Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > "SF" DÜNYA AJANSI > ASYA > Kafkasya


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Yaklaşan Kafkasya Baharı
Cevaplar
6
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2042
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 13.Mayıs.2017, 15:12   #1
 
İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İbrahim
TROÇKİST
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 19.Mart.2017
Üye No: 55239
Mesajlar: 97
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 129
32 Mesajına 45 Teşekkür Aldı
Standart Yaklaşan Kafkasya Baharı

Ortadoğu üzerinde büyük petrol rezervleri vardır. Ortadoğu'nun yerel halkları bu petrol rezervlerini dışarıya satarak büyük gelir artışları sağlamıştır fakat bu gelir artışları üretim güçlerinin gelişmesine dayanmadığı için bu rezervlerin tükenmesi veya bu petrol rezervlerinin ve onların işlenmesiyle elde edilen yarı mamüllerin veya mamüllerin üzerinde oluşan fiyat değişimleri durumlarında bu ülkeler ekonomik ve siyasal anarşiye sürüklenmiştir. Bu "yarı sömürgeler" üzerinde iç savaşlar çıkmış ve bunların sonucunda sayısı milyonları aşan insan ölmüş, hükümetler devrilmiştir. Bu savaşların kimisi bitmiş kimisi ise devam etmektedir. Fakat biz biliyoruz ki bu iç savaşlar, bu ülkelerin içinde örgütlenmiş bir komünist parti olmadığı veya olduğu halde bölge içindeki diğer güçlere karşın çok fazla etkin olamadıkları için asla bir devrim ile sonuçlanamamıştır. Ve bunların sonucunda sadece başta ABD olmak üzere çeşitli emperyalist ülkelerin bu ülkeler üzerinde olan egemenliği artmıştır. Ortadoğu deneyimi bize örgütlü olmanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Aynı şekilde Kafkasya üzerinde de Ortadoğu kadar olmasa da büyük petrol rezervleri vardır. Bölgedeki başlıca güç emperyalist Rusya Federasyonu olup, bölge bu ülkenin bir sömürgesidir. Ortadoğu üzerindeki rezervler tükenince Kafkasya bölgesinin önemi artacaktır. Diğer emperyalist ülkeler bunu bildikleri için bu duruma sıcak bakmamaktadır ve gelecek zamanlarda yerel halkların bölge üzerindeki hakim devlete karşı silahlandırarak büyük iç savaşlar çıkartacaktırlar. Ki bu savaşlar günümüzde başlamıştır bile. Bölgenin en kalabalık etnik unsurlarından biri olan çeçenler ile Rusya Federasyonu arasında sadece SSCB'nin dağılmasından bugüne kadar olan dönemde iki kanlı savaş gerçekleşmiştir. Gelecekte Kafkasya'yı daha fazla savaş beklemektedir. Bu savaşlar daha şiddetli ve daha kanlı olacakatır. Ve şüphesiz savaşan taraflar da sadece bölgenin yerel halkları ile bölgeye hakim ülke olmayacaktır. Bana kalırsa bir nevi "geleceğe yatırım" olarak komünistlerin bu bölgede örgütlenmesi ve bölge halkını bilinçlendirmek üzere çalışmalar yapması gerekmektedir.

Siz bu konu üzerine ne düşünüyorsunuz?
______________________________________________________
--

DÜNYANIN BÜTÜN EZİLEN SINIF VE HALKLARI, BİRLEŞİN!
İbrahim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İbrahim Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 14.Mayıs.2017, 13:12   #2
 
İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İbrahim
TROÇKİST
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 19.Mart.2017
Üye No: 55239
Mesajlar: 97
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 129
32 Mesajına 45 Teşekkür Aldı
Standart

Bu bölge içinde 1991 ile bu zamana kadar gerçekleşen savaşlar sadece bunlardan ibaret değil. Sadece bununla kalmamakla beraber bölge içinde etkinlik gösteren bir sürü Pan-İslamist örgütlenme var. Bunları toplayıp bu başlık içinde belgeleyeceğim.

