Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SOSYALİSTFORUM > Sosyalistforum Yazıları

Sosyalistforum Yazıları Maille gönderilen yazılar.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Şimdi Sokağa Çıkabilir miyiz, Sayın Parlamenterist ?
Cevaplar
6
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2906
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01.Kasım.2015, 13:16   #1
 
memo_tr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
memo_tr
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 12.Nisan.2012
Üye No: 43152
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Standart Şimdi Sokağa Çıkabilir miyiz, Sayın Parlamenterist ?

7 Haziran’dan 1 Kasım’a 5 ay geçti. Fakat bu 5 ay, ezilenler ve devrimciler için 5 asır gibiydi. Suruç’ta ve Ankara’da katledilen yoldaşlarımız, Türkiye Kürdistan’ı halkına TSK ve polis eliyle yapılan saldırılar, evlerinde otururken tutuklanan, yaralanan, öldürülen sınıf devrimcileri… Bunlar Marksistlerin bu 5 ay içerisinde temel gündemini oluşturdu. Bir de, madalyonun diğer yüzü var; burjuvazinin gündem. Bizler, bu 5 ay içinde katledildik, insanlarımız öldürüldü, ağaçlarımız kesildi, direndik, ve hala direniyoruz, ama asıl gündemimizin “koalisyon” olduğunu söylüyor bize burjuvazi. İnsanların katledildiği bir coğrafya da “barış” isteyenler bombalanıyor, ama bizim gündemimiz yine “oy fetişizmi” oluyor. Türkiye Cumhuriyetinin demokrasi tarihinde, 1950’den bu yana, onlarca seçim yaşanmış, ve, günümüz modern-revizyonistlerine, sınıf mücadelesini ortaya koyamayan demokrat-solculara, ve egemen sınıfa göre değişim almış başını yürümüş. Fakat Marksizm-Leninizm için asıl önemli nokta, “oy ver” çağrısı yapan ve kendilerine “sosyalist” diyen kitle olmalı. Çünkü bu kitle, teorik tartışmalarda sınıfsız topluma inandıklarını belirtirken, “proletarya diktatörlüğünü” reddedip, radikal demokrasi içinde, işçi ve köylü kitleleriyle –sözde- aynı çizgide, sınıfsız topluma giden taşları döşeyeceklerini söylüyorlar. Burada hemen Lenin’in “Marksist birey” tanımı ortaya çıkıyor; “Sınıf mücadelesini, proletarya diktatörlüğüne kadar Radikal demokrasinin imkansızlığını, zaten, sermaye düzeni içerisinde çok rahat anlayabiliriz. Yasamasıyla, yürütmesiyle ve yargısıyla, zaten “özel mülkiyet kutsallığını” kendine şiar edinmiş burjuva siyaseti, neo-liberal politikaların, şovenizmin ve lümpen proletarya ile küçük burjuvazinin eşitsizlik karşısındaki “aşırı” tavrının etkisiyle, sınıflarının içgüdüsü olan faşizmi ortaya çıkartıyor. Ve, bu faşizm, anayasa, kanun, milletvekili vs. dinlemeden, kendi bulunduğu burjuvazi grubuna muhalif olan herkesi çeşitli yollarla baskı altına almaya vesindirmeye çalışıyor. Bunun en açık örneği, AKP ile Fetullah Gülen cemaati arasında yaşanan kavganın en son görünümü olarak İpek Koza Grubuna yapılan kayyum atamalarıdır. Çeşitli baskı unsurları, burjuvazinin sadece kendi iç hesaplaşmalarını değil, aynı zamanda işçi-emekçi kitlelere de uygulanıyor. Bu durumdan kurtulma yolunu, Marks’tan itibaren gelen tüm Marksist bilimciler biliyorlar ve söylüyorlar; devrim ! Devletin yasama meclisine, ve yürütmeye ortak olmak veya sahip olmak adına seçime giren ve üstüne bir de “oy” propagandası yapan “sosyalist veya Marksist” partiler, ya Marksizm’in devlet tanımını bilmiyorlar, ya da Marksizm’in ortaya sunduğu gerçekler altından burjuva siyaseti yapmaya çalışıyorlar. Devlet, Marksist öğreti de, egemen sınıfın elinde bulundurduğu bir zor aygıtıdır. Devletin koruduğu ve kolladığı çıkarlar, burjuvazinin çıkarlarıdır. Bu yüzden, devlet erklerinin, burjuvazinin izniyle, sınıf değiştirmesi olanaksız, hatta ve hatta saçmadır. Komünist oluşumların parlamento konusunda tek bir iddiaları olabilir; o da burjuva devlet erklerinin, işçi-emekçi kitleleri nezdinde, hiçbir çözüme meydan vermediğidir. Bunu yapmayan “komünistler (!)” hayalcilik ile oportünizm-revizyonizm arasında gidip gelirler. Bugün HDP-CHP gibi sosyal demokratları destekleyen Marksistler, HDP’nin çıkardığı 80 milletvekilinin burjuva devletinin hangi erkinin, işçi ve emekçi kitlelerin çıkarına olmadığını ilan ettiğini gösterebilirler mi ? Parlamento hedefli siyaset, en iyi ihtimalle bir hayalcilik olabilir. İşçi ve emekçileri sokağa çekmeyen veya en azından sokağa çekmek için çaba sarf etmeyen siyaset, burjuva siyasetidir. Şimdi, meclise de girdiğinize göre, sokağa çıkabilir miyiz, sayın parlamenterist ?

