Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SINIF MÜCADELESİ VE SOSYALİZM > Sendikal Hareket > İşçi Sendika


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Grev Kılavuzu
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1240
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 22.Eylül.2009, 15:37   #1
 
Bome_Munzur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bome_Munzur
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 14.Temmuz.2007
Üye No: 26
Mesajlar: 1,273
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
4 Mesajına 7 Teşekkür Aldı
Standart Grev Kılavuzu

Kristal-İş Sendikası uzmanlarının katkılarıyla geliştirilmiştir.

1- GREVİN BAŞLAMASI

2- GREV VE LOKAVTA KATILAMAYACAK İŞÇİLER
Soru: Kimler greve katılamazlar?
Soru: Grev ve lokavt dışında kalacak işçi kadrosu nasıl belirlenir?
Soru: Grev ve lokavt dışında kalacak işçiler ismen nasıl belirlenir?
Soru: Grev ve lokavt dışında kalacak işçiler greve katılırlarsa haklarında nasıl birişlem yapılabilir?
Soru: Grev kırıcıları toplu iş sözleşmesinden yararlanabilirler mi?
Soru: Kanun gereği grev ve lokavt dışında kalacak işçiler toplu iş sözleşmesinden yararlanabilirler mi?
Soru: Özel güvenlik personeli grevekatılabilir mi?

3- GREVİN İŞ SÖZLEŞMESİNE ETKİLERİ
Soru: Grev ve lokavt süresince iş sözleşmesinin askıda kalması ne ifade etmektedir?
Soru: Grev süresince işçi ücret talep edebilir mi?
Soru: Sosyal yardımlar grev ve lokavttan nasıl etkilenir?
Soru: İşveren grev tarihine kadar işleyen işçi ücretlerini ne zaman venasıl ödeyecektir?
Soru: Greve katılan işçi hafta tatili ücretine hak kazanabilir mi?
Soru: Grev ve lokavt yıllık ücretli izin hakkını nasıl etkiler?
Soru: Greve katılan işçi Ulusal Bayram ve genel tatil ücretlerini isteyebilir mi?
Soru: Greve katılan işçinin sosyal sigorta primleri ödenir mi?
Soru: Greve katılan işçi sosyal sigorta haklarından yararlanabilir mi?
Soru: Grev ve lokavt süresi kıdem tazminatı hakkını nasıl etkiler?
Soru: Greve katılan işçinin iş sözleşmesi işverence feshedilebilir mi?

4- GREVİN YÜRÜTÜLMESİ
Soru: Greve katılan işçi bir başka işte çalışabilir mi?
Soru: İşveren grev süresinde başka işçi çalıştırabilir mi?
Soru: Greve katılmayan işçilerin çalışmaları engellenebilir mi?
Soru: İşveren grev sırasında stokları işyeri dışına çıkarabilir mi?
Soru: Greve katılmayan işçi sonradan greve katılabilir mi?
Soru: Grev başladığında yıllık ücretli izin hakkını kullanmakta olan işçiler nasıl greve katılmalıdırlar?
Soru: Greve katılmayan işçiler toplu sözleşmeden yararlanabilir mi?

GREVİN YÜRÜTÜLMESİ VE GREV GÖZCÜLERİNİN GÖREVLERİ
Soru: Grev gözcülerinin bildirilmesi zorunlu mudur?
Soru: Grev gözcülerinin sayısı nasıl belirlenir?
Soru: Grev gözcüleri işyerine giriş ve çıkışları engelleyebilirler mi?
Soru: Grev gözcülerinin greve katılan işçiler yerine başka işçileri çalıştırıp çalıştırmadığını nasıl denetleyebilirler?
Soru: Grev gözcüleri stokların çıkarılmasına engel olabilirler mi?
Soru: Grev gözcülerinin zorunlu ihtiyaçları nasıl karşılanacaktır?


1- GREVİN BAŞLAMASI

İşyerinde grevin başlaması ile bütün işçiler işyerinden ayrılmak zorundadırlar. Greve katılan işçilerin işyerine giriş çıkışı engellemeleri veya işyeri önünde topluluk oluşturmaları yasaktır. (2822/38-1)

“Bu işyerinde grev vardır” ibaresi dışında grev yapılan işyeri ve çevresine afiş, pankart gibi ilan vasıtaları asmak veya yazılar yazmak yasaktır. (2822/48-3)

İşyeri ve çevresine grevciler veya grev gözcüleri için işçiler veya sendika tarafından kulübe, baraka ve çadır gibi barınma vasıtaları kurulamaz. (2822/48-4)

Greve katılmak ya da katılmamak serbesttir. Greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçilerin işyerinde çalışmaları hiç bir şekilde engellenemez. (2822/38-1) Bu kural Anayasa tarafından da ifade edilmektedir. (Anayasa m. 54/son)
Yukarı



2- GREV VE LOKAVTA KATILAMAYACAK İŞÇİLER

Soru: Kimler greve katılamazlar?
Hiçbir surette üretim veya satışa yönelik olmamak kaydı ile niteliği bakımından sürekli olmasında teknik zorunluluk bulunan işlerde faaliyetin devamlılığını; işyeri güvenliğinin, makine ve demirbaş eşyasının, gereçlerinin, hammadde, yarı mamul ve mamul maddelerin bozulmamasını; hayvan ve bitkilerin korunmasını sağlayacak sayıda işçi kanuni grev ve lokavt sırasında çalışmaya, işveren de bunları çalıştırmaya mecburdur. (2922/39-1)
Yukarı


Soru: Grev ve lokavt dışında kalacak işçi kadrosu nasıl belirlenir?
Grev ve lokavt dışında kalacak işçilerin yedekler dahil niteliği ve sayısı işveren veya işveren vekili tarafından toplu görüşmenin başlamasından itibaren altı işgünü içinde işyerinde yazı ile ilan edilir ve bu ilanın bir örneği toplu görüşmede taraf olan işçi sendikasına gönderilir. Bu ilandan itibaren altı işgünü içinde işçi sendikası iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemeye itirazda bulunmazsa ilan hükümleri kesinleşir. İtiraz halinde mahkeme altı işgünü içinde karar verir. Bu karar kesindir. Grev ve lokavta katılamayacak işçiler her ne sebeple olursa olsun kanuni süre içinde tespit edilmemiş ise işveren veya işçi sendikası çalışacak işçi sayısının tespitini süre geçtikten sonra da bölge çalışma müdürlüğünden talep edebilir. Bölge çalışma müdürlüğü bu tespiti en kısa zamanda yaparak taraflara tebliğ eder. Gerekli hallerde bölge çalışma müdürlüğü bu tespiti resen yapabilir. Bu tespite karşı taraflardan her biri iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemeye itiraz edebilir. İşletme sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme işletmenin merkezine, bölge çalışma müdürlüğü ise her işyerinin bağlı bulunduğu bölgeye göre belirlenir. (2922/39-2, 3 ve 4)
Yukarı