Gerçekten de Kafkasya'nın etnik ve kültürel yapısı bir iç savaşa çok uygun. Sırf Dağıstan adı verilen özerk bölgesinde konuşulan otuzu aşkın resmi dil var. Ayrıca her ne kadar dağınık dahi olsa üç büyük semitik dinin de bolca inananı var.
______________________________________________________
--

DÜNYANIN BÜTÜN EZİLEN SINIF VE HALKLARI, BİRLEŞİN!
İbrahim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İbrahim Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 15.Mayıs.2017, 04:33   #3
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

1- Kafkasya, petrol kaynakları nedeni ile yeni bir Ortadoğu mu olacak?
2- Rusya gerçekten emperyalist midir?
3- Petrolün dünya ekonomisi üzerindeki rolü geçen yüzyıl kadar önemli midir?
4- Dünya üzerinde gerçek savaşlar olası mıdır?
5- Kafkasya’yı yeni savaşlar mı bekliyor?
6- Günümüz dünyasının öne çıkan çelişkileri nelerdir.

Belki birkaç soru daha çıkarabiliriz ama sıraladığım bu soruların yanıtları, İbrahim arkadaşın sorusuna yanıtlamamız için yeterli olacağını düşünüyorum.

1-
19 ve 20.yy dünyası, ayni kalmak koşuluyla ve Orta doğu’daki petrol rezervlerinin dünya ihtiyaçlarını karşılayamaz koşullarda olduğunu var sayarsak, Kafkasya yeni bir Ortadoğu olabilir.

2-
Rusya gerçekten emperyalist midir? Rusya’nın kaderi ilginç, ayakta duracak kapitalist gelişmeyi temin edemediği halde 20.yy başında yarı emperyalist sayılmıştır. (ki bu tanım Lenin’e aittir) Hem devrim ihraçları ve hem de küçük sosyalist ülkelerdeki ağırlığı nedeni ile sosyal emperyalist sayılmıştır. Küreselleşme eğilimindeki dünyada ağır sorunların tezahür etmesi ile birlikte taşın altına el koymaya başlanması ile kendisine emperyalist denilmeye başlanmıştır. Yarı emperyalistliği ve sosyal emperyalistliği bir yana günümüz dünyası için Rusya’ya emperyalist denilmesi çok fazla tartışmaya gerektirmektedir. İbrahim arkadaş Kafkasya, Rusya’nın sömürgesidir diyor. Bu çok tartışma götürür zira geçtiğimiz yüzyıla kıyasla ekonomik paradigmalar da çok fazla değişimlerin göründüğü bir dünyadayız. Günümüzde net olarak ve farklı nedenlerden dolayı sadece ABD’ye emperyalist diyebiliyorum.

3-
Petrol endüstriyel çağın enerji kaynağıdır. Üretim teknolojilerinde yaşanılan devrimler nedeni ile endüstriye çağ aşılmaktadır. O nedenle petrolün yıldız sönmektedir. Bunun yanı sıra petrol doğadan çok kolay elde edilmektedir. Gerçek ekonomik değerlerinin ortalama 10 dolar civarı olan petrolün değerinden üzerinde fiyatlarla yer alması sürdürülebilir bir durum değildir. Yani dünya pazarı çözülürken, petrol diğer metalardaki değerleri daha fazla gasp edemez. Çözülen ekonomi de kırılmalara neden olur. Çok değil 2 yıl önce bir varil 150$ fiyatla ile temsil edilen petrol günümüzde 50$ ın altında. Sermaye daralması, nedeni ile petrolün yıldızı sönmektedir.

