sene erteleyip, sadece “yürütmeyi elinde tutma” yöntemini seçebilir. Bu durumda, yine CHP ve HDP’den destek alamayacaktır. Ama, MHP, azınlık hakları konusunda AKP’den desteğini de aldıktan sonra, destek vermeye yatkındır, ve böylece, faşist-ırkçı bir politika seyreden bir AKP-MHP hükümeti oluşur. Kuzey Kürdistan halkı, 90’lara dönük bir ortama tanıklık edebilir. Bu da, burjuvazinin sınıfsal çıkarının katliamlarla beslendiğinin apaçık göstergesi olacaktır. Bu katliamlarda, rejim krizinin ne kadar derin olduğunun bir sinyalidir. Bu yüzden, gerek Kürt halkı, gerekse işçi-emekçi sınıflar, çözümün sosyalist bir devrim olduğu gerçeğini kabul etmeliler, ve buna uygun öncü bir parti oluşturmaya, işçi sınıfı kitlesini sosyalist harekete çekebilecek gücü kazandırmaya çalışmalıdır. Üçüncü senaryo olarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin koalisyon senaryolarını düşünebiliriz. Bunlarda, Kemalist-burjuvazinin kabul edebileceği türden anlaşmalar değildir. AKP ile yukarı da açıklanan sebeplerden ötürü (biz genel olarak buna burjuvazi arasındaki gruplaşmanın doğurduğu doğal sınıf çıkarları diyoruz) ittifaka girilmeyeceği açıktır. Geriye tek bir ihtimal olan MHP ve HDP ile –dışarıdan veya içeriden- anlaşarak hükümet kurma yolu kalıyor. Bununda olabilitesinin olmayacağı, çözüm süreci-Kürt sorunu kapsamında HDP ve MHP’nin zıt kutuplarda yer almasından kaynaklanacağını düşünüyorum. Son olarak, bütün bu tabloya bakıldığında, en yüksek ihtimal gözüken koalisyon senaryoları bile efektifliği çok düşük ve görünür derece de yıkılmaya hazır bir durumda olacaktır. Bu, burjuva demokrasisinde sürekli olan bir durumdur. Yani, tek parti hükümetlerinde de, hükümet bir ipin üstünde hareket etmektedir, çünkü sermayenin çıkarları parti de, hükümette ve devlette önceliklidir. Egemen sınıflarda kendi aralarında bir çıkar ilişkileriyle birbirlerine bağlıdırlar (bkz. Cemaat-AKP ayrışması). Burjuva demokrasisinin bozuk çarklarının yüzü 7 Haziran’da tüm açıklığıyla ortaya çıkmıştır. Önümüzdeki günlerde, burjuva partilerinin yapacağı propaganda, düzen içinde kalarak, oluşan rejim krizinin ve sömürü düzeninin bir başka siyasi partinin suçu olduğunu iddia etmekten öte gidemeyecektir. Sosyalistlerin görevi, bu propagandaları iyi okumaları ve 8 Haziran’dan itibaren kullanabilecekleri her iletişim yöntemini kullanarak işçi-emekçi sınıflara ulaşıp, çözümün “Marksist-Leninist çizgide bir devrim ve proletarya demokrasisi” olduğunu göstermektir. Burjuvazi, rejim krizini en zararsız şekilde geçiştirmek peşindedir. 7 Haziran’ın kazananı ezilen işçiler ve halklar olmuştur. Çözümün devrim ve sosyalizm olduğu ezilen işçilere ve halklara anlatılmalıdır.

(Not: Başta bahsedilen "SEÇİMLER VE HDP" başlıklı yazı: http: //marksistleninistfikir.blogspot.com.tr/2015/06/secimler-ve-hdp.html veya http: //sosyalistforum3.com/sosyalistforum-yazilari/76946-secimler-ve-hdp.html)
memo_tr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com