http:/ /marksistleninistfikir.blogspot.com.tr/2015/11/simdi-sokaga-ckabilir-miyiz-sayn.html
memo_tr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01.Kasım.2015, 14:07   #2
 
Kendimce - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kendimce
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 26.Ekim.2012
Üye No: 43831
Mesajlar: 627
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 3,142
342 Mesajına 982 Teşekkür Aldı
Standart

Sokağa birilerinden "icazet" alarak çıkacak olanların sıcak bir kavganın içinde olanları eleştiriyor maskeli hasımane yazılarına pek yabancı değil bu forum.Tr'li memo,son dakika bu yazıyı buraya taşıman bir gayretkeşlik.Çırpının bakalım.
______________________________________________________
"Hayat,korkunun bittigi yerde baslar"...
Kendimce isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.Kasım.2015, 01:47   #3
 
H.Doludizgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
H.Doludizgin
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ekim.2014
Üye No: 51273
Mesajlar: 780
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 416
413 Mesajına 791 Teşekkür Aldı
Standart

Merhaba

Söylemlerinde Parlementarist kelimesini adeta bize karsi tas olarak kullaniyorsun! Iyi mi kötü mü bu seni baglar.

Ister HDP olsun isterse komünistler olsun, hic bir cikipta "Parlamento tek umudumuzdur " demedi. Diyemez de!

Neden?

Bizim mücadele perspektifini belirlen Komünist Manifesto var ve komünizme nasil gidilmesi gerektigini tek tek maddenin var olma kanunu Tarih Diyalektigi ile ele Alan Diyalektik ve Tarihi Materyalizm kilavuzumuz var.

bundan ayri yasadigimiz tecrübe ve bize mal olan ve kendi gücümüzle insaa etmemiz gereken Devrim var.

Devrimci mücadele sabir isidir ve her adimi bilime ve onun gelisim yasalarina Uygun olmalidir.

Dünya genelinde Devrimi "parlamento yolu " ile insaa etmek isteyen devrimci ve komünistler olmustur, en önemli örnek Allende (Silli Devleti) ile Hayat bulan silli devletinde iktidar olmustur ve akabinde Devlet mekanizmasi bir darbeyle Parlamentarist sosyalist Devlet kurmayi isteyen Allende ekibini oracikta infaz etmistir.

Parlamento umut degil sadece halkin yasadigi sorunlari o kürsüden anlatarak ve cözümünü de ekleyerek burjuvazinin kalesinde burjuvaziyi vurma olanagini kullanmak istiyoruz ve o da oluyor.

Sana göre bu suc! bana göre degil.

Senin dünya görüsün henüz hamliktan kurtulamamis, söyle ki:

Alıntı:
Bizler, bu 5 ay içinde katledildik, insanlarımız öldürüldü, ağaçlarımız kesildi, direndik, ve hala direniyoruz, ama asıl gündemimizin “koalisyon” olduğunu söylüyor bize burjuvazi. İnsanların katledildiği bir coğrafya da “barış” isteyenler bombalanıyor, ama bizim gündemimiz yine “oy fetişizmi” oluyor.
Bizler katledildik diyorsun hemen arkasindan da , insanlarimiz öldürüldü diyorsun.Katledilen sensen, öldürüldügünü iddia ettiklerin kim?