4-
21.yy ile birlikte gerçek savaşların yerini uyduruk veya senaryo savaşlar yer almaya başladı. Bunlar ya silah ticareti, ya toplumların kontrol altına alınması veya sermaye gaspı amaçlı savaşlar türemiştir. 20.yy sonu Ortadoğu’da görülen ve günümüze sarkan savaşlar uyduruk ve silah ticareti ile ilgili savaşlardır. Savaşların gerçek amaçları pazarların ele geçirilmesidir. İç dış çelişkilerinin nispeten eridiği bir dünya da gerçek savaşlar olası mıdır? Ön göremiyorum ama farklı amaçla silahların kan kusmaya devam etmesi mümkündür.

5-
Kafkasya eski sosyalizmden gelen bir bölgedir. Eski sosyalist bölge devletleri, dünya üzerinde beliren yeni durumla ilgili nedenlerden dolayı, eski sosyalist zemine çekilmek durumunda kalacaklardır. Bu devletlerin istemediği bir şeydir. O nedenle iç çelişkiler hasıl olacaktır. Ancak bu iç çelişkiler Kafkasya da devrim savaşları getirir mi? Henüz erken… Yani, Kafkasya’da petrol savaşlarını hiç bir zaman, devrim savaşlarını da yakın gelecekte ön göremiyorum.

6-
Günümüz dünyasında öne çıkan çelişkiler ABD’nin diğer devlere madik atmasıdır. Çin ve Rusya, eski sosyalist zemin sayesinde derin krizlere düşmeyecektir. ABD ise dünya üzerine saldığı sermayeleri kendi topraklarına geri çekecektir. Bizim gibi ülkeler çekilen sermayeler nedeniyle sermaye krizleri yaşayacaktır. Alt ve Orta ülkelerin ithalat kapasitelerinin daralması nedeniyle AB ve Japonya derin krizlere düşecektir. Dünya üzerinde keskin çelişkiler yerine ABD’de kısa vadeli bir parlama AB ve Japonya’da ise sönme eğilimi öne çıkacaktır. Böylesi bir dünyanın, Kafkasya üzerinden yeni bir aksiyon ve heyecan yaratmaları mümkün değildir.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 16.Mayıs.2017, 00:52   #4
 
İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İbrahim
TROÇKİST
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 19.Mart.2017
Üye No: 55239
Mesajlar: 97
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 129
32 Mesajına 45 Teşekkür Aldı
Standart

Diyebiliriz ki dış sermayenin içe çekilmesi yüzünden üçüncü dünya
ülkelerini, eski ikinci dünya ülkelerini ve ayrıca sizin söyleminizle "üretim fazlası" olan birinci dünya ülkelerini büyük ekonomik
buhranlar bekliyor olacak.

Yani kapitalizmin çelişkileri doruğuna ulaşacak. Ve de biz leninistler de biliriz ki kapitalizmin yarattığı savaşlar ve ekonomik buhranlardan sosyalizm lehine yararlanmalıyız. Biz bu durumda ne yapmalıyız?
______________________________________________________
--

DÜNYANIN BÜTÜN EZİLEN SINIF VE HALKLARI, BİRLEŞİN!
İbrahim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İbrahim Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 16.Mayıs.2017, 06:58   #5
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Öncelikle şunu belirteyim. Sosyalizmin çözülmesiyle başlayan, küreselleşme eğilimli dünya, 20.yy ın defterini kapatmıştır. Bugün de ABD’nin kendi kabuğuna çekilme stratejisiyle başlayan yenidünya, küreselleşme eğilimli dünyanın defterini kapatmıştır.

“Diyebiliriz ki dış sermayenin içe çekilmesi yüzünden üçüncü dünya ülkelerini, eski ikinci dünya ülkelerini ve ayrıca sizin söyleminizle "üretim fazlası" olan birinci dünya ülkelerini büyük ekonomik
buhranlar bekliyor olacak.”
İbrahim.

