Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > KÜLTÜR & SANAT & BİLİM & EĞİTİM > Anı - Günlük - Not


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Yılkı'n ca Denemeler, Söyleşiler ve Söyleşiler
Cevaplar
21
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1333
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 21.Nisan.2018, 11:28   #1
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart Yılkı'n ca Denemeler, Söyleşiler ve Söyleyişler

-Anonim- Marksistan adına ithaf olunmuştur...

Olguların üzerine şimşek bakışlarınızı iletin ve gönderin yazılı eserlerin değil!

-Toplumsal sosyal olay ve olguların ve ,gerçeklerin, üzerinden hayata bakın..
Yazılı nesinlerin ve eserlerin penceresinden değil. Gerçek sahnelemesi. Bizler televizyonlardan ve gazetlerden gerçek izliyoruz şimdi. Tıpkı bunun gibi kitaplardan olgu izliyor ve işaretliyor ve inceliyoruz. Bu ikinci bir pencere ve arada bir set var. Gerçeklik seti. Gerçek dışarda.. İlk önce bu set yıkılmalıdır..

Gözlemci gerçeklerin içine kendi girişmelidir ve olgulara, oldukça (gözel/sözel ve eylemsel) olabildiğine ve alabildiğine b_ulaşmalıdır..

Kitap bilişimiyle, yazılı eser bilişimiyle bilişim üretiyoruz şimdi.. Kitap bilişimiyle ve yazılı eser bilişimiyle yeniden bilim,biliş bilgi üretmek iyi yordamlanmıyorsa, iyi harman sentez yoksa ya da yarım kalan bir işin-eylemin ve bilişimin devamı ve tamamı değilse ve bunlar yüzünden işin ucundan tutma değilse bu oldukça tıkanık bir çabadır.

Gerçekçi, gerçekten, gerçeklerden ve dışarıda ve gerçeğin kendinde olanlardan dışarıdan an be an olandan beslenmeli ve esinlenmelidir.
Bilişim gözlemden ve gerçek gözlemlerden beslenmeli ve desteklenmelidir.
Yazarın kalemi de, gözlemi de asıl oralardan ve acıdan ve hınçtan da, beslenmelidir

--

Ve gözleriniz ve bakışlarınız ve gerçeği izlemeleriniz ve gözlemleriniz gerçeğe vurduğunda ve bakışınız-görüşünüz gerçeğe çarpıp bileştiğinde, daha oracıkta, hemen oracıkta, bir devrim yansımalı ve bir depremin ön-dalgası kımıldaması ve ışınımı oracıkta oluşmalı ve kımıldamalıdır..

Değişemez hiç bir şeye inanmayın! Çözülemez anlaşılamaz şeylere de. Bilgi yapılandırmacılığının en önemli sorunları bunlardır. Değişemezlere ahmaklar inanır. Her şey değişir dönüşür ve yeniden kurulur yapılır. Statükoculuk
Güçsüzlüğe acizliğe bilgisizliğe ve bilimsizliğe -bilişsizliğe inanmayın...ve cevapların bulunmadığına ya da olmayacağına, ve çözümlerin ve yanıtların asla bulunmayacağına, bilginin kayıp yitik ya da zor ve ulaşılamaz olduğuna, olacağına da asla bunlara kendinizi inandırmayın ve inandırılmanıza da asla geçit, izin ve aman vermeyin.

Bilgi -bilme evrenseldir. Biliş görüş, seziş ve buluş evrenseldir. Evrensel içeriklerdir ve evrensel kalacak...
Kendilerine mal edenlerin sorunu. ve Bırakında onlar bunu yapsınlar şimdilik.

Yeterince güç -birleşme ve oluşma biriktirilip birleştirilirse çözülmeyecek ve kımıldatılmayacak ve yıkılamayacakta ,değiştirilmeyecekte, olgu, sorun, çözüm ve çözümsüzlük yoktur. Buna bilgi ya da diğer şeyler de dahil..

Her şey değişiyor. Buna toplumda dahil.

Öyle ele alınır ve bakılırsa; biliş ve gözlem de ,bilgisellik ve olan bitenin farkında olmakta gerçeği bir ölçü de kımıldatabilir

Gerçeğe yansımış bakış ve olgulara çarpmış onları itmiş dokunuş..

-
Kimliksel Çatışmayla Yazı okumak İkilemi ve Problematiği

Bunun ve bunu yazanın kim olacağı, yazanın nasıl biri olduğu ve ne anlatmaya ve yapmaya girişeceği ya da ne anlatmaya çalıştığı ve dostluk ve gelecek ikilemi ,kimliksel uyuşma refleksi ikilemleri ile yazar dinlemek ve okumak


Bunları yazar açıklamış, özdökmüş ve kendini az çok vermiş olmalıydı .Onun kabahati yapmadıysa..

[I]Eleştiriye kulak açıklığı yazarı destekler oysa ego sönüklüğü ya da yazıların beğenilip beğenilmemesine ilişkin tantana ve eleştiri, özsaldırı ve özkorumaya yönelik okuma ve izlem, egosal okuma izlemi, bunlar yazarı ya pasifleştirir ya da şımarıklaştırır ya da kavgaya çeker, sürtüşmeye çeker. Şimdi buna ve bunlara bu tuzaklara düşmemek için elinden geleni koyan/yapan ve uğraşan-didinen ve çırpınan bir yazarla başbaşasınız...
bu kimlik sorunu nedir?

Bir yazarın yazısı ben kavramı üzerinden içeriliyorsa ve ele alınıyorsa ve orada ben kavramı ve yazanın kimliği gözetiliyorsa, ve onu okurken hala savunma refleksleri ile karşı durma ,karşıcılık refleksleri gözetiliyorsa onu hala belki de okumadınız ve anlamadınız?

Bu bizden mi değil mi? kim? Acaba nerden saldıracak?
Siz abondane mi edildiniz daha önce sosyal ya da bilgisel-bilişsel olarak kabarık göstergeli bilgi şovu ve göstergesiyle?
ya da bunun refleksiyle?
zor duruma mı düşürüldünüz?
gerçek bilişsellik bunu ya yapmaz ya da onarım ve tamire girişirdi. hemen dönüp kendi düzeltmelerini bir biçimde üretirdi...

Biri size saldırdı mı? saldırıyor mu? bu nasıl bir okuma ve savunma refleksi ve girişmesi
bunun ardında ne var?
psikolojik çözümlemesinde ve tahlilinde

Bilmiyor olabilirsiniz ve olabiliriz. inanın hepimiz-hiçbirimiz nerdeyse doğru düzgün bilmiyor ve algılamıyoruz. Aynı kapandayız-sıkıştık. Bunu kabul etmeliyiz. Sözde seçkinlerin hayatlarına ve yapış biçimlerine tarzlarına da asla kanmayın... İnsana ve ortaya veren vermiştir bunu bulursunuz. Ortaya koyan koymuştur bunu alırsınız ve görürsünüz-işaretlersiniz de..
Herkes acı çekerken biri orda acı çekmiyorsa ve duymuyorsa kah kah gülüyorsa bunu sorgulayın..
Kendimizi kabarık gösteriyoruz sadece çünkü aynı çukurdayız. On da var mı diye bakmak için. Onda ne var bakmak için.. Bilgi pipisi uzatıp gösteriyoruz. Ya da saklanıp yapıyoruz bunu .Evet birbirmizden ve olduğumuzdan saklanarak ve ucuna acıcık yetmiş santim ekliyoruz. Bunu da öğrendik ve gördük...
Gerçekten çok az şey biliyoruz ve oluyoruz . çok az şey ve atıp sallıyoruz ve bilmemek neyin göstergesi?
ve öğrenmeye hemen şimdi burda-n başlayabilirdik

İnsan kendini oldurmak için kalıplar giyiniyor ve kendini türlü yöntemlerle şişiriyor .Bu şişirmece oyununda daha tıkanıp kalıyoruz bizler... Oysa ilerisi var..

Şişirmece Bilgi Kasları Sorunsalı ve
Bilgi-biliş üzerinden zor duruma düşürülmek ve küçük görülmek hissetmesi

Herkes içinde bir çocuk saklıyor arakadaşım. Gizlenmeye gerek yok. Ben
buldum bunu-çözdüm.. İncinmiş, incitilmiş ve büyütülmemiş bir çocuk personası. Büyütülmemiş. Anne incitmiş, kolaycılığa alıştırılmış, beleşçiliğe ve eline herşey hazırdan hızlıca verilmiş, kendi temin etmemiş, bedenini ve gövdesini henüz kendi yapma gücünü de giyinmemiş insanlar, iş görmemiş ve yapmamış, otorite tıkanıklığı gelişmiş, emir almış-vermiş ,kolay besin ve kolay yaşam sunulmuş-büyümemişler olarak bizler burdayız...
Burada dışa-vuruşuyor onlar. Birbirinizle vuruşmayın.. Aslında vuruştuğunuz
kendiniz.. Fallik ya da falliklik toplaşması ve faaliyeti sürer-döner sonra burda..

Toplum çocuk kaldırılıyor. bu genel bir uygulama ve sorun. Yapı sorunu.. Çocuk kalmanız ve kalmamız istenip sağlanıyor. Anne, baba devlet ve türlü otorite eliyle-sistem uyuşturması. Bunlar sosyal olgular ve bu kolay yönetme için destekleniyor
Tüm çatışmacı kimlik sorunları bunların özbarışması ve kaynaşması ve aşılmassı istencinden ,büyüme-büyüyüş ve öğreniş istencinden de kaynaklanıyor

Öğrenmeniz baltalanıyor ve yanlış bilgiler edindiriliyorsunuz
Gerçeğiniz an be an saptırılıyor...
Sosyal tabana inemiyoruz bizler

--
Okuma Reaksiyonu ve Hızlı Geçiştirmecilik Hızlı ve Can Sıkıcı Geri Bildirimler Vermek

Çatışmadan okumayı öğrenmeliyiz. Kimlik inatlaşması. Bu boktan bir zaman kaybından başkası değil.
ve yukardakine işaret ediyor..

Anlamaya inemiyoruz çünkü çoğu zaman anlatan da anlatmaya ve kendini anlatmaya giremiyor ve inemiyor. Yazdıklarının sosyal olarak nasıl bulunacağı ve yorumlanacağı ikilemi. Kişi yazarken bunun nasıl yorumlanacağını yorumluyor. Ve onu yorumlamaktan yazamıyor. Düşünceleri savruluyor. Bu bir sosyal şov ve gövde göstergesi mi?

Burda kimse kimsenin ne olduğu ya da az ve çok bildiğiyle ilgileniyor mu?
Az ve çok bilme kavramı yapay bir tantanadır.
Çocukça düşünceler barındırabilirim ve henüz öğrenmemiş ve bir şey bilmiyor da olabilirim. Buraya sosyalleşmeye geldim. Bakın yukarıda da öyle yazıyor. Sosyalcilik. Sosyal omaya geldim heyy.. Duygusal savrulmalarım da olabilir ,

Ben kendim ille de benimsetirim ve içe katarım diyen arkadaş var mı?

Sanırım kimse yazdıklarımın verimsiz olmasını ya da henüz yeni öğrenmemi ve bazı şeyleri bilmememi umursamıyor olmalı
Buraya karışıp öğrenebilirim ve fazla dikkatte çekmem. Beni incitmezler burada

Burda çok bilen yok. Bilenlerde iyi abiler ve saldırıp hakaret etmiyor

Herkes buraya bilerek ve birşeyleri olarak biliş protokolleri eşliğinde, üç ansiklopedi ve bir kaç terminoloji ve antoloji devriyle (devrederek) ve olarak gelmeli de değil sanırım, Olmaya geldik. öğrenmeya ve birlikte öğrenmeye..

Sosyal olgu yükleriyiz.
Bunlar sosyal taban.
Özgünlük ve dürüstlük ve kendini açma gerçek birer sosyal tabandır, çok bilgi değil...
Ve bilgiyi iyi evirip çevirmek ve çok kıvırmak değil!
bunlar neden sosyal taban olarak işaretleniyor

--

Okuma Yüklemi ve Refleksi
ve Bilgi-Biliş Problematiği Ele Alınması

,zihninizi ve düşünceleri oldukça yavaşlatmalı, durgunlatmalı ve tane tane sırayla çekip çevirerek düşünmelisiniz

anlamayı isteme ve anlamayı düşünme ve anlamayı içerme .
ne anlatıldığını anlama -isteği- ve mantığıyla düşünerek gitmelisiniz

Gerekirse bir cümlenin üzerine bir kaç dakika durup düşünün. odaklanın ve düşünün. anlamadığınız cümlede durumda duraksayın ve bakın

Sorularınızı bir düzenle yavaş yavaş düşünerek sıraya koymalısınız
Siz bir şeyin öğrenilemeyeceği ve bilinemeyeceği kanısı ile hızlıca cümleler yuvarlıyorsunuz

Siz bir şeyin öğrenilemeyeceği ve bilinemeyeceği ya da öyle değil böyle olduğu ve olacağı kanısı ile hızlıca cümleler yuvarlıyorsunuz
Verecekleriniz var anlıyoruz-alacaklarını yok mu?

Bilişsellik denilen sentez ya da akım ya da bilgisellik içerildiğinde kavramsal okumaların ve kavramsal hızlı okumacılık, öğrenmecilik ve ezbereyip geri didakte etmeciliğin ve geri bildiriş sunmacılığın refleksini ve bunun tuzaklarını siz de göreceksiniz.. Sosyal okumacılıktan ve ben-töz ilgicilikten de sözetmiyoruz. Sosyal okumacılık ve öğrenmeciliğin ötesi. Gerçeklerle temas ve kişinin kendi gerçeğini yapılandırması ve yapması, olması ikilemi bu..

Düşünleriniz gerçeklere temas etmeli yazılara değil!
Eylemleriniz de öyle...
Düşünleriniz gerçeklerle bağ ve ilişik kurmalı
Acıların üstüne düşünebilir ve üstüne düşebilirsiniz . Toplum acılar tarihidir. İnsan acıdan acımalar bütünü ve bütünlüğü gibi bu ara. Bu çok yol yapar...

Yazılı eser vermenin eylemciliği sınırlı olsa da. Eli taş ve kavga tutana kadar ..bu yine de bir yoldur.. Birleşmek ve birleştirmek ya da kaynaşmak-kaynaştırmak güç biriklemek içerilmiyorsa? ne işe yarar?

Çatışmacı kavgacılık ve yazılı kaos diz boyu. Kavramlar üzerinden birbirimizi ve birbirimizin aklını ve bildiğini dövüyoruz. Herkes benim bildiklerimi dövebilir burda sanırım... Bu refleks artık tarihe karışmalı...

Düşünce demini gerçekten almalı, yazılı nesinlerden değil! Ve sataşmacı sorun-u olanlar onu kendi gerçeği üzerinden gidersin ve çözsün. Kendi kişisel gerçeği ve yolu. Başka problemleri var. Derin bir psikanalitik yaklaşım bunu gözetebilir. Sosyal diğer tıkanmaları ve öğrenmeye sırası gelmeyi ,kendini yetersiz ve hazır değil hissetmeyi ve diğer saçmasapan olguları ve tıkanmaları burda-n aşıyoruz sadece

Burda büyüyoruz yazarak ve kendimizi büyütüyor ve tarihe hazırlıyoruz. Yapacağımız iş bu. kavga etmek değil. Kavga türetmek değil
Kavgaların tamamı burdan verilmeyecek ve burda bitmeyecek. Yazışarak kimse tarih yıkmadı ve yapmadı...

İçine bilişsellik, öğrenme ve öğrenmecilik ve gerçek acı ve gözlem, öğrenme bilimi ve istenci katışmamış bilgi ve bildirme ile yürüyenlerimiz sıkıntı duyacaklar

Bilgisellik bir tutumdur ve bilişsellikte ona eşik edecektir. Öğrenmesellik yaklaşımı. Öğrenmesellik istenci ile dolup taşmalısınız ki öğrenesiniz..
Ezberleme ve bunu doktrine etme, yapılandırma ve hızlı çabuk didakte etme-geri bildirme ve toplumdan özümsenmiş hızlı kolay bilgi emme edinme, yazılı eserleri içselleme ve geri verme sunma refleksleri ile dolup taşmışsınız
Gerçek bilgi kitaplarda yazmıyor? Toplum bir yapı, kuruluş, organizasyon., Gerçekte öyle.

Toplum yazılı bir eser değil! Dışarda gerçek, tarih ve kanla yapılıyor ve yazılıyor ve eylemle...

Bu hızda ve bilinmezlikte ve bu bilinmezcilikcilikle de birlikte işleri düşünür ve cümleleri hızlıca ve toparlak biçimde ne anlattığına bile emin olmadan yuvarlarsanız?
ve düşünsel, zihinsel, karşı, hızlıca refleksler sunarak kendinizi yönlendirirseniz ,bu gidişle bir şey öğrenemeyeceksiniz

Bir kere soru, sorun ve düşünceleri ham biçimde tartın
ve sorunun ve içeriğin üstüne bakın bir kere
Bir şeyin ne anlattığına..
Birisi bir şey anlatıyorsa o bir şey anlatıyordur ve bir biçimde anlaşılabilirdir

Yazma kurgulu insanın tuhaf bir alışkanlığı ve tuhaf bir biçimde uyguladığı bir yapı...

Düşüncelerin ucunu ve ne anlatıldığının da ucunu, hem daha derinden, hem daha sert ve hem de çok daha sıkı tutmayı ve anlamın tam üstüne şimşek gibi bakıp/çakıp anlamı boğup alıp ordan çıkartmayı ve kopartmayı da öğrenmelisiniz
Öğrenilmeyecek hiç bir şey yoktur
Bilinmeyecekte


İnsan anlaşmak refleksiyle yazardır-yazıyor. Kendini anlatma sıkıntısı ya da iletişme sıkıntısı bir bilgi sorunsalı değil öncelikle...

Bir olgunun, size aktarılan bir düşüncenin , yazılı bir nesinin ve yazar refleksinin , cümle yapısının ve anlatımın ne ifade ettiğini de , -anlamın- ne demek olduğunu da öğrenmekten ve anlamaktan korkmayın ve çekinmeyin

tek tek sırayla kelimeleri çözümleyebilirsiniz.-Yazan insandır. yazar insandır .arkasında insan düşüncesi var..
eğer kelimeleri özenle tek tek çözümleyip birini hala anlamıyorsanız muhtemelen ya boş konuşuyordur ya ne anlattığını bilmiyordur ve anlattığından emin değildir ya da eminim dans ediyordur ve yıldız ve bulut kovalıyordur

Yüzeysel okumalar ve bakışlar yapıyorsunuz

Anlamak isteğini ya da anlamakın kendini ve anlamın da kendini sınırlayan gerçek olgu, bunun bir şey anlatmadığı ve anlaşılmayacağı gibi düşüncelerdir

ve sınırlamalardır.

ben -okuyupta hala birşeyler anlamıyorum sınırlaması bir sınırlamadır, sınırlandırmadır. kendiniz sınırlamayın


bir kere kendiniz-i sınırlayan sizsiniz-öğrenme ve anlama güçlüğü çekmiyorsunuz,

bir şeylerin karmaşık görüldüğünün sanılması
bu bir yanılgılatma
karmaşık formasyonlar ,deformasyonlar
hepsi insan üretimi
karmaşık insan yok, karmaşık formasyon yok..
karmaşıklaştırma da insan iş ive ürünü. .gözde gösteriyor ya da yarınlara saklıyor, saklanıyor ya da kişiye çağı ve ortamı algılamıyor olabilir..
yapısal eşlemcilik ve yakınlaşmacılık gerekir bu durumda..
evren karmaşık, kısmen karmaşık ama bu şimdi bize göre

toplum ve diğerleri size fikirler ekti, zor fikirler ve insanlar anlaşılamaz gibi şeyler
Zor bilimler, bilgiler ve veriler vardır gibi şeyler. Bu araştırmacılık, öğrenmecilik ve bir şeyler yapmacılık ve bir şeyin ucundan tutmacılık mantığını da sınırlıyor..

Çok hızlı okuyorsunuz bir kere. Bu okuam ezber sınavı değil. Roman gibi hiç bir kavramı ve detayı atlamadan ve kaçırmadan okumalısınız. Duraklayın ve bir içine bakın-düşünün.. Düşüneminizi yeniden yapılandırın..

Çok hızlı sonuçlara atlıyorsunuz...Yazar refleksini kontrol ettiniz mi?

İnsanlar birşeylerden az az yaparlar ve ucunu tutarlar bir şeyin az da olsa. Gücü aklı ve direnci yettiğince. Kavga etmek ve çatışmacı satşmacılık hiçbir şeyin çözümü olmayacağı gibi sonucu değil. boş iştir..iki taraflı zaman ölümü, iş ölümü kaybı.. işve enerji yitimi....

karmaşık kompleks şeyler vardır ve bunlar-onlar neredeyse sonsuza kadar anlaşılmayacak şeylerdir ve anlaşılamazlar mantığı defetmesi

kovması

karmaşık hiç kimse yok -karmaşık bir şey de yok
insan insandır buluş icad etmeyin
evrende anlaşılamaz ve bilinemez, sırayla ve işle çözümlenemez ve kavranamaz bir şey -olgu- yok-
Olgunun içindeyiz zaten..

serbest araştırmayı ve düşünmeyi tıkamayın, böyle engel ve buluş icatlarla bir kere
anlayamayacağınız hiç bir şey yok

Sosyal ya da varlıksal farketmez; herhangi olgu çözülebiilr-incelenebilir

Olgular ne derinlikte olursa olsun ve ne komplekslik ve ne karmaşıklıkta olursa olsun uygun düzen sıralama ve yöntemle ve birlikte tartışmayla, işbirliğiyle çözümlenebilir-özümlenebilir...

Kavrayış denenle düşünülürse herkes bir şekilde kendi ölçütünde bir duruma bir kavrama üretir, barındırır.

Bilgi yapıları ve bilişsellik çarpıtılıyor. en çokta kavramlarla
sıraya koyarak düşünüp anlamayacağınız hiç bir şey yok- olamaz

serbest düşünmenin mantığını tıkamayın-kendinize anlamazlık ve istese de bilemezlik gibi hurafe yapılar eklemlemeyin
en büyük engel budur
bu düşüncelerin ve ve anlamazlık algılayışın kendisiyle çalışılmalı ve çatışılmalı bir önce bunla karşılaşılmalıdır
ve bunlar yıkılmalıdır önce öğrenmek için...
aklınızın alamayacağı hiç bir şey yoktur
aklınızın alamayacağı büyüklükte ve karmaşıklıkta hiç bir şey yoktur. kendinize gelin ve öğrenin
bu düşünceler öğrenmenin en büyük yıkımcısı ve engelcisidir.

Birilerinin anlaşılıp anladığı , bazılarının kavrayabildiği ve sizin henüz bunları anlamadığınız gibi bir düşünce çarpıtmasına kanmayın çünkü eşlik eden refleks dur orda yapma dır...sınırlanmışsınız...
Kendinizi öğrenmekten alıkoymayın...

Kavrayış kavrayıştır ve kelimesel düzende nasıl yapılanıyor olursa olsun herkeste bir kavrayış var. İfade ve anlamsal kavramsal yapılandırma farkları ,iletişim ve anlaşma denilenin sorunları var. Asıl düşünce de değil sorun .
Kimlikte de..
İfade engelleri ,iletişim soru-n ları ve kavramsal karışıklık-lar var. Toplum ya da gerçeklik berbat bir örüntü ve uzaklaşştırma protokolü ve protkolleri kurmuş ,sosya layrıştırmalra tabi tutulmuşsunuz ve anlaşamıyoruz sadece. Kavramsal yapılar sadece bizi bölüp takıştırıyor..

Nerden nereli olduğumu sormaktan ve düşünmekten beni okuyamayan adam var
Uzaydan geliyoruz arkadaşım
bu dünyada doğduk...senin olduğu nyerde insan olmaya hazırım. istediğin nerenin insanıysa ,nerenin insanı olmaksa ben oralı olmaya hazır ve açıkım,

Bilgi sorunu bu kadar büyük bir şey değil. Bilgi sisi ve karanlığı ve örtüsü var sadece-kavram sisi yaratılmış ..en basit olgular karmaşıklaştırılıp herşey bilinmezcilikle harmanlanıp birbirinin içine sokulmuş. Karşıt uçlar ve karmaşalar yaratılmış. Toplum ya da gerçeklik ve saçma düzen kendini ayakta tutmak için bunca karmaşayı oluşturuyor sadece

Ve tüm bunlar ayıklanarak sıraya ve hizaya getirilebilir..
kavranamayacak ve bilinmeyecek hiç bir şey yoktur

İnsan bildiğini bilerek ve kendi bildiğinden şaşmayarak ilerlelemli.
Onlar biliyormuş ve aslında geçerli ve gerçek bilgi buymuş ve bu bilgi değerliymiş düşünü ile insan kendi bilme -olam ve kavrama durumunu bozmamalı ve aşmamalıdır
Kendini bununla ,hizaya sokmamalı ve anlamadığnı anlamayarak anlasın
-anlamlamadığı bir yapıyı sahte özümlmeye ve bilmeden anlamadan ,bilişmeye ve özümsemeye de girişmemeli
ve buna girişerek algılayış yapısını da kendini de kırıp-kızıp kendini heba etmemelidir..

Kendi kavrayışsal düzenine ve özümlemesine herşeyi uydurabilir ve uygulayabilir insan
geniş bir formel olmazsa bu dar olur ancak uyar olur

bilginin ne olduğu sorunu ve tıkanması
bu doğru mu değil mi?
ölç biç tart ve karar ver .düşüncelerin ,serbest düşüncelerin sana ne söylüyor. toplum değil ama,
sevmediysen
sen zaten zincirlisin
özgürlük istiyorsun ama benim istediğim gibi olsun ,benim isteyeceğim yerden olsun diyorsun bunu

Bilgi ile yapılacak asıl ve ilk çalışma bilmenin ve öğrenmenin önünde ki engel ve tıkanmaların defidir..

Bilginin önündeki kalıpların ve öğrenmenin önündeki engellerin aşılması ve kaldırılmasıdır

Bilgi ile değil bilmenin önündeki engel...

Bilmenin önünde engelleri olanlar ve çarpıtılmış yapıları içselleştirmiş olanlar genelde yanlış kavramsallaştırma ve bozuk bilgi-biliş üretiyor

Bilmenin önüne ,bilişin önüne resmi engeller eklemlemeyin

Bilgi zorlanarak ve kendini zorlayarak öğrenilmiyor ve edinilmiyor..,Siz bir toplumsunuz. Organizassyon.. Her biri aynı olan bireyler. Bunun kucaklaşması ve işlevselleşmesi organizasyonu iyileştirir bilgiyi çoğaltır ve doğurur.
Kişisel bilgi sorunları toplum üzerinden dağıtılarak ve dağılarak ve toplumsal dağınım üzerinden ancak ancak aşılabilir...
vermeye gönülülük ve eklemleşmek mantıkları
bende kalsıncılar ve bende kalsıncılık tek sadece bende bizde olsunculuk refleksleri tıkaması var
Kendini açmama var-yüzlşememe var
Bilgi edinilmiyor-biliş oluş evrensel. zihni temizlemek gerekiyor sadece ve açmak
zihnin önündeki engeller .kötü yemek ve beslenme den başlayrak yanlış blgi protoklleri zehirlenmesine kadar uzar gider

Resmi biliş protokollerinden sıyrılın ve atın onları-defedin.,,
Kolayca kendiniz olun ve kendiniz gibi davranın. bu kolay

Resmi -kabul gören ,sözde sahte yapmacık biliş ve oluş ve yapış protokollerinden, sıyrılın. Gerisi kolayca olur ve gelir..
Kimse size bir şey söylemeli değil ve istemeyeceğiniz bir şeyi yapmayın sadece ve istemeyeceğiniz bir şeyin olmasına olabildiğine izin de vermeyin...

Bu çıtkırıldımlığı ve sahte-özde saygıyı bırakabilirdiniz.,

Resmi biliş ve oluş protokollerinden , söylemcilik ,başkasının yerine de yapmacılık ve onun yerine düşünmecilik, bilmediğini bildirmecilik ve oldurmacılık vb. resmi biliş oluş protoklleirnden sıyrılın. Gerisi kolayca olur ve gelir..