Soru: Grev ve lokavt dışında kalacak işçiler ismen nasıl belirlenir?
Grev ve lokavtın uygulanacağı dönemde hangi işçilerin işyerinde çalışmaya devam edecekleri bölge çalışma müdürlüğünce grev ve lokavt kararının müdürlüğe bildirilmesinden itibaren üç işgünü içinde resen tespit edilerek ilgili işverene ve işçilere yazı ile bildirilir. O işyerinde çalışan ve toplu görüşmede taraf olan işçi sendikasının ve şubesinin başkan veya yönetim kurulu üyesi bulunan işçiler bu hükme tabi tutulamazlar. Grev ve lokavta katılamayacak işçilerden herhangi bir nedenle çalışamayanların yerine işveren, Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürlüğünün yazılı izni ile yeni işçi alabilir. (2822/40-1 ve 2)
Yukarı


Soru: Grev ve lokavt dışında kalacak işçiler greve katılırlarsa haklarında nasıl bir işlem yapılabilir?
Bu işçilerden geçerli bir özrü olmaksızın çalışmayanlar, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına mahkum edilirler. (2822/77-2) Ayrıca bu işçilerin iş akitleri işveren tarafından haklı nedenle bildirimsiz ve tazminatsız bozulabilir.
Yukarı


Soru: Grev kırıcıları toplu iş sözleşmesinden yararlanabilirler mi?
Grev sonunda yapılan toplu iş sözleşmesinden, işyerinde çalışmış olanlar aksine bir hüküm bulunmadıkça yararlanamazlar. (2822/38-2) Bu düzenleme karşısında greve katılmayarak işyerinde çalışan grev kırıcısı işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için mutlaka toplu iş sözleşmesine bu yönde açık hüküm konulmuş olması gerekmektedir.
Yukarı


Soru: Kanun gereği grev ve lokavt dışında kalan işçiler toplu iş sözleşmesinden yararlanabilirler mi?
Grev ve lokavta katılamayan işçiler, grev sonunda bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlanırlar. (2822/38-2)
Yukarı


Soru: Özel güvenlik personeli greve katılabilir mi?
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamındaki özel güvenlik personeli, anılan Kanun gereğince “greve katılamaz.” (5188/17) Aynı şekilde 5188 sayılı Kanun kapsamındaki “özel güvenlik görevlileri lokavt dolayısıyla işten uzaklaştırılamaz.” (5188/18) Grev yasağına uymayan özel güvenlik görevlisine idarî para cezası verilir ve bu kişilerin çalışma izni iptal edilir. Bu kişiler bir daha özel güvenlik görevlisi olamazlar. (5188/20-c)
Yukarı



3- GREVİN İŞ SÖZLEŞMESİNE ETKİLERİ

Soru: Grev ve lokavt süresince iş sözleşmesinin askıda kalması ne ifade etmektedir?
2822 sayılı TSGLK; “Kanuni bir greve katılanlar ile 38 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca işyerinde çalışmayı arzu edip işveren tarafından çalıştırılmayan işçilerin hizmet akitlerinden doğan hak ve borçları, grevin sona ermesine kadar askıda kalır. Kanuni lokavta uğramış olan işçilerin hizmet akitlerinden doğan hak ve borçları, lokavtın sona ermesine kadar askıda kalır.” kuralına yer vermektedir. (2822/42-II ve III) Buna göre grev ve lokavt süresince işçi çalışmak edimini yerine getirmek zorunda olmadığı gibi, işveren de bu süre içinde ücret ödeme borcundan kurtulmaktadır. Bu konuda asıl ücret için öngörülen esaslar ücret ekleri için de söz konusudur. Yargıtay Kararı: GREV SÜRESİNCE HİZMET AKİTLERİNDEN DOĞAN HAK VE BORÇLARIN ASKIDA KALACAĞI KABUL EDİLMİŞTİR. GREVE KATILAN İŞÇİLER İÇİN İŞVERENİN ÜCRETİ VE YASADA ÖNGÖRÜLEN AYRINTILAR DIŞINDA DİĞER HAKLARI ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ YOKTUR. (Yargıtay HUKUK GENEL KURULU 27.10,1982 tarih ve E.1982 / 634 K.1982 / 849) DAVA : Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli 2. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 24.11.1981 gün ve 121-263 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19.2.1982 gün ve 1982/1114 E. 1828 K. sayılı ilamıyla; (...275 sayılı Yasanın 27. maddesinde grev süresinde hizmet akitlerinden doğan hak ve borçların askıda kalacağı kabul edilmiştir. Greve katılan işçiler için işverenin ücret ve Yasada öngörülen ayrıntılar dışında diğer hakları ödeme yükümlülüğü yoktur. Bunun sonucu olarak davacının işyerinde uygulanan grev dönemine ait ücret haklarını istemesine olanak bulunmadığı halde, bu durum nazara alınmadan sözü edilen devreye ait ücret ve hakların hüküm altına alınması Yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: KARAR: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki kağıtlara bozma kararında gösterilen gerektirici nedenlere ve hükmüne uyulan ilk bozmanın kapsam ve niteliğine göre, ortada usuli kazanılmış hak da söz konusu olmadığından, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 27.10.1982 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Yukarı


Soru: Grev süresince işçi ücret talep edebilir mi?
TSGLK; “Grev ve lokavt süresince hizmet akitleri askıda kalan işçilere bu dönem için işverence ücret ve sosyal yardımlar ödenemez, (...) Toplu iş sözleşmelerine veya hizmet akitlerine bunların aksine hüküm konulamaz.” (2822/42-V) hükmüne yer vererek grev ve lokavt süresince ücret ödenmemesine ilişkin esasa emredici bir nitelik kazandırmıştır.
Yukarı