Tam olarak böyle diyemeyiz. Örneğin Türkiye ABD’nin kendi kabuğuna çekilme strateji sonrası nispeten rahat nefes almaya başlamıştır. Bunun yanı sıra ABD 1. Dünya ülkesidir ve bu ülke AB ve Japonya’ya kıyasla şanslı görünmektedir. Bunun yanı sıra Rusya ve Çin eski sosyalist zeminlerinden dolayı şanslı görünmektedir.

Türkiye nefes almaya başlamıştır derken, Türkiye gibi alt ve orta ülkeleri kastediyorum. Zira tepedeki ülkeler alt ve orta devletlerde üretilen değerleri emmek için, alt ve orta ülkeleri basınç altında tutuyordu. Birincil çelişki, devler arasındaki çelişki olunca alttakiler nispeten nefes almaya başladılar.

Göze görünen ilk fotoğraf bize şunları vermektedir. ABD kısa süreliğine de olsa parlayacaktır. Yani ileri doğru adım atabilecektir. AB ve Japonya sönecektir. Rusya ve Çin’in ilerleme konumları geriye düşse bile bu ülkelerde sistemsel kırılganlık tezahür etmeyecektir. Kırılganlık Japonya ve AB ülkelerinde net biçimde görülecektir. Bunun yanı sıra eski zayıf halkalarda iç kavgaların nesnel koşulları doğmaktadır.

“Yani kapitalizmin çelişkileri doruğuna ulaşacak. Ve de biz leninistler de biliriz ki kapitalizmin yarattığı savaşlar ve ekonomik buhranlardan sosyalizm lehine yararlanmalıyız. Biz bu durumda ne yapmalıyız?” İbrahim.

Gerçekte kapitalizm ötesi çelişkiler yaşamaktayız. Kapitalizmin çelişkileri doruğa ulaşmıştı ki dünya böylesi çelişkiler yaşadı. Şimdi kapitalizm ötesi çelişkilerle dünyayı anlamaya çalışıyoruz.

Uzun yıllardır dünya üzerinde üretilen küçük ve orta sermayeler soyguna tabi tutulmaktadır. Küçük ve orta sermaye sahipleri sermaye üretemez duruma düşmüştür. Dolayısıyla dünya üzerindeki devlerin soygunu sekteye uğramıştır. Soygunların tükenmesi devlerin çöküşünü getirmiştir. ABD bu durumu fark etti ve dışarıdaki sermayeleri kendi ülkesine çekmeye başladı. Ortaya çıkan durumu şu şekilde açıklayabiliriz: ABD sermayeleri kendi ülkesine çekerek üretimi kendi ülkesinde gerçekleştirmek ve ithalatı azaltmayı hedeflemektedir. ABD dünyanın en büyük ithalatçısıdır ve bu duruma son vermek istemektedir. AB ortalama 600 milyar Avro’ya yakın bir rakam ihracatını ABD ye gerçekleştirmektedir. Japonya 130 milyar dolar ABD ye ihracat yapmaktadır. ABD bu ithalata gümrük vergisi koyacaktır. Bu durumda ya fiyatlar düşecek ya da kârdan feragat edilecek. Yeni durumda AB ve Japonya ABD içinde otlamayacaktır. Dünya üzerinde soygun yapılacak alanlar daraldı. Küçük ve orta sınıflar tasfiye oldu. AB ve Japonya’nın önü kapalı görünüyor. ABD için de yakın zamanda buhran görünmüyor.

AB ve Japonya’yı büyük buhran günleri bekliyor. Ancak buralardan büyük devrim günleri gelir mi? Tartışılır ve belki de henüz konuşmak için erken. Ekonomi küresel eğilim taşırken, dünya boyut sönme süreçlerini izledik. Sönme etkilerinin en yüksek olduğu bölgelerde örn. Türkiye’de komünistlerin kavgasının önü kesiliyordu. Çelişki farklı bir hareket yaratıyordu. Ayni biçimde sönme etkilerini göreceğimiz AB ülkelerinde komünistlerin kavgasını görmeyebiliriz. Sermaye sahipleri arasında çelişki öne çıkıyor.