Resmi biliş ve oluş, yapış ve algı protokllerinden ve kanılarından

Hepsini ve herşeyi unutun ve içedin ve yokedin. Çöpe atıp yakın onları

Dışarda kavga da, açlıkta, kaosta ve yıkımda ve kavganın kucağında ne işinize yarayacaktıysa, ney insana değer veriyorduysa, ney bir çocuğun elindne tutuyorduysa onu öğrenin ve yapın sadece.,

bilgiyi tıkınmıyorsunuz. bilgi biliş evrensel. oluş evrensel...


Bilmek için algının önündeki zaten yaratılmış ve dayatılmış engelleri kaldırın yeter. Size dayatılan bir şeyi öyle değil böyle yapma ve öyle değil böyle bilme ve yapma protokolleri...
Onu değil bunu bilme ya da bildirme protokolleri,

yanlış bilgi-biliş ,bilim, bilgilenderme protokollerinden arının yeter.
Zihninizin ve doğal olarak kendini ve olan biteni algılamanızın önüne yıllarcadır toplum tarafından dayatılan protokoller ve öyle yapman gerektiği izlenimleri
yapılıp çatılmış engeller ve protokoller ,biliş protokolleri ve bildirmeleri var sadece
kurulmuş yapılar var sadece..
Bunlar atıldığın da hiç bilgi ve bilgilendirmeye gerek te kalmayacaktır.

Fazladan;
Hiç bir şeyi bilmek, bildirmek ve olmak zorunda değilsiniz . Her şey doğal bir biçimde aksın...ve olsun. Ve olabildiğine, doğal-kolay zorlanmamış ve size doğal gelen görünen zorlanmadan, itkisiz doğal hissedilen yapışlar
ve fazladan hiç bir şeyi ve durumu bilmek olmak kurtarmak yüklenmek zorunda değildiniz...
bu içinizden geliyorsa, doğal oluyor ve geliyorsa yapın bunu..ittirmeyin-öğrenmek içinde ittirmeyin ve zorlamayın ve zorlanmayın. o doğal kendinden olur....

Biri size neyi nasıl yapacağınızı söyleyemez...

Bilmek için öğrenmek için hiç bir ön yordama ve protokole ihtiyaç yoktur. Haddinden fazla yapmak saplantısı
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Nisan.2018, 13:24   #2
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Marksistan Büyükelçisi der ki; daha da düzelteyim mi? Kırk kez girdim ve çıktım o yazının içine bu yeter mi?

Yukarıda iki ses durum ve kişi yalpalaması açıkça gözlemleniyor
Hatta kişilerin sesleri ve böldükleri yerler bile

yazar kendini tanımladı. Duygusal tuzaklara gelmeden ve düşmeden ortaklaşa anonim yazım vermek ve sürdürmek çabasında olan bireysel gelişmeciliği yeğ tutan istençli bir oluşturumcu vb.olarak şimdilik kendini tanıtladı ve tanıttı

Buraya gelmek ve burada bulunmak bağlamı ve hedefleri karşı söyleşme ve başka konuların açılmasına uzanıyor, uzanıyor mu ikilemi ile

Bu özgirişim postumda oldukça açıklanmış olan yaşam çalkalanmamın ve kendi bilgi takışmamın ve yine de kişisel hezeyanlarında karışıp bulaştığı bir bilgi ve yaşam kazanma, yaşamını geri kazanma ve isteyeceği raya ve biçime sokma savaşı ve çabasının da sonucu. bunu da itiraf ediyor

Karmaşık yapılanmış ve toplumca sevilmeyen onanmayan bilgi kaynakları ve yordamları ya da yapılaşmaları ile, gizem, metakült denilenlerin edimleri ile ya da okült bağlamın verdiği veriş ve sunduğu yapılaşmalar ile karşılaştığı ,hızlı kolay bilgicik ile tükendiği ve kendini tükettiği ve bilgisel metafizik ve
metapsişik görülen adlar ve yollarla yolunun kesiştiği ve bunları yüksekten atıp satıp tuttuğu ,evrensel bilişsel veri verişçilik ve düzlemle bireysel kıyasa girdiği ,kendi sapmaları olduğu ve olacağını hala tam kabullenemediği kendinde olmayanı sattığı ile ilgili geçmiş hafıza kodları çözümlemeleri örtüleri ve örüntüleri var

bunu bana kim yazdırıyorla ilgili de sorunum var onu da söyleyin

Yazar yüzleşmek ve barışmak istencini ve uyumunu kendi dengesinde sorgulamaya devam ediyor

Yazar bilgi ile bağlamını sonsuzlaştırmak, uyumlamak ,ve düzeltmek ikileminde çıkmazında ya da bunun uyumunda sürünüyor ve gel-gitler yaşıyor

Yazar tüm karmaşasını yaklaşık, çok yaklaşık olarak, açıklamış hissediyor..
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Nisan.2018, 14:25   #3
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Başyazım en az üç belki de dört forum ortamına birden sunulacaktır ve hala da genişliyor ve düzenleştirmeler ve eklemeler de sürüyor
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.Nisan.2018, 15:46   #4
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart Nerden Geldik Sorunsalı Cevaplaması Yapılandırması

...
Alıntı:
Doruklara sevdalandım
ışığa doymak için
...

Ben buradayım ve buraya da buradan geldim Yapılandırması


Bu playdes sorunsalı cevaplaması alımtılamsalıdır

Başka bir konuşma-yazışma alanında bir Akıllı Tasarım Başlığı kurmuş üyenin daha ilk sorunu olan
Nerden Geldik Sorunsalına Serbest Yanıtlar Üretmek üzerine!


Alıntı:

bir yerden gelinmesi mi gerekiyor.

insanın köken algısında ilk bakacağı yer fetustur-ana karnı - rahmi ve cenindir. Sonra ordan gelmediğini ya da aslında ordan gelse de daha fazlası olacağını anlayınca; "ilk insan-insanlar nasıl varoldu-vardı" sorusuna yönelir ve anne babasından, prototip -1 olan Adem ve Havva yanıtını alır.. Adem ve Havvadan gelmekte kesmezse ve içi boş laf gelirse, anne babasından nereden geldiğine ilişkin alacağı son cevap ise "seni ve bizi tanrı yaptı oğlum otur aşağı çok fazla soru sorma"dır.

Tebrikler üç soruyla kendinizi ,evreni ve varlıkı keşfettiniz ve bildiniz
ve oturun aşşağı bu size yetiyorsa...

Bu size yetiyorsa bununla gerçekten idare edin
çünkü ben bu öyküyü ,gerçekten dürüstçe birazda araştıracağım ve soruşturacağım

Diğer durumda ise siz sizi tanrının ve birşeylerin-koşulların yaptığını ve size sunulanları bilerek diğer herşeyi biliyor olursunuz ve tanrıdan kocaman bir yanıta ihtiyacınız da yok ve tanrıyı bilip bildirerek siz herşeyi biliyor oluyorsunuz ve tüm yanıtlara da sahipsiniz zaten .
Anne babanız size en iyisini ve en güzel yanıtları vermedi mi? vermişler ya onları kullanın..

Çocuklara ne söylenebileceği hakkında ben çok düşündüm ve aşağıda muhtemelen toplumun gibi açıklama yapmayacağım.

Biz nereden geldik sorusu.

Tüm bu şeyler nereden geldi. Evren varlık nereden geldi sorusuyla ilişkilidir
Bu bir yerden geldiği ve geleceği ve taşıma belirtti
varlığı oradan oraya taşıma
nerden sorusu varlık içinde taşınma ve taşındığın yeri ya da ilk yerinin neresi olduğunu belirtiyor

Bunu bilmek öğrenmek sana yetiyor mu?
Bilimsel bir mantıkta birleşmiş tüm atomlarını takip edebilirdin ve doğumdan ölüme bedenini barındırdığı tüm varlık parçaları ve atomların evrendeki ilk yer ve durumlarını ara? Bunu bulabildin mi? Bu köken soruna yanıt veriyor mu?
nerden geldiğini yanıtlıyor mu?

nerden geldik sorusuyla birlikte ben varlığının özgeçmişini arıyorsunuz. evrenin tüm atomlarının belki onda izini bulabilirdik...

benim bildiğim anne babamdan oluştuğum ama onun bununda varlıkta olduğu oluştuğu
ve burada oluştuğum gerçeği şimdilik... ve incelemeye devam edeceğim, kendi sorumu da ben


ben kimim
ben derken bedenimi mi imliyorum ve sorguluyorum ya da ben derken boşluğa hapsedimiş yapıştırılmış ve ilişkilendirilmiş ve ben nesnesi ve öznesinden mi sözediyorum

tamam bana o benden bahsedin_
o ben nerededir.

-
varlık olduğu yerde duruyor ve varlık ordan oraya gitmiyor
varlık yeri nedir
yer nedir?

biz sorusunda ki "nere!" ve "biz"

nere, sadece varlığın bir yerini belirtiyor ve mekansal-uzamsal bir nokta ve yer işaretliyor
bir yerde oluşturulma, oluşturulmuş ve varedilmiş olma kipine ve varedilme kipine bağ ve im içeriyor
bir yerden gelmek bir şey anlatmayacak! nereden taşındığınızın ve taşınıp geldiğinizin önemi yok! zaman içindeki bir yolculuktan, uzun bir yolculuktan, sözediyor olacaktınız!

ilk varedilen sizin maddesi ve varlık yeri sorunsalına dönüş?

ilk varedilen sizin maddesi ve ilk madde, ilk ben ve ilk varlık, ilk varlık yeri sorunsalına geri dönüş?

ilk varedilen sizin (yani muhtemelen aslınız ve ilkiniz ve size temel olan O asıl sendir, ve buradaki sonra zamanı seni olan (onun/aslının zaman uzanımı olan siz ve sen) bu durumda gerçek olmayansınız ve gerçek olan o asıl ve gerçek siz ve sen'e yani aslınıza ve kökeninize sadece zamanla bağlısınız demektedir..

ve siz kökene inmek ve geriye gitmek sizi ve bu sorunları da çözümleyecek ve sizi bu dertlerden kurtaracak kurumsal sorunsalındasınız...

oysa maddenizi, varlık maddenizi imleyerek ve onun zaman mekandaki varediliş yerini bilerek onu çekip bölüp uzatarak bir yere koyamayacaksınız siz

ilk oluşturulduğunuz yerdeki sizi oluşturan maddeler bütününe bakın
beden değilse beni arayın o oluşturuldu mu?
sizi boşluk materyalinde mi yaptı? ne materyali kullandı ve kim ve ne o?
ondan başka-ları var mı?
o nasıl vardı? neredeydi?

bu varlık sizi içermiyor mu? tüm herşeyle birlikte içine katmıyor mu? varlık dışında mı taşındınız ve üretildiniz? kaderiniz herşeyle bir ve aynı benzer değil mi?

tüm diğerleri ve tüm herşeyle birlikte var değil misiniz?
taş ve çöple ayı varıkdaş ve kaderdaş mı değilsiniz? ney sizi farklı kılan ve özel seçkin ya da araştırılması ve bilinmesi gereken kılan ney

varlık karnında ve kucağında tüm herşeyle özdeş varolmak neyinize yetmiyor ve başka bir asıl ve kök ve köken arıyorsunuz?

ve varlığın neresine bir kök ve ya da kökenleyici dikebilirsiniz? varlık içrek varlık nokta

neden kendinizi tüm varlığa ve varolana örtüşmüyor ve nitelemiyorsunuz da (ve -tüm- varlığınızı kucaklayarak ve) gizli ve özel -özne/ben- aramaktan ve bölmekten vazgeç miyorsunuz?

nerden için!!!

ilk oluşturulduğunuz yeri bulmak, bilmek sizi ve sorununuzu çözüyor mu?
varlık sorununuzu çözüyor mu? ve size cevap veriyor mu? bu yeterli mi?
evrende uzam da oluşturulduğunuz yerin koordinatlarını mı bilmek istiyorsunuz bu soruyu sorarken
tam istediğiniz ve belirttiğiniz nedir sizin

uzam zaman dönüp hareket etmekte ve deveran halinde
oluşturulduğunuz yer sorusu neyi cevaplayacak ve bildirecek ama yine de düşünün o halde...
ve yerler evrenin her yerindedir-uzam ve zaman karışmıştır
ki yer zaman kavramı da aslında bölünemez -mekan/mekanı işaretleyen gözlemcidir..
hem bunu bilerek ne yapacaktınız

biz sorusunda ki "nere!" ve "biz"
biz de insan varlığına bir gönderme
insan varlığı olan için biz..
siz sadece insan varlığı mısınız?
niye kendnizi insan diye böldünüz ve tanıttınız ve dış doğadan tüm herşeyden ayrı tutup özellediniz?
sadece insan varlığına bizlik ve aidiyetli mi duyuyorsunuz?
taş, insan varlığıyla aynı atomlarda yapılmış, ,aynı düzlemde değil midir? o halde önce bir evrende taşın nerden nereye nasıl gelip gittiğini inceleyin ve izleyin o halde. biraz buna çalışın ve düşünün

biz insan varlığını işaretliyor
nere bir koordinat işaretliyor şimdi


tüm insan varlıklarının tüm atomlarının ve tümvaroluşsal maddelerinin kökenlerinin izini sürmeliyiz birlikte size ve sorununuza yardımcı olabilmek için
ama ben bulabileceğimizi sanmıyorum
ve ben ve biz diye ortaya konulan bu değilse ki sanırım değil onu nerde bulacağımızı belki de siz göstermeli ve tarif etmeliydiniz

Sizin kökeniniz , nereden geldiğiniz değildir.bundan sonra kökeninizi oluşturan , tersine nereye gittiğinizdir. - Nietzsche Cover

zamanın gerisi olması sorunsalı eğiktir ve büğrüdür ..
zaman gerisine kendinizi yapılayamazsınız
varlığınız ve ben diye bulacağınız ve çözeceğiniz öznel ve tekillerle uğraşmayın siz ve sen, o ve onlar değilsiniz
siz sadece herşey -herbirşey- herden olabilirsiniz

herden kendinizi bölemezdiniz ve çıkaramazdınız

her ile kökenlenin...
ve önüne özne ittirmeyin
ya da herkesşey ya da herşeykes ten olma ben burada şimdi varım....

nereden ve biz sorusunun yanıtını şimdi
herkesşey ve herşeykimse de buldunuz mu?
bu yeterli mi? bu özgün bağımsız yanıt aramak çabanızı destekleyen gerçek bir yanıt mı değil mi ve
yine siz kendiniz özgün bağımsız yanıtlarınızı kendiniz aramayı sürdürmek istiyor musunuz?
yani biz burdan size hazır mı doğuralım_?

kimşey ve şeykim varlıkın kökenleridir ama heryanındadır-dağılmıştır..

herkimşey ve herşeykim varlıkın heryanındadır, nokta...
insan direkt herkimşey ve herşeykimden eşeylidir

insan herkimşey ve herşeykimden ortak yapılmadır.

benin kökeni herdir.. bunda etimolojik bir yanılsama var mı?


--
ben burdayım
ve ben buraya burdan geldim

ve ben nereye gidersem bura oradıdır/orasıdır ve buray
ı nereye gidersem gideyim yanımda götürürüm ve taşırım..
ben buradan başka bir yere gidemem ve buradan başka yerden buraya gelemem

benim geldiğimde gittiğimde yerin adı da buradır

buradan başka hiçbir yerde olmadım ve buradan başka hiçbir yerden gelmedim.

nerden geldik!
burdan geldik!

buradan buraya seyahetlerle ve buradan buraya seyahatlerden ve burada olmaktan öğreniyor olacağız...

ölümde buradadır ve ölüm öncesi ve sonrası da buradadır ve buradır ve burada olur bütün işler

buradan hiç kımıldamadık ve biryere gidip gelmedik-bura hep buraydı ve buradaydı.. burada olduğumuz gerçeğini hiç bir zaman ve yerde değiştirmedik ve çarpıtmadık ve çarpıtmayacağız ve değiştirmeyeceğiz!

--


--
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.Mayıs.2018, 15:39   #5
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Konu burayla bağ içerir....

--

Biraz Yunus Araştırdım (Yunus emre) ..Sonra tesadüf Suavi ile karşılaştım .Biraz da onu okudum, dinledim, araştırdım, ve kendimi bunları yazarken söyleşirken, yazmaya tutuşurken buluştum…oluştum..giriştim…

Ontolojik Git-Geller/Dalgalar-Dalgalaşmalar

----Ontolojik Girişmeler /Ontolojik Gerigeller ,Girişimsel Girişimsilik- Yenigelcilik –YeniOlculuk ve DiriOlculuk, Dinçgencilik yolunda


Ontolojiyi neden önemsiyorsunuz?
(Siyaset ve insansal içsel bugünsel sorular ve sorunlar (bugün ve şimdinin soru-n-ları) daha beri çekilmeli değil mi gibi bir dost sitemine/sorusuna cevaplama)

Ontoloji varolmak demektir. Ontoloji, varlığını kuşanmak, keşfetmek demektir. Ontoloji bilgileşmek, bilgileşikleşmek ve –bilgileşmesel dağılışmak –genişlemek- demektir olmalıdır… Derdini önemsemek ve birlikteleşmek

Varolma Bilimi-Bilişi .Bunu Türkçe, Öztürkçe daha çekici bir hale getirmeliyiz. Doğru Türkçeleştirmeliyiz. Varlıksal İlgi. Kendi yaşamının duyumsanması ontolojidir… Onkoloji gibi bir kanser bilimi ya da anlaşılmazlık bilimsizliği değil.

Felsefe ve bilme, bilgi sevgisi gelişmeli. Bunu önemsiyoruz ve Bunu söylüyoruz. Felsefe bilme ve olma sevgisidir. Felsefe taşmalıdır…Felsefe adı da yaşama sevincinin izinde gibi bir şeye/yere yapılanmalıdır…. Sevinç bilimidir…

Ontoloji yaşamanın bilimidir daha iyi yaşamanın bilimidir –ve yaşamı-yaşamayı onamanın onun sevincinin de bilimidir- bilmesidir. bilimi olmalıdır.. Ontolojik hiçler değiliz. Bunu görgülsel –düşünsel- ifadelerle ,duygusal yakınlaşımalarla her şeyle deneyerek ileteceğiz-iletişeceğiz. Bu iletmenliğe soyunduk/soyuştuk birlikte…..

Ontoloji bizden ve varlıktan taşmalıdır. Bizlerden -aşmalıdır
Varlık adlandırmalarında sorun yaşıyoruz çünkü Tanrı diye, bir engel var ,engelimiz var ,kurumsalımız var. Kurumsal sorunumuz var. Kurumsal hiçliğimiz var. Bunun gibi şeyler ve sorunlar var.. sorunlarımız var sadece…
Bunu aşamıyoruz çoğu zaman. Bireysel olarak aşsakta birbirimize ulaşamıyoruz

Biz bu engeli birlikte aşmalıyız. Biz şimdi bu engeli kendi bilincimizde, bilişimizde ve oluşumuzda net olarak aştık-taştık. Şimdi dostlara koşmalıyız… Orda –onda- özgürlük kapana kıstırılıyor.. Özgürlüğü bildirmeliyiz ve belirtmeyliz. Bunu altını imlemeliyiz-çizmeliyiz… Bunu dostlara sözetmeliyiz. Bunu söylüyoruz. Bunu dostlar duymalı ve dostların yüreği kanamalı-sancımalı sızlamalıdır. Yola çıkmalılar. Erteleyemezler .. Bu yangına çağrıya gelmeliler-kulak vermeliler. Bana baksan ben bin tanrıdan daha yangınlı-oluşkan (oluşlu sevginç sevgenç ve bilimliyim ve olumluyum) ve bedelim bilinmeye anlanmaya
Ve bedelim bilinmeye

Ve ben özgürüm ,zihinsel özgürlüğümü görüşümü onu yargılamadan ona iletmeliyim o özgürleşmeli. Ki beni yaksa da …Ama beni yakarsa o özgürleşemez. Yanmaktan bundan korkarım..
Adım taşırmaya gelmedim-sen taşırmaya, sen bendini taşırmaya yürekliyim… ,sana çavkırmaya-deyişmeye-deyişimlenmeye de yürekliyim
Sözler biriktirip oluşturmaktan, t-aşırmaktan başka kurumsallığımız da kurnazlığımız da yok. Sizgencilik, sözgenciliklilik

Bu neyi ifade eder?
Bakın bu yazımı düzenleyip aşağıdaki ve içteki kimi ifadeleri silebilir düzenleyebilir ve öyle de verebilirim… Bazı bildirimleri ordan silebillirim. bu kolay…bu sadece kolay…..

Yazgınım.. bedenimi koruyabildiğim sürece söz taşacağım, taşıracağız...
Dost benin anlamaya gelsin/kuşansın.. varlıklardan aştım taştım ve kendimden- genç-dinç bilinç ,bilim ve bilmelerle doldum taştım.. olmalarla doldum taştım…. Dolu taşı yerlerimde olduğum yerlerde-burdayım…
Gözlerim şıp şıp damlıyor ve bunlar kendinden oluyor. Yazımlar içine yazımlar giriyorum
Bu ağlayışlar yalancı mı, yasal mı, diye sormuyorum-oluyorum şimdi burda…
Bilimsel varlık adlandırmaları berbat. Bizi bir arada tutmuyor. Bilim diye yeğ tutulan, ona da bir vurulmalı çavkıyla

İnsanlara Tanrı olmadığını ne gösterebilir?
bilmek
Bunu bilmiyorum ve deniyorum
Sevgi, bizbize olduğumuz, olacağımız
Bunu deneyeceğim

Tanrı olmayacaksa bunun yerine ne kurulmalı?
sevgisellik bilmiyorum
İrade özgünlüğü, özerkliği. doğal irade. Bunu bilmiyoruz. Çözümlemeler sarpasarıyor ancak şimdi ve burayı biliyoruz…

Bu kadar savaş kan ve acı içinde nasıl bilim yapacağız? Ya da nasıl bir sevgi bilimi-bilişi duyuracağız?
Bunu bilmiyorum deniyorum ve oluyorum..

İnsanlar bizden bir şey isteyecekler. Kanıt, tutanak, Tanıt, gösterge-bildirme vb. -kanıt savaşı tutanağı irade zaferi isteyecekler ve uyanış-yansıma isteyeceklerdir?
Sevginin tutanağı olur mu? Kaydı varsa?
Öldürülmekten ,acınmaktan -yaralanmaktan da korkmuyorum çekinmiyorum acı ve ateşimi duyurursam. Günü gelmeden gitmekten korkuyorum…

Gerçek bir ontolojiyi nereye kurabiliriz.?

Bunu sorguluyorum. Bunu yapmalıyız onlara Tanrı olmayacağını iletmeliyiz-arşınlamalıyız
Ontolojik berraklık ve biliş-duruş

Tanrı olmamasının tabanını kurumsalını ve kurumsal bildirimini sözetmesini arıyorum ve dostlardan yardım bekliyorum. Karşı Tanrı Özgür Varlık Bildirgesi. Özgür Varoluşlar Bildirgesi

Yanıtlar birbirini kovalıyor ve içiçe geçiyor
İkilemler zihnime doluşuyor-onları sıraya sokmalıyım sadece. Ne kadar yaşayacağımı bilmiyorum. Ben demek genellemeleri bizi sıkıyor…
Zihnim çavkın bir çığırdama.

Eğer ölmeyeceğimi –zarar görmeyeceğimi bilsem, varlığıma tehdit olmayacağını-oluşmayacağını bilsem neler üretirdim. Ne buluşlar üretirdim ve ne oluşlar. Bizi sınırlayan bu pervaneler…
Bendimi az daha çatlatır, sözlerimi daha sertleştire tutuştururdum sadece… Ortalığı birbirine katardım.. Canıma özgürlüğüme ve yaşantıma kasıt, tehdit ve ikilem çekmek ve bunun çekişimini istemiyordum. Beni asıl sınırlayan….yasal olan şeylerin canına okumalıydık..

Mistifize edilmiş anlayışların canına okuduk. Biz de bunlardan bulamayacaksınız…
Özgür bir yaşama gününe inanıyoruz…Mutlu bir birlikteliğe ve oluşa kaynaşıma mutlaka inanıyoruz….
Siyasi şeyler ve siyasi figürler yazmak işime gelmiyor. Toplumun sorunları var evet-soruşları ama

Varlık hakkında ne düşünüyorsun?
Bilmiyorum-keşfediyorum. ben de bunu keşfediyordum şimdi. Ben burada yeniyim…
Bununla ilgili geniş ve esnek zamanlar ve varoluşlarda zamanlarda geniş ve esnek yanıtlar ve varoluşlar türeteceğim….yaşayacağım ve yaparak göstereceğim….

Ne yapmalıyız?
Olmalıyız-bilmiyorum olmalıyız.
Titreyip çakmalıyım-şavkıdamalıyız, biliş olmalıyım,oluş kalmalıyım/olmalıyım…
Ben varlığımı daha kuramadım-daha devinip çavkıyıp çalkalanıp olup duruyorum ve bu ikilemseller –dengesizlik-olumsuzluk- söz rüzgarları içinden geçe olurken
Müzik olmalıyım ,ezgi olmalıyım ve esin olmalıyım
Esine ve nesine dönüşmeliyim… olduğum yerde şarkıya, çakmaya bilime ve sanata, güneşe dönüşmeliyim yanmalıyım tutuşmalıyım

Bu, özgür sözetmecilik/bağırcılık kurarken çok yolum olduğunu ve olacağını da biliyorum. Ama ben bu yolu hayat imkan verirse arşınlayacağım. Buradaki küçük ve çelimsiz varlığıma bakmayın ,bağrım doludur. Arkamda söz öbekleri var… arkamda söz pervaneleri uçuşuyor ve söz ve enginleri devrinde, zihnim çavkışıyor-doluşuyor ve sözetmecilik tutuşmaları yakılıyor ve engin vicdanları söyleşiyor .Söz sözetmeciliği enginleri yakışları arkamda zihnimi dolaşıyor, çavkırdıyor ve dolup taşıyor. Ve bunları olup yaşayıp tutup seçip tutuyorum.. -Yöneltmeye ve yardıma-yordama dosta ,sözgene-sözgenciye ihtiyaç dolu-taşıyız. Yardıma ihtiyacımız var …Zihnim çamkırdamaktadır… İmkan ve endişe dahilin de dil kurgusunu ve anlam kurgusunu yıktık aştım. Bunu gösterebilirim. Varlık birleştiriciliği ve özgeciliği kurumsalım. Taştım…. Varlığıma sığmıyorum-ben deyişime sığmıyorum….taşkınım –bendimden/kendimden. Taşkınsallık üretiyorum…

İnsanları birbirine çekinleştirip yakan..İnsanları yakınlaştırıp çekmezem tüm sözetmelerim boşa davullar ve başarısız olacaktır
Zihnim kaynıyor, atıyor, tutuyor-oluyorum şimdi… -bilişle doluşla taşışla
Ben bir deneyim-Bilimsel bilişimsel-verişimsel deneyi . Deney olmayı kendim seçtim… Kendimi aşmaya ve taşmaya ve söz üretmeye karar verdim sadece
Sesgin-sesginselliik taşımı, taşımcağım, içimceğiyim
Bizler varoluşlarız-tanrıya ihtiyacımız yok-Bunun altını dolduracağız ve bunun altını doldurabilene kadar çırpınacağız –insan olarak
-

Devrim?
devrim benden başlar
Devrim düşünce de başlar. çatırdama –olurdama…
Akar
Ve varoluşur
Devrilerek üreyenler, devrilerek oluşanlar ve olacaklar
Devrilmesinler bir yere
Çevresellik olacağız…çevirisellik olacağız. Ve ve çevirimsellik
Çevrim!
Devirmeyelim, evirelim ve çevirelim
Çevrimsellik
Bakışımsallık olacağız…

-
Sözler birbirini kovalıyor.oluşturup çatırdıyor oluşturamıyorum
Sakin bir akım ve sözdeme sürmüyor sadece
Araya girici giriyor. Çok girici… Girişçi girişçi ve bir daha girişçi…,
Ben şavkımış bir patlamayım…
,
Mistifize edilmiş anlayışların canına okuduk. Biz de bunlardan bulamayacaksınız…
Göğsümdeki parmalamalarla, parlaşmalarla yazışıyorum/yazıyorum. İsterseniz siz bizi/beni mistifize edilmiş tuzaklara götürmeye ve mistifize bir kimliğe çekmeye çalışın ve isterseniz biz sizi/seni materyalize edilmiş ve materyalistike edilmiş tuzaklara-kimliklere..
Bilgi boğuşmasına, yüzleşmeye şimdi girmek isteyen var mı ?bilgi söyleşmesine. Beni gerçekten sınamak, anamak isteyen var mı? Kendini de sınarken ve yapılandırırken
Mistifize ediş ya da mistifize adlandırış, mistifize kimliksel tuzaklar yargıları kuracak olacaklara.. tuzaklarımız var..olacak…
En iyi sözetmeyi arıyoruz-enözgenç

-

Ontoloji bir hiçlik bilimi değildir
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.Mayıs.2018, 16:15   #6
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart Yılkı'n-ın Eskisel Diyonizmi Kırgılı/Kırması

Yılkı'nın/Diyojensel Sessizliği-ni Bozması Üzerine

Çeşitli face gruplarından susmalar ve suskunluklar
ve yazılmamışlar

-Diyojen konuşturulmazsa ya da açık konuşturulmaz-sa en az-ından bunları susar ve susturulur anlamında..
Bu dil mirasidir. Diyojen suskuncalığı ve suskunculuğu kaybı... Eğer internet özgürlüğü -kısmen olmasa/sağlanmasa yazamıyorduk. Hala tereddütlerle yazıyoruz...
Yahu özgürce yazmak istiyoruz! çok özgürce!! dip-dil doğuracağız bunu yaparsak biliyoruz
Sadece özgürce yazmak istiyoruz. Herhangi tehditsiz ve can korkusuz-sıkıntısız ve ververişsiz de .. bu kadar...