Soru: Sosyal yardımlar grev ve lokavttan nasıl etkilenir?
Grev sırasında henüz tahakkuk etmemiş sosyal yardımlar yönünden, grev ve lokavtın etkisi, bu sosyal yardımların niteliği ve amacı göz önünde tutularak ele alınmalıdır. Fiili bir çalışma karşılığı olarak verilen ikramiye veya prim gibi kalemlerden, bunların ait olduğu dönemde işçinin grev veya lokavt nedeniyle çalışmadığı sürenin, orantılı olarak indirilmesi gerekecektir. Öte yandan, toplu iş sözleşmesindeki tarihe bağlı sosyal yardımlar grev ve lokavt süresine rastlıyorsa, bu sosyal yardımların talep edilmesi mümkün değildir. Sözgelimi, yakacak yardımı, bayram parası vb. ödemelerin yapılacağı tarihlerden önce grev başlamış ve bu tarihlerde de sürüyorsa, bu yardımlar ödenmeyecektir. Yargıtay Kararı: GREV SÜRESİNCE İŞ SÖZLEŞMESİ ASKIDADIR. GREV SÜRESİNE TEKABÜL EDEN İKİNCİ DÖNEM İÇİN VERİLMESİ GEREKEN AYAKKABI YARDIMI, BU NEDENLE VERİLEMEZ. (Yargıtay 9. HD. 25.06.1979 tarih ve E.1979 / 7732 K.1979 / 9766)
Yukarı


Soru: İşveren grev tarihine kadar işleyen işçi ücretlerini ne zaman ve nasıl ödeyecektir?
İşveren işçinin grevin başladığı tarihe kadar işlemiş olan ücretlerini normal ödeme zamanında ödemekle yükümlüdür. Nitekim 2822 sayılı TSGLK; “işveren grev ve lokavt sebebiyle sözleşmesi ilişkileri askıda kalan işçilerin grev veya lokavtın başlamasından önce işleyen ücretlerini ve eklerini mutad ödeme gününde ödemek zorundadır” hükmüne yer vermektedir. (2822/42-IV) Buna göre bir işyerinde işçi ücretleri, sözgelimi ayın 5. günü ödeniyorsa, grev veya lokavtın başlamasının izleyen ilk ayın 5. gününde grev veya lokavtın başladığı tarihe keder birikmiş olan işçi ücretleri ödenecektir. Ödemeyi yapacak olan personel çalışmakla yükümlüdür. TSGLK; “İşveren, grev ve lokavt sebebiyle sözleşmesi ilişkileri askıda kalan işçilerin grev veya lokavtın başlamasından önce işleyen ücretlerini ve eklerini mutad ödeme gününde ödemek zorundadır. Ödemeyi yapacak personel de bu hususta çalışmaya mecburdur. Aksi halde 40 ıncı maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” kuralına yer vererek bu hususu hiçbir tartışmaya yer vermeyecek biçimde hüküm altına almaktadır. Buna göre, ödemeyi yapanpersonelin çalışmaması durumunda, işveren bunların yerine Bölge Müdürlüğünün yazılı izni ile yeni işçi alabilecektir. Yasadaki düzenleme karşısında, ödemenin yapılacağı yer işyeridir.
Yukarı


Soru: Greve katılan işçi hafta tatili ücretine hak kazanabilir mi?
4857 sayılı İş Kanunu, “bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.” Hükmüne yer vermektedir. (4857/46-1) Grevci işçi, hafta tatili ücretine hak kazanabilmek açısından “altı işgünü çalışmış olmak” koşulunun gerçekleşmemesi ve grev süresinin çalışılmış günler gibi bu koşulun gerçekleşmesi açısından hesaba katılmaması nedeniyle hafta tatili ücretinden yararlanamaz.
Yukarı


Soru: Grev ve lokavt yıllık ücretli izin hakkını nasıl etkiler?
Yıllık ücretli izin hakkının doğumu açısından “bir yıl çalışmış olmak” koşulunun gerçekleşmesinde, grev süresi çalışılmış gibi sayılan süreler arasında yer almadığından (4857/55) hesaba katılmayacaktır. Buna göre yıllık ücretli izin hakkının doğumu, grev ve lokavt süresi kadar gecikecektir. Sözgelimi grevin 2 ay sürmesi, işçilerin yıllık izin haklarının doğumunu 2 ay erteleyecektir.
Yukarı


Soru: Greve katılan işçi Ulusal Bayram ve genel tatil ücretlerini isteyebilir mi?
Greve katılan işçinin, grev süresine rastlayan Ulusal Bayram ve genel tatil günlerinde, tatil nedeniyle değil, grev nedeniyle çalışmadığı için, bu günlere ait ücretlerini isteyemeyeceği genel olarak kabul edilmektedir.
Yukarı


Soru: Greve katılan işçinin sosyal sigorta primleri ödenir mi?
Grev veya lokavt süresince çalışma durmakta ve işçiye herhangi bir ücret ödemesi yapılmamaktadır. Sigorta primleri ancak tahakkuk eden istihkaktan alınabileceğinden, bu dönem içinde işverence sigortaya herhangi bir prim ödemesi söz konusu olmamaktadır. Aynı şekilde, işçiye bir ücret tahakkuku yapılmadığından, primlerin işçinin payına düşen miktarının da kesilip ödenmesi mümkün değildir.
Yukarı


Soru: Greve katılan işçi sosyal sigorta haklarından yararlanabilir mi?
2822 sayılı TSGLK; “Grev ve lokavt süresince işçiler Sosyal Sigortalar Kanununun ilgili hükümlerinden yararlanmaya devam ederler” hükmüne yer vermektedir. (2822/42-VI) Bu hüküm karşısında grevci işçinin hastalanması durumunda hastalık sigortasından yararlanabileceği açıktır.
Yukarı


Soru: Grev ve lokavt süresi kıdem tazminatı hakkını nasıl etkiler?
2822 sayılı Kanunun açık düzenlemesi karşısında, grev ve lokavt süresi, kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. (2822/42-V) Yargıtay Kararları: YASAL GREV DURUMUNDA OLDUĞU GİBİ, YASAL LOKAVT DURUMUNDA DA HİZMET AKİTLERİNDEN DOĞAN HAKLAR GREV VE LOKAVTIN SONA ERMESİNE KADAR ASKIDA KALIR. HİZMET AKİTLERİNİN ASKIYA ALINDIĞI SÜRELER KURAL OLARAK KIDEM TAZMİNATININ HESABINDA KIDEM SÜRESİNE KATILMAZLAR. (Yargıtay 9. HD., 30.04.1982 tarih ve E.1982 / 3788 K.1982 / 4395) KIDEM TAZMİNATI HESAPLANIRKEN ÜCRETSİZ İZİN SÜRELERİNİN VE GREVDE GEÇEN SÜRELERİN DİKKATE ALINMAMASI GEREKİR. (Yargıtay 9. HD., 09.07.1998 tarih ve E.1998 / 10127 K.1998 / 12388)
Yukarı