Ayrica bilgiclik gösterdigin ve Marksizmi iyi tahlil ettigini iddia eden bu cümlen icin ne demeli?

Alıntı:
günümüz modern-revizyonistlerine, sınıf mücadelesini ortaya koyamayan demokrat-solculara, ve egemen sınıfa göre değişim almış başını yürümüş. Fakat Marksizm-Leninizm için asıl önemli nokta, “oy ver” çağrısı yapan ve kendilerine “sosyalist” diyen kitle olmalı. Çünkü bu kitle, teorik tartışmalarda sınıfsız topluma inandıklarını belirtirken, “proletarya diktatörlüğünü” reddedip, radikal demokrasi içinde, işçi ve köylü kitleleriyle –sözde- aynı çizgide, sınıfsız topluma giden taşları döşeyeceklerini söylüyorlar.
"-solculara, ve egemen sınıfa göre değişim almış başını yürümüş. " bu bahsettigin solcular egemen sinifla ayni mi düsünüyorlar?

Sen saka misin ne?
H.Doludizgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.Kasım.2015, 02:29   #4
 
memo_tr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
memo_tr
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 12.Nisan.2012
Üye No: 43152
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Standart

@sinan_cemgil Sokağa çıkmak için birilerinden icazet almıyoruz, sokakta olanlar bizzat bizleriz, yazının genel olarak ele aldığı konu, zaten başlı başına bir eleştiridir. Tr konusunda da başka bir hesap açıp yoluma devam edebilirim herhalde.

@H.Doludizgin "Parlamento tek umudumuzdur dediler bunlar" diye bir ithamda bulunmadım, hele hele kimseye taş olarak "sen parlamenteristsin" diye kullanmadım. Devrimci mücadelenin bakış açısını belirleyen Komünist Parti Manifestosunun dördüncü kısmını bir daha gözden geçirmenizi öneririm. Nitekim o bölümde geçen şu cümleyi hatırlatmak isterim; "...komünistler... hangi gelişkinlik aşamasında olursa olsun mülkiyet sorununu hareketin temel sorunu olarak öne çıkarıyorlar." Mülkiyet sorunu, komünistler için temel teşkil eder ve proletarya diktatörlüğüne uzanan sınıf mücadelesini bu sorun üzerinden ele alırlar, bugün, 90 senelik faşist Türkiye Cumhuriyetine karşı çıkacak isyanları komünistler desteklemelidir, fakat bu desteklerini, bilimin çerçevesinde, eleştirel haklarını saklı tutarak, "reformist"lere karşı devrim yolunda yapmalıdırlar. Bana göre, parlamento kürsüsüne çıkıp burjuvazinin olanaklarıyla burjuvaziyi vurmak bir suç değildir. Problem, bu kürsünün aracılığının burjuva iktidarına karşı ve özellikle "faşist burjuva parlamentosuna" karşı, işçi-emekçi kitlelerin gözünde değerinin düşürülmesi ve bu yerlerin -aynı Lenin'in dediği gibi- "ahır" olduğunu anlatmak üzere kullanılması taraftarıyım. Ve eleştirim, meclisin şu anki yapısında hiç bir "sosyalistin" bu yapıya karşı o kürsüyü, sınıf çelişkilerini anlatarak kullandıklarını görmedim. Eğer kullanan varsa örnekleriyle beraber bana açıklarsanız sevinirim, ve bu hatamdan dolayı özür diler, özeleştirimi yaparım. "Bizler katledildik ve insanlarımız öldürüldü" cümlesinde çelişki aramışsınız, şu ana kadar öldürülen devrimci insanlar bizdik yani bizim insanlarımız. Burada yaptığınız eleştiriyi ya ben anlamadım, ya da siz anlamadınız, bu açıdan da biraz açıklayıcı olursanız kendimi daha rahat ifade edebilirim. En son yaptığınız alıntı da sanırım ufak bir yanlış anlaşılma yaşanmış, "solculara" değil "demokrat-solculara" olacak o. Demokratik sosyalizm teorisini savunan kitleden bahsediyorum. Bunun içinde Lenin'in demokrasiden bahsederken "hangi sınıf için demokrasi" sözüne atıfta bulunmak istiyorum. Yani demokrat-solculardan kastım, demokratik sosyalizm teorisinin revizyonizmin kucağı olduğunu belirtmek istedim. Değişim ise her burjuva kitlesinin her seçimden sonra söylediği "yeni bir Türkiye'ye uyanıyoruz" sözlerinin, aynı şekilde gerek 7 haziranda olsun gerekse geçmiş diğer seçimlerdeki ortaya çıkan tablolar olsun, yazı da bahsettiğim unsurlar tarafından kabul edildiğini ve değişimin yaşandığını söylemelerini eleştirdim. Saygılarımı sunuyorum..