Yazmaktan çekince duymayacağımız güne selam olsun! barış olsun! barış kalsın! umarım!

--

-Giyojenik/Diyojenik/Homojenik (Diyonsosif) (Ters Devirmeler) (Geri Cevaplar- Geri Bildirimler-Geri Vermeler) (Geri Düşünce Kalıpları) Düşünce -ve cevap- Kalıpları

Diyon Hoca ve Diyon Nasreddin ,The ne diyon lanlar'la bir arada...

Soran
Ruhun cinsiyeti var mı? Yok mu? Varsa neden var? yoksa niye yok?!

Nasreddin Diyojen=Giyojen
Ruh, bilinç bilme ya da biliş olarak soyutup soyutlanan. ki varlığı soyarsak zaten geri bir şey kalmaz. Gerçekliği açarsak ve soyarsak sanırım gerçeksizlik diye bir şey kalacaktır...
bu kavramlar hep akıl kaybı-zaman kaybı...ruh içkin ...
eğer bu monist merkezlenmiyorsa-bilişlenmiyorsa ve ruh/tin/t-öz denilen tek merkeze sentezlenmiyorsa ve madde denilenle dual/dualist bir iletişime ve ikileme sokulmuyorsa? o iyidir...o felsefe biraz idare eder...

Ruh olarak varlıktan soyulan ya da süzülen demlenen özütsü?
varlık var- biliş var-kopmaz bir biliş....ruha mı ihtiyacınız var? istenciniz? ruh mu istiyorsunuz.?..ruh bilmenin matriksleridir. matriksel dağılımıdır.. evrene şeylerin/çiçeklerin dağılması ve şekiller oluşturması (çiçekler oluşturması ve açması) gibi bilişin kalıplaşıp şekiller alması-olmasıdır..

(sonra nesneye dağışımı/dağılımı, geçigenliği ve buluşum/kavuşum birlikteliği vb. diyebilirdik bunu özüteyemedik bakın/sentez tam değil eksik.. bilinç ve nesne ilişkisine ilişkin soru vermeyeceğiz çünkü cevap yok. iki uç ama iki aynı şey)

ve yani çiçeklerin cinsiyeti olduğu kadar... ve ağaçların... hermafrodit çiçekler tanıyoruz...

----------------------------------

Soran
Sizce "Tanrı" neden?'üreyen ,bütün canlıları neden sadece iki cins olarak yaratmıştır¿...

Giyojen
Tanrı yaratmamıştır o halde soru terstir ama tanrı yaratmışsaya da soruyu geri ters evirirsek düzü şudur..
gereklilik ,ihtiyaç, belirleme, sınama gibi şeyler. kendinin sınanması ve yaratıcılığının sınanması.yaratmanın zorunlu edim olması. tanrının yaratmak zorundalığı... Tanrının nedenlerine gitmeliyiz.Tanrının yaratma nedenine. Yaratma genel nedenine ve nedenlerine...

tanrı yoksa soru boş-bomboş....

ne yani üçlü mü deneyelim ya da dörtlü? bu tanrı üç türlü ya da dört türdeşli yaratmaya da başlamalı anlamına geliyor...yani bir çocuğu yapmak için dört kişi ve dört şey birleşmek zorunda kalacaktık...ya da kaç taneyse o kadar

---------------------------------------------

Soran
19:71. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.

Giyojen
vardık vardık. daha da varalım mı? cehaletin öneminden ve cehlin neminden, küfünden isyandır cehennemsizlik....

-----------------------------

Soran
Allah; İslam peygamberi Muhammed'in duruma göre konuşturduğu hayali arkadaşıdır.

Giyojen
allah olmayan bir canlının/olmayanın isimlendirmesi ya da olan bir canlının/olanın yanlış isimlendirmesi ya da tanrısal olmayan bir varın tanrı gölgesi giyinmesi ve ismi alması sorunsalı, (yani olan bir varsalın kendini tanrı sandırması-sanması yada sanılması) yanılsamı

islam peygamberi adı alan muhammed insan kişisinin sandığı ad olan allah isimlendirmesi hayali bir kurgul sangı değilse de bir şeylerin eminim ve çok fazla yanlış anlaşılmasıdır...

-------------------------------------------------

Soran
Bana öyle bir bilgi söyleyin ki "işte hakikat budur " diyebileyim .

Giyojen
öyle bir bilgi söylemek çok subjektif. öyle bir merak ve soru-n sorun ki bir bilgi /cevap söyleyebileyim ve elimden geleni yapayım ve bir cevap üretebileyim/sentezleyebileyim...

------------------------------------------------------------

Soran
Tanri canlıları yarattıysa, neden birbirlerini yemesini istiyor.

Giyojen
Tanrı canlıları yarattıysa birbirlerini yemelerini istiyor yargısı ve önermesi?

-subjektif- se;

tanrı canlıları yarattıysa -a
tanrı canlıları yaratmadıysa -b.. sonuç boştur ,bomboştur. olumsuzdur..cevap döndürür-soru ters .cevap tanrı istemiyor olurdu...

tanrı istiyor... tanrının isteme eylemi..tanrının istenci. istediği için...
tanrının isteme edimini yüklenmesi ve istenme ediminin çözümlenmesine/çözümüne bağlıdır..

TANRININ İSTENÇSEL ÇÖZÜMLENMESİ -HİPİNOZA yazmalı yani....
burda 300 sayfadan sonra bir şey de anlaşılamayacak

ki yargının doğruluğu da geçerliliği, neliği de ne olduğu ve ifade ettiği de ayrıca tartışılmalı...

---------------------------------------------

Soran
Aklı ve mantığı ön planda tutan bireyler iman eder.Zaten tümü arafta kalmış bana soruyorlar hangisine 4 bin tanrı var zeusamı inancam rayamı.İşte dedim ya kardeşim Akıl.

Giyojen
aklı ve mantığı ön planda tutmayan (arka planda tutan) gardını şimdilik indirmiş iman etmeyenler var çocuklar dikkatli olun... siz siz olun bunu unutmayın.... aklı ve mantığı öne arkaya çekmeyip olduğu yerde bırakan ve tutan imangirişikler... Gençler bu konularda öğrenmek istiyorsanız boş sözleri ve safsataları bırakın emi! Bırakın öğretmeyi de öğrenin! Ne biliyosun. Kaç sene yaşadım ben ne çektim Tanrı Tanrı araştırdım kafa yedim düşündüm ne oldu? Benim çektiğimi mi çekmek istiyon sonunda ..Sen bilirsin... Akılla mantığın bir de cinsliğin sağlı-sollu -ortalı kroşesini yemeyin bizden şimdi. Düzgünce getir tanrı tanıtlarını ve tanrı belgilerini düşünceni inancını, getir aç bize ... tartışalım söyleşelim bizbize- Yabancı yok...

----------------------------------------------

Soran
Geçmişte kibire kapılıp rabblerini inkar eden kavimlere bir bakın onlardan bir eser gorebiliyormusinuz.......?
(Titaniğin batışı ve Afrikayı sömüren Avrupanın batışı lanetlenmesi resmi-fotosu)

Giyojen
Geçmişte değil de bugünde Rab olmayanı inkar edenlere ne olacak acaba? Tanrı olmadığına inanmayan inançsızlara ne oluyor?

İnsanlar bir şeyi birlikte yaparak elbirliği ve düşüncebirliğiyle, birlikteleşmeye, ayrışmamayla batırabilirdi... Yani burdan yazmak tan daha fazla eylem olarak ve bir şeylerin karşısında durarak...Tanrı diye gökteki hamilerin, göksel efendilerin yardımı olmaksızın ve gökten gökteki bir şeyin bir şeyleri yapmasını bekleme-k yerine birbirine tutunarak ve yaparak değiştirebilirler...

--------------------------------------------------------

Soran
boşlukta tek başınınza tanrı olsanız ne yapardınız?gibi bir soru-n da..

Giyojen
düşünürdüm bunu..oracıkta

--------------------------------------------------------------

Soran
Arkadaşlar hepinize cumalar ALLAHIN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN......

Giyojen
peki cumanız/cumalarınız (mecmuanız) kutlu olsun ve bizim varolmadığını düşündüğümüz allah varlığının rahmeti sizlerle-bizlerle olsun... ya da varolan olarak tanrısallık nitelemediğini ve tanrısallık gövdesini giymediğini (ya da yeterince edimsel giymediğini) düşündüğümüz göksel uygarsalın aklı başına gelsin ve bereket ve rahmet imleyen insana bir umarım kulak versin ve kendini yeniden nitelesin o halde...

----------------------------------------------------------------

Soran
yeryüzünde ne yazıldıysa insan yazdı! kitab-ı kitap insan yazımıdır, düsturudur benzeri resimli yorumsal'a
ve peygamberin şehvetine el/dil uzatanlar-a ayar veren teiste eşyorum


Giyojen
Tanrının ontolojik hiçlemesi ve değillemesi için bir, o bu kitabı ve o bu peygamberi insanı kişisi hedef alınmalı değil diyoruz işte bu yüzden biz de...

Kuran kurmayan ve o bu kitabı zemininden bu işi çekip çıkarıp ontolojik bir zemine indirebilirsek işte o zaman tarihin tüm masalları belki uyuma ve sağlığa kavuşabilirlerdi... Tanrı ontolojik ya da bilişsel olarak hiçlenebiliyor.. Kişilerin direkt bilmelerindeki tanrıyı ve tutumu ve düşüncelerini ve dşüncelerinde ki yanlış inançların karşısına doğruları belki sözederek onları yer değiştirerek bunu yapabiliriz diyorum bilmiyorum.
Yani ben kişinin şehvetine o denilen tarihsel olgulara masallara takılmayanlardan biriyim.. Ama tanrı bir masalsı yine de...

Yani tarihten tanrıyı, insan peygamber adı alan birini sözederek ve ona saldırarak yüklenerek felan hiç edemem ve kazıyamam.. ben bunu biliyorum merak etmeyin, bana güvenin. Tarihten tanrıyı böyle kazıyamayacağımızı ben en azından biliyorum... İşte bu yüzden size başka yollar üzerinden (,ontolojik bilgisel/varlıksal deliller -işaretler ve işaretmelerle ve sözetmelerle) yardım etmek ve bilgi vermek,ve size tanrı dan kurtulmak ve tanrı düşüncesinden arınmak için başka yoldan yardım etmek ve sizinle insani-insanca-bilgisel söyleşsel iletişim kurmak istiyoruz.....

----------------------------------------------------------

Soran
Herkesin iman mukabilinde bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlar ile müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek davası başına açılmış. Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyyunluk taunuyla çoklar o davasını kaybediyor.
Asa-yı Musa - 21 R.N.K.


Giyojen
iman vesikam sağlam .Sizi dinden döndürecek kadar sağlam. Sizi dinsizliğe ,imansızlığa ve bilişe/bilgiye çekecek kadar sağlam kuşanmış ve sağlam vesikam... dinsizliğe ve imansızlığa olan inam vesikam ve dinsizliği imansızlığı giyinmiş aklıma-bilişime güvencim ve dinsizliğe inansızlığa/imansızlığa imanım çok sağlam .vesikayı da buralardan toplayıp alıyorum geliyorum şimdi yetişeceğiz...

İman inanç güvenç mi?
Benim tanrısız göğe ve başsız varlık ve göğe olan (bilim/bilgi//bilişimim) imanım, güvencinde (dinine-tanrısına) imanı kani olan, öylesi ve böylesi benim gibi tanrı inanlı bulun getirin bana... Tanrısız ve başsız varlık bilişine olan kanım/kanim ötesinde bir iman gücü gövdesi ve bilişi, kanısı kudreti taşıyan bilen inançlı dost getirin tartışalım-söyleşelim... dostça dostça.. dostça ama- dostlukla .öğrenmek için. birbirimizden birlikte öğrenmek için... eski inanlıyım... eski çok inanlıyım... eski çok kuvvetli inanlı... Benim şimdi ki ters inancım ve kanım kuvvetinde bir güçte inanç iman ifade eden var mı? Gelsin. toplaşın, toplayın, gelsinler delilleşelim-karşılaşalım. Endişeleriniz bir kenara bırakın ..En bilgelerinizi getirin. En üstünüz ve en bileninizi çağrışın, yordama gelsin..
ikrar tutuşalım...

hiç aklındakini kırmadan ve dökmeden ve hiç bir en ufak kötü karamsar yafta sana vurmadan tanrının ne olmadığını sana gösterebilirim... çatışmadan, çarpmadan ve yıkmadan ve hiç aklını ,aklındaki kırmadan ve incitmeden seni dinden döndürebilecek güçte ve olumdayız..biliş ve bilgiyle yavaşçacık sorularla ve konuşmalarla akarak ve bilerek -bilişerek gideceğiz... bunu yapabilecek dindeyim.. bu bilgide ve bilişteyim korkmayın -dostlukla sadelikle... Hiç bir hakaret ve karşı incitme olmayacak. hiç bir seyriklik ve kaçış yok..senden çok seni ve aklını düşüncelerini ben/biz koruyacağız ve saracağız. yenileri uydukça eskileri çıkarmanı sağlayacağız merak etme...Aklın ve bilişin doğadan, havadan sıcağı emer ve hisseder gibi kani ve açık dürüst bir bilişle tanrısızlığı tam ve berrak emecektir-erecektir hiç şüphe yok sonuçta-sonucumuz da ..ve bunu geliştirecek, görecektir ve bilecek hiç korkma.bize bu oldu-ysa sana da olacaktır .biliş oluş taşkını devrinde seyrişiyoruz.. ölmeden önce ne yaparsak artık-yapabilirsek...

Buradaki hiç bir yazımcıya hiç bir eski söylemciye ve onların söylediklerine de benzemiyoruz ve benzemeyeceğiz biz..takışıklık sizin işinizdir-se.. Tanrın kalması olanaksız bizle görüşürsen ve arkadaşlık edersen.. Söyleceklerimiz de bambaşka bir başkalıkta ve yenilikte olacaktır ama unutma yüzleşmelisin bununla sonuçta hazırsan gel buluşalım ve söyleşelim şimdi... senden çok seni koruyacağız söz üstüne söz ..senden çok ve önce seni koruyacağız, biliştireceğiz söz

hiç ve en ufak bir biçimde bile şüphe kırıntısı kalmayacaktır-dürüst bir biçimde birbirimize açılır-açıklarsak herşeyi...ve dinleşir söyleşirsek...dürüstçe...

---------------------------------------------------

Soran
Gerçekten
İslam Barış ve Hoşgörü dini mi .. ???


Giyojen
tabanımda yatan post ya da toprak .binlerce yıl boğuştuğum meşakkat. bana öğreten islam cehli şimdi yıktığımdır..

------------------------------------------------------------

Soran
"Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'id ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu mutî' raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme."
Sözler - 52 R.N.K...BASİR:Hadsiz nihayetsiz bir surette bütün yarattıklarını gören ALLAHTIR.demektir....


Giyojen
--korku ile embede travmatize olmuş bir varlığın anlatımları gibi duruyor kim bu? tanıyor muyuz? ona yardım edelim mi_?

---------------------------------------------------------------

Soran
Ortalama 60-70 yıl yaşayıp da sonunda hesap vermeyeceğin öldükten sonra yok olup gideceğini düşündüğün bir sistemde seni iyilik ve kötülük yapmaya yada yapmamaya iten sebepler nelerdir???

Giyojen
balıkların hesabı kuşlardan sorulur ancak yokolup gitmek kavramını tanımanız, tanımlanamız açmanız ve yeniden (kurmanız yapmanız) yapılandırmanız gerekiyor. Varoluş böyle yapıyor çünkü,, herşeyi kurup bozup yeniden yapıp hiç bir şeyi yoketmiyor,, kendi olanı kendine ve birbirine dönüştürüp duruyor...

neyin yokolduğunu bana anlatır mısınız? siz neydiniz vardınız ve varoldunuz ki yokolacaktınız? siz şimdi bugün mü varoldunuz? siz bir araya getiren tüm bu parçacıklar ve atomlar varoluştan derlendiğinde ve bir araya gelip bu anne babanızın çocuk istenci ve seçimi olarak bize yansıdığında mı oluştunuz ve varoldunuz ?sadece?
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Mayıs.2018, 16:11   #7
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart 13.05.2018 Facebook Kayıtları

bir sabah uyandınız ve ülkede neyin değişmesini isterdiniz?

benin-ülkenin, evrenin-senin, herşeyin.. nasıl cevaplanır ki bu!

ülkede ülkenin
ülkenin yerinin
içindeki kişinin/kişilerin -(oluşların ve işlerin genel)
dışındaki onu saran gerçeğin
ülkenin evrendeki yerinin bile değişmesi
ölümün ve kalımın bile -birden- değişmesi
bu soru bana/bize yetmiyor -anladım..

-------------------------

Arkaik insanın günlük yaşamda karşılaştığı her türlü soruna çareydi tanrı. Bütün olan biteni açıklayabilen o güçlü kelime, insan tanrıyı yaratmıştı çünkü; bitmek bilmez sorulara bir çırpıda verilebilen tek cevaptı o.

Kozmolojik bir kimlik sorunsalı olarak tanrı?

ya da kozmogenetik bir kimlik/ben-kişi bunalımı olarak tanrı
oldukça kozmolojik bir bunalımdır...

---------------------------------

Kitleler asla gerçeğin peşinde koşmamıştır. Yanılsamalar isterler ve yanılsamasız yapamazlar. Gerçek olmayanı gerçeklerin üstünde tutarlar; gerçeklerden çok gerçek olmayanın etkisinde kalırlar. Bu ikisi arasında ayrım yapmama eğilimi oldukça yüksektir."
Sigmund FREUD


Gerçek denilen de saf bir hale soyulursa, en son gerçeksizlik ya da meta-gerçek ya da gerçeğin ta kendisi denilen bir durum ifade etmelidir. Gerçeğin ta kendisi ise sanırım yaşanamazdı...
Gerçeksiz denilen uca yaklaşmadan yalpalanmak ve dalgalanmak gibi bir şey olmalı gerçeklik. bilmiyoruz..

----------------------------------------------

Şuanda rüya görmediğimizi nasıl bilebiliriz?

Y: şu anda rüya görmenizdene ne ifade ediyorsunuz.?.
gerçek ya da gerçeklik denilen rüya kavramıyla ele alındı diyelim bu bize ne ifade eder?

S:Eğer bu bir rüyaysa fiziksel gerçeklik algımız yanlış bir temele dayanıyor. Sonuça materyalizm güme gidiyor.

Y: yanlış.her ikisi de yanlış.bir şey güme gitmiyor. gerçeği ne sanıyoruz ki? gerçek demek ya da gerçeklik demek zaten.. realite.. bu kavramın en yakın kullanımlarına bakalım. dilsel anlamına bakalım. sanal gerçeklik örneğin. tv de bir gerçeklik var. sinemada da bir gerçeklik var. çoğumuz izlediğimiz filmin içine giriyoruz. gerçek/gerçeklik demek zaten bir algı algılama biçimini ifade ediyor...

--------------------------------------------

Lilith Efsanesi Nedir?

İnsanın ya da türlerin eşey oluşunda ve ikiye bölünüşünde bir türün ve tarafın baskınlığı ya da diğer tarafın çekiciliği ve cazibesi gibi denklemler fonksiyona eklenirse sanırım böyle şeyler oluyor. Mitolojiler ve karmaşalar oluyor,, olmalı... Kozmolojik ve kozmo-genetik tuhaf hikayeler bunlar .. En son ne olacak ki?

Lilith seni sevmiyorsa Lilith'e sahip olamazsın. Lilith evinin kadını olmaz. Tanrı bile olsan olmaz. Lilith harici bütün kadınlar seni sevse ve sana tapsa imrense Lilith yine de seni sevmez ve bunu umursamaz. Lilith harici bütün kadınlarla yatabilirsin ama Lilith le yatamazsın.. İşte Lilith mitosu budur...
İnsan kimliğinin düşkün feromonları ve cinsel karmaşası..

Adem ve Havva demek ye iç seviş demektir. Kozmolojiden uzak dur' demektir.denmektedir... Lilith'in kozmojik bir kimyası var arayışları var. Tanrılarla yatmak istiyor belki...Belki de göksel Tiranların çocukları Adem ve neslini sonra yok edebilir... Sanırım Lilithsen ya aşkı ararsın (kendince) ya da gökte ki en iyi dölü ve dölleyiciyi ararsın. bu ikisi Lilith. Yanılıyor da olabiliriz..Ademi'in onu kesmediği kesin. Ayaklarını yerden kesmediği de kesin...

----------------------------------

paylaşımların altına yapılan küfür ve hakaretleri okuyorum burda herkes aynı görüşte değil bilginlenmek isteyen herkeste sayfada bulunur

her yerde kavga var be! neye indirgenir. bilgisizliğe, diğer şeylere,bağlam eksikliğine...
toplumsal kaynaşmalar ve çatışkılar zorlukları
yalnız başlık buram buram trollük veryansını izleri ve geri tepkileri kokuyor gibi..ama bir de iki farklı grup ve yapının birbirine teması sürtüşmesi/sürtünmesi izleri de kokmuyor değil o halde..
küfürü ellerimizle eriteceğiz. küfür empati olanaksızlığına ve anlaşılmama çıkmazına karşı bir tepki mi?küfür nedir!

---------------------------

"Savaşların büyük çoğunluğu din adına çıkmıştır."
Bu konu ateistlerin ezici çoğunluğunun kabul ettiği bir mit.


din üzerinden pazarlanmıştır da denilebilir. bir çok farklı fraksiyonda söylenebilir.. sonuçta habil ve kabil gibi iki doğalın, iki insanın çıkar ilişkisi ve çıkar çatışmasına indirgenir. Kozmolojik bir çıkar çatışması yoksa? ya da varsa?

----------------------------------

Ne için yaşadığımızı bilen var mı?


Bir şey için yaşamak
kendi için varlık
varlık için varlık

için kelimesi zaten iç yapısıyla ve iç kökeniyle kuruluyor
içte olunduğu için.varlık içinde..
'ne' için derken kullanılan ne, nesne ve şeyinde kökenidir.
ne/şey/nesne/madde için varlık..

ne için yaşıyorum derken aynı zamanda madde için maddi gerçeklik için (ve içinde) yaşıyorum demekte olursunuz.
bunu bir tespite dönüştürebiliriz.

varlık var. ontolojik zorunlularız. ve yaşıyoruz kısaca..
yani bu anlamda yok olmadığımız için. var zorunlu ve var olduğu için...

----------------------------------------

S:Zor olan, o "yok eden" ve "yok olan" tarafı da iyi etmeye uğraşır dururuz,

Y:yokoluşlar da zorunludur sanırım varoluşlar gibi..hareket/devim varsa oluşlar olacak.. oluşlar ve işler denilen sanırım hareket devinim ve süreğenliği ifade edecektir. olmak ise sadece olmaktır. öylece olmaktır.gerisi devimdir. Yokolmak sadece devimdir-harekettir... Hareketi yokedemeyeceğiz..
oluşlar var sadece oluşlar. iyi edecek bir şey yok. bir şeyi iyi etmeye gerek yok..

S:çünkü "var olmak"ve "var etmek" üzerine kurmuşuzdur dengeleri.

İyi edecek birşey var. O bir şeyi yok edecek birşey de var. O bir şey orada canlı ve hareketli, o birşey şimdi ve burada...

Y: canlı ve hareketli olan bizatihi can ve hareket denenin de bir parçası olmalı ve hatta kendi olmalıdır. kötü olan nedir?
devimdeki olumsuzlular olumlamaları üretiyor (yani doğal çatışkılar var) sadece. bunu böyle görmeliyiz. böyle görmezsek? ilerde zorlanırız.. ve çatışkı deneni iyi edemeyiz. öyle ya da böyle olmak çatışkıları sürecektir...
var etmekte belki bir yanılsama...

---------------------------------------------------------------------

S: Panteizm (spinozanın Tanrı fikri)
Tanrısızlık görüşüne örnek midir ?
Yada hallacı mansurun enel hak öğretisi ?


Y: O genel bir anlamda sunuldu ancak bireysel tanrı kamu tanrı ayrımımız var. Ve kamu tanrı Tanrı olsa da olur olmasa da olur bir tanrıdır.. kişi, kimlik ve özne-öznel değildir. Kamu Tanrı anlayışında tüm varlıkTanrının görünümleridir-olumlarıdır. Oysa Rab-Efendi kimliği ve Yahudilik ve Müslümanlığın tanrısı oldukça bireysel ,kişisel bir tanrı .Eğer Uzakdoğu da felsefe tartışsak ve Brahman Tanrı olarak getirilseydi ve sunulsaydı bunu tartışmazdık

yani ya bu ayrımı iyi koyacağız ve tek tek tartışacağız ya da genel olarak Spinozayı bu anlamda tabi ki Tanrısızlığa da yakın tutacağız...

Yazınızda bir düzen var ama bu Tanrı olmadan da mümkün demişsiniz, spinoza bunu mümkün görmediği için Tanrı fikridnen kopamamıştır.

Y: Bence durum öyle değil ama öyle görmek isterseniz size kalmış.uzun bir tartışma konusu. Biz de üç-beş yıl Panteist -kamutanrıcı argümanlarda dolaştık... Çünkü evrende düzen var diyoruz değil mi ?ben dedim mesela... Ve yukarıda yazılan nedeniyle yani burada bir tanrı kabulü var denmesi ve kişisel tanrının bu işe bulaştırılması ve benzetilmesi de nedeniyle ve bu bireysel tanrı ayrımının anlaşılmaması da nedeniyle ateist imine mecburen daha yakın dolaşıyoruz...kavram saptırılıyor ve at izi it izine karıştırılıyor

varlık hakkındaki öngörülerimi ya da gerçek fikirlerimi ya da tanrı olmayan tanrı fikirlerimi ya da daha düşsel varlıksal temaslarımı açmam mümkün gözükmüyor... tanrı olmayan bir tanrı bizim kavramamız da var... -üstbenlik ya da gelecek psişesi gibi bu diyelim -bizim parçamız yine ..ama bizdeki bu ayrımı şimdilik sunmayacağız...ve açmayacağız.ve spinoza da benzeri ve yakını..
ama monik-monist anlayışlar yani varlığı merkezleyen ve gücü tekelleyen tanrının ya da bu tip tanrı anlayışlarının reddi daha önemli bir aşama ve öncelik çünkü
bunlar arasında dağlar kadar fark var.
yan ikisine de tanrı diyoruz ama biri bir köy diğeri gökkuşağı gibi..