Soru: Greve katılan işçinin iş sözleşmesi işverence feshedilebilir mi?
“Greve katılan işçilerin iş sözleşmesi grev kararının alınmasına katılma, teşvik etme, greve katılma veya katılmaya teşvik etme nedeniyle işveren tarafından feshedilemez.” (2822/44-1) Bildirimli Fesih: İş Kanunu hükümleri gereğince, grev süresi içinde de işveren fesih bildiriminde bulunabilir. Ancak 4857 sayılı İş Kanunu gereğince ancak “geçerli bir neden” varsa işveren bildirimli fesih yoluna gidebilecektir. Bu durumda da bildirim öneli, iş sözleşmesinin askıda olduğu grev veya lokavt süresince işlemeyecektir. İşveren grevden veya lokavttan önce bildirim öneli vermişse, bu önel grev veya lokavt süresi içinde kesilecek, grev ve lokavtın sona ermesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. Grev veya lokavt sürerken bildirimde bulunmuşsa, bildirim bu dönem içinde işlemeyecektir. Bildirim öneli yine grev veya lokavtın bitiminden itibaren işlemeye başlayacaktır. 4857 sayılı Kanunun yayımlanmasından önceki döneme ilişkin olarak Yargıtay’ın görüşü; “grev sırasından hizmet sözleşmesinin askıda bulunduğu süre içinde fesih bildirimi önellerinin işlemeyeceğine ve feshin grevin sonuna kadar duracağı” yönündedir. (Yargıtay 9 HD., 08.07.1977 tarih ve E.77/8389, K.77-10606) “Grev süresince fesih bildirimi önelleri işlemez ve fesih işlemi grevin sonuna kadar durur.” (Yarg. 9.HD. 8.7.1977, E.77/8389, K.77/10606; Yarg. 9.HD. 24.4.1978, E.78/5535, K.78/6756) Greve katılman hiç kuşku yok ki 4857 sayılı İş Kanunu açısından “geçerli bir fesih nedeni” değildir ve işçinin kanuni bir greve katılmış olması işverene iş sözleşmesini geçerli bir nedene dayanarak fesih hakkı vermez. Haklı Nedenle Fesih: Greve katılmak iş sözleşmesinin feshi için haklı bir neden değildir. Ancak başka haklı nedenler söz konusu olduğunda, (İş Kanununun 25/II. Maddesinde sayılan nedenlerden biri) işveren açısından haklı fesih nedeni doğar. Geçici İşçilerin İş Akitlerinin Feshi: Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan geçici işçilerin durumunu grev etkilemeyecektir. Eğer belirli süreli sözleşmenin süresi grev içinde sona ermişse, sözleşme ortadan kalkar. Belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi için grevin bitmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
Yukarı



4- GREVİN YÜRÜTÜLMESİ

Soru: Greve katılan işçi bir başka işte çalışabilir mi?
Kanuni bir grev ve lokavt dolayısıyla hizmet sözleşmesinden doğan hak ve borçları askıda kalan işçiler, başka bir iş tutamazlar. Aksi halde, işçinin hizmet sözleşmesi, işverence feshin ihbarına lüzum olmaksızın ve herhangi bir tazminat ödenmeksizin feshedilebilir. (2822/43-III) TSGLK’nun bu açık hükmü karşısında, greve katılan işçiler bir başka işte çalışamayacakları gibi, seyyar satıcılık vb. işleri de yapamayacaklardır.
Yukarı


Soru: İşveren grev süresinde başka işçi çalıştırabilir mi?
İşveren, kanuni bir grevin veya lokavtın süresi içinde, 42 nci madde hükmü gereğince hizmet akitlerinden doğan hak ve borçları askıda kalmış olan işçilerin yerine, hiçbir surette daimi veya geçici olarak başka işçi alamaz veya başkalarını çalıştıramaz. (2822/43-I) Bu kuralın istisnası, 2822 sayılı Kanunun 39. madde uyarınca grev ve lokavta katılamayacak işçilerden, haklı sebeple hizmet sözleşmesi feshedilenlerin yerine yeni işçi alınması imkanıdır. (2822/43-I) Bu düzenleme karşısında işveren greve katılan işçilerin yerine işçi alıp çalıştıramayacağı gibi, işçi niteliğinde olmayan kişileri, sözgelimi aile üyelerini de çalıştıramayacaktır. Öte yandan, greve katılmayan ya da katılmaktan vazgeçen işçileri de işveren, ancak kendi işlerinde çalıştırabilecektir. (2822/43-II) Bunlara greve katılan işçilerin işlerini yaptıramaz. İşverenin bu yasağa aykırı hareketi, grev gözcülerinin ya da taraf sendikanın yazılı başvurusu halinde ilgili bölge müdürlüğünce denetlenir. İşverenin bu yasağa aykırı davranması, 2822 sayılı Kanunda para cezası yaptırımına bağlanmıştır. 43 üncü madde hükmüne aykırı hareket eden işveren veya işvereni söz konusu hükme aykırı hareket etmeye zorlayan veya teşvik eden veya bu yolda propagandada bulunanlar, söz konusu hükme aykırı olarak aldıkları veya alınmasına sebep oldukları veya grev yapan işçilerin yerine çalıştırdıkları her işçi başına yüzellibin liradan az olmamak üzere ağır para cezasına mahkum edilirler. (2822/78-III)
Yukarı


Soru: Greve katılmayan işçilerin çalışmaları engellenebilir mi?
T.C. Anayasası, greve katılmayanların işyerindeki çalışmalarının greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemeyeceğini hüküm alına almıştır. (Anayasa 54/son) 2822 sayılı Kanunda da, “Greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçenlerin işyerinde çalışmaları, hiç bir şekilde engellenemez. Greve katılan veya lokavta maruz kalan işçilerin, işyerine giriş çıkışı engellemeleri veya işyeri önünde topluluk teşkil etmeleri yasaktır.” (2822/28-I) Yargıtay Kararı: İŞYERİNDE GREV UYGULAMASI YAPILAN İŞVEREN, GREVE KATILMAYAN BİR KISIM İŞÇİLER VARSA, BUNLARI ÇALIŞTIRIP ÇALIŞTIRMAMAKTA SERBESTTİR. GREVE KATILAN İŞÇİLER BUNLARIN ÇALIŞMALARINA ENGEL OLAMAZLAR. (Yargıtay 9. HD., 15.12.1966 tarih ve E.1966/12273, K.1966/11611)
Yukarı