Biz bu durumda ne yapmalıyız? Uzun yıllar sonrası ilk kez kavga edebileceğimiz günler görünmektedir. Hareketi yaratacak çelişki üzerinde netleşmeliyiz. Çelişkiyi görmeden devrim çizgisi çizmek mümkün değildir. Şu an için net konuşamıyorum. Sermaye egemen küresel dayatma henüz çökmüştür. O nedenle önümüzü gördükçe konuşacağız.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 17.Mayıs.2017, 22:33   #6
 
İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İbrahim
TROÇKİST
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 19.Mart.2017
Üye No: 55239
Mesajlar: 97
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 129
32 Mesajına 45 Teşekkür Aldı
Standart

Marx, yakın zaman içinde başlayıp bugün bitmekte olan küreselleşme dönemini tahmin edebilmiş olduğundan anlaşıldığı gibi gerçekten ileri görüşlü biri. Fakat asıl bizi ilgilendiren bu dönemin ardından ne olacağıdır. Ulus devlet yapısının biteceğeni, tekrardan bütün dünyanın
fikirlere göre bölüneceğini ve tek bir dünya devletine doğru yol alınacağını öngörüyor musunuz? Evet, belki bu konuda net bir fikriniz yok fakat en iyi tahmininiz nedir?
______________________________________________________
--

DÜNYANIN BÜTÜN EZİLEN SINIF VE HALKLARI, BİRLEŞİN!
İbrahim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İbrahim Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 18.Mayıs.2017, 09:11   #7
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Gerçekte küreselleşme dönemi yaşamadık. Küreselleşme yönünde bir ilerleme yaşadık. Bu küreselleşme, iradi değil, nesnel koşulların bir dayatması bir küreselleşmeydi. Egemen iradeler bu sürece rıza göstermek durumunda kalmıştır. Biz bu süreci, iş gücü değerlerinin dünya boyut hesaplanması olarak anladık. Bizim anladığımızı egemenler anlamadı. İş gücü değerlerinin dünya boyut hesaplanılması demek, iş gücü değerinin en ucuz olduğu bölgelerdeki iş gücü değerinin esas alınması demekti. Örneğin, Fransa’da iş gücü değeri 50 $ iken en ucuz bölge olan Çin’deki iş gücü değeri 10 $ olan değer esas alınmak durumunda kalınmıştır. Bu şu demektir. Fransa’da beş milyon üretken emekçi varsa bu beş milyon emekçi (iş gücü değerleri ile ücret alıyorsa) fazladan 200 milyon dolar fazladan ücret alacak demektir. Oysa küreselleşme öncesi bu 5 milyon emekçi Fransa’ya günlük beş yüz milyon dolar fazladan değer yaratıyordu. Kapitalistler bu durumdan kurtulmak için üretimleri iş gücü değerleri ucuz olan bölgelere Uzak Asya’ya taşıdılar. Küreselleşme sürecinde Uzak Asya dünya üretiminin motoru haline geldi.