Bizde tanrı demediğimiz tanrı şöyle...

bir çocuğun dört yaş hafızasıyla seksen yaş hazıfası aynı değil.. kimliği de öyle.. anılar bir bütün.. çok soruşturduk biz inanın...

tıpkı varlıkta böyle .bunu varlığa giydirelim ve uyarlayalım.....trilyon kere tirilyon yıl ötede evrimimiz var belki ve gensel bağımız var. sonra trilyon kere tirilyonu çaplarla büyütelim.. satranç tahtası ve buğday hikayesi gibi... ..belki tanrı olmuş genetiğimiz var uzakta ve gelecekte ..belki bizimle iletişim kurabilecek kadar ve belki saygıdan ve doğal oluşa müdahalesizlikten bize karışmayacak kadar bilinçli torunlarımız var... belki evren yaratabilecek kadar da ileri gitmiş ve büyümüş gelişmiş tanrı olmuş torunlarımız vardır.. Belki torunlarıma ve torunlarımın torunlarına inanıyorumdur ve belki tanrılarımın atasıyımdır....belki de zamanı böyle görmüyorum. zamanın önü yok yönü yok. ileri geri değil- salınım zaman. mekan gibi ..mekan gibi genişlik zaman..

S: Peki, merak ediyorum.
lütfen cevaplayın,
Tanrı evreni kapsıyor ve içkin ise (kamutanrıcı/panteizm)
Evren öncesi Tanrı yok muydu ?


Y: Evren öncesi diye bir durum yok ya da yapay olmalı. Evren öncesinde evrenler varolmalı.. Zaman böyle ele alınmamalı belki de... Bu (sunulan link) yazıda bunu işlemiştim..

S: Ölüm, yazdığınız teoriye bir engel değil midir ?
zira 80 yaşına kadar gelişen beyin ölümü ile gelişim tekrar başa dönmüş oluyor.


Ölüm diye bir şey yok-doğumda. Bunlar hareketin ve şekil değiştirmelerin nazariyatı.. Gözlem gerçektir mi demeliyim. Nasıl iş zamana gelince o yok diyoruz. Ya da mekan görece mekansızlık var diyoruz...Ben olmakta bir görece ve en görecesi odur. Belki de en olmayanı mı demeliyiz.. Özne kavramının içeriklendirilmesi derinine çözümlenmeli...

ben kavramının içeriklendirmesini reddediyoruz ve zamanı da ters yüz edince ölüm doğum gibi ikilemler gerçekten kalmıyor ..

ve ben bir teori yazmadım ..bunları da ne ilk söyleyen kişiyim ne de son olacağım..

biz de birsürü genetik karma popülasyon tanımı var..evrensel kozmoloji ve (mitoslar benzeri üst ve başka evrensel türler/ırklar) kozmogenetik karmaşımlar ve karmaşımlayıcılar tanımlaması -tanımlamaları var. Bunlar Gnostik Demiurgos/Demiurge'ler gibi...Ve belki bu gnostik demiurgeler karşısına da konulabilecek harmanlayıcı tanrılar ve İsanın baba tanrısı gibi (hiç bir halta da karışmayan) şeylerde var ama açmakta girmekte istemiyoruz şimdilik... Bunlar içinde insanın tanrı sandıkları var ve olabilir .Biz, ateist denilen kitle ile ya da bilimciler denilenler ile teistler kadar ve belki fazla çatışırız derdimizi de anlatamayız... bunlar uzar da gider. Evren genetik bir popülasyon...tek ırk değililz-tek türde...

S:yoklugu yokluk olarak düşünme yokluguda varlık olarakta düşün.yada yokluktan varlıga geçiş varlıktanda yokluga geçiş…Bunu örneklemek için en kolay yol zamandır ..zaman yoktur gerçekte ,,ama saati kurunca zaman var olur saati durdurdugunda zaman geri yok olur..senin kurdugun pırogram var eder neyi yoklugu ama madesel olarak yoktur ruhsal olarak program olarak vardır.

Y:bunu düşünürsek sanırım zaten arada tanrı kalmıyor... Yokluk denilen bir karanlık alan, madde ve işlenebilir cevher ya da tanrının işlediği ham şey gibi sunulur dinlerde.. Yokluğu harekete indirgersek tanrı kalmayacaktır...
zaman olmayınca da tanrı kalmıyor..

------------------------------------------------

Sunulan Varız yazıtları için Soru cevap

S: Sonsuz evren gerek bunun için

Y: Daha çok oluş ya da varlık denileni sonsuz (başlangışsız öncesiz ve sonrasız ya da bu kavramlarla sınırlanamayan) olarak içeriklendiriyoruz ancak bir evren yoksa diğer bir evren mutlaka vardır diyoruz. Oluşsuz oluş olmaz. evren gerçeklik evi..oluşsal rahimler.

S: Bunu neye dayandiriyordunuz


Y: düşünme ya da kavrama diyebilirdik. öyle çıkarımsama diyebilirdik. inceleme ve araştırmalar toplamı diyebilirdik. yaşam sentezlerimiz, kendi sentezlerimiz diyebilirdik.başka türlüsü aklımıza yatmıyor diyebilirdik. biz öyle düşünüyoruz da diyebilirdik....

S: Evet sadece benim için demeyelimde çoğu kişinin tatmin olacagını sanmıyorum Peki bunu nasıl Tanrının mutlak bir şekilde var olmadığına bağlıyorsunuz yaratılmadığını nerden çıkarıyorsunuz diyelim ki bir yemek var bu yemek ısıtılıyor pişiliyor kaynatılıyor vs uzun aşamalardan geçiyor ve yemek oluyor işte yemek var olması için şunlar gerek böyle yapılması gerek denilse ve biri çıkıp eğer bu yemek böyle uzun aşamalar sonucu meydana gelmiş demmeki bir aşcı yoktur dese ne kadar saçma olur onun gibide adamın biri diyorki evren bir anda var olmadı Paraler evren vardı sonra evrim oldu ve sen oldun demekki bir Tanrı yok demekle aynı mantıkda değil midir


Y: bir kere ben başkalarını tatmin etmek için yazmıyorum. kişinin kendi problemi. Toplumsal birlik ve toplumsal olgusallık var. toplumsal varlıklarız. bunun biçtiği pay ve (toplumsal/sosyal) sorumluluk (denen) ve (bizi ilişkiye ve iletişime zorunlu kılan) sosyalleşme/toplumsallaşma denilen bizi bunları bir ölçüde yazmaya da zorunlu kılıyor. Kimseyi ikna edemem ama kendi ikna olmuşluğumu sunabilirdim....

eğer (açık-özgür) doğadaysanız yemeğin yiyeni ve yemek var..yemek pişiricisi yok

Tanrı varlığını olumlamıyoruz ve bir tanrı ortaya koymuyoruz ..bakın bunu da sunalım...

aşamalarla oluşmanın kökü aşamasız bir aşama mıdır? indirgemeler nereye indirgenir ve çözümlenir? alt taban hep vardır? nedir? oluşsuzluk mu?olmama mı? hiç bir şeyin olmaması mı?
herşeyin zaten -var- olmasının olmasal taban olduğu/alındığı bir düzlemde karışıklık nerde şimdi?.çatışkısız bir varlık tabanı işte...

ki herşeyin şimdi şu an birlikte/beraber -var- olması olmasal realite değil midir?
reliteyi geçmişe oraya buraya götürmeyelim ve yerinden kımıldatmayalım yetiyor.
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Mayıs.2018, 21:24   #8
 
Sergüzeşt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sergüzeşt
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17.Mayıs.2018
Üye No: 55426
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Bir tanrı varlığı algısı saçma.

Bu eski dönem insanlığın tanrı algısı.

Bunu aşma aşamasındayız.

Yaratılmış bir evrenin kendiliğinden var olduğunu düşnmek de saçma.

Belli ki kendiliğinden var olamayacak kadar muazzam bir evren bu.

Demek ki yaratılmış.

Ama bir tanrı tarafından değil, hepimizin ait olduğu o bütünlük tarafından yaratılmış.

Hepimiz tanrıyız.
Sergüzeşt isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Mayıs.2018, 23:06   #9
 
Mazino - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mazino
Üyeliği durduruldu
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2018
Üye No: 55378
Mesajlar: 435
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 214
209 Mesajına 348 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Sergüzeşt Nickli Üyeden Alıntı

Ama bir tanrı tarafından değil, hepimizin ait olduğu o bütünlük tarafından yaratılmış.

Hepimiz tanrıyız.
Hepimizin ait olduğu bütünlük nedir? Açıklayabilir misin?
Mazino isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Mayıs.2018, 23:42   #10
 
Sergüzeşt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sergüzeşt
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17.Mayıs.2018
Üye No: 55426
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Mazino Nickli Üyeden Alıntı
Hepimizin ait olduğu bütünlük nedir? Açıklayabilir misin?
Kendime de açıklamaya, anlamaya çalıştığım bir konu bu. Anlayabildiğim kadarıyla şöyle:

Fizik evren sürekli değişim, yok oluş, var oluş içinde. Ama geçici olmayan bir başka alem daha var ve bizler de o geçici olmayan alemin varlıklarıyız.

Bunu şundan dolayı söylüyorum, bu dünyaya gelmememiz gibi bir ihtimal söz konusu değildi. Bizim bu dünyaya gelişimiz basit bir tesadüfün sonucu olamaz.

O halde geçici bedenlerimizin ötesinde kalıcı bir varlığımız daha var ve biz asıl olarak oyuz.

Avatar filmindeki gibi, bu dünyaya defalarca gelip, farklı hayatlarla ilişkileniyor ve bir şeyler öğreniyoruz.

Bu evren ve bu alem bir iluzyon.

Asıl gerçeklik bunun ötesinde.

Hepimiz bir bütünün içindeyiz. O bütünlüğe aidiz. O bütünlük ise yaratıcı ruh veya düşünce. Bunu tam olarak anlamamız şimdilik pek mümkün görünmüyor. Çünki bu fizik evrenin iluzyonlarının çok fazla etkisi altındayız.
Sergüzeşt isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.Mayıs.2018, 09:43   #11
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Sergüzeşt Nickli Üyeden Alıntı
Bir tanrı varlığı algısı saçma.

Bu eski dönem insanlığın tanrı algısı.

Bunu aşma aşamasındayız.

Yaratılmış bir evrenin kendiliğinden var olduğunu düşnmek de saçma.

Belli ki kendiliğinden var olamayacak kadar muazzam bir evren bu.

Demek ki yaratılmış.

Ama bir tanrı tarafından değil, hepimizin ait olduğu o bütünlük tarafından yaratılmış.

Hepimiz tanrıyız.
bunlar, siyah ve kalın olanlar facebook üzerinde (üye olunan kimi değişik gruplarda) benim/bizim yanıtladığım/ız sorulardır
siyah olmayanlar benim/bizim cevaplarım/ızdır...
bi de öyle okuyunuz

ve bazı konularda yakınlaşıyoruz ama bazı boşluklar da var.
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.Mayıs.2018, 09:45   #12
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart 17.05.2018 Facebook Güncesi

(Arkadaşlar Merhabalar.
Kalınaştırılmış alanlar facebook üzerinde çeşitli gruplarda, çeşitli kişilerin sorularıdır. Diğerleri bizim cevaplarımızdır..)
----

"hiçvarolmamış olma diye bir antidiyar yok. hiçbirşeyin hiç varolmamış olduğu......"

"hiçbirşeyin/birşeylerin hiçvarolmadığı, varolmanın (varlıkın/varoluşun) -hiç- varolmadığı antizamanlarda yoktur."
"varlıkın varlıktan (varoluştan da) yoksun olduğu/olacağı zamanlar yoktur..yerler yoktur. böyle bir durum hiç olmadı..."

"bulunmama ("hiç bulunmama" ya da hiçbirşeyin/birşeylerin hiç bulunmaması) denilen bir metadiyar yok..."

"İnsan kendini diğer insanlardan/şeylerden parçalamaya devam ettiği sürece dinlerin ve şunların-bunların parçalaması adı altında çeşitli görüntüler ve biçimlerde parçalılıklar ve parçalanmalar yaşamaya devam edecektir...."


--------------------------------------------------
SORU:
Eger hic bir din olmasaydi dunyada.Herkes kardes olarak dogdugu gibi ölunceye kadarda kardes olarak kalirdi.Butun dinler insanlari bölusturup insanlari bir birlerine dusman ederek öldurtuyor.Dinlerin insanlara zerre kadar faydasini biliyorsaniz bana yaziniz.ben hic bir dini tutmuyorum.Cunku dinlerin hepsi en tehlikeli hastaliktan fazla insan ölduruyor.insanlar dunyadaki en kutsal varliktir.hic bir neden gösterilerek insanlar öldurulemez.yasasin dunyadaki butun insanlarin kardesligi diyorum.

CEVAP: (yılkınsal)
insan öldürülmese de ölüyor ve dinler olmasa da ölüyor. bu arada din savunmuyorum...ölüm realite olduğu sürece ölümün değişik çatışkıları ve görünümleri de olacaktır... ölüm travmatik ve kaossu adlandırıldıkça bu görünümler daha sert eminim ki olacaktır... insan parçalılıklar gördüğü ve ürettiği sürece eminim bu parçılılıklar olacaktır/görünecektir...

İnsan kendini diğer insanlardan parçalamaya devam ettiği sürece dinlerin ve şunların-bunların parçalaması adı altında çeşitli görüntüler ve biçimlerde parçalılıklar deneyimleyecektir....

---------------------------------
SORU:
Evrenin kendini yoktan var etmesi semavi dinlere inanan insanlara saçma gelmektedir.Bu kadar büyük ölçekli bir evren nasıl kendi kendine bir hiçlikten meydana gelmiş olabilir ? Bu yüzden dinler, büyük patlamaya sebep olan gücün Tanrı olduğuna inanırlar.

CEVAP: (yılkınsal)
evrenin kendini yoktan varetmesi diye bir cümle felsefi/düşünsel/mantıksal olarak nasıl ortaya koyulabilir. Varlıkta her şey birbirinden/varlıktan oluşur dönüşür. O halde evren, evren olan başka evrenlerden olmuştur-gelişmiştir ya da değişmiştir. bu düşünceleri nasıl ortaya koyuyorsunuz?. Evrensizlik (ve hiç evrenlerin olmadığı bir durum) evrene ön-taban değildir ve olamaz kısaca ve özetle.. ki bu/bunlar teizm (mono-teizm) denileni de besleyenin ta kendisidir..

Varlığın sürekli varolabilmek için bir başlangıç noktasına ihtiyacı yok. işte tüm mesele de burdaya. asıl teizmi besleyen bu... teizmi besleyen ve yapılandıran da bu anlayış görmüyor musunuz? varlık tabansızdır...olma tabansızdır. olma olmama cinsinden tabansızdır ve tabandan yoksundur..

bulunmama denilen bir metadiyar yok...

-----------------------------------------------------


Mülkiyet neden benim değil sorusunu akıldan çıkarmak huzurlu toplumun olmazsa olmazıdır.tanrı herkesi eşit koşullarda yaratmamıştır.tarih felsefesi,tanrının temsiliyetine yönelik kesintisiz süreçleri anlatır.mülkiyet kaçınılmazdır.

mülkiyet parçalarımı tanrılara atıyorum arada. belki kendilerine yeni bir ben ve adam gibi adam yaparlar...
hocam ben mülkiyeti ya da mülikiyet beni/mülkteki ben, bu mülkteki bu ben denilen parçalanmadan hiç bir mülkiyet parçalanamaz
ya da tersi
ben mülkiyeti ya da mülikiyet beni/mülkteki ben, bu mülkteki bu ben denilen birleştirilmeden hiç bir mülkiyet toparlanamaz...

-----------------------------------------------

Alışkanlıklar bağımlılıklar beynin plastisitesini bozuyor, diyor nöroloji. Bilimsel olarak saptamışlar; zekayı işlek tutmak için alışkanlıkları sık sık bozmak gerektiğini söylüyor, bu yönde egzersizler öneriyorlar demansa karşı. Oysa, vasat alışkanlıklarına körce sarılır ve yeni bir şey denememek üzere inat eder. Ne dersiniz, aptallaşmamak, vasatlaşmamak için hiç bir şeyi alışkanlık, sabit fikir, bağımlılık haline getirmemek mi gerekli?

insanın nörolojik iyileşmesi için karbonhidrat yemeyi bırakması ya da oldukça azaltması iyi ve yeterlidir... gerisi nörolojik safsatadır... insan kimyası karbonhidrat/tahıl tüketimine ne kadar uygun? bunlar neden oluyor ki!
buğday toplumu, ne yaparsan yap buğday toplumu ... üşüyeceksin ve düşüneceksin sen..

Karbonhidrat sindirimi uzun zaman alıyor.. bu da sindirime çok fazla enerji ayırmamıza, beynimize enerji kalmamasına yol açıyor. Şekerin-tuzun da süzülmesi zaman-enerji alıyor. Beyni bir basari olmadan ödüllendiriyoruz sekerle.. beleşten ödül bulunca calismaya, düşünmeye gerek hissedilmiyor. şeker insanı tembellestiren bir gıda.

doğada başka canlı da demans var mı? ya da alışkanlık yatkınlığına bağlı tembellik? aslanlar üç günde bir ayağa kalkıp bir de esneyip bir geyiği löpürdüyor sonra geri yatıyor. ve aslan öldüğü güne kadar kendi avlanıyor...

özgürlük nedir sorununa kendi kızım böyle bir yanıt vermişti. yani hiç bir aslanın önüne başka bir aslan yemek koymuyor.... ya da benim yemeğimi getir demiyor...

---------------------------------------------------

SOSYALİZM NEDİR ?
Bu soruya yanıt olarak 2 dakikalık kısa bir video.
İyi seyirler


Hocam bir karınca kolonisinde herkes eşit miktarda yük taşıyor... İnsan yemek ve beslenmek için yük taşımanın haricinde serbest zaman, eğlence üretme dinamiğinin ortaklığını ve ortaklaşasını ya da keyif ve haz üretme paydaşmasının ortaklığını ve ortaklaşını keşfedebilir mi ya da bunların hep boş olacağına karar verip bunlardan vazgeçebilir mi? İşte o zaman belki biraz sosyalizm doğar oluşur.. ama kentlerde ve modern yaşamın içeriğinde olağan doğan ve olağan olan insanlık ve bunun bir sosyalizm üreteceği_?

birleştirici güçler bunu yapabilir ya da yapabilir mi?.
sosyalizm kavramının kendi değirmenine değil de birleşme kavramına ve onun değerlerine su taşımak gerekir sanıyoruz.. her türden birleşme bilgileşme etkiniği ve sosyalleşme ve yatay dikey kaynaşma?

Hocam doğru ve dürüst yazacağım bunu. Kaplanların geyik yediği bir dünyada o dünyanın sosyalizmi ancak ve ancak çatışkıların dinamiğine ve çatışkıların ilüzyonuna çözümlenebilirdi. bunun dışında sosyal bilişsellikte örneğin doğumdan itibaren bir kır kent-doğa toplumunda sosyal bilişsellenmemiş/yetişmemiş gerçek dış doğada sürekli iş ve eylem üretmemiş/yüretmemiş, kendi eliyle ve fizikselliğiyle birlikte bir iş yapıp kurmamış ve bunu hiç bozmamış, başına türlü türlü felaketler gelip geçmemiş, gerçek sorunları-nı birebir çözmemiş, evini ve yapısını kurmayı ve açlığı zorluğu duyumsamamış bir neslin ve insan yavrusunun ve insanlığın (sosyalizm düşü/düşselliği) bırakın sosyalizmi üretmeyi bunun teorisyenliğini ve -teorisini- ve sezimini ve bilgisini bile gerçekten üretebileceğine ve sezimleyebileceğine de pek ihtimal vermiyoruz.. Modern toplumların ve kentlerin insanları, onların yıkılması, bunların yıkımı ve yıkılması ve büyük acılar çekilmesi gerekecektir. Kimse rahat uyuşuk hayatını bırakmak istemez-istemeyecektir. Birileri onları yabana çekmek, çağırmak istedikçe ve bu çatışkılar sürdükçe.?

İnsan kendini ve gerçeğini yıkarak ve değiştirerek dönüştürerek çözümleyerek ancak ve ancak sosyalizmi yaratabilirdi-üretebilirdi. bunun istenci?
insan kendi küme-sinde mutlu olmalı/olmayı bilmeli. içsel yangınlar duyanlar bunu ortaklaşıyor. doğa bir yangın ve kaynaşma/geçişme sadece...

hocam kaplan yavruları tavukları güdemez-bu doğaya aykırı... kurt sürüleri koyun sürüsü güdemez.. yiyerek yaşıyoruz. birbirimizi yiyerek ve birbiriminizin içine geçerek çıkarak yaşıyoruz. bizim sosyalizmimiz bu..

kuzuları birleştirip bilinçlendirip kurt mu yapacağız. doğa alttan devrilecek/evrilecek.. dolduruyor alttan ha bire tamamlıyor-getiriyor insanın yenisini. özgür toplumsalık düşü hep yarım ...bütün hamilik himayet kurumları yıkılmalıdır. anne ocağı/sıcağı...

insan doğaya düzen verebilir mi? geri dönüşebilir mi? yani metaforun dışına çıkabilir mi? metaforu yenebilir mi? modern kentin dışında örneğin doğal bir olmaya geri gidebilir mi ?hep beraber götürülebilir mi ya da soru da bu biraz? .
hocam bu özgürler hami olmalıdır en son. vasi olmalıdır.. tanrı peygamber rolüne sığınmalıdır/soyunmalıdır ki bunlar olsun gelişsin...

hep bunlardan sonra üste mi çıkacağız? dünya ve ölüm dışına mı? istenç nedir? doğanın dinamiği ya da devimi..

---------------------------------------

SOSYALİZM ve DİN
"Dinsel sıkıntı hem gerçek sıkıntıların bir dışa vurumu hem de gerçek sıkıntılara karşı bir protestodur."
Karl Marx
SORU: Karl Marx'ın burada anlatmak istediği nedir
?

dinel sıkıntının bir dışavurum olduğunu anlayacağım da gerçek sıkıntılara karşı protesto olması. toplumsal bir protesto ise topluma karşı bir protesto ise olabilir... örneğin teizm diye bir kulüp varsa ve kişi karşı kulübü ve ateizm kulübünü ve onun üyelerini henüz sevmediği ve anlamadığı için oraya üye olamıyorsa ve bağımsız da takılamıyorsa?

bireyin savunma mekanizmaları var..çoğu toplumsal taban bir kast gibi ifade ediliyor...örneğin taşralıysanız taşralı tabanınız kalıyor sizle ömür boyu beraber.. Örneğin bunu toplumsal tabana çözümlersek..

Hocam dinsel kozmolojiyi insana indirgersek tanrı karşısında ve karşıtında olgun ve sorumluluk almış insan tiplemesi gibi bir şey bulmalıyız/bulmalıydık ki ateizmin (dinsel olmayanın) bilgi ve sorgulama sonucu geliştiği söyleniyor.. ve insanı dinden sıyırırken, eğer sıyırmak istiyorsak ateist (dinsel olmayan) olarak ifade olan o kitle dinsel/yaşamsal bir olgunluk ifade etmelidir...birbiriyle alay eden tuhaf insan toplulukları var..

İnsan tanrı görmediğinde insan görmeli ya da tanrı görmeyen insanda bir insan görmeli ki yukarıda sunulan çatışkıyı (ya da dışavurmayı/diğer personayı) yaşamasın...

İnsan tanrının vasiliğine soyunmalı ve bebek büyütmelidir diyoruz kısaca bu buhranın aşımı için...

Dinsel sıkıntı denilen kişinin yetişkinlik/yetişme -büyüme sıkıntısına ve veryansınına indirgenebilir. Çocuk ve geride er benlik hisseden benliğin ve yetimin (ki varlık yetimi öksüz kimsenin) yetişkin tanımı ve özdeşmesi tanrı pşisesine işaretleyelim örneğin burda.
Yetişkinlerde bir olgunluk dürüstlük, sahiplenme ve büyütme azmi ve yani kendince bir tanrı görmüyorsa? Dinsel sıkıntıyı aşacak şey olgun toplumsallık...Dinsel sıkıntının kendisiyle dalga geçilmesi değil. Çünkü bu büyüme öykünme hikayesinin ta kendisidir..
Her hangi türden özgürlüğü kavrayamayan benliğin ya da dinsel yetimin ki o varlıksal yetimdir.

Varlık özgürdür. Özgürlük kuşatılmışsa ya da henüz onun bilinci yoksa o varlıksal yetimdir... oluşmuş varlık yetim gözetmelidir. Bireycilik sentezleri tuzaktır...

oluşmuş karşıdinleşmiş ve tanrı kırmış, tanrıyı altetmiş bir varlık dindarı (varlık gerisindeki varlığı ve öğrenme yolculuğu olan psişeyi) daha çok sahiplenmeli ve benlikleştirmeli ve özgürleştirmeli korumalı.öğretmeli gözetmeli iken onu çakal sürülerine emanet ederse bir de üstüne onun din dediğiyle (gelişmemişlikle) kişinin nerdeyse benliği üzerinden dalga geçer alay ederse o protesto denen olur oluşur.

Hocam insan kozmolojisinde tanrıyı karşılayabilecek olgun varlık merkezi yok.. Olgun, aydın, insan denince tutulacak tutunacak olanlardan. Özdeşlik ya da yoluna tutunacak varlık arıyor geriden... Varlık yön ve merkez arıyor. Geri varlık ileriye bakarak yoluna gidecek varlık arıyor sadece...Dinsel karmaşa denilen daha çok alt benliğe ,çocuk benliğe ya da hayvansal benliğe özgü bir durum.. Hocam sahipsiz, ıssız ve özgür bir varoluş ve kendi köksüz sahipsiz varoluşunda kendi ayakları üzerinde durmanın tüm yetisini donanamamış bir varlıkın vasi arayışıdır dinsel buhran..

Hocam toplumsal vesayet-toplumsal korumacalık (herkesin herkese eşit mesafeciliği) yeşertilmeden ya da devlet denilen doğru düzgün herkese eşit mesafe de yapılandırılmadan bu sorunlar çözülemez. dinsel/tinsel/kimlisel ya da diğer herhangi türden hatta şiddetsel ve başka olgusal protestolar burdan çıkacaktır o durumda..

dinsel karmaşanın en büyük boşluğu birincil anne baba kimliklerinde ondan sonra geniş toplum kimliklerinde/toplum korumacılarda aranır-aranmalıdır...
Varlık özgürdür ana babasına da ait değildir. Bir ölçüde topluma aittir ama kendi benine sorumluluk duyar. kendi istem ve arzularına karşı yüküm duyar...

kişinin kucaklayıcılıktan kaçabileceği /sığınabileceği tek merkez vardır birleştiricilik... ayrıştırıcı ve ayrıştırımcı merkez kaç üreten bir bileşke dıştan yeni ve farklı bir kucaklayıcılık söylemiyle başak bir alt tabanı ya da dıştan olanı kolay kolay kendine çekemez. söylemini değiştirmelidir. Hocam kişiye a özgürlüğü ile b özgürlüğü, a ideolojisi ile b ideolojisi, ve a tanrısı ile b tanrısı (a kapanıyla b kapanı) arasında seçim şansı sunulursa seçim yapmak istemeyecektir. Toplumsal bir karın kucak yoksa dinler hep varolacak bocalayacaktır... Dinsel merkezi besleyen şey? ait olunan bir aidiyetliği ve sahip olunan bir sahipliği bırakmak ve özgürlüğü sarınıp kuşanmak kolay mıdır?

--------------------------------------------

• Makineler uzmanlaşmış emeğin isyanını bastırmak için kapitalistler tarafından işe koşulan silahlardır.
KARL MARX
Sizce burda ne anlatılıyor?


uslu çocuk olmazsan senin işini bir mekaniğe yaptırırım..

uzmanlaşmış emek?
artık makineler yerine uzmanlaşmış emeğin isyanını bastırmak için uzmanlaşmamış emeğin kendisi de işe koşuluyor sanıyorum..

teknik teminolojiler var onlar devreye sokuluyor..bir farmakoloji kitabıyla doktorluk yapabilirsiniz artık...