Soru: İşveren grev sırasında stokları işyeri dışına çıkarabilir mi?
2822 sayılı Kanunun 27/5/1988 tarih ve 3451 sayılı Kanunla değişik 38. maddesinde; çalışan işçilerin ürettiği ürünlerin satılmasına ve işyeri için lüzumlu maddelerin, araç ve gereçlerin işyerine sokulmasına engel olunamaz.” hükmü yer almaktadır. (2822/38-I) Söz konusu değişiklikle, “her türlü stokların” işyerinden çıkarılmasını engel olunamayacağına ilişkin düzenleme kaldırılmıştır. İşyeri için gerekli olmayan maddelerin, araç ve gereçlerin işyerine sokulmasına güvenlik kuvvetlerince izin verilmez. Bu önlemlerin uygulanmasında mülki idare amirlerince gerekli görülürse, Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürlüğünden bir görevli veya bir iş müfettişi güvenlik kuvvetlerine yardımcı olur. (Grev ve Lokavtlarda Mülki İdare Amirlerince Alınacak Önlemlere İlişkin Tüzük, m. 18) Yüksek Mahkeme, öncelikle greve katılan işçilerle katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçilerin belirlenmesi, daha sonra greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçilerin grevden önce ürettikleri malların gerekirse bilirkişi aracılığı ile saptanm sı ve sadece greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçilerin ürettiği malların işyeri dışına çıkarılabileceği görüşünü kabul etmektedir. Buna göre, greve katılan işçilerin üretmiş oldukları stokların işyeri dışına çıkarılması mümkün değildir. Önemli Not: Bunun yanında Yargıtay’ın aksi yönde kararlarının da bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Yüksek Mahkeme kararının tam metni aşağıdadır:

GREVE KATILAN İŞÇİLERLE, KATILMAYAN VEYA VAZGEÇEN İŞCİLERİN ÖNCELİKLE BELİRLENMESİ, KATILMAYAN İŞÇİLERİN GREVDEN ÖNCE ÜRETTİKLERİ MALLARIN SAPTANMASI, GREVE KATILAN VE KATILMAYAN İŞÇİLERİN ORANLARINA GÖRE BELİRLENMESİ YOLUNA GİDİLMESİ, BÖYLECE GREVE KATILMAYAN İŞÇİLERİN ÜRETTİKLERİ MALLARIN İŞYERİ DIŞINA ÇIKARILABİLECEĞİNİN TESBİTİ GEREKİR. (Yargıtay 9 HD., 26.12.1994 tarih ve 1994/18347, K.1994/18558) DAVA : (A).... Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına Avukat N. ile (B) O Sendikası adına Avukat E. aralarındaki dava hakkında, (Kocaeli 1. İş Mahkemesi)nden verilen 22.6.1992 günlü ve 240/189 sayılı hüküm davalı avukatınca emyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: KARAR: Davacı vekili; müvekkili şirketle davalı sendika arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığı için sendikaca grev uygulamasına geçildiğini, işyerinde tahmil-tahliye işlerinin taşeron bir firma tarafından yapılmakta olduğunu, müvekkili şirketin önceden ürettiği ve stoklarında mevcut malların daha evvel satılmasına rağmen bu malların çıkarılmasının ve sevkinin sendika tarafından engellendiğini, sendikanın bu eyleminin 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 25 ve 38/3. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek uygulanmakta olan grevin Kanun dışı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Davalı Sendika; 2822 sayılı Kanunun 3451 sayılı Yasa ile değişik 38. maddesinin son fıkrasının açık hükmü karşısında, grevden önce oluşan stokların işyerinden çıkarılması olanağı bulunmadığını, grev uygulamasından bir gün önceki tarihi taşıyan faturalarla yapılan satışların muvazaaya dayandığını, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunmuştur. Yapılan yargılama sonunda mahkemece; grevden önce üretilen ve satılan malların alıcısına teslim edilmesine işverenin hakkı bulunduğunun tespitine, sendikanın ve işçilerin karar ve eylemlerinin yasa dışı grevin unsurlarını oluşturmadığından bu davranışın yasa dışı olduğuna dair tespit isteğinin reddine karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; her ne kadar dava dilekçesinde "uygulanmakta olan grevin Kanun dışı bulunduğunun tespitinden söz edilmişse de; davacının asıl amacının, grevden önce üretilen malları dışarıya çıkartmak ve alıcısına teslim etmek olup, sendikanın stok malların dışarıya çıkarılmasına engel teşkil eden eyleminin durdurulmasıdır. Bu nedenle; mahkemece, davanın yasal dayanağı olarak 2822 sayılı Yasanın 38. maddesi olduğunun kabulü doğrudur. Sorunun çözüme kavuşturulabilmesi için, söz konusu 38. maddenin son fıkrasının anlam ve kapsamının, önceki ve bu günkü metinlerinin karşılaştırılarak incelenmesinde yarar vardır. Anılan fıkranın, 28.5.1988 günlü, 3451 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki metni şöyleydi: "Çalışan işçilerin ürettiği ürünlerle her türlü stokların işveren tarafından işyerinden dışarı çıkarılmasına, satılmasına ve işyeri için lüzumlu maddelerin, araç ve gereçlerin işyerine sokulmasına engel olunamaz. Bu işlerin görülmesinde de 43. madde hükümlerine uyulması şarttır". "3451 sayılı Yasa ile değişik metin ise şöyledir:" "Çalışan işçilerin ürettiği ürünlerle her türlü stokların işveren tarafından işyerinden dışarı çıkarılmasına, satılmasına ve işyeri için lüzumlu maddelerin araç ve gereçlerin işyerine sokulmasına engel olunamaz. Bu işlerin görülmesinde de 43. madde hükümlerine uyulması şarttır". Görüldüğü gibi; bir işyerinde grevin uygulanması sırasında çalışan işçilerin ürettiği ürünlerin tümünün işyeri dışına çıkarılabilmesi olanağı, önceki dönemde de, bu gün de mevcuttur. Ancak; 1988 yılında yapılan değişiklikle "her türlü stokların" sözcükleri fıkra metninden çıkarılmak suretiyle kapsamı daraltılmıştır. Bu yeni düzenleme göz önünde tutularak, grevin uygulanmasından önce üretilmiş olan mallar açısından bir ayırım yapmak zorunluğu vardır. Greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçilerce evvelce üretilmiş olan malların işyeri dışına çıkarılması mümkündür. Buna karşılık, greve katılan işçilerce üretilmiş malların ise dışarı çıkarılması olanağı yoktur. Grev sırasında çalışan işçilerin ürettiği ürünlerin satılması, dışarı sevki Yasada açıkça kabul edildiğine göre, yine aynı işçiler tarafından daha önce üretilmiş mallar bakımından da bu olanağın tanınması zorunludur. Yasa Koyucunun amacı, greve katılmayıp, çalışan işçilerin ürettiği malların ayrık tutulmasıdır. Bu malların grevden önce veya sonra üretilmiş olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Bu açıklamaların ışığı altında somut olay ele alınacak olursa; davacı işveren satılan stok malların işyeri dışına sevkinin engellenemeyeceğini iddia ederek istekte bulunmuş; mahkemece de Dairemizin 5.10.1988 günlü, 10134-9127 sayılı kararı emsal gösterilerek, 2822 sayılı Yasanın 38. maddesinin son fıkrasına göre, grevin uygulanmasından önce satılan stok malların herhangi bir ayırım yapılmadan tümünün dışarı çıkarılabileceği kabul edilmiştir. Her şeydan önce belirtmek gerekir ki, Dairemizin söz konusu kararına konu olan olayda uyuşmazlık, greve katılmayan işçilerin daha önce üretmiş oldukları malların dışarıya çıkarılabilip çıkarılmayacağı konusunda toplanmaktaydı. Dairemizce bu tür malların dışarı çıkarılabileceği görüşü benimsendiği için, sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararı onanmıştır. Bu nedenle Dairemizin kararı emsal alınarak grev sırasında daha önce üretilmiş tüm stokların dışarı çıkarılmasının mümkün olduğu sonucuna varılamaz. Bundan başka mahkeme, davacı iş şveren tarafından ibraz edilen ve grev uygulamasının başlangıç tarihinden bir gün önceki 4.5.1992 tarihini taşıyan iki faturayı esas alarak stok malların daha önce satıldığını ve bunların artık alıcı firmanın mülkiyetine geçtiğini, 2822 sayılı Kanunun 43. maddesindeki koşullara uymak suretiyle stokların alıcısına teslim edilmesine yasal engel olmadığını kabul etmektedir. Oysa, faturaların grev uygulamasından bir gün önceki tarihi taşıması anlamlıdır. Grev kararı, uygulamaya konulmadan önce işverene bildirildiğine göre, satışın muvaazaya dayandığı savunmasını dikkate almak gerekirdi. Diğer taraftan, satım sözleşmesiyle taşınır malların mülkiyetinin geçtiğinin kabulü de hatalıdır. Bütün bu açıklamalara göre; mahkemece öncelikle greve katılan işçilerle katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçilerin belirlenmesi, daha sonra greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçilerin grevden önce ürettikleri malların gerekirse bilirkişi aracılığı ile saptanması, şayet maddi yönden bu saptama mümkün görülmüyorsa, greve katılan ve katılmayan işçilerin oranına göre belirlenmesi yoluna gidilmesi ve böylece greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçilerin ürettiği malların işyeri dışına çıkarılabileceğinin tesbitine karar verilmesi gerekir. Bu madde ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın grevden önce üretilen stok malların 4.5.1992 tarihli fatura karşılığı işyerinin dışına çıkarılmasına, alıcısına teslim edilmesine işverenin hakkı bulunduğunun tesbitine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 7.9.1992 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Taraflar arasındaki uyuşmazlık, grev uygulanmaya başladığı tarihte işyerinde bulunan stokların, grev sırasında işveren tarafından işyerinden çıkarılıp çıkarılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtelim ki, bu sorunun cevabı öncelikle konu ile ilgili Yasa hükümlerinde aranmalıdır. 2822 sayılı Yasanın yürürlükten kaldırdığı eski 275 sayılı TSGLK.da konuyu düzenleyen açık bir hükme yer verilmemişti. Ancak, Yasadaki bu boşluk, o dönemde ortaya çıkan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verilen yargı kararları ile doldurulmuş ve stokların işveren tarafından işyerinden çıkarılmasına engel olunamayacağı kabul edilmişti. Daha sonra yürürlüğe konulan 2822 sayılı TSGLK’nun 38. maddesinin 3. fıkrası, konuya yargı kararları doğrultusunda açıklık getirmiş ve bu maddenin gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, grev sırasında "nelerin işyerinden çıkarılmasının veya işyerine getirilmesinin mümkün olacağı" hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde apaçık düzenlenmişti. Buna göre, "Çalışan işçilerin ürettiği ürünlerle her türlü stokların işveren tarafından işyerinden dışarı çıkarılmasına, satılmasına ve işyeri için lüzumlu maddelerin, araç ve gereçlerin işyerine sokulmasına engel olunamaz. Bu işlerin görülmesinde de 43. madde hükümlerine uyulması şarttır". Ne var ki, geçen zaman içinde uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesi, özellikle işçi sendikalarının sendika özgürlüğü ve serbest toplu pazarlık hakkının kısıtlandığı yolundaki şikayetlerini ortadan kaldırmak ve Uluslararası Çalışma Örgütünün ilkelerine uyum sağlamak amacıyla, 2822 sayılı TSGLK’nun bazı hükümleri 3451 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenmiş ve bu arada söz konusu 38. maddenin 3. fıkrası da değiştirilmiştir. Bu değişiklik yapılırken, sadece fıkrada yer alan, "her türlü stokların işveren tarafından işyerinden dışarı çıkarılması" ibaresi kaldırılmış ve fıkra hükmü, "Çalışan işçilerin ürettiği ürünlerin satılmasına ve işyeri için lüzumlu maddelerin, araç ve gereçlerin işyerine sokulmasına engel olunamaz. Bu işlerin görülmesinde de 43. madde hükümlerine uyulması şarttır" şeklinde düzenlenmiştir. Görülüyor ki, bu düzenlemeye göre, sadece greve katılmayan veya önce katılıp, sonra vazgeçerek çalışan işçilerin grev sırasında ürettikleri ürünler (bunlar stok haline dönüşse dahi), 43. madde hükümlerine uyulmak koşulu ile işveren tarafından satılabilecek ve işyerinden çıkarılabilecektir. Grevden önce mevcut olan stokların ise, bundan böyle işyerinden dışarıya çıkarılması hukuken mümkün değildir. Aksi halde, yapılan yasa değişikliğinin bir anlamı olmayacaktır. Zira, grevden önce işyerinde mevcut olan stokların dışarı çıkarılması amaçlansa idi bu hususu açıkça düzenleyen sözcüklerin fıkra metninden çıkarılmasına gerek kalmazdı. Yasa koyucunun abesle iştigal etmeyeceği, yapılan değişikliğin belli bir anlam ve amacının olması gerektiği söz götürmez. Buradaki amaç, grevden önce işyerinde bulunan stokların, grev devam ederken satılıp dışarı çıkarılması suretiyle (geçici bir süre için dahi olsa) grevin etkisiz kılınmasını ve iş barışının sürüncemede kalmasını önlemektir. Böylece, greve daha fazla bir etkinlik kazandırılmak istenmiştir. Hal böyle olunca, kanımca, yargı yolu ile doldurulması gerekli bir düzenleme boşluğunun varlığı da ileri sürülemez. Çünkü, bir konuyu,evvelce koyduğu açık bir kuralla olumlu yönde çözümlemiş bulunan Yasa Koyucunun sonradan yaptığı bir değişiklikle bu düzenlemeyi kaldırması, sözü edilen konuda olumsuz bir çözümü benimsediği yolunda yorumlanmalıdır.