İş gücü değerinin dünya boyut hesaplanma durumunda kalınması sonucu, emperyalist ülkelerdeki artı değerlerin düşmesi demekti. Örneğin emperyalist ülkelerde 100 milyon üretken emekçi olduğunu var sayalım ve iş gücü değerlerini de günlük 50$ olduğunu var sayalım. Bunların günlük üretmiş olduğu artı değer miktarları yüz milyonu 50 dolar ile çarptığımızda günlük 5 milyar dolar olarak çıkar. Günlük ortalam kendi işçilerinin sırtından 5 milyar dolar çıkaran emperyalist ülke kapitalistleri artık bu parayı çıkaramıyordu. Onun yerine dünya boyut ortalama 1 milyar üretken emekçi olduğunu var sayalım. İş gücü değerini de 10 dolar olarak var sayalım. Günlük 10 milyar dolar, dünya ekonomisine artı değer katılıyordu. Küreselleşme öncesi sadece emperyalist ülke kapitalistleri günlük 5 milyar dolar parayı cebe indirirken, küreselleşme sonrası bütün dünya kapitalistleri sadece 10 milyar dolar parayı cebe indiriyorlar. Küreselleşme, iş gücü değerlerinin cebe indirilmesi konusunda emperyalizmin aleyhine işliyordu. Emperyalizm, küreselleşme sürecinde ticari soygunlarla kendisini finanse ediyordu. Soyguna maruz sınıfların erimesi sonucu emperyalizmi kötü günler beklemeye başlamıştı.

Küreselleşme emperyalizm için bir tehdit olmaya başlamıştı. Küreselleşme sürdürülemezdi. Nitekim öyle oldu. ABD diğer emperyalist ülkelere madik attı ve kendi kabuğuna çekildi. Bu ne demektir? ABD de ortalama 20.000 000 üretken emekçi olduğunu var sayalım. Bu günün değerleri iş gücü değerlerini günlük 100 $ olduğunu var sayalım. Tüm dünya üzerinde artı değer miktarı, ortalama on milyar dolar olduğu zamanımızda, sadece ABD içinde günlük 2 milyar dolar olacak demektir. Küreselleşme süreci fabrikaları kapatmak yerine devlet tarafından sübvanse edilen şirketler artık sübvanse edilmeyecek demektir. Zira şirketler günlük ortalama 2 milyar dolar artı sermayeyi işçilerin sırtından kazanacak demektir. Tabi bundan daha önemlisi ABD’ye akan sermayelerin, ABD ekonomisini canlandırması ile birlikte tüm sektörler yoğun bir değişim ivmesi kazanacaktır. Kısa bir süreliğine de olsa şirketlerin ihya olması demektir. Soygun ABD sınırları içinde gerçekleşecek demektir. Duvarlar soygun için örülüyor.

Küreselleşme süreci ayni zamanda “ulus devletlerin” tasfiyesi demekti. Artık günümüzde hiçbir devlet ulus devlet değildir. Her devlet, ayni zamanda kendi ulusuna ihanet etmiş ve/veya ihanet etmektedir. Sosyalizmin çözülmesi ile küreselleşme eğilimi başlamıştır. Küreselleşmenin çözülmesi ile öbekleşme eğilimi başlayacaktır. İnsanlık tek dünya devletini rüyasında bile göremez. Dünya komünist devrimİ insanlığın gündeminden çıkmaz. ABD’nin kendi kabuğuna çekilmesi demek diğer bölgelerden elini ayağını çekmesi demek değildir. Bir yandan haraç almaya çalışacak, diğer yandan rekabet edecektir.

ABD açısından güzel ve kolay görünen süreç gerçekte kâğıt üzerindeki gibi değildir. Sermayelerin ABD’ye çekilmesi, diğer bölgelerdeki hayatı dara sokacaktır. Ekonomik kırılganlık, çöküş ve sönmeler gündeme gelecektir. AB ve Japonya ihracat yapmadan yaşayamaz. Ayni şekilde ABD hem haraç almadan, hem de ihracat yapmadan yaşayamaz. Sermayelerin ABD’ye çekilmesi, diğer bölgelerin ithalat yapamaması ve haraç veremez duruma düşmesi demektir. O nedenle bu süreç çok uzun süremez. Küreselleşme 30 yıla yakın sürdü, bu çözülme süreci de on yılı aşamaz gibi düşünüyorum.

Küreselleşme döneminde revaçta olan, liberal sermaye yanlısı fikirler çökmüştür. Komünistlerin sermaye ve devlet ikilisine karşı sahaya çıkacağı günlere daha yakınız.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com