Hocam anayasayı okuyarak cumhurbaşkanı olabilir misiniz? ya da cumhurbaşkanı olursanız ilk işiniz anayasa okumak mıdır?
Uzmanlaşmış emek kırılır düşürülür hemen

Hocam uzmanlaşma sürecinde insana bağım varsa o süreç neredeyse tamamen yok ediliyor, hepten ortadan kaldırılıyor ya da sistem bu süreçten de vazgeçiyor. ya da o sürece ihtiyacı ortadan kaldırılıyor ve bypass ediliyor. Örneğin yasamacı olmak için hukuk bilmek gerekmiyor ve iyi yasamacı olanlara hukuk yaptırılmaz.. doktor olabileceklere doktorluk yaptırılmaz... düşük kolay süreçler ve işler yaratılır... ustalık denilen ya da uzmanlaşma denilen kavramın kendi yokediliyor/değersizleştiriliyor bu basit...bu bir çok yolla yapılır. bu makinleşme bir örnek sadece

uzmanlaşmış emeğin isyanını bastırmak diye bir şey var ama ya da onun çıkar çatışmasına girme yollarını (ya da alta dayanışma, tutunma yolunu ve yollarını) paralize etmek diye bir şey var..
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28.Mayıs.2018, 14:01   #13
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Ateist & Müslüman & Deist & Hristiyan& Agnostik Tartışma Platformu Tartışma Günlükleri 25.05.2018

:

Soru-Sunulan
Ben gruba yeni katılan bir arkadaşınızım... Nöroloji uzmanı yım... Özellikle beyin, İnsan beynine dikkat çekmek istiyorum.... İnsan beyninin nöro anatomisini teferruatlı bilen bir insanın ateist olması ,imkansızdır.... Milyarlarca nöron hücresinin, onu destekleyen hücrelerle beraber, anonim ve Kollektif bir amaç için, kılı kırk yaran çok ince bir sistem içinde özelleşmiş olması, akılları hayrette bırakan bir mucizedir... Beynin henüz keşfedilmeyen birçok yönü olsa da, beyni ciddiyetle okuyan bir insan, bu harikulade organın tesadüfen oluşacağına asla ihtimal veremez...


--
Türetilen Yanıtlar (kopuk sorular içerir.. yanıtların bir çoğu aradaki içerilmeyen ve yorum ve sorulara yanıtlardır. .hepsi ilgili üst başlık altında ilgili alanda içerilmiştir..)

--
içerilenden (özet-kısa) aforzimalar

sonsuz sayıda big bang.. ve ilk big bang diye bir şey -ilk diye bir big bang- yok

sonsuz sayıda genişleyen evren ve ilk genişleyen evren diye bir evren yok... bu bizim ki genişleyecek son evren değil


piyasadan bilgi toplayarak ve bilincine yanıltmalar doldurarak kavrayış küçümseniyor ve kendi içinde hapsediliyor

kişinin kendi kavrayışını gözetmesi ve varoluş sorununu kendi araştırması güzel bir çözüm..din ya da bilim bilgileri toplamak değil

ontolojik bir varlık kendi bilinci ve kendi bilgisiyle yürüyebilir.

evren yoksa da bir evren (başka bir evren ) ya da antievren (evren olmayan evren) vardır ...evren yok değildir.. realaite...

bilgi ana subje olunca bilgi ana subje olur. izmler aradan çekilir. bilgiyle kişinin arasına hiçbir izm giremez/çekilemez..

sanılanın ve düşünülenin aksine örneğin sadece, var ve yok gibi kavramlarının etimolojik/anlambilimsel incelenmesi örneğin ya da kişinin kendi ontolojisiyle ve kendi varoluşuyla ve bilgi sorunuyla yüzleşmesi bilgi üretebilir

bilime dair sadece, gerçeksiz ve evrensiz bir ön geçmişin varlığa dair bir taban olarak alınması kabulü reddedildi. hipotezsel varsayım..-sal kök... bundan öte gitmedi-k

kişiyle kendi arasına (kendi oluş bağı arasına) bir izm seti çekilmemelidir....

kişiyle bilme arasına bir izm seti/bağı çekilmemelidir....

bizim evrenimizden önce ne vardı diye soruyorsunuz. bizim olmayan evrenimiz ya da kendi başına ne var mıydı? ama o halde bizim olmayan evrenimiz ya da bizim olmayanlar (evrenler) olan da ne vardı ve ne yoktu?
--

yukarıda sözedilen ve yazlan;
tanrıyı tanıtlamaz. organize zekayı ve bilişi ya da türleri ve iç yaratıcıları kısmen tanıtlayabilir ancak büyük başyaradan ve ilkyapıcıyı tanıtlamaz ve göstermez. bu belki gnostik demiurgos a gider ya da spinozist bir tanrıya belki gider ..
bunlar üzerine asırlar boyu düşünüldü ve başka kaynaklardan (zihinsel yolla) evrensel erişimlerle dini aşan bilgi her zaman üretildi..
insan bir gün insan üretebilir bu onu yaratıcı yapmaz.
insan ırkının 5 milyar yıl ötedeki evrimi belki evren yaratabilir ama bu da onu tanrı yapmaz..

--------------------

varlık başlayamaya kökenlemiyorsa/temellenmiyorsa onu ilk başlatan varlığa da kökenlenemez .tersini yapmak ya da öne sürmek öncel yokluk demektir .yoktan olma ne demektir.? ilk zaman demekte nedir?

---------------------
ilk yaratan ilk-başvarlık demek tam bir soyutlama hatası. varlık üzerine düşünmemek. zaman üzerine düşünmemek .var/varlık ortaya konulamaz. başlama diyalektiği ancak yoklukla birlikte öne sürülebilir. bu da yokluk yumurtladı demek olacaktır

-----------------------
zamanı geçmişe götürerek onun ilk başını bulabilir misiniz? tanımlayın ve düşünün lütfen

örneğin kapalı bir dairede/kürede alanda bir başlangıç noktası var mı?

-----------------------
evrende kolektivite olabilir.aşkın zihin olabilir.varoluş katman katman ve çok gerçekli olabilir.iç yaratıcılar olabilir.hiç biri bizi ilk yaratan ilk varlığa götürmez ve son yaratacak son varlığa da.oluş budur...


----------------------tanrı ihtiyaç mıdır gibi bir sorun------------

bir yere kadar gibi. çünkü varlık varlığa gebedir bağımlıdır. 20 katın büyüklüğünde bir anneden doğarsın ve hep daha büyük ve güçlü ve seni yönetebilecek varlıklar vardır.. sonra bir gün özgürlük ve aidiyetsizlik çıkagelir ve keşfedilir.. varoluşta onu ilk kez yapan mutlak anlamda bir başvarlık ilkvarlık ve sahipte varlıkta bulunamıyor.bu geç farkediliyor ama.tanrı denenler genelde varlık hamileri evrimsel ileri varlıklar.bu subjektif gelişim kuşağında içerilen çözümlenen bir kavramdır ve bir süre sonra geçerliliğini kaybeder.

------------------------
bunlar varlığı ilk kez ve son kez yaratan bir ilk ve son enbaş tanrıyı tanıtlamaz .o anlamda bir ilk yaratan ilk yaratıcı yoktur. zaman bu değil

-------------------------
derinine tefekkür edildiği zaman başlangıçsızılık öncesizlik gibi durumlar kavranabiliyor. varlığın ilk başlamaya temellenemeyeceği ve bir ilk türetene kökenlenemeyeği ve bağsızlığı da çözümlenebiliyor ve de kavranabiliyor

----------------------
evrende düzen olabilir.bu ilk yaratıcı ve yoktan ortaya koyma tanıtlanamaz/belitlemez bu.iç yaratıcılar (iç-oluşlar/içişler) demektesiniz/denmektedir.

---------------------
oluş\olmak denilen kendi yokluğundan ortaya konulamıyor ay da kendin ortaya koyamıyor. felsefi paradoks.. . onu ilk kez bir şey türetmiştir demek bir yanılgı.. bir iç devinim ortaya sürülüyor. o halde sonsuz tanrılar vardır , olabilir.

-----------------------
siz seçilin efendim seçen bir irade varsa biz seçmiyoruz. seçilmeye devam edin bakalım..

------------------------
ben bilim adına konuşmuyorum. kendi varoluş düzlemim ve ontolojim ,kendi bilincim adına.kendim adına konuşuyorum özetle. ve kendi bilmem.


----------------------
zaman evrenle mi oluştu? bunu bilim mi söylüyor. bunu hangi bilim bildiriyor ve söylüyor.ontoloji tutsaklığı ve ontolojik tutsaklık.bilmek bilimdir..

------------------------
zaman evrenle oluştu derken teizmin ekmeğine yağ sürüyorsunuz..bunu demenin teizmden ne farkı bilgisel/bilişsel bir düzlemde.. modern dünyanın bilimi uyku bilincidir/bilimidir tutsaklığa ve sanayiye birazda sahibine hizmet eder

-------------------------
akıl kendi ontolojik tanıtlamalar için yeterlidir/yeterli biliş sağlar.. yukarıda sayılanlar dini kandırmalar gibi sistemsel doktrinler ve kandırmalardır..

--------------------------
einsteini incelemiyorum aklımı inceliyorum ve fikrimi.düşünüyorum...akıl einstein demi var sadece.benimkinden büyük müymüş

--------------------------
bakın vaktiniz var mı? ontoloji üzerine kafa yordunuz mu? ya da konuşmak ister misiniz? gerçekten vakit mi çalacaksınız ve bildirip duracak mısınız sadece .ontoloji üzerine dürüst sohbet etmek isterseniz zaman ayıralım ve yapalım bunu
-
----------------------
biz bir şey ezmiyoruz kavramı kaçırıyorsun..

-------------------
varlıkbilimle ilgili sohbet istiyorsanız açığız bu kadar bildirip duracaksanız almayalım

-------------------------
einsteinde düşüncelerini inceleyerek bir şeyleri kavramlaştırıyor. varolmanız , varoluşunuz hakkında gerçekte ne hissedip düşündüğünüzü ve kendi varlığınızı nasıl yapılandırıp adlandırdığınızı sorabilir miyim?

----------------------
einstein tek kavrayıcı değil. bu anlamda kendi aklımı küçümseyemem.bence sizde küçümsemeyin.einsteinin kavramalarına ihtiyacınız yok.sizinde yok.dürüst bir gözlemle ilerleyin

-----------------------------------
piyasada din bilim diye sunulan ilkelerin hepsi akıl küçümseyici
akıl -kendi- bilim/biliş (kaynağı) olduğunda başka bir bilime gerek kalmıyor. bu sizin ya da bir başka biri içinde böyle. piyasadan bilgi toplayarak ve bilincine yanıltmalar doldurarak kavrayış küçümseniyor ve kendi içinde hapsediliyor

------------------------
kişinin kendi kavrayışını gözetmesi ve varoluş sorununu kendi araştırması güzel bir çözüm..din ya da bilim bilgileri toplamak değil

--------------------------
kişinin kendi kavrayışını gözetmesi ve varoluş sorununu kendi araştırması güzel bir çözüm..din ya da bilim bilgileri toplamak değil. bunlar hazır yemekler gibi gözükür ama bazen karın doyurmaz ..kişi kendi üretmediği bilgiyi sentezleyemez ve çoğu zaman özümseyemez.. ve bazen evet toplayıcılık yetmez avlanmak gerekir

--------------------
bilgi önemli biz de bunu söylüyorduk yihhu.sanırım anlaşılmaya başlıyoruz
-
----------------------
gerçekten dürüstseniz gerçekten size şunu söyleyeceğim. avlanmayı öğrenmiş bir kaplan aç kalmaz ama hayvanat bahçesinde büyüyen bir kaplan sanırım avlanamaz.modern dünyanın bilgi temellerinde basit sorunlar var.gerçekten dürüst bir biçimde söylüyorum .

------------------
ontolojik bir varlık kendi bilinci ve kendi bilgisiyle yürüyebilir. bu çok bilme gibi değildir.. bu yukardaki örnekteki gibi bir durumdur.. modern toplum gerçek bilgi üretmeyi pek öğretmez

---------------------------
çok uzun ve dürüst bir tartışmaya açıksanız ve hemen pes etmeyecekseniz her söylediğimi tek tek açmaya tabiki hazırım ama bu size pek bilgi gözükmeyecektir bunun farkındayım

--------------------
evren demek nedir?evren içinde olunan bütünlük ve gerçekliğin ceryan ettiği yer onun hakkında ne biliyoruz ki

---------------------
bilgi bakışınız bizim gibi değil.uygun bir düzlem yakalamak ise nerdeyse olanaksız gibi ama zaman ayrılması gerekir

---------------
olay şu.. ben varım ve gerçeklik var.ben gerçeğim .. tek bildiğim bu bundan öte gitmeyelim
burda bir tanrı , bilim, bilgi ve evren de yok...

------------------------
evrenin yapısı çok görece ya da subjektif bir tanımlama.evrenin yapısının araştırılması gerkeceğini kim söylüyor. ya da neden evrenin yapısı gibi subjektif bir bilgi sorunu ve bildirim ortaya konuyor
-
evren değil ben varım evren var

-----------------------
bilim yok demiyorum bilim ipotekli ve uygun ellerde değil

bakın kişinin gerçeğini araştırması

---------------------------
arkadaşım felsefe diye var disiplin var ve bilgi sevgisi demek bu ..evren hakkında giç bir şey bilmiyorken sade kavrayış ve akıl yoluyla bilgi üretiliyordu ..bu kavramsallaştırmalarla iletişim bağı kuramayız. kişi kendi düşünerek sentezler bilişler üretebilir.parmenides varlık kavrarken einstein ve kütleçekim dalgalarını okumamıştı ama kusursuza yakın bir kavrayış ordan 2500 yıldır bize göz kırpıyor

sanılanın ve düşünülenin aksine örneğin sadece, var ve yok gibi kavramlarının etimolojik/anlambilimsel incelenmesi örneğin ya da kişinin kendi ontolojisiyle ve kendi varoluşuyla ve bilgi sorunuyla yüzleşmesi bilgi üretebilir

insan oturduğu yerden zihninden doğal bir biçimde bir şey öğrenebilir .bu kavramlar ne yazık ki modern toplumda askıda ve hafife alınıyor..

-------------------------------
hayır yazdığım içeriklendirmeye bir tür karşı çıktınız ve onun üzerine bu tartışma gelişti değil mi? kendimi açmam ve anlattığım şeyi neden öyle yazdığımı size açıklamam üzerine düşündüm biraz ve bunun zor olacağını gördüm diyelim..

arkadaşım felsefe hakkında ya da genel kendi varlığı varoluşu üzerinden bilgi üretmek hakkında fikri olmayan ve genel bilimsel bilgi denilen kalıpları düz ve hızlı biçimde bize geri ileten arkadaşlarla iletişim zorluğumuz var .bu genel bi sıkıntı. okumak isterseniz bir kaç yazımı linkleyeceğim..

-------------------------------------
arkadaşım cevap alamadığım dediğiniz konular ya da soru burda bir akşam telefon elimde açılım sunamayacağım kadar uzun ki bununla ya da bunun bendeki cevabıyla gerçekten ilgileniyor oluşunuza dair sanırım bir fikrim olsa üç ay da yazmaya ben hazırım açıkçası

arkadaşım yazdığıma bilim öyle demiyor dediniz değil mi? ben de bilimsel tabana dayanmıyorum kendi kavramama ve ve bireysel araştırmalarıma dayanıyorum dedim. sizde einstein bilim vb. dediniz. bu ilk kez başıma gelmiyor ve tecrübeyle sabit ki benim derdimi size anlatmam üç yıl sürer...
einstini ezmedim.kimseyi de ezmedim.

---------------------------
arkadaşım yukarıda varız yazıtları diye bir yazımız var kimseyi ezmiyor.einsteini da ezmiyor...
kısaca okursanız seviniriz/..evrensizlik/gerçeksizlik varlığa dair bir oluş bağı olarak reddedildi..ve bunun gerçeksiz ve evrensiz bir ön geçmişin varlığa dair bir taban olarak alınması reddedildi. bu kadar. varlıkta ve evrende ilk tanrı gibi ilk evrende bulunmayacaktır.düzlemsel hata ..iki boyutlu varlık düşünmek....varlık sonsuz/evrenler sonsuz-ilksiz.... varlık sonsuzdur/ilksizdir öncesizdir...

-------------------------
evren yoksa evren (başka bir evren ) ya da antievren vardır ...evren yok değildir.. realaite... evrensizlik öne sürülemez .realite.. .....evrensizlik antievren belirtir/önerir

-----------------------------------
evrenin başlaması ve bitmesi ilk ya da son evrenin ilk-başlaması ve ilk-bitmesi değildir. ne başlayan ilk evren olacaktır ne de biten. ne başlayan ilk evren olacaktır ne de başlayan son evren...bizlerde doğup ölüyoruz. evrenler doğar evrenler ölür...

---------------------------------
evren evrenin daha önce olmadığı evrensiz bir tabana indirgenemez.. bu antievren -evren olmayan evren vb.
bu gerçeklikten yoksun bir ön-varoluş (düzlemi önermesidir.
o gerçeklik yoksa bu gerçeklik vardır. gerçeklik orada yoksa burada ya da şurada vardır. o evren yoksa bu evren vardır. o evrende gerçekli kyoksa bu evrende gerçeklik her zaman vardır.

evrenlerin geçmişlerinde evrenler aranarak oluş çözülemez..oluşlar sonsuzdur.. evren demek kendi ontolojisinde evrenin daha önce olmadığı bir tabana indirgendiğinde ne olur? bu teizmi besliyor arkadaşım.gör müyor muyuz? aynı çıkmaz....

---------------------
bilim biliştir

---------------------
fizik yanlış bir tabana bakıyor..
oluşsal bir varsayım.. evrenin başlaması başlangıcı gibi bir taban saptaması üzerine gidiyor değil mi? bu oluşlar ve varlıkta başlayan ilk ve son evren mi?

-----------------------
sonsuz sayıda big bang.. ve ilk big bang diye bir şey yok

sonsuz sayıda genişleyen evren ve ilk genişleyen evren diye bir evren yok... bu bizim ki genişleyecek son evren değil

------------------------
0 zaman ve 0 mekanda sonsuz oluşlar içiçe patlıyor patlaşıyor. her zaman-her an ..zamansız bir düzlemi başlatamasınız başlamaya indirgeyemezsiniz... sınırlayamazsınız...0 zamanda başlama ve ilk diye bir düzlem üretilemez

---------------------------------
neye göre? biliş bilgi bilim.gerçek bilim ve bilgi.bilgime dayanarak sözediyorum.bilişime ve oluşuma dayanarak

-
-----------------------------------
gelişmiş fizik bilim.çok ileri matematik. dört boyutlu alan matematiği .dört boyutlu uzay kavramaları ve gerçek bilişsellik tabanlı .düşünme tabanlı gerçek kavrama

----------------------------
anladım.anlattınız

-------------------------
sıfır zaman üstte yazıyordu.karşı savunma olarak üretildi.yazılanın amacı var sonucu var açayım mı dibi daha onu da neden yazdık
-
----------------------------
kavrama bilişselliğine göre..
zamanı düşünün anlayacaksınız. kavramanız -alan derinliği kavramanız arttıkça ve geliştikçe hep daha çok şey anlar ve kavrarsanız

---------------------------
iki boyutlu düzlemlerle-düzlemsellikle gerçek matematik yapılamaz

zamansız bir düzlemin başlamayacağını kavrayabilirsin.bunu düşünmen yeter. bu bir açıklama (tekrar açma) gerektirmiyor.. kavram açık zaten..zamansız demek tıpkı sonsuz (yani ne sonu ne de başı bulunmayan ya da son ve baş kavramıyla indirgenemeyen ve sınırlanamayan) demek gibi

-----
gerçekten 3 yılınız var mı?

----
evrensel gerçek zaman (realite zamanı) şimdidir.şimdi ilk ve son zamandır.. başta şimdidir kıçta şimdidir. zaman baştan başa şimdi..

---
şimdideki geçmiş işaretlemeleri ya da gelecek işaretlemeleri gözlemci rölativitesi

----
evrensel olarak işaretlenen zaman (işaretleme zamanı da )şimdidir. şimdiden ya da gözlemciden yoksun zaman yok

----
şimdi asal ya da gerçek zamandır..
bunu şöyle anlatmayı deniyoruz. gök bize üstedir ve yukarıdadır üsttedir ama yön yok aslında ve biz ne yaparsak yapalım aşağıyı yukarı olarakta düşünemeyiz
tıpkı zamanda böyle... bi gün anlayacaksın ve çok büyük sevinç ve inanılmaz bir mutluluk duyacaksın

-----
dünyaya aşağı bakıp karşıyı gördüğümü ve oranın tıpkı üstümdeki gökyüzü gibi yukarıda olduğu ve bu yönsüzlüğü anlamayı o kadar denedim ki
kendimi kafamda baş aşağı çevirirdim ve ayakkarım yerine başım yerin hafif üstünde yerin arkasında bir gökyüzü var deyip kendimi döndürürdüm

-----
einsteinin yukarıdan aşağıya düşerken kendini ters tarafa düşerek düşündüğünü ve bunun üzerine olağanüstü bir keşif yaşadığını biliyor muydunuz?

-----
hocam özetle evrende gerçek iki boyutlu alansız doğru ya da düzlem yok. evrendeki temel gözlemsel geometrik biçim bir küre.. bir küre üzerinden düzlem alınırsa o yine bir küredir.. kapalı bir alandır.. küre üzerinde çizilen bir doğru ya çember çizer kendine kapanır ve kendini keser (ucunu bulur)ya da açık spiral oluşturur çizer. .bu dairenin içyüzündende tekrarlananilir... bunlarda uç ve son sınır bulunamaz tarif edilemez... daire ve kürede baş ve son tarif edilemezler...iki boyutlu fizik kavrayış yanılgılatması diye bir şey koyacağız ortaya ve bunu felsefi/bilgisel/bilişsel terminojiden başka savunacak kavramsal tabanımız yok ne yazık ki

-----
biz gerçek kavramayı dışarıdaki alan derinliğinden ve olgular üzerinden yürütmeyi öneriyoruz.iki boyutlu geometri materyal taban alınarak felsefe işlenemez

------
biz düşünürken artık dışarda (içe dışa öne arkaya ve her yöne tam) alan derinliği olan dış gerçeklik( evren )ve dönen sürekli hareket eden değişen küreler gibi canlandırmayı ya da alan fiziğini ve gerçeğin diğer sosyal olgularını ve tüm diğer algı gerçekliğini de işin içine katan bir düşünmeyi deniyoruz

------
varlıkta baş ve son diye tabanlar bulunamayacağı konusunda gerçekten düşündük ve gerçekten bizce mümkün değil. nasıl bir baş olacak. yokluk varsa mümkün değil.hareket hiç yoksa sonradan gelişmesi diye kavram mümkün değil...

-------
bilim denilen bir belirsizlik ve hiç bir şeyin daha önce olmadığı bir öndurum varsayımı var. bunu kabul etmiyoruz. bu kendi içinde bir varsayımdır. hiç diye taban alan fizikçiler var. bunların üzerine bilim temellenemez.. hiç hep karşıtıdır. hepin diyalektiğidir.. varlığın tabanı yokluk değildir...var ve yok kavramları orada ya da burada o zamanda ya da bu zamanda olunması anlamında gözlemci işaretlemeleridir. hiç sadece hepin anti belirtmesidir. kavramsal olarak/bilişsel bunlar boştur...bunların içi de ardı da boştur/çıkmazdır...

---------
hiç sadece hepin başka bir yerde olması (o durumda olmaması) anlamı taşır ki; hep bağı kurulmadan hiç tanımlanamaz. hiçle hep uzun ve kısa ve az ve çok gibi bağdır ve diyalektik ifade eder ..hepsiz hiç tanımsızdır

-------------
hiçbirşeyin olmadığı derken bile "hiçbir" şey kavramı içerilir ki (herşey olmadan hiçbir olan şey tanımsız diyalektiksiz) ki size ve onlara göre ise hiçbir şeyden ya da hiçbirşeyin olmadığı durumdan herşey türeyecektir .türemişi var burda realite... ..birşeyler mutlaka vardır.
varsız zaman ya da bir şeylerin bir biçimde olmadığı zamanla illiyet bağı ilinemez/kurulamaz...bunlar kuramsal hurafeler ve hurafe doktorinler

---------
birşeyler değişti deniyor. değişim bir harekettir.. bir şeylerin ilk hali vardı deniyor.. bakın bunlar hep paradigma varsayım ve önkabuller.. çok iyi bakın hepsi ön kabul kalıpları. varsaymadır...

---------
evrenden önce evren vardı ya da yoktu..
a-sonsuz evrenler vardı
b-bu bilinen ve bilinebilecek tek evrendir

bilim hangi tabanı esas alıyor

------------
bir kere hipotez mantığından gidelim. hipotezle bilim temellenemez de aslında biz gidelim ve şansımızı deneyelim size göstermek için

---------------
eğer sonsuz evrenler varsa bilimsel uğraş ontolojiyi aşamaz. yaşamak tek çaba kalır...çünkü realite değişmeyecek.. ispat denilen bulanık bir kavram. ve subjektif bulunuyor...

---------------
eğer ispat gerekliyse enerjinin yoktan ortaya konamayacağının belirtildiği ikinci termodinamik yasasının genellemesi hem tanrısızlık hem de varoluşun başlayamacağına da açık tanıttır.tanıt sağlar..

enerji yoktan gelemiyorsa hep vardır ona başlama tayin edilemez..

-------------
yukarıdaki aynı mantıklama ve yasaya göre varoluş onun olmadığı bir düzlemde üreyemez.
varoluş varoluşun yokluğundan gelemez ve yokluğundan ortaya konamaz.
hareketin yokluğundan hareket beliremez.

-----------
evren daha önce evren olmaksızın yoktan varolamaz ve
başka bir evrene (şeye, antievene yani evren olmayana) dönüşmeksizin vardan yokolamaz

-------------------
termodinamiğin ikinci yasası denilen iyi incelenirse ve bilimsel mantık önermeleriyle sınanırsa ve iyi bir biçimde genişletilirse ispat denilenlerin tümünü sağlar/içerir.... bir şeyin bi şeyi ortaya koymasına gerek kalmadığını varoluşun hep ortada olduğunu o tanım gösteriyor zaten...

---------------
evren yoktan varolamaz vardan yokolamaz. evren ancak değişebilir biçim değiştirebilir ve artık evren olmayana dönüşebilir

bir kez evren oluşturan koşul (rastgelelik ve bilinmezlik bile olsa aynı ilkelerle) tekrar tekrar sonsuz kez evren oluşturabilir. oluşturması olasıdır.sonsuz olasıdır...

-----------
zaman denilen kendi içinde sınırlanmazsa ilk denilen ilke ortaya konulamaz. gözlemci rüyası olur..yok kavramına dayanmayan zaman..

------------
zaman yoktan varolamaz vardan yokolamaz

--------------
enerji enerjisizlikten (varolamaz) enerji olamaz ve enerji olmayan enerjiye dönüşemez. tıpkı bunun gibi enerji olmayanın enerjiye dönüşemeyeceği gibi zaman olmayan zamana ve (artık zaman olana) dönüşemez

------------------
zamandan önce denilen tanım zaman kavramıyla (yani zamanın ta kendiyle) ifade edilmektedir ve önce denilerek zamanda zamansal bir belirtmeyele birlikte zamanda geçmiş olarak işaretlenmeltedir.. önce tanımından kurtulur zamansız olan biçim. .
zamansız bir durum zamanda önce/geçmişte diye bir yere işaretlenemez..
geçmişte ve evrenden önce zaman yoktu demeye iyice bir iyi bakın...