Kuşkusuz, yapılan bu değişikliğin yerindeliği ve uyuşmazlıkların çözümünde yararlı olup olmadığı ayrıca tartışılabilecektir. Öte yandan, sözü edilen değişikliğe rağmen, grev sırasında çalışan işçilerin grevden önce ürettikleri ürünlerin (stok) işyeri dışına çıkarılabileceğine ilişkin Dairemiz Çoğunluğunun görüşüne de katılmamız mümkün değildir. Çünkü, 38. maddenin 3. fıkrasındaki, "Çalışan işçilerin ürettikleri ürünler.." sözcüklerinin, bu işçilerin grev başladıktan sonra çalışarak ürettikleri ürünleri amaçladığı apaçık ortadadır. Gerçekten, 38. maddenin 2. fıkrasında, "Greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçileri çalıştırıp çalıştırmamakta işveren serbesttir..." denildikten sonra, bu kuralla bağlantılı olarak 3. fıkrada, "Çalışan işçilerin ürettiği ürünler.." den söz edilmiş olması da bu görüşü doğrulamaktadır. Yasada, grev sırasında çalışan işçilerin grevden önce ürettikleri ürünlerin de işyerinde çıkarılabileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmiş değildir. Aksi görüş, kanımca Yasanın sistemi, özü ve sözü ile bağdaştırılamaz. Ayrıca, pratikte çözümün uygulanması da mümkün olmayacak, uyuşmazlıklar giderek artıp uzayacaktır. Zira, bu gün üretilen mallar genelde kolektif bir çalışmanın ürünü olup, hangi işçinin ne miktar mal ürettiğini saptamak olanaksız gibidir. Bir malın üretim sürecinde, birçok işçinin çalıştığı ve onların değişik biçimde gerçekleşen katkıları ile üretimin tamamlandığı bir gerçektir. Kaldı ki, greve katılmayan veya katılıp da vazgeçen çalışan işçilerle greve katılan işçi sayılan oranlanmak suretiyle de soruna sağlıklı bir çözüm getirilemez, Grev süresince bu sayılar değişebileceği gibi, çalışmak istemelerine rağmen işveren tarafından çalıştırılmayan işçilerin oranlamaya katılıp katılmayacakları sorusu da cevapsız kalmaktadır. Açıklanan nedenlerle, gerek yerel mahkemenin, gerekse Dairemiz çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.
Yukarı


Soru: Greve katılmayan işçi sonradan greve katılabilir mi?
Grev başladığı sırada greve katılmayan işçinin, daha sonra greve katılmasının mümkün olmadığı Yüksek Mahkeme tarafından açık bir dille ifade edilmektedir. Böyle bir durumda, işveren için, İş Kanununun 25/II. maddesinde belirtilen devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesini fesih hakkı doğmaktadır. Yüksek Mahkemenin konuya ilişkin kararının tam metni aşağıya alınmıştır:

Yargıtay Kararı: BİR İŞ YERİNDE UYGULANAN GREVE O İŞ YERİNDEKİ BÜTÜN İŞÇİLERİN KATILMASI ZORUNLU DEĞİLDİR. GREV UYGULAMASININ BAŞLADIĞI TARİHTE GREVE KATILMAYAN İŞÇİ DAHA SONRA KATILAMAZ. (Yargıtay 9. HD., 23.09.1993 tarih ve E.1993/1714, K.1993/13599) DAVA : Davacı, ihbar kıdem tazminatıyla fazla çalışma ve yıllık ücretli izin parasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: KARAR : 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Bir işyerinde uygulanan greve, o işyerinde çalışan bütün işçiler katılmak zorunda değildirler. Greve kararını alan sendikanın üyesi bulunan işçi dahi greve katılıp katılmamakta serbesttir. Öte yandan yasal greve katılan işçi bir süre sonra vazgeçerek çalışmak isteyebilir. Ancak, greve uygulamasının başladığı tarihte greve katılmayan veya greve katılmaktan vazgeçen ve işyerinde çalışan bir işçi, sonradan greve katılamaz. (K. Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, C. 1,4. Bası Sh. 210,234; S. Reisoğlu, TSGLK, Şerhi Ankara-1986, Sh. 328 vd.; K. Tonçomağ, İş Hukukunun Esasları, İstanbul-1988, Sh. 543 vd.; T. Esener, İş Hukuku, 3. Bası, Ankara 1978, Sh. 637 vd.) Greve katılmayan ve işverence çalıştırılan işçinin hizmet akti askıda olmadığından, tarafların sözleşmeden doğan hak ve borçları devam eder. Bu nedenle, işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki gün işe devam etmemesi, işverene hizmet sözleşmesini tazminatsız fesih hakkı verir. (İ.K.m. 17/II-f; Bugün 4857/25-/II-g). Somut olayda, toplanan delillerden, işyerinde greve uygulamasının 20.3.1989 tarihinde başladığı, davacının greve devam ederken 21.8.1989 da üyelik için sendikaya başvurduğu ve greve katıldığı, işverence de 22.8.1989 günü İş Kanunu'nun 17/II-f maddesi uyarınca (Bugün 4857/25-/II-g) devamsızlık nedeniyle iş aktinin fesih edildiği, işyerindeki grev uygulamasının ise daha sonra 25.1.1992 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır. Ancak davacının başlangıçta greve katılıp katılmadığı ve greve sırasında işyerinde çalışıp çalışmadığı yeterince aydınlığa kavuşturulmamıştır. Gerçekten, davacı başlangıçta greve katılmamış ve işyerinde çalışmakta iken, sendikaya üye olup sonradan greve katılmak suretiyle işi bırakmış, ise, işveren iş aktini fesihte haklıdır. Bu durumda ihbar ve kıdem tazminatı isteğinin reddi gerekir. Şayet davacı, başlangıçtan itibaren greve katılmış veya greve katılmamakla birlikte işverence çalıştırılmamış ise, greve süresince iş akti askıda kalacağından işverenin devamsızlık sebebiyle iş aktini fesih etmesi yasaya aykırı düşer. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmadan, eksik ve yetersiz incelemeyle ihbar ve kıdem tazminatına hükmedilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 23.9.1993 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yukarı