Ayrıca, Marksizm konusunda bilgiçlik göstermediğimi düşünüyorum, böyle anlaşıldıysa da yapacak bir şey yok. Gündemdeki olayların sınıfsal tahlilini yapmak, düşünmek ve bunları yazmak kötü olmasa gerek...

Tekrardan saygılar !!
memo_tr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.Kasım.2015, 07:44   #5
 
Rizom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rizom
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Nisan.2013
Üye No: 46003
Mesajlar: 324
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 246
121 Mesajına 213 Teşekkür Aldı
Standart

Parlamenterist olarak cevap veriyorum, halk çoğunluklarının iradelerini önemsemiyorsan sokağa çıkabilirsin. Şansın bol olsun, şansa ihtiyacın olacak.
______________________________________________________
Siz bir kere şiddete başvurduktan sonra sizinle nasıl başedeceklerini bilirler. (John Lennon)
Rizom isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.Kasım.2015, 09:51   #6
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,585
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Parlamenterist Rizom. Halkın iradesinin parlamentoya nasıl yansıdığını merak ediyorum, anlat bakalım. Halkın büyük çoğunluğu cahil bir kesimi oluşturmaktadır. Onlara karşı din ve siyaset çok kolaylıkla etkili olabiliyor. Örneğin orta Anadolu, doğu Anadolu insanı cahil, o bölge insanını aldatmak çok kolaydır. Aysun Kayacı çok doğru bir laf etti. Dağdaki çobanla benim oyum ayni mi olacak dedi. Bilinç iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırır. Toplumun büyük bölümünü bilinçsiz bireyler teşkil etmektedir. Bilinçli bireylerle, bilinçsiz bireylerin değer kriterleri farklıdır. AKP bilinçli bireyler için rezalet bir partidir. Katil bir partidir. Ancak bilinçsiz bireyler için böyle değildir. Örneğin Ankara’da ki katliamla ilgili AKP ye hak veren bireyler gerçekten cahil bireylerdir. Toplumun çoğunluğunu teşkil ederler. AKP yi suçlayanlar ise bilinçli bireylerdir. Ankara olayı ile ilgili halkın iradesine baş vursak AKP kazanır. Kazanan bu irade halkın iradesi mi oluyor yoksa AKP nin mi iradesi oluyor?

Serbest seçimler ancak özgür yurttaşlar zamanında fiili olarak işler. Özgür yurttaş demek bilinçli birey demektir. Bilinçsiz insan özgür insan olamaz. Birilerinin ardından gider. Kendilerine ait iradeleri olmaz. O nedenle bugün meclise yansıyan iradeler halkın iradesi değil, siyasetin iradesidir. Bilinçli bireyler ya da özgür bireyler, cahillerle birlikte seçim yarışına katılmazlar. Çünkü cahilin iradesi yoktur.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.Kasım.2015, 15:22   #7
 
memo_tr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
memo_tr
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 12.Nisan.2012
Üye No: 43152
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Standart

@Rizom halkın çoğunluğunun iradesi, burjuva toplumlarda, bilinçsizleştirme politikalarıyla, işçi-emekçi kitlelerin çıkarları doğrultusunda olmayabilir, ki gel gelelim, burjuvazinin egemenliğinin devamı için, kitlelerdeki sınıf bulanıklığı devam etmek zorundadır. Komünistlerin bu açıdan görevi, bu bilinçsizleştirme politikalarına karşı halk nezdinde, ezilen sınıflara alternatiflerinin olduğunu göstermektir. Bu propaganda araçlarının en etkili olanı da sokaktır. Bizlerin, sokağa çıkarken güdeceğimiz amaç, işçi sınıfının önderliğini bizzat işçi kitlelerine aşılamaktır. Parlamento, bu açıdan bir yol olarak gözükebilir fakat, bu ayrımı iyi yapmak gerekir. Bu açıdan, parlamenteristlerin hedefledikleri revizyonizmin yapı taşlarını oluşturur.
memo_tr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
memo_tr Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com