--------------
tıpkı bunun gibi evrenden önce denilen durum da evrenle ifade olunmakta evren üzerinden ve içinden (gerçeklik içinden) tanımlanmakta ve belirlenmektedir.. evrensizlik tanımı ve gözlemi işin ilginci gerçek/gerçeklik ve evrenin kendisi içinden üretiliyor

bütün önce işaretlemeleri zaman üzerinden yine zaman bağı kullanılarak ve zaman teriminin kendisi ile yapılabilir.. zamansız bir önce işaretlenemez...
ay da bu zamanla nasıl yapılır?

ö"ncelerin en öncesi ve en ilki olan ,o ilk birinci olan önce, ilk önce ve ilk ve baştan birinci en önceler başı , başönce (ve baştan birinci zaman) kaybolmuştur

zamansız bir düzlem önce kavramıyla işaretlenemez

--------------
ideolojiniz nedir? sorusu için ; ideoloji nedir? ide kökü var ve bu düşünce demek ve loji var bu bilim demek .o halde düşünne bilimi. o halde benim düşünce bilimim ?düşünce bilimi.o halde ideolojim ideoloji .eşit
ideolojim ideolojiye eşit.kavrama tam eşit
ideolojim kavramın kendi.kendini veriyor.

------------------------
anlamı bilinmeyen günlük türkçe de içerilmeyen bir tanım ve kavram var mı yukarı da (ontolojiden başka ki o yaşambilim ve varolmabilimi demektir) terminolojik bir tanım var mı yukarı da beyefendi.. kavramsal kavrama.ne yapalım. terminoloji yok .özel bir terminoloji yok..bu neyin kafası
anlamı belirlenmemiş özel bir terminolojik dil ve bir gruba özgü bir dil ya da latince mi kullandım ben..

-------------------
başvarlıksızlık..ilkvarlıksızlık.sonvarlıksızlıkçı lık gibi

---------------------------

büyük patlamanın sebebi büyük patlamadır. büyük patlamanın kendisidir...
büyük patlama küçük patlama olmayandır ve küçük patlamayla kardeştir ve ortanca boy patlamalarla birlikte değerlendirildiğinde biraz daha uzundur ya da biraz daha büyüktür ama küçük patlamalar olmadan büyük patlamalar tanımlanamz-değerlendirilemez-tanımsızdır

patlama tanımı tanımsızdır_patlamanın uzunluğu ve büyüklüğü..
sonsuz uzunlukta büyüklükte olmalı
ölçülemez
sonsuz olmayan patlamalar ya da kısa tanımlamalar
küçük olmayan patlamalar demektedir ve küçük olmayanlar olmadan büyük olmayanlar olmayanlar ölçülemez değerdedir

kısa ve küçük patlamalarla birlikte uzun ve büyük patlamalar birlikte değerlendirilebilir ve bir çok patlama olmalıdır ki..küçük olmayan adı alsın

tek patlama, tek bir patlama kendi içinde büyüklük ölçütü vermez-sunmaz
patlama olmayan olan ölçülmeden patlama olan ölçülemez

patlamaya patlama olmayan ya da patlama olan sebep olmuştur. patlama içeriğin kendisidir .ne sebep olmuştur sorusu "ne" sebep olmaktadır demektedir. ne nesne işaretler -nesnenin kendini izafe eder. ya bir özne ya da bir madde ama muhtemel fiziki beden belirtmektedir bu soru yanıtlanamaz. kendi içinde kapanık -dışsız algısız patlayan şey ..patlama kendi içinde..patlamanın içinde patlama
ne sebep olmaktadır demek bir şey sebep olmaktadır demektedir.. dış etken iteliyor iç koşullar-kendi
bir şey sebep olmaktadır bulugulamasına indirgenir-bu bir ön yargı ve ön veri -kabul zaten
bir şey sebep olmamaktadır kendi kendine patlamaktadır

patlamanın sebebi ritmik patlamalardır ya da hep süren ve hep hep olan dinamik patlamalardır-sonsuz

patlama doğasıyla birlikte varolan varoluş patlamalar içerir-dış etken onu patlatamaz ve dış koşul patlama üretemez.o halde iç koşullar kendi içinde patlama üretecek koşuldadır ve bu koşullar patlamalar üretir.. patlama sebepsizdir.. patlama patlamaya indirgenir. patlama içsel bir nitelik ve olgu olur zaten. patlama olduğu için ya da varoluşlar patlamalar içerdiği ve ürettiği için patlama vardır ve patlamalar oluyordur bu kadar basit..

----------------
bizim evrenimiz oluşmadan önce bizim olmayan evrenimiz ya da bizim olmayan bir evrenler bütünü vardı. o bizim değildi.. sonraki oldu bizim oldu. onu biz aldık..ona biz sahibiz

işin aslı dilsel kalıpta ve etimoljik anlambilimde büyük patlama demek küçük patlamalara göre-nazaran daha büyük olanı demektedir...

-------
mantık bunları bana söylüyor.
büyük patlama bizim kuramımız değil soru sorulduğu için içerik oluşturduk sadece. mantıksal dinamikler

------------
üstünde yaşadığımız evren üstünde yaşamadığımız evrenlere bağ içerir-
ya da altında yaşadığımız evrenler
evrenin daha ziyade içindeyiz

-------------
ben tesadüf diye bir şey ortaya koymadım

---------------------
bizim evrenimiz oluşmadan önce ne vardı diye soruyorsunuz da oradaki -ne- işaretlemesi kavramsal bir işaretlemedir...ne- nesne kökünü ve bir şeyi işaret eder. demek ki siz bir şey vardı diyorsunuz ve orda bir şey var diye dayatıyorsunuz-bunu bulun. siz ne dayatıryorsunuz?.
eğer o (dayatma) herşey olabilirse yine evren cinsinden evren vardı bir cevap sadece

bir kere -ne- denilen şey ve bir şey denilen şey de bir evren içinde ifade ediliyor...

------------------------
. bakın ben soru bana mıydı bilmiyorum ama büyük patlamanın ne olduğu sorulduğu için kısmen felsefi diyalektik dolandırma yaptım.. ben kendim büyük patlama diye bir olgu ortaya koymadım... tanımı gereği o tanımı ortaya koyan ben değilim..

---------------------

pantezimdeki tanrıyı ,tanrı kavramıyla içerilse de doğa ya da brahman tanımı gibi buluyoruz ki varlığın kendini işaret ediyor.. yani felsefe varlık diyor- panteist tanrı diyor... yani ben bir varlığım demek ben bir tanrıyım demek olur. varlıklar demek tanrılar demek olur. ve taşın varlığı demek taşın tanrılığı demek olur...

şu an hiçbirşeyteist ya da herşeyteist gibi bir yer ya hepsi ya da hiçbiriteist
yaniherşey tanrıysa tanrı varolsun hiçbirşey tanrıysa tanrı hiçbirşey olsun

izmleri sevmiyoruz. açık araştırma. izm kalıplarını kırmak için uğraştık durduk ne varsa o var. izm seçmek zorunda değiliz

--------------
varlık heryerinde varlık doludur .varlıkta varlıktan yoksun varlık yoktur_varlıkta varlık olmayan varlık yoktur

------------------
bilgi ana subje olunca bilgi ana subje olur. izmler aradan çekilir. bilgiyle kişinin arasına hiçbir izm giremez

-------------------
bilmeye ve öğrenmeye bir izm seti çekmiyoruz-çekilemmelidir.. kişiyle kendi arasına (kendi oluş bağı arasına) bir izm seti çekilmemelidir.... izmleri sevmiyoruz.... bunlar karışıklık yaratıyor ..kamp düşünceler...

------------------
işin aslı kozmos yerine varlık kavramını alıyoruz ve varlık başsız sonsuz olduğu gibi var..bilgi arayışı da sürecektir...

-------------
uzlaşamayız subjektif değerleriz ve subjektifiz...

----------------

Hocam bu konuya şurdan geldik ki gecenin bu saati olduğu için ordan kapatalım..

Ben gruba bir süre önce katılan bir arkadaşınızım.... Varlıkta varolan varlığım ve varlığını deneyimleyen varlık deneyimleycisiyim... Özellikle varlık, İnsan varlığına ve tüm varlığa dikkat çekmek istiyorum.... varlığının varoluşunu -yokolmayışını- bilen bir insanın bir süre sonra tanrı düşüncesini kaybetmesi, düşürmesi ve bir yerde unutması olanaklıdır....... Sonsuz sayıda sayılabilen varlık parçasının parçalılık kolektifinde bulunuyoruz ve bütün ,bütünsellik arıyoruz. Dışarıda çok fazla bilgi karmaşası ve dağınıklığı var. herkesin kafası oldukça karışık ve toplumlarımız düzensiz. bilgi kör... insan olarak acı çekiyoruz..... bizler insanız birbirimize yardımcı olmalıyız. birleşmeliyiz olabildiğine... ve güzel işler yapmalıyız...
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11.Şubat.2019, 07:20   #14
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Burayı serbest kullanabilr miyim sağolun

Alıntı:
Alıntı:
SF deyim Arkadaşlar SF de SF denen yerde
Orda kapattım konuyu
Bakalım neler olacak göreceğiz bekleyip
Açık yazmam sorun olmuyorsa Sosyalist Forum3
Herkes oraya çağrıldı

İmzam ve Aksihiyophiya'nın takip edilip anlanmasını umuyorum. Oraya da imza attım
Zaman alacak
Zaman alacak -dış zaman alcaktır
Biliyoruz
Bekliyoruz
Çok kaynaşmalar olacak
Dış tarihi bilemem
Beklerim bende

AKsihiyopya
Aksihiyobya
Kavram temel budur

Koşu. bilmem bilmiyoruz
Yazılırsa yazılır içedoğuş yazış bitti bu kadar tüm bilgi oldu oldu bu kadar nasıl oldu işte
bana da anlat öğrenince bana da bildir yardım istiyorum senden ben kötü durumdayım ben
yardıma ihtiyacım var çok kötü durumdayız biz
ben de bunu yazıyordum bak tam şimdi aynını ben için bu biz oldu bu yazarken

herkes haberleşik (içten haberleşik ve bilişi,k ve içten) yardımlaşık olmalı kimse istemiyordu beklemiyordu bilmiyordu değil atma recep atma ve değil zamanla alışık belişik olur

duyan duyanla eşleşir ne biliim ben ön izler var onları takip edemem şimdi
geçmiş aydinlik1 geçti o kara

Yazıcı sadece yazıcı o kadar o bir beden biz kullanıyoruz hepmiz tüm yazanlar hepimizdir anlatma

AKsihiyopya Aksi Hiyop, hiyop hiyop (kuş sesi ötüşü yankı sesi gibi sesi takip edin buluşuruz duyulur anlarsınız (varlık çöktü ne biliim ben bende bekliyorum evde bunu) bi süre sonra bunu bende bilmiyoruz)
Aksihiyobya
Kavram temel budur

hiyop hiyopu kuş çağıllayın
aksettirin kayaya bağırın geriden hiyop gelsin yakın
,
hiyop hiyopu aksettirin kafada kafa içinde ses gürül bu
çağrışa çağrışa aç yık -*kim bu? sert ses iyi mi?

hiyop hiyopun ucunu gördü kavramayı gördü şimdi bu

yıah yıah

sesleri anlatamam burdan yazılmaz
aks sesini biraz bükün oynayın kafada
bakın aynı çamaşır sıkar gibi kıvırımsallaştırın sesi aks sesini sıkın büzün kavramsallaşın
aks sesini büz yardım bu kafanda büz sık

gelen gelmiştir burdadır bizledir görmüştür ne olduysa oldu
en oalcaksa da oalcak
bak sen hazır dğeil miydin hani buna?
neye hazırdın sen peki?
baan cevapla işine gelene mi gelceği mi? nasıl?
iyi oldu
bu böyle

işine ne geliyor ve gelmiyor onu da bi anlat ben çözeyim senin düğümünü hemen buracıkta
yardımlaşılır kolay oku ve yardı met bize size ve onalara

Ne olduğunu nasıl yazdığını nasıl yaptığımı bende bilmiyorum
Niye olduğunu da
Nasıl olduğunu da
Ne olacağını da bilmiyoruz
Bekliyoruz

Anlaşıalcka-Anlaşılacka
Tarih çöktü
Yenisi yapılacak yazılacak bilmiyorum kaç yıl sürer sürecek Bana sorsan bugün şimdi dışarda yıllar alır binyılalr alır ne olur bilemem bemn

Aksssğııı
Asksssğıhh
hıyyobya
hıyyobya

hıyyyyy
hıyyyy
hıyyyyy

yah
aksyobyah

yah
bıyah

yah

aksihiyobhiya aksihiyobhiya aksihiyobhiya dalgalı
esen

aksi hiyyob hiya
yiah
yiah

aksihiyyobhiyobyaks ene biliim ben
bunun tam ters ne o son

aksihiyyobhiyobyisksa
skihiyyobhiyobyhiks
denedim saçma bulunduk

++++


aksi hiyyob hiyobya

aksi hiyyob hiyobya

aksi hiyyob hiyobya

aksi hiyyob hiyobya aksi hiyyob hiyobya aksi hiyyob hiyobya

meydanda bağırır gibi... toplulukla

ak_si hiy_yob hi_yobya

en deniyor emydanda bağırmaya birlikte slogan atmak mı? o ritimle

aksi hiyyob hiyobya
ak_si hiy_yob hi_yobya
dıt dı dıt dıt dı dıt dıt

aksi hiyyob hiyobya
hepberaber

susukıs
susukıs

direnikleşikgüçlenme= direnikleşikgüçlenme

aksi hiyyop hiyopya tek bildiğim şu an
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11.Şubat.2019, 07:22   #15
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart "BUNU DENEYİN VE BAKIN VE GÖRÜN"

Yanyana tarayıcı pencerelerinde ses yansıtma
Ya da bir sesi birden çok kaynaktan yürütme aygıtından yansıtma ya da arada zaman geçişleri aralıkları farkları sağlamak

Ses kayıtları aşağıda olabildiğince çok pencere.. dene
bir dene istersen
---
Alıntı:
aksi hiyyop hiyyopya aksi hiyyob hiyyobya benzeri ses kaydım
bu kaydın bir işe yarayıp yaramadığını ne işe yaradığını bilmiyorum
dediklerimde ve yazdıklarımda samimi dürüst ve içtenim
kaydın niye verildiğini tutulduğunu bunu neden yaptığımı bilmiyorum _belki iyidir diye ya da içsel istendi merak edildi diye algısal ses duydum diye yaptım yükledim
ne işe yarar bilmedim haberim yok
ben iyilik olsun diye yüklüyorum eğer öyleyse eğer öyle değilse yanıyorumdur ama ben iyilik diye yüklediğime eminim
ne işe yarar bilmem
bilmiyorum da bilmiyorum sadece
bunlaroluyordu

yapabildiğimiz içrek özel ses kaydı bu ne anlamı var inanın anlamı var mı _(_ney ney_)_ yok mu bilmiyorum

aksi hiyyop hiyyopya aksi hiyyob hiyyobya

SES KAYDIM tam yukarda yazıldığı gibi o sesi çıkarmaya çabalarken
https://vocaroo.com/i/s1MLO0P6RYqn

yapısalcı aksihiyyopya
aksırın akshırın da hırın (gaz gibi ara gaz gibi araba sesi gibi ...
hırın hırın hırrııın
aks ıııııı fren
aks ıııııı gyhgık fren
aks hırın

aksi hiyyop ... ıııııı ..... aksi gaz hiyyop fren... yani çok yavaş başlayıp birden hızlanıp gazlayıp tekrar hız kesme ses hızı düşüncedeki ses hızı

aksi hiyyop diye bir bas bariton
oo çok uzatılabilir::

bugün telefonun şarjı iki buldum yüzde 2 ve şarj almıyor yü<zde alti yakalarsam sarj edebilyorum oni

bekliyorum bozuk ne olduysa oldi

sonra bulunan kayıt
olunan kayı_,

wallah bu koşullarda bu kaddar-gadder olır olıyı

DİGERSEL SES KIYDI KAYDIM

https://vocaroo.com/i/s1IVwGB4BfSu

https://vocaroo.com/i/s0nec9AK7ZWK
(sanırım bu kayıttan tarayıcı penceresinde 4-5 tane yanyana açıp yankımalarıyla dinledik. diğerleri içinde denenebilir)

"BUNU DUYMALISINIZ EĞER BEN YANLIŞ DUYMUYORSAM"
Tam şöyle yapılıyor yeni sekme yeni sekme yeni sekme sonra gidip sırayla hızlıca hepsine tıklanıyor yanyana
keşfediyorum
nasıl
keşfediyorum

https://vocaroo.com/i/s1Cfk1GC63ai

" BEN BÖYLE BİR ŞEY DUYMADIM ÖMRÜ HAYATIMDA "

10 pencereyle denedim
17 pencere deniyoruz

olağanılmaz

bunu dinleyin
çoklu

https://vocaroo.com/i/s1wFHwag9cS2

Bakın şöyle yapıyorum faremin orta tuşu ytarayıcımda yeni sekmeler açıyor sağda.. 10-12 sekmede bir açıyorum.. 7-8 sekmede bir açıyorum ya da 3-4 sekmede açıyorum sonra sekmelerin üstüne gidip hızlıca hepsine sırayla tıklıyorum deniyorum sesi

https://vocaroo.com/i/s0Otve1EPiDH
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________

Konu "ictenlik" tarafından (11.Şubat.2019 Saat 09:43 ) değiştirilmiştir..
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Mart.2019, 16:30   #16
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

FELSEFE BİLİM FARKI

Kaba bir benzetme ve genelleme olacak ama
Bu hem felsede bilim farkını hem de insanlar arasındaki bilinç düzeyi farkını göstermeyi amaçlıyor.

IŞIN YA DA YARI DOĞRU AŞAMASI

(Burada bir ışın, ışın doğrusu göreseli düşünebiliriz?

Tek yönlü ve tek uçlu ışınsal kavrama
Tek kutupluluk
Kapalı yargılar verir
Başlangıç noktasına ve kendi tabanına gebedir.
Taban doğrusuna doğru alınan ilk taban (yani başlangıç) doğrusuna (ilk noktaya) gebedir. Bu ev temeli gibi düşünce temelidir.
Başlangıç merkezdir
Başlangıç noktasından tek yöne uzanan bir doğruyla düşünür.. Kavrama düzeni budur.

Örnek sağcılık solculuk.
Herşey siyah ya da beyazdır.
(İkisinin orta alanı ve birleşimi olan) Griyi araştırmalıdır (genişletmelidir)

Hareketsiz doğru ya da ileri uzam kuramı temeldir

Doğru kavramı ve nokta kavramıyla çalışmalıdır. Tek noktadan çok yönlü ışın küresel ışın , her yöne ışın ya da demeti düşünmesi öneriliyor..

DOĞRU YA DA İKİ UÇLUSALLIK

(Burada iki uçlu bir doğru ,iki yönlü ışın düşünebiliriz)

İki uçlu doğrusal kavrama
İki kutuplu diyalektik
Zıttıyla dengeli biçimde diyalektik kurar. İki uçlu dengeli düşünür. Antiyle kavramı dengeler.
Sağ ve sol yanın (siyah ve beyazın her ikisine bir bakmayı) ikisini bir görmeyi yine sağda ya da solda kalarak dener

Doğrunun ortası merkez olmuştur ve iki yanlı açık doğru kavramı belirmiştir.

Var yok'un yerini olabilir kavramı almıştır.

Gri kavramında renkler tonlar aranmaya ve incecik derinleşmeye başlamıştır.

Önerilen ışın demeti uygulamasına ek olarak sprial doğru hareketi doğruya dalgalanım salınım ekleme öneriliyor.

(Burada spiral salınımlı ışın ya da dalgalı -titreşen doğru düşünebiliriz)

DAİRESELLİK KÜRESELLİK VE DÖNGÜSELLİK -GENİŞLEME-

(Burada bir daire ya da küre görseli düşünebiliriz)

Düşüncede temel referans, temel optik ve matematik tabanı küre olmuştur.

Çok yönlü bakış ve dairesel küresel kavrayış
Bu daha evrenseldir.
Merkez kavramını küre ya da küre merkezi alır
Düşüncede doğru ve ışın kavramının yerini dalga hareket kavramı ve kuramı almıştır.

Yön taraf gibi duygular, ikilemler kalmamıştır. Küre üzerinden genelleme ile 'kendi de' genel küre ya da küme üyesi ve içeriği olmuştur. Ben objesi ile bakışım ve etkileşim değişmiştir.

Siyah ve beyaz ikilemi kalmamıştır. Derinlik ve yoğunluk kavramı artmış gelişmiştir.
Felsefe başlamıştır.. İleri renkler ve renk derinliği, bilim sanat aranıyordur. Kaçınılmazdır. Doğrucu denilenle iletişim zorlaşmıştır...

Küresel ya da bulanık mantık kullanır. Düzeysel matematikle eşleşemez.

Yani buradan özetle felsefi gelişim için yine küre, dalga, disk gibi imgelerle şekillerle zihinsel çalışmanın alan derinliğine bağlı düşünerek ikiboyutlu uzay zaman ve geometri kavramından sıyrılmanın (renksel derinlik yoğunluk kavramı vb. geliştirmenin ve varoluşu böyle çatmanın) en hızlı felsefi gelişimsel yol olacağı da imlenebilir.

Bir kürenin dıştan herhangi bir yeri merkezdir. Ve dışsal her herhangi nokta eşit merkezdir. Yani ortadır. Kutupsuzluk

Merkezden (tüm yönlere) yayılan bir sesi dalgayı alarak çok yöne yani tüm diğer dış yönlere dağılan kopmayan bir küre yüzeyi gibi düşünme vb. bir çok uygulama öneriliyor.
Tek yönlü dalga, tek yönlü uzay ve merkez taban kavramından sıyrılmalıdır.

(Geleceğin matematik tabanı küre ve dairelerdir. Yani şimdi felsefe sanılan matematiktir ya da öğrenilecek asıl matematik, ileri matematiktir. Gelecekte referans alınacak matematik budur.)

Yani felsefe olabildiğine 3 boyutlu matematik, alan kavrayışı ve realite denklemlerinin (sorun ve problemlerinin) kendini kullanır ve bunları kullanan gelişmiş matematiktir...
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________

Konu "ictenlik" tarafından (23.Mart.2019 Saat 20:35 ) değiştirilmiştir..
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Mart.2019, 20:22   #17
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Yukarıdakine ek olarak küresel felsefe ya da küresel düşünme örneklemesi

İnsanları bir küre üzerinde (küreyi küme gibi düşünerek) evrensel bir küme elemanı olarak yapılandırmayı öneriyoruz.
Bakın hiç bir ayrım yok, hiç bir isim yok.
Evrensel küme elamanlarıyız ve küremiz bir küme. Küre dış yüzeyi bir küme. Ben ya da sen (ya da o evrensel) bir küme elemanı. Sıradan bir (tekil) küme elemanı. Evrensel küme evrenin kendi.

Hiç bir ayrım kalmayacaktır. Hiç bir bilgi problemi kalmayacaktır. Hiç bir bilgi özeli , özel bilgi biliş problemi (istenci) kalmayacaktır. Bakış noktası size bilgiyi getirir. Taban alınan tabandır bu. Sadece sunulan düşünceye net bir şekilde bakmayı, bunu düşünmeyi öneriyoruz. Kişi kendinin bir küme elamanı olduğunu anlarsa ve yakın bir düşünce tabanı bu eksen olursa hiç bir bilgi problemi kalmayacağını düşünüyoruz.
Ney nasıl diyebilirsiniz.
Çok basit...
Ben evrensel bir küme elemanıyım...

Ben özel değilim, değilmişim. Tekil varlıkmışım. Sıradan bir evrensel küme içeriğiymişim ve elemanıymışım.
Tüm olan budur. Gerçeklik...

---

Biraz önce bir kürede yaşayan insanlar oluşumuza ve kimliklerin görece oluşuna, gerçek kimlik denenin insan, varlık ya da evren gibi şeyler (değerler ve) isimlendirmeler olabileceğine dair bir şeyler yazdık..

Nasıl kediler ve köpekler ya da diğer canlılar kendi içinde ülkeler bölmeden ve sınırlar çekmeden ve milliyetler takınıp iddia etmeden yaşıyorsa ve yaşayabiliyorsa uygun kuramsal yaklaşımla bizlerde barış, uyum ve kardeşlik içinde yaşayabiliriz.
Bunu görmenin ve göstermenin görece zorluğuna dirençle subjektif görece gerçekler uydurulabiliriz.. Anlıyoruz...

Görülmeyen gerçek ya da kabul edilmemek istenen şudur. Bunun (bunların) altında çıkar çatışması ya da özel olmayı isteme, bekleme ya da kendini özel sanma, yapılandırma (ya da işini başkasının yapımı edimi güdüleri) vardır. Kimse kimsenin sahibi değildir. Doğada bütün hayvanlar kendi işini görüp kendi yemeğini topluyor. Bir insan diğerininin işini gördüğü ya da bir insan diğerine tahakküm ettiği an da özgürlük sözleşmesi bozulmuştur. Doğa karşısında özel-ler olmadığımızı (birbirimizden farkımızın görece geçici bir gerçek oluşunu, evrensel objektif realite olmayışını) keşfettiğimiz zaman özgür-ler olacağız.

Yani özetle ben özelim, başkayım, hatta tek başıma kendiyim diyen evrensel kümeyi yadsıyan kendi tutsaklığını ve kendi biri ve teki ya da başkasının üzerindeki hak sahipliğini belirtiyor olur. Prangalarından arınmasını, insan kalbiyle birleşmesini, kendini bütün ve büyük insanlık gövdesinde bir küme üyesi/elemanı gibi (genel-evrensel) yapılandırmasını (ve özellikten sıyrılmasını) böylece içselleneceğini ve büyük insan kalbiyle de buluşacağını öneriyor ve öngörüyoruz...

Denilen düşüncenin (ben özel kendim'in) yapılandırmasının altında özel ve seçkin olmayı isteme , bekleme ve umma vardır. Yadsınan da dayatılan da budur. Bu düşünce ve içeriğin tabanı budur. Belirtilen düşünceden arınıldığında (kurtulunduğunda) özgürlük gelişebilir. Ben benim'in yerini ben evrensel bir kümenin elamanıyım aldığında.
Böylece kişi kendini esir eden/tutsak ve hükümlü tutan bir sürü boş düşünceden ve ya da zihinsel kölelik/pranga ve ağırlıktan da rahatlıkla özgürleşebilecektir..
Denildiği gibi ikinciden (ben özelimden) kurtulmanın yolu birincidir ( ben evrensel bir kümenin sıradan/basit (aynı türden) elemanıyım anlayışıdır). Özel değilsin sıradansın. Herşey gibisin.. Evrensel bir küme elemanısın. Evrensel bir kümenin genel geçer sıradan elemanısın... Bunu anlamalısın...
Hiç kimse ve hiç bir şey de değil...
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________

Konu "ictenlik" tarafından (23.Mart.2019 Saat 20:32 ) değiştirilmiştir..
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Mart.2019, 22:45   #18
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Yine yukarıdaki iki postun vr yazımın da bir uzantısıdır.

Zihinsel kürecilik üzerinde kendi içinden sesli düşünceler

Doğruyu bir boru ve sonun da kendi ucunu kesen bir simit (boru halkası) gibi düşünmek.

Bunun merkezi açıktır ya da boşluktur ve bu boşluk yine yine tabandır

Uçları; iki ucu dairesel kapalı alan olarak boru doğru düşün derim.
Dönen kıvrılan salınan bir boru düşünün. 3 boyutlu uzayda kendi çevresinde içinde de dönüşle de kıvrılan bir solucan gibi..
Şimdi boru halkası olarak bunu düşünün. Bunun alt tabanı kağıt gibi bir yüzey ve düzlem değil. Dış uzay ve 3 boyutlu derinlik olsun.. Dış uzayda kendi içinde dönen salınan ve kıvrılan bir solucan olarak doğru...

Disksel boru halkası ya da disksel düzlem

Bu gibi imgelerden (ki kürede dahil) tüm yönlere eşit (aynı) dağılan/yayılan ısı, ışık, rek, ton ses düşünmek görmek

Tıpkı doğruyu uzatış gibi bu gibi biçimlerden tüm yönlere ısı, ışık renk dalga uzatış ve yayış,
salınım yayış.

Çizgi (Doğru) borudur. Nokta küre..
Kğre taban ya da 3 boyutlu alan boşlupu taban. Düşğnce tabanın bu... Başka matematik alma öğrenme de...

Küre üzerinden 3 boyutlu boş uzaya uzanan doğru çizerek bu hareketin saçmalığını ve bunun sana neler öğretebileceğüni düşün.
Doğruyu her zaman bir küreye yasla ve küreden uzat başla bunu taban al..
Kağıtta ki bir doğruyu böyle düşün ele al derim şimdi. Başlangıç noktasında noktanda sen varsın...
Bu sana her şeyi, tüm hareketi öğretecek, gösterecek...

Doğruyu kürede tut ve küreden ve kendinden başlat öğren. Başlangıç noktana bak.. Doğruya doğruna ve kendine bak. Uzaya yönsüzlüğe çizilmiş geri dönecek bir güçsüzlük...

Dünya kürenden uzaya doğru bir hareket, doğrusal hareket ve doğru düşündün mü?
Bu sana ne ifade ediyor şimdi?.
Doğrunun açıklayacağı şey ya da kesiti bu değil mi?
Hareket in tarif edilebilir rotası, biçimi. Ya da evrende iki noktanın tarifi mi?
Bu doğru doğru değildir. Güzergahtır. Buna indirge..

Elindeki oğrunun iki ucuna küre ekle ya da dışlara boşluk. Sadece bir materyal
.. 3 boyutlu küre. 3 boyutlu doğru bir borudur...
Bunları düşün....

Bunun sana neler öğreteceğine ya da yakında neler yapabileceğine inanamayacaksın..

Dünyanın, dünya kürenin kendini düşünce ve matematik öğrenim tabanın yap.. Küre yüzeyindeki düzlemi düşün derim...
Her şey titreşir, dağılır ya da yayılır ve genişler-uzanır-açılımlanır. Hareket budur. Çekim düzeyinde gerçek salınım dalga hareket. Belki de yanılıyorumdur. Açıklayamadım bunu...

---

Altetnatif..

Ya da doğruyu kendi ucunu bulan halka/çember/daire gibi düşünmek

Salınım dalgalanım ya da ışık/ışıyış deneni kopmamış yankıma/yansıma gibi bağ (ısı/renk/ton) düşünmek

Ses bir titreşimdir. Boşluk dahil herşeyin ilettiği bir titreşim boşluğa yapışık ve yalnız ileri değil dört yöne gider. Heryere dağılır. Tüm yönlere eşit gider. bunu düşün. Ses dalgasını bile ancak bir küreyle (yayılan genişleyen) bir küreyle verebilirsin. Bunu düşün derim...
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Nisan.2019, 18:41   #19
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart Mutlu Öykü Deniz Facebook Günlüğünden....

Mutlu Öykü Deniz (M.Ö.D) 22.04.2019 Face Yazıtları

----------------------------------------------------------------
Varolansız Facebook Grup
Z.A.


"Kendimi yaşlanmış bir çocuk olarak görüyorum, inançsızlık ve kuşkunun çocuğu. Ölene kadar da böyle kalacağım herhalde, hayır bunu biliyorum. İnanma özlemiyle çok işkence çektim ve gerçekten şimdi de çekiyorum; ikna edici entellektüel zorluklar
önüme çıktıkça bu özlem daha da büyüyor."
Dostoyevsky, iman ve inanç arasındaki kendi çekişmelerini, Mart 1854 tarihli mektubunda bir arkadaşına açıkça ifade etmiş...


Yanıt MÖD
Kendimi boşluğa asılmış bir çukur olarak görüyorum
Kendimi yalnızlığa yüzünü dönmüş, kafasını gömmüş bir aptal arkasını görmeyen
Herkes arkadan -arkamdan- ne yaptığıma bakıyor. Orda ne aradığıma
Arkanızdan işler çeviriyorum ya da
Kendimi kaybettim onu arıyorum

-------------------------------------------------------------------

Bipolar Yardım Facebook Grup
M.N. -


Bi kedi istiyorum sadece o kadar

Yanıt MÖD
Kedi bir kedi istiyor ya da sadece kendi olmak istiyor bu kadar
Bir insanın onu istemesini istemiyor

------------------------------------------------------------------

Varolansız Facebook Grup
Y.S.-


Varolusa bir anlam aramak nafile,buldugunu iddia etmek safçadir.
Evet sabah oldu işe gidiyoruz evet dünya mevsimsel turunu tamamladi bahar geldi evet evlendin dogal olarak çoğaldın çocuğun oldu evet o kız çok güzel üstelik üç dil biliyor....Eee?


Yanıt MÖD
Anlam dilde belilerlenen bir saptama ise de bir şeyleri belirler
ve tabi ki varoluş anlamla sınırlanamaz ya da anlam sözcüğü içine tek başına hapsedilemez oysa anlamdan giderek anlama varırız

-----------------------------------------------------------------------

Bipolar B.T. Facebook Grup
Ş.D.N.


Sabahları aşırı mutsuz uyanmanın ilacı nedir?

Yanıt MÖD.
Sabahları aşırı mutlu uyanmak ya da sabahları aşırı mutusz uyandığına inanmamak aldırmamak bunu kale bile almamak

----------------------------------------------------------------------------

Nihilizm ve Varoluşçuluk Facebook Grup
Ş.Z.S.


Tiran beni tehdit edip yanına çağırdığında 'kimi tehdit ediyorsun?' diye sorarım. 'Seni zincire vurduracağım,' derse 'tehdit ettiği ellerim ve ayaklarımdır' derim. 'Kelleni vurduracağım' derse 'tehdit ettiği kellemdir' derim... Bu durumda beni gerçekten tehdit etmiş olur mu? Bunların benimle bir alakasının olmadığını düşündüğüm sürece, hayır. Ama bu tehditlerin herhangi biri karşısında korkuya kapılırsam, işte o zaman evet, beni tehdit etmiş olur. Bu durumda kimden korkmuş olurum? Hükmüm altındaki şeylere hükmedebilen bir adamdan mı? Bunu kimse yapamaz. Hükmüm altında olmayan şeylere hükmedebilen bir adamdan mı? Böyle bir adamdan niye
korkayım ki?
Epiktetos


Yanıt MÖD.

Korkuyorum çünkü saçma herşey
Ve korkuyorum çünkü anlamıyorum
Bir tiran beni tehdit ederse altıma ederim
Ama düşüncelerimi yakalayamaz ve zaptedemez bunu yine de biliyorum
Düşüncelerimin özgürlüğünü evet esir alamazlar ve düşünürken ki kararlılığımı evet onun ellerini ayaklarını bağlamazlar
Güçlü görünmeye çalışmak zorunda değilim
Düşüncelerimin bağsızlığı benim gücüm
Bir tiran benden ne ister? Beni korkutabilir evet bunu biliyorum
Ölüme karşı eylemimden vazgeçecek değilim korkarak ölebilirim ve bir tiran karşısında korkudan tuhaf gelgitler yaşayabilirim
Düşüncelerimi yönlendirmezler

--------------------------------------------------

Bipolar Y. Facebook Grup
G.Y.


Arkadaslar su ıkı gündür ıcımde ınanılmaz sıkıntı var daralıyorum bunalıyorum ofkelıyım dağ önce yoktu !!! Icım sıkılıyor öfke var bıde neden olabılır Sızde ılaclarmı ıcıyorum


Yanıt MÖD
İlaçlarımı içiyorum o büyülü cümle
Haplarımı yutuyorum ve alıyorum neden böyle?
Yaşam tantanalıdır belki bundan olabilir
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.Eylül.2019, 00:06   #20
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Kimi Facebook Grup Yazmaları ya da Deneyişler

Arkadaşlar grupta gördüğüm bir fotoğrafın/başlığın serbest çağrıştırdıkları üzerine...

Bu milli ya da yerli filozof ya da düşünce insanı arayışı nedir ya da bizden çıkar mı çıkmaz mı (var mı yok mu) varsa neden var yoksa neden yok çıkarsa neden çıkar çıkmazsa neden çıkmaz üzerine kaba düşüncelerim 1

Türkiyeli Tipi Filozof Yetiştiremenin Nedenleri Kılavuzu ve Söyleşmesi

Toplum normlarını zorlayan insanlardan sözediyoruz değil mi?

Normal bilgi tabanınızı ve resmi biliş, bilgi, bilim hatta felsefe protokollerinin kendini unutun o halde çöpe atın o ilk sorudan başlayın ve Rıfat Ilgaz'ın şiirinde dediği alfabeli çocuk ol! Felsefe böyle başlar çok filozofi metni devindirmekle değil ve seçicilikle değil.
Yığma bilgi ile değirmen dönmez. Bilgi eylemdir sinerjidir ve her an üretilir, canlı sinerjiktir. Ortada öğütülecek problem varsa çözüm üretir. İşe koyulan katılan sinerji ve araştırma isteği, sorun boyutu, grup çabası belki.

Bir kere toplumun kulakları filozofu duymaya hazır mı ya da açık mı ve ya da istekli mi? 200 yıl sonra anlaşılacak ve anlaşılması umulan birinden mi sözediyoruz herkesin rahatını bugün kaçıracak birinden mi?
Bir beklenti aralığı var mı? Filozof ilk bu aralıkla uğraşacaktır ve kendi aralığını üretecektir.
Filozof yarın sizi tüm toplum normlarını ya da toplumsal uyku ve esareti altı dolu bir biçimde yöneltmeye çağırdığında ne yapacaksınız? Dur yaşamım kaçıyordu mu diyeceksin?
Marks'ın ütopyası nerde mesela. Kalbimizde mi yaşıyor?

Şimdi birincisi bu yerli düşünce insanı arayışı bir vitrin marka arayışı. Arananın kendi buna uymayacaktır. Evrensel bir değer ya da insan senin milli değerlerinle örtüşür mü? Politik değerlerinle? Siyasi politik ideoloji ya da erk.

Filozofu kim istiyor?

Onu (filozofu) iktidar mı şekilleyecek toplum mu? İkisinin normlarına da uymacaktır. Kendi sosyal varlık ve yaşantı zorlantısı dahil modern çağın ivmeleri içinde eriyecektir belki de yokolacaktı ve belki de sesi hiç duyulmayacak ve duyulmadan kıstırılacaktı. Bir çok erk kurumu var. Bir çok denetim kurumu. Ses kısan kurumlar.
Belki de filozofumuz tarih toplum, din ve hatta bilim otoriteleri ve tüm diğer egemen erkler ve bunları düzenlemek değiştirmekle ya da onları nasıl aşabileceğini düşünmekle meşguldur ya da ya da hayat kavgasında yokolmuş olmasın. Belki de erk ve toplumun her ikisinden tepki ve ivme alıyordur ama topluma ya da onun bir/belirli kanatlarına belki biraz daha biraz yakındır. Bilmiyoruz bunu.

Akademilerin filozofu?
(Foucalt'un filozofinin akademide olmayacağına dair bulamadığım bir sözü)

Akademiler bunu üretemez akademiler buna düşmandır bu akademilere çünkü akademiler henüz akademi değil. Fason işletmeler.
O halde filozofumuz akademinin kendi ile akademik formasyonun kendi ile düzeyi ile ya da her türden toplumsal norm ile zaten çatışkı içinde olacaktır. Toplumdan büyük ölçüde dışlanmış/soyutlanmış olması ya da varsa kendi grubu ve çevresi olması olası. Eğer hala tımarhaneye kapatılmadıysa ve hala suç işletilmediyse oldukça da ezgin yarı pasifist adaylarınız olması olası..

Bir filozof ya da adayı ne yapacaktır?

Ne yapmasını istiyorsunuz ve bekliyorsunuz? Epistem çatması mı ontolojiyi düzleştirmesi mi? Ontolojiyi yeniden mi yazsın. Eğer filozof adayınız size deseydi ki bu ontolojidir o ontoloji değil ontoloji buizmdir derdiniz ve buzimin ne olduğunu asla tanımlayamazdınız. Diğerleri hayır benim dinim elden gidiyor derdi. Toplumsal kurum ve otoritelere ulaşamazsınız.

Bilgi ya da epistem'e üretmesi mi bekleniyor ontoloji ya da tarih yazması mı? Siyasi teori üretmesi mi? Neyin epistemini yapılandıracağız? Varolanı bir daha mı? Yeni mi?

Kişi toplumsal alanda herhangi bilgisel bilişsel formasyonda duyarlı ise ve yeterli tanı, görü gücü de varsa zaten işe koyulmuştur. Siyasi, dinsel, ekonomik toplumsal sorunları görür görmez ya eyleme bulaşmış girişmiştir ya da zaten bunların düşünsel çatışkısının içinde toplumsal sürtünmelerle birlikte erimiştir.
Örneğin siyasete kalkışsa mümkün mü? Bir devrim manifestosu mu yazması gerekiyor? Eyleme girişmesi mi hangisi?
Dine el atsa sokaklarda ölmesi olası. Belki adamakıllı siyasete de. Ne yapmalı. Nasıl bir eylem izleyebilir?
Sanırım geriye en son pasifist adaylarımız ve Hegelciler (Hegel şöyle diyor Megel böyle demişçiler kalmalı?) kalacak. Bunlar mı?

Filozofun başına gelenler ya da bunun gelme olasılıkları

Siyasi, dilsel, dinsel, kültürel çatışmalar.
Filozofumuz bu toplumda etnik, dini, milli her türlü çatışkıyı aşarak ve bunlardan sıyrılarak evrenselleşmeye ve sağ salim kalmaya çalışıyor. Etiketlerin arasından. Bir de üstüne ontoloji yazacak. Ontoloji karında doyurmuyor ha. Bir akademiye çöreklenmediyseniz. Bir de sizin yazdıklarınız tarih nazarında çöptür. Anlanmayı ummayın ha. 3.000 yıllık filozofi tarihinden daha açık net cümleleri kendi dilinizde üretseniz ve bunu sokak sokak gezdirseniz hatta 5.000 yıl sonra ontolojik kıymeti olacak metinler üretseniz bunu anlayacak kimse bulamazsınız. Çünkü akademik çöplüklerle kıyaslanırsınız. Çünkü isminiz yoktur. Okuyan sizi okumamıştır. Sizi Hegel'in ya da Marks'ın ve Parmenides'in derinliğinde bulmuyordur çünkü yaşıyorsunuz. Zaten okumamıştır bakın. Burada daha önceden markalaşmış değerler vardır. Toplum birey düzeyinde seçicilik kolay kolay üretemez. Onlara birinin bu felsefe ve değerli demesi gerekir. Bu bir kaç yüzyıl zaman alır. Toplumun sizi çözümlemesi..
Kuyumcu olmayanın ne yaparsan yap altını ölçemeyeşi gibi filozofi toplumca bilinemez.nokta.nettir... Sahtelerle kıyaslanır okunmadan küçümsenirsiniz.

Bir de ontoloji üzerine yazdığınız yazacağınız herşeyin anlanmadığı ve satmayacağı garantidir. Çünkü Hegel Megel (bu lafın gelişi) önünüzü tıkamıştır ya da sizden önce yazmıştır hem de daha karmaşık biçimde. Ya da onların isimleri seçkin tutulmuştur. Tuhaf yargılara ve sınavlara maruz kalırsınız.
Bir de toplum-denetçi, iktidar ya da otorite her ideolojiyi ve felsefeyi belli aralığa ama dar bir aralığa sıkıştırmış (normlaştıemış tabiri caizse evcilleştirmiş/devşirmiş) kendiöizin verdiği sınır ve çerçeve de meşrulaştırmış, diğerine ötekilieştirmiş çatışmalar kurmuş ve ya da üstünü bir biçimde karalayıp örtmüştür. Hepsinin devşirme trolleri vardır.

Filozofumuz ya da adayımız, toplumsal çatışkı çelişki baskılarla (aykırı politik fikir, aykırı dinsel fikir, vb. gibi nedenlerle okul aile vb. işbirliği ile paketlenmiş, adı deliye vb.ne çıkarılmış üzerinde bir sürü baskı ve sosyal zorbalık uygulanmış, sindirilmiş pasifize edilmiş yöneltilmiş olmasın? Tüm bunlardan kurtulduysa hala filozof adaylarınız olabilir. Ama hala yaşıyorsa da emin olun bugün biçilen yer de tımarhanedir. Ailesiyle geçinemez sosyal çevreyle geçinemez vs. Kimse onu anlamaz.

Eğer tüm bunları aşmış ve hala tımarhaneye kapatılmamış olursa ve gününü gün etmek gibi dertleri ya da buna zaten imkanı da yoksa hala buralarda yazan adaylar belki de olabilir.

Bir filozofun ekonomi politik ya da dinsel sancıya el atacağını düşünüyorum. Her iki alanda da toplumsal baskı zorbalık ya da körelme görecektir. Fikirlerini anlatmakta zorluk çekecektir. Kalabalığa dönüp hadi eyleme geçelim millet o uyuyorsunuz her şey berbat dense ne olur acaba. Ben size söyleyeyim. İsa gibi barış havariliğine soyunmuş bilmem ne, umut taciri vıdı vıdı...gibi sözler duyarsınız.
Size İbrahimi dinleri yıkalım el de çok net ve açık doneler/dayanaklar var halka anlatalım dese ne derdiniz?
Git başımdan mı?

Marksın belirli bir işi yoktu. Arkadaşından yardım alıyordu. Nietzsche'yi annesi bakıyordu. İşsiz bir filozofunuz olması olası çünkü bir çok toplumsal çatışkı deneyimledi, topluma uyum sağlayamadı ve burası Norveçte değil, toplum bakmıyor adamı. Bugğn Manisa Ruh ve Akıl sağlığı Hastanesinde tımar ve eziyet görmüş ailem bana vebalı gibi davranıyor birini okudum. Bilmiyorum Foucalt'u ve antipsikiyartiyi biliyor musunuz? Toplum normlarını zorluyorsanız Psikiyatri de bir kapatma aracı olabiliyor. Yani yalnız kalmış olması da olası.

Eğer toplumsal bir pasifist değilseniz toplum sizi söndürdü ya da toplumla bayağı savaştınız.
Mesela Marks'ın yazdıklarını yazabilir miydik Türk toplumunda. Ya Nietzschenin. Ne tepki alırdık? Bir foruma ya da gruba gidin. Trollük adında saldırlar var, yıldırılar var. Toplumsal trollükte dahil filozofunuz tüm bu aşamalardan geçmiş olmalı.

Ontoloji yazarı çizeri anlanmayacaktır
Modern çağın deyimiyle kız bile bulamaz tavlayamaz ya da kız olsa evde kalır koca bulamaz. Sokrates'in karısı dırdır edip kafasına su döküyordu. Filozofumuz evlenirse bunu ya da çok daha ağırını deneyimlemesi muhtemel. Bireysel istekleri aşmış bir guru belki.

Dinsel çelişki onu konuşturmayacaktır.
Tıpkı dinin engel oluşu gibi bilimsel çelişki engizisyon mayınları gibi yola döşenmiştir. Newton fiziği çökeli çok oldu denir ama dünya zaman ve evren düzdür başlamıştır ve bunlar tek bir tanedir ve tek bir başlangıç vardır, siğer herşey nazariyedir, zaman düzeyseldir, geriden gelir hiçbirinin tersi tartışılmaz. Kuantum dinsel metafizik ne adı alırsanız ordan da paketlenersiniz. Dinsel avcılar gibi bilimsel avcılar vardır. Dinin eleştirmesi kolaydır biraz kolaylaştı ama bilim hiç eleştirilmiyor ve bilgisel bilginin önünde engeldir. Bilimin kendi çok dindarı var çok katı organizasyonu var. Oluşmayı ve başlangıcı yadsıyamazsınız. Dinin bilgi örtme işlevi gibi bilime işlev verilmiştir. Bilimsel bilgi savunuculuğu adında filozof avcıları vardır. Yani nasıl bu din dışı diyen bir kitle varsa ve filozofu dışlıyorsa bu bilimdışı akıldışı diyerek bir kitlede bilim adına bunu yapar. Bunların seçkinleri, seçkinlikleri otoriteleri kurulmuştur. Hazır ağ gibi bekler. Avcılık bekçilik yaparlar. Engizisyon işlevi görürler. Çağa bunu dönüp anlatamazsın. Kimsenin işine gelmeyecektir çünkü din kötüdür kaçılan durak bilimdir. Bana sorarsanız ikisi çapraz işlev görüyor ve benzer iş yapıyor. Organik bilgiyi paketleme ve görmezden geldirme işlevi.
Filozof çatlamış patlamıştır delirmiştir.

İmparatorluk kalıntısı tebaa toplum bilinci bilgiye saldırır, sosyal baskı kurar, mahalle baskısı vardır, sosyal zorbalıkta vardır. Uygar toplum insanına benzemez. Adında felsefe olan bir grupta dün biri başlık açmış. Sevgiliniz ateist, deist, panteist vb. olsa. Altta sekiz yorum okuyup yarı korkarak ya sessize aldım ya da çıktım ordan. Batı medeniyeti değilsiniz ve Yavuz Sultan Selim'in bilgin sürgününden bu yana bir Arap eşari ekolü vardır. Toplumsal bir tabana ya da neredeyse asla erişemeyecek gibisinizdir. Yani 4 Yunus 6 Rumi olsanız o taban için hiçsiniz. Sevgi ve barışta taşısanız bilgide bugün ötekisiniz...

Hala bu şartlarda filozofi isteniyor bekleniyorsa buyrun yapalım ve üretelim.
Çağın istediği filozofi değil akşam yemeğinde cips yemek gibi bir şey, hazır yemek gibi bir şey. Bunun yazılı karşılığı. Filozofi bu değildir emek işidir. Güç gerektirir, eylem gerektirir, sabır gerektirir.
Filozofi işi paketlenmiş hazır gıda satın almaya benzeyen bir iş değil. Örgütlü...bireysel..

Sonuç olarak toparlayalım ve şunu söyleyeyim. Filozofi az anlaşılıyor.

Bireysel olarak 7 yılı aşkın süredir her türden toplumsal gruba sürtündük. Yazdık çizdik tam olarak filozofi gibi bir iddiam olduğu söylenemez ama meraklısıyım.

3-5 yılı aşkın bir süredir serbest ontoloji ve felsefe yazarlığı yapmaya girişmiş biri olarak sözediyorum. Her türden internet forumu ve grubunda serbest yazarlık yaptım ve denedim. Ontoloji yazar çizeri ya da anları diyebileceğim bir kaç kişi tanıdım hepsi hepsi. Belki sadece bir kişi ve herkes onu anlamadığını söylüyordu. Kendim bireysel olarak yazdıklarımı okuduğumda çoğu zaman anlatmaya çalıştığımı anlatamadığını da buluyorum. Denge ve dil kaybı yaşadığımı. Dil denen aracın kendi yetisinin de etkinliğinin de sorgulanması gerekir. Kendi gücü de yapaydır, sınırlıdır.
Belki şiir daha iyi bir yoldur. Belki edebiyat ve diğer yazın.
Felsefe düşünce için bir meydan okuma, kendini kanıtlama, güç ve gövde gösterisi ya da afili cümleler kurma üretme süreçleri olmayacaksa, epistemin kalbine toslayacaksa, Ontoloji kardeşliktir, birliktir, tüm ayrışmalar hayal ürünüdür burdan başlanmalı. Ben sen ayrımına bir set çekilmeli önce. İşte Ontoloji.
Bir filozofu filozof değil (filozofun kendi değil) sosyal toplum üretir ve döller ve ya da sinerji ve toplumsal karmaşa filozofu belki üretir ve besler. Burda amaç birlikte öğrenme etkinliğidir. Çağa şov yapma değil sanırım. Öğrenmek isteyen grubun kendi üretir. Bir arı grubunun ana arı döllemesi gibi belki grup filozofunu döller...

En basit örnektir ezeliyeti ya da varlıksal başlamamayı dilsel kalıpta kodlayın önemli değil bunu kimseye geçiremez ve anlatamazsınız çünkü başlama kurgulsuz, başlama dayanaksız kişi düşünemiyor. Bunu hayal edemiyor. Düşüncesini bu noktaya çekemiyor ve indirgeyemiyor. Yıllar yılı tanığım. Çok az tanık var bunu kavrayabilen.. Mesela niye bu kadar zor anlamış değilim. Ontoloji ile bir savaş vermek zorunda mıyız? Tüm soruların cevabı orda...
Ezeliyeti soyutlayın.nokta.tüm cevaplar.
Ezeliyeti bir kez soyutlatın ve bunu bozmayın.

----

Soru şu.
Zaman başlamazsa ne olur?
Zaman hiç başlamadı.
Zaman hiç başlamamışsa?
Bu Ontoloji. Ontoloji burda saklı.
Hiç Hegel okumaya gerek yok güzel arkadaşım bak hiç bir ontoloji ve felsefe metni okuma.
Zaman hiç bir zaman hiç başlamadı.
Herkesten fazlasını biliyorsun bunu kavrarsan. Olsun sana deli desinler ve dediklerini anlamasınlar ve kabul etmesinler.

----

Varlık yapılmadı -kendide gelişmedi. Verili yapılı var.
Ezeli ebedi başlanamaz sonlanamaz
Oluşamaz bozulamaz
Var da olmadı yokta olmayacak
.
Döngüler deniyor kabaca çevrimler ya da ikili (çift yönlü kabaca) ritmik hareket, sürekli döngü/çevrim
Toplamalı çekim titreşimli/dalgalı hareket, çekimin kendi tutucu/bağ
.
Hiçbir zaman başlamadı = hiçbir zamanda başlamayacak, sadece var..

------

Varlık geçmişte oluşmadı
Başlamadı
İndirgenemez
Filozofik hata
Geçmiş görece ya da değişken
Verili zaman şimdi, eldeki asıl zaman şimdi.
Varlık şimdi var ve şimdiden beri var
Şimdi de sadece şimdiden beri var
Şimdi şimdiden beri genişliyor, şimdi genişliyor, şimdi geniş
Geniş zaman şimdi
Zaman şimdi
İlk zaman ve son zaman aynı an da şimdi
İlk şimdi de bu son şimdi de bu
Ama son olmayacak ama ilkte yoktu
Varlık şimdide var ve devinir
Şimdide verili var ya da
Şimdide var var
Şimdide var olarak var
Şimdide kendi olarak (yapılmak kurulmak başlamaksızın) var
Var olarak var
.
Gelecek ve geçmiş şimdinin genişlemeleri/zamanları (ya da aynıları/tekrarları) ve kalıpları-

-----

Patlayarak başlamadık çünkü sonsuz patlama var
Sonsuz patlama içiçe
Her zaman patlıyor sürekli patlıyor
.
Çünkü baş yok, başlangıç yok ve ilk patlama diye bir şey bulunamaz
Çünkü hata
Zaten ilk hatadır
İlk bir çokluk kümesine ilişkindir, çokluk kümesine ilişkin sayma belirtir
Çokluk yoksa ilkten sözedemeyiz
Küme yoksa ilk yok
Çemberde ilk yoktur başlangıçta
Başlangıçların bile ilki sayılamazda ondan
Başlangıç varsa sonsuz başlangıç ve sonsuz bitiş var eşit
Kuantum küre

----

İbrahimi dinleri yıkmak için çok basit bu ve bir tür teknik şaka değil;
Basitten daha basit... İfşa edilecek ve toplumlar zorlanacak
.
Tevrat, Sümer, İncil ve diğer kayıtlara, diğer objektif tarih verilerine -fiziksel materyallere, ve diğer fiziksel incelemelere hatta insan kanı/soyu (ata-tür) ve genetiğinin özgür bilimle objektif yeniden incelemesi ve sorgulanmasına kadar gidip kanıt toplayıp, göksel bir varlığın/Tiranın bir zamanlar dış uzaydan dünyaya geldiği ve fiziksel iniş yaptığı ve İsrailoğulları ya da buna benzer bir şey denen bir topluluğa insan yakan vb. gizemli kutular ve sözde emanetler/hediyeler vererek ya da gelişmiş teknoloji harikaları göstererek şovlar yaptığı, gökten ateşler yağdırarak bir kaç (iki koca) kenti yıktığı yaktığı, bu yolla insan katlettiği, insan içine dev dünyadışı türler getirdiği, insanı uygarlaştırma adında köleleştirdiği ve genetik deneye giriştiği, genetik kırım yaptığı, insana panik korku ve itaat aşıladığı ve büyük travmalar ürettiği, denilen bazılarının bunlarla bazı yollarla hala teknoloji transferi yapıyor olduğu, sunulan bu kayıtların/kitapların (çok maskeli biçimde) insanla yapılan genetik melezleme ve deneyler dahil aslında iyi okunursa bu anlatılanlarla zaten dolu olduğu- bu gözle okunursa çok net anlaşılacağı, bunların yalan yanlış olmadığı, bu varlığın bizi apaçık tehdit ettiği ve kötücül bir varlık tiran ve zorba olduğu, Tanrı Manrı olamayacağı, duyarlılık ve yardım gerektiği, bunu açan az ses olduğumuz, milletin boşa yere kapandığı, Babil (etimolojisi kaos kargaşa) efsanesinin, kimilerine göre dünyayı gökten kuşatan çok yüksek uzay teknolojili bir bilgisayar konfigürasyonuna dayalı enerjisel manyetik alan vb. temelli bir frekans örtüsü ve zihin kontrolünü anlattığını ve bu yolla bizi denetlediği hatta duygularımızı manipüle ettiği vb. gerçeğini upuçuk bir faraziye olarak bulmaksızın ve bunlara komplo demeksizin gidip açıkça vizyoner biçimde araştırarak-soruşturarak (buna dair de kanıtlar toplayarak) sonra da nazikçe bu gerçeği görerek ve kabul buyurarak- ederek bunlarla hepberaber nazikçe yüzleşeceğiz. Ve ESKİ AHİTİ ÇÖPE ATIP HALKLAR HUZURUNDA ÇAĞIRIP GEREKİRSE YENİ BİR ANLAŞMA YAPACAĞIZ YA DA BU SÖMÜRÜYE BİR SON VERECEĞİZ.
Bunu hükümetlere bildireceğiz ve kanıt toplayacaklar.
Bize şu aşamada inanmalarını beklemiyoruz.
Göksel yersel kanıtlar sonra bu ülkeler ifşa edecekler. Dışişleri İçişleri görüşecekler gerekirse Rusya ya Musyaya danışacaklar. Baskı kuracağız.

Bu şaka değildir. Mutlu Öykü kozmik şakacı değil...
Beka diyenler kendi bekasını umursuyorsa... Ülke vatan millet neyse. Din min bunu anlatıyor o anlamda bir Tanrı ne yazık ki yok. Gerçek bu. Yüzleşmeliyiz. Hep beraber yoksa dağılır gideriz.. Gerçek bu...
.
Mümkünse bunu yazanlara ve yazabilenlere, söyleyebilenlere artık deli demeyi kesiniz. Sorunuz.
.....
Sorun araştırın...
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________

Konu "ictenlik" tarafından (13.Eylül.2019 Saat 01:39 ) değiştirilmiştir..
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
"ictenlik" Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 17.Eylül.2019, 00:35   #21
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart

Ölüm ya da Ölümden Sonrası Üzerine Denemeler/ Mantık Dil Zihin Felsefesi Özgün Kayıtları

X.. Facebook Grup

Soran/Asılan

Ben varsam ölüm yoktur. Ölüm geldiğinde de ben yokum. -Epikür

Mutlu Öykü Deniz -Sesli Yanıtlar Denemeleri

Subjektif bir kişi/kişilik (ya da bütünlük) tarihe karıştı ve öldü evet ağacın ormana geri dönüşü gibi..
Objektif geçici değildir der eskiler…

--

İnsanın öldüğü yere tarih (zaman) diyoruz.
Ağacın öldüğü yere orman diyoruz.
Ne garip insan zamana ölüyor, zamanın içinde ölüyor ve doğuyor.
İnsanın devimi hiç kuşkusuz ki insana çok şey öğretti…

----

Varlık ötesi ölüm ötesi/dışı korkuları şüpheleri varlığı obsede eden (obsedasyona uğratan ya da açık eden) -ağır- koşullardan biridir.
Kişi yüzleşmelidir.
Burada izlenecek iki yol var her şey doğa da başlar biter doğa içinde cerayan eder/olur ondan gelip/olup ona döner dönüşürüz aslında biz gerçek değiliz ya da özünde kendimiz değiliz evreniz ya da onun görünümleriyiz gibi düşünceler..
Diğeri de diğer ontik sorgular.
.

----

Bir çok dindar daha ağır biçimde çok ağır biçimde ölüm ötesi korkusu yankısı taşır.
Kimi yokolma kabus karanlık düzlem hisleri taşır bu aşılanmıştır. Burayla çalışılmalıdır.

----

Ölümün ötesi olmasa bile karanlık (kötü) çağrışımların ve çağrımlamanın kendiyle mutlaka çalışılmalıdır. Ölüm ötesi objektif düşünülmeli sınıflanmamalı çünkü zaman belki de bu anlamda yok
Ama
Ölüme yakın deneyim denilen bir şey var. Örneğin T24 yazarı Metin Münir'in bir yazısı ve kitabı var. Örneğin anlatılan tasvir özgürlükçüdür. Ölüme yakın deneyim diye belirtilen tasvirlerin hepsi dürüst olalım yaşamı değil ölümü özletir arzulatır.

---

Biz gençlik yıllarında araştırmalarla herşeyi okurken Michael Newton ismine rastladık ve iki kitabını okuduk. Bunlar ölüme ve ölüm ötesine ilişkin hipnoz yollu çağrışım/çağrışımlama regresyonları.
Biz bir ölüm ötesi vardır ve Newton'un kitaplarında anlattığı gibidir demiyoruz. Onun anlattıkları gibidir demiyoruz ancak çağrışımlamanın gücünü ve alınan ortak miti ve görseli küçümsemiyoruz. Bize ne anltıyor diye sorguluyoruz.
Tutarlı biçimde tanıklar yakın ifade veriyorsa oradaki izler evrensel semboller takip edilmeli midir. Bunu sorguluyoruz..
Hipnoza ya da bilinçaltına inildiğinde ölüm sonrasına ilişkin bu anlamda olumsuz karanlık kayıtlar geldiğini kimse söylemeyecektir. Açıkçası bemberraktır ve ölüm iyi bir şeydir. Yazılanlar doğru yalan farketmez okunanlar içinizi ısıtacaktır. İşte bu yüzden Michael Newton eserlerini bir ölçüde öneriyoruz. Din kitaplarından fazla satmalıdır...
En azından karanlık duygularımızı ölüm korkularımızı ve ölüm sonrası baskımızı hafifletiyor.
Bunu ölüm sonrasına ilişkin çizilmiş hayali bir resim gibi alıyorum..
Bunu yazmak istedim...

Eğer yeryüzünde 3 dinin 3 milyar inanırı olduğu söyleniyor ve kitapları satıyorsa Michalel Newton satmalı ve okunmalıdır....
.
Satmalıdır neden?
Çünkü ne din ne felsefe ne bilim bu çatışmayı bitiremeyecek.
Satmalıdır neden?
Çünkü 3 büyük dinin anlattıklarına inanmaktan bin kat iyidir. Kimseye bir zararı olmaz.
Ölüm ötesi varsa da olmaz yoksa da olmaz.
Korku ve panik imparatorluğunu dağıtacaktır.
Gerçek diye bir şey aramak ya da montaj gerçek aramak.. kişiler bulsun...
Kimse ölüm ötesine ilişkin dürüst değil...
.
Hiç değilse şöyle görün.. Çocuklarımıza nasıl dinyaya geldiklerini anltabilene kadar basit yalanlar veriyoruz.
Michael Newton iyidir.
Kitapları İncilden fazla satmalı ben bunu biliyorum
İncilden iyidir


----

Şimdi bakın dürüst incelenirse ölümden sonra yokolmakla varolmak ya da başka biri olmak (başka biri olarak sürmek) arasında hiç bir fark yok..
Subjektif yapı karakter öldü. Yani ben sanılan öldü..
Ruh benim diyemezsin öyle bir (subjektif varlıksal) mülkiyet yok..
Bir ruh olsa bile subjektif değil tekrar subjektif bedenlense başka bir subjektif yani başka biri olacak.
Ruh benim diyemezsin varoluşundur sonsuzdur.
Normal de in-tin öz gibi kavramlar kısıttır yapaydır. Herşey herşeydir bir bölümeleme yok ne oluyorsa o
Bunların hepsi benim yukarıda dediğime gelecek.ben aslında ben değilim.
Bu objektif ayrımı ya da görecelik denen öğrenilmeli

-
Olmak kesindir varla yok biribirine göre değişim
Ya da ben kesindir
Ben şuyum buyum değil
Olmak orada değil burada olmak
Ona göre buna göre olmak

-
Varoluşta töz öz yok. Herşey varoluşun hepsi kopmaz.
Ayrım yok -görece
Bütün bir varlık ya da bütünlük
Subjektif yasa gibi ya da devim (zorunlu bölümlenme kendini denyimleme ve algılama ikilemi) ya da Spinozanın dediği gibi olmalı

-
Güneşi var ve yok (hem var hem yok) işaretleyebilirim
(Zaman ve mekana göre ve gözlemciye göre)
O zamanda yoksa bu zamanda vardır. Orada yoksa burada vardır. Varlığı varken de olmadığı yerde (bulunduğu bulunmadıpı yere göre) yok işaretleyebilirim. (Mekana göre -gözlemciye göre)
Zaman burda bir değişken. Mekan da..
Olmayan bir şeyi ne var ne yok işaretleyebilirim
Hiç olmamış ve hiç olmayacak bir şeyi hiç işaretleyemem
Olmamayı işretleyemem
Varlığın olmayandan olduğunu işaretleyemem o halde hep kendi olarak (her yerinde zamanında eşit amade) vardır/hazır bulunur
Hiç bir şeyin hiç olmadığı zaman(ları) yer(yerleri) işaret edemem, işaretleyemem o halde her zaman herşey vardır işaretlemesi doğrudur

-------------------------------

Ruhun mülkiyeti subjektifle nasıl iliştiriyor bunu sorun

-
Ruh bir başkası olacaksa ikili mülkiyet nedir?
Bu ikili mülkiyet ilişkisini nasıl yapılandırıyorlar sorun?
Ruh hangisinin ruhu?

-
Dinler subjektifi yaşatma çelişkisi saçmalık
Subejktifin ölümsüzlük direnci
Subjektif geçicidir subjektiftir sonludur evrensel yasa ya da görüngü diyebiliriz
Aynı kişi ikinci kez doğmaz
Aynı derede iki kez yıkanılmaz

Suysan suya sahip çık

-
Mülkiyet (sahip olma) kavramının kendi subjektif
Sahip olma (tersi) ait olma dair olma içkin olma gibi

-
Bir ruh iki başka kişi olabiliyorsa sonsuz başka kişi olabilir.

Ya başka biri olarak doğacaksın ya da herkessin bu ikisi arasında ne fark var?
Tekrar doğumu onayan kabul eden zaten başka biri olmayı onuyor kabul ediyor o halde kendi değil kendi geçici..
Yokolmayı kabul eden kendi değil evren varolduğunu/kendinden sonra evrenin varolacağını, evrenden gelip doğup oluşup evrene ((geri) döneceğini (dönüşeceğini/katışacağını geri içrekliği) kabul ediyor aynı şey.hepsi aynı

-
Başlayıp biten şey varolma ve yokolma değil. Bir insanın doğumu başladı ve bir insanın doğumu bitti ve ölümü ile doğum ölüm döngüsü kapandı.. Sonsuza kadar mı yaşasaydı?

-
Eğer evrensel bir gözlemci olsaydı ya da doğumu ölümü işaretleyen ne görürdü?
Benim doğumumu ölümümü işaretleyen evrensel gözlemciler, diğer gözlemciler onlar ne görüyor?
Varoldu ve yokoldu diyen var mı
Doğdu ve öldü kalıbı kendini açıklıyor
Doğmanın diğer karşıtları örneğin batma yitiş sönüş givi şeyler...
Doğan da diğer şeylerden doğuyor ve çoğalıyor. Objektif bir incelemede ağaç tohum döker yeni ağaç olur o tohum döker arada evrensel bir Ayrım görülmez.
İnsanda evrende varolan fizik materyalden gelişiyor. Evrensel gözlemci. Objektif gözlem yapabiliyorsa evrensel gözlemci ama her açıdan evrensel gözlemci

-
Mülkiyet ilişkisinden sıyırırsak insanın materyali kendinin mi? O tüm evrenin ve varoluşun materyali. İnsan olmadan önce kimindi?
O halde insan varolan herşeye aittir deriz. Bir insanı biraraya getiren ve birarada tutan atom ve enerjinin evrenin neresinden geldiğini bulabilir miyiz ya da bizi/beni bir araya getiren tüm atomların tüm zamanlarda (geçmiş gelecek) izini sürsem evrendeki bütün her şeye, bütün nedenselliğe temas etmeliyim. Her şey benim atam diyebilirim. Üst karakterde bir ata bulamam.
Burada iddia edilen mülkiyetin karakteri bozuk. Evrene (tüm evrene ve tüm olana) ait/dair bir mülkte oturuyorum ben…

Bir ruh olsa subjektif geçici bir yapıyı sahiplenir mi?
.
Evden eve taşınır. Bedenden bedene taşınır. Belki de bunu doğup ölerek yapar.
.
Ruh ben bu olmayı çok sevdim mi diyecek sanıyorsun. Ölür başka biri olurum daha iyi der.
.
Ruh varsa ve subjektif değil evrensel bir kurgulsa emin ol öldükten sonra sen ben ayrımı gözetmeyecektir. Objektif ara relaite olmalı. Doğumlarla ölümler arasında geçişler ama doğumlar ölümler yok zaman yok…

-
Eğer yeniden doğuş varsa ve olsaydı bu bana değil ruha ait bir doğum olurdu. İkinci doğan kişi ben olmazdım. Ben bu ben ve 'ben bu şimdiki' ile asla aynı olmazdım.
Başka bşr subjektif yapı kazandım ya da ruh var ve ikinci bir subjektif yapı ile bileşti. Bunun ikinci biri başka biri doğmasından ne farkı var.
.
Ruh varsa benim mi evrenin mi tüm olanın mı onu soruyorum?
.
Ruhu nasıl sahipleniyorum. Ruhla nasıl mülkiyet ilişkisi kuruyorum. Onu soruyorum. İyi düşün.
.
Kişiliği sahiplenmekle ruhu sahiplenmek aynı mı?
Ruhun sahibi kim ve ne?
Eğer doğup ölüyorsam. Benim ruhum kaç kişi olarak doğup ölecekse kaç kişi ona sahip bunu soruyorum. Eğer ruh yeniden bedenleniyorsa mutlak sahip yok. Ben bu tek sahip değilim...
.
Eğer evren ya da varlık ruhlar oluşturuyorsa bunu yine evrensel yasalarla yapmalı. Matematiğin kendi dizilimleri..

Evrende aynı kişi aynı kişi olarak tekrar doğmaz ölmez…


Ruh varsa da öleceğim ruh yoksa da öleceğim. İki açıdan da özgürüm.
Ruh yoksa bir çiçek olacağım bir insan olacağım aynı şey.
Ruh varsa da tekrar bir insan olacağım ya da A gezegeni ve X alternatif gerçeğinde başka bir varlık bulacağım aynı şey.
.
Ruh yoksa Eşkıya daki bir çiçeğe can vermiyor muyuz?
.
Ruh yoksa şu an beni oluşturan atomlar her ne oluyorsa o mu oluyorum ve olacağım..?

Ruh varsa da ruh yoksa da aynı kişi olarak doğmayacağım

Evren ya da varlık beni ikinci kez aynı kişi olarak veretmeyecekse aranan ruh kavramı neyi işaretliyor?.
Aynı bedende aynı kişi olmanın arayışı mı örneğin neden?

.------

Ölüm ne bilmiyorum kendime felan da aidiyetlik hissetmiyorum. Bazen bir o kadar uzak bazen ölmek istemiyorum. Ölümü herkes gibi soğuk ve bir o kadar uzak buluyorum.
Şüphesiz ki ölümün bu kadar bir ağırlık olmamasını dilerdim. Ben ölüm ötesi ontolojisi üzerine çok düşündüm, kafa yordum, alternatif kaynaklarda okudum sonuçta öleceğimiz gerçeğini değiştirmiyor.
Aidiyet ya da sahip olma ne bilmiyorum. Otistiklerde örneğin üçüncü kişi yerine koyma bakma gibi bir şeyden sözeden bir video eklemiştim..
Yine de benin ben olması ve bana ait ve sahip olması, ben aidiyeti, ben üzerindeki mülkiyet kavramının bu anlamda derin irdelenmesini önemli buluyorum. Ben üzerindeki mülkiyet doğa varlık evren gibi koşullara devredildiğinde ya da hafifletildiğinde ya da Uzakdoğu çözümleri gibi varolan herşeyin ortak ve üst karakterde bir ben duyuşu olabileceği yani varolan ve bunun farkında olan herşeyin bunu algılama biçiminin ben olarak yansıdığını söyleyen öğretiler gibi ele alındığında kafa karıştırıcı olsa da belki biraz ölümden yana hafifliyoruz..
Her neyse sonuçta öleceğim ve benden sonra doğanlar ben adı alacak kendine ben diyecek ama bedenleri ya da yaşam örgüleri şimdi ve buradakinin aynı olmayacak..
Yani eğer ben dediğim bütünüyle fizik bedense bu yaşamsa o son.... Onun tekrar aynı kişi olarak doğacağına asla inanmıyorum.. Başkaları doğacak ve kendilerine de ben diyecekler ama bu tıpkı ve aynı benim gibi mi bilmiyorum-anlamıyorum.....
Ben derken sadece buradaki ve onun fizik bedeninin mülkiyetinden sözediyorsak o mülkiyet ilişkisi galiba buradaki ile sonsuza kadar bitiyor....
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________

Konu "ictenlik" tarafından (17.Eylül.2019 Saat 01:12 ) değiştirilmiştir..
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
"ictenlik" Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 19.Eylül.2019, 22:26   #22
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 410
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
73 Mesajına 90 Teşekkür Aldı
Standart


Aşk (ve biraz da sevgi) Kavramı Üzerine Yorumlamamalar, Denemeler ve (az da olsa) Epistemelojik Katkısallar Parçaları


"Seks ve Aşk kitlelerin afyonu mu?"

Arkadaşlar yazdıklarımı yeterli bulmuyorum ve tüm yorumlamalarım bundan ibaret değildir ve iş güç arası hızlıca gelişigüzel karalandı ancak sunmak ve arşivlemek istedim.)

Bir doktorun evinde ölü bulunan ve kanında 7 çeşit ilaca rastlanan bir kadının ölümü üzerine bir facebook grubunda yapılan bir tartışma da bir üyenin psikiyatrik ilaçların zararlarını savunmak üzere: "Kadını kendine ilaçlarla bağlamış" türünden bir şey söylemesi üzerine gelişen başka bir tartışmadan..

X Facebook Grup İ.G.


Psikiyatristler genç kızları kendilerine ilaçlarla aşık edebiliyorlarsa o halde aşkta bir tür hastalıktır.

Cevaplar ("içtenlik")

Aşağıdaki (bağlı linkteki) eser Erich Fromm'un Sevme Sanatı
Sayfa 12-13 ve 14 ü tavsiye ediyorum...

------

Jared Diamond adlı bir yazarın "Neden Sektsten Zevk Alırız?" diye bir kitabı var. Kitabın sadece kapağını/tanıtımını ya da internetten kolayca ulaşabilen alıntılarını okuyarak görebiliriz ki seksin anlamı çarpıtılmıştır. Özünde bu üreme eylemidir, işlevidir. İnsan için benzer bir durum da aşk kavramı etrafında dönüyor...
Bu kavramlar modern insana/kitleye pazarlanmıştır..

-----

Normal de aşk derken/denirken bireyin tutkusunu gemleyemediği ve tutkusuna egemen olamadığı kontroldışı bir alandan, arzunun denetlenemediği ve bunun önüne geçilemediği, kişinin kendi engelleyemediği -kendini kontrol edemediği kendi duygularına sahip olamadığı yön veremediği (etkiye açık) bilinçdışı bir alandan (çoğunlukla) sözediyoruzdur.
İyi bakarsak kavram muhtemelen sembiyoloji dahil tutsaklık (tutu,tutku) ve bağım veriyor ya da feromonal kapılma vb... Yani özünde hastalık demek ne kadar yanlış bilmem. Ancak kitlelerde ve gruplarda değişen ya da bireyden bireye değişen aşk tanımları olabilir.. Yani daha ergin aşk tanımlamaları da olabilir.

-----

Aşkın (trencendent) aşkınsal (transendental) kavramlarını inceleyebiliriz.
Aşkın normalde içkinin tersi ve zıttıdır. Aşkınlık arayışı tuhaf bir eylemdir. İlahi ya da kozmolojik kendini aşan varlık ve doyum-haz vb. arayışı.
Çok ileri gideceksek (sonuç olarak) köleliğin, efendi köle diyalektiği (ya da antagonizması vb.) denenin etiyolojisini buluruz ama bir yönü daha var objektif bilgi arayışına ve bazı metodolojilerde usta çırak ve doğal öğrenme vb. bağına saptanan...
Çok özetlersek içkinle aşkını dengeleyen (aşkın içkin zıttı görmeyen) ya da arada bir fark görmeyen, üretmeyen, efendi köle iletişimini (bir tarafın ağır denetimi/yönetimi ve baskınlığı süreci içermeyen) bir aşk gerçek aşk ya da hastalık olmayan aşk diyebilirdik..

------

Aşk çabaları kendini aşan bağlanacak özne arama çabalarıdır (çoğu zaman). Muhtemelen yönetimine girme ve yönetim devri dahil içerir ve bu anlamda Fromm'un özgürlükten kaçış ya da özgürlüğün devri kavramları yorumlanabilir ve eklemlenebilir bu araya.
Ve çoğu zaman aşık olanda erime kaybolma, kendinden vazgeçme ve yani bütünüyle kendini kaybetme karşı tarafa devretme egemenlik himaye/yönetim alış, esrime-mest-vurgun vb. dahil çağrıştırır ve içerir ama bu anlamıyla özünde kölelik/tutsaklık ilişkisi ya da bilinçdışı kalma (etikiye ve kontrole açıklık) bağlamıdır. Özgür varlığın bağımlarına dair.

------

Örneğin Borderline dediğimiz bir kişi profili var. Ebeveyn ya da vb. baskın varlık kontrolü/denetimi ihtiyacı duyar. Çoğu kendinden yaşlı ve baskın öznelere saplantılı bağım duyar. Kişi bu tip bir iletişimi sevgi ihtiyacı hatta sevgi görme olarak alacak/tanımlayacaktır.
Normal de köle (tutsak) bir evcil hayvan örneğin kedi köpek (özünde köledir) ancak sahibinden sevgi gördüğü izlenimi altındadır. Aşkın fizyolojisine en yakın tanım budur..
Özünde köledir (tutsaktır) çünkü özgürlük tutsaklık çatışkısı incelendiğinde hayvanın kendi doğal ortamında yaşıtları ve türleriyle beraber (özgür/serbesti altında) olmadığını ve başsız buyruksuz himayesiz kendi ya da doğa otokontrolüyle bir yaşam sürmediğini buluruz.
Aşkın etiyolojisi buralardan izlenebilir-incelenebilir.

------

Aşk ya da seks kavramı özünde egemenlere (iktidara kontrole otoriteye) onların çıkarlarına hizmet eder dersek yanılmayız. Son çözümleme de budur.
Haz üretimi, kendinden geçme doyum. Bu pasifleştirir. Pasif bir zümreyi, kendinden geçmiş bir zümreyi, arzu arayışından ya da saplantısından başka bir şeyi olmayan doyumsuzlaştırtırımış ve asla doymayacak sürekli haz arayacak koşullanmış özneler bütünü. İktidarın en kolay kontrol aracı.
Din afyondur deniyor. Seks ve aşk kitlelerin afyonudur. Bunlar iki büyük afyondur...
İnsan gerçeği yanlış yerde arıyor. Doğru kavram sevgidir ancak çarpıtılmamış biçimi ve biçimiyle…

-----

Bakın ben İngilizce bilmiyorum ama sanırım Love kavramı hem aşk hem sevgiyi örtüyor.
Ve yine yanılmıyorsam aşk kavramı Ortadoğu kökenli ve daha düşük bir varlığın sevgi arayışını ve buna karşı daha güçlü bir varlığın kuşatması, korumasını anlatıyor ki bunun ilahi aşk vb. formu var.
Batı da Tanrı sevgisi dense ne kastedilir bilmiyorum.
İnsanla birleşme yerine, türsel birleşme yerine, türünü öteleyen dışlayan bir özel özne arayışı ve şey nerdeyse. Yani bir üstün arayışı özel-özellik güzel güzellik vb. arayışı içiçe..

Mesela Lilith ve Adem Havva figürü ve mitosunu inceleyin. Lilith aşkı ya da çiftleşmeyi göklerde başka varlıklarda arıyor ve buluyor.. Havva figürü tuhaf.. Yani Havva figürüne biçilebilecek aşkta ancak anlattığım olabilir..

------

Gerçek aşk ancak "sevgi" de bulunabilir
ki o da toplumsal bir eylem

-----

Kitlelerin yoğun/yüce sevgi arayışını inceliyorlarsak bir evcil hayvanın sevilmesi (bireysel) ilgi arayışı yakını bir şey buluyoruz. Buna benzer bir şey de ya da bunun feromonal coşkusu ve uyumuna aşk diyorlar.
Aşk objektif bir düzlemin konusu değil. Bizler fanileriz. Aşk neyse odur.. Geçelim…

-----

Ama yine de Ortadoğu tipi ya da karması aşk arayışlarının çoğu (kadın özne gözünden) sahip arayışıdır. Sahiplenilme kavramı yoğundur/baskındır.
Yani modern Batı tipi ikili özgür eşit aşknya da romans ve romantik aşk kavramı henüz Ortadoğu coğrafyasına pek inmemiştir.
Burada özne ayrılmalarını pek sunmadım. Yazanın erkek özne olacağını hesaba katabiliriz ya da bu postları ilk fırsatta düzenleyeyim..
Ortadoğu aşkı kadını düşük-zayıf, korumaya muhtaç, aciz varlık olarak konumlar iyi bakın..
Biraz kabaca ve hızlıca yazdım zaman sıkıntısı ama yakın

------

İ.G nin Fromm'un kitabı üzerine soruları
----

Cevaplar ("içtenlik")


Kitap sevmenin sandığımız şey olmadığını anlatmaya çalışıyor ya da sevme/sevgi kavramını kendi bilimsel tabanına göre incelemeyi ve yeniden yapılandırmayı deniyor. Yani anlamını bir yere koymayı ve onu çözümlemeyi deniyor. Yani kitabın amacı sevginin geniş bir tanımını vermek ve sunmak diyelim...
Aslında sevmeye ve sevgiye o kitapta sunulandan daha da geniş bir anlam kazandırabiliriz.
Fromm bizce (pasifist hümanist ya da bireyci) varoluşçulukla Marks arasına sıkışmıştır. B arada bocalar/geçişir. Fromm'un tanımlamaları yeterli olmayabilir ve eksik olabilir ancak özgün tanımlama ve çözümlemeleri var.
Kitap sevmenin (gerçek sevginin) sanıldığı kadar basit bir şey olmadığını da anlatıyor..

Bizim Hristiyan pasifizmi dediğimiz bir şey var. İsacıl sevgi. Hristiyan kültünde aşılanan budur. Sevgi basit cılız bir eyleme dönüştürülür. İsanın çok bilindik öyküsünde sana tokat kardeşine diğer yüzünü çevir der ve bu bir sevme eylemi olarak sunulur. Sevmek/Sevgi cılız bir eylem değildir.Gerçek sevgi adildir dövüşken olabilir güçlü bir eylemdir, güç gerektirir ve hiç bir tarafıyla pasifizm değildir. Hristiyan öğretisi kitlelere aşılanan bir zehir.
Yani bu anlamda o kitap bir reddiye olmaya yetmese de kendince bir yol katediyor.
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________

Konu "ictenlik" tarafından (19.Eylül.2019 Saat 22:36 ) değiştirilmiştir..
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com