Soru: Grev başladığında yıllık ücretli izin hakkını kullanmakta olan işçiler nasıl greve katılmalıdırlar?
Yıllık ücretli izin hakkını kullanan işçilerin bir dilekçe ile işyerlerine başvurup greve katıldıklarını beyan etmeleri gerekir. Grev başladığında greve katılmayan işçilerin sonradan greve katılamayacakları kuralı gereğince böyle bir başvuru, yıllık izin hakkını kullanmakta olan işçilerin durumunu tartışmalı olmaktan çıkarabilmek açısından önemli ve yararlıdır. Bu işçilerin dilekçelerinde kullanmakta oldukları yıllık izin hakkının grevin başladığı tarih itibariyle dondurulmasını ve grev sona erdikten sonra bu haklarını kullanmaya devam edeceklerini belirtmeleri gerekmektedir.
Yukarı


Soru: Greve katılmayan işçiler toplu sözleşmeden yararlanabilir mi?
Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürlüğünün ismen belirlediği işçiler dışında, greve katılmayan veya greve katılmakla birlikte daha sonra katılmaktan vazgeçen işçiler işyerinde çalışabilirler. Bunların çalışmaları sendika tarafından engellenemez. Greve katılmayan ya da katılmaktan vazgeçen işçiler grev sonunda bağıtlanacak toplu iş sözleşmesinden, aksine bir hüküm olmadıkça yararlanamazlar. (2822/38-2)
Yukarı



GREVİN YÜRÜTÜLMESİ VE GREV GÖZCÜLERİNİN GÖREVLERİ

Soru: Grev gözcülerinin bildirilmesi zorunlu mudur?
Grev ilan eden sendika tarafından, grev gözcülüğü yapacak olanlar, görev yerleri ve zamanları bunların göreve başlamalarından en az iki saat önce, mülki idare amirliğine bir çizelge halinde bildirilir.
Yukarı


Soru: Grev gözcülerinin sayısı nasıl belirlenir?
Sendika işyerinin giriş ve çıkışlarına en çok dörder grev gözcüsü koymaya yetkilidir. Grev gözcülerinin sendika üyesi olmaları zorunludur. Belirtilenden fazla sayıda grev gözcüsü koyanlar veya sendika üyesi olmaksızın grev gözcülüğü yapanlar iki aydan altı aya kadar hapis cezasına çarptırılırlar. (2822/79-1)
Yukarı


Soru: Grev gözcüleri işyerine giriş ve çıkışları engelleyebilirler mi?
Grev gözcülerinin görevleri sendika üyelerinin grev kararına uyup uymadıklarını denetlemektir. Bunu yaparken cebir, şiddet kullanamazlar, tehditte bulunamazlar. Giren ve çıkanları kontrol amacıyla bile durduramazlar. (2822/48-2) Buna aykırı hareket eden grev gözcüleri, dört aydan bir yıla kadar hapis cezasına mahkum edilirler. (2822/79-1)
Yukarı


Soru: Grev gözcülerinin greve katılan işçiler yerine başka işçileri çalıştırıp çalıştırmadığını nasıl denetleyebilirler?
İşveren grev süresi içinde, greve katılan işçilerin yerine hiç bir surette daimi veya geçici işçi alamaz ve başkalarını çalıştıramaz. Greve katılmayan işçileri işveren ancak kendi işlerinde çalıştırabilir. Bunlara greve katılan işçilerin işlerini yaptıramaz. (2822/43-1,2) Bu hükme göre işveren greve katılan işçiler yerine başka işçi alıp çalıştıramayacağı gibi, işçi niteliğinde olmayan kişileri, örneğin yakınlarını, akrabalarını ya da başka kişileri de çalıştıramaz. Grevde çalışan işçilere, greve katılan işçilerin işlerini yaptıramaz. Böyle bir durumun grev gözcüleri tarafından tespiti durumunda ilgili Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürlüğüne başvurulması ve Bölge Müdürlüğü kanalıyla bu durumun denetim altına alınmasının ve önlenmesinin sağlanması gerekmektedir.
Yukarı


Soru: Grev gözcüleri stokların çıkarılmasına engel olabilirler mi?
Grev gözcüleri, işyerinde çalışan işçilerin ürettiği ürünlerin satılmasına ve işyeri için gerekli maddelerin, araç ve gereçlerin işyerine sokulmasına engel olamazlar. (2822/38-son) Bu maddenin 3451 sayılı Kanunla değişmeden önceki şeklinde yeralan, “her türlü stokların” işyerinden dışarı çıkarılmasına ve satılmasına engel olunamayacağına ilişkin hüküm 3451 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. İşyerinden işverence stokların çıkarılması durumunda, yasal olarak bunun Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürlüğüne ve güvenlik kuvvetlerine şikayet edilerek önlenmesi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Yukarı


Soru: Grev gözcülerinin zorunlu ihtiyaçları nasıl karşılanacaktır?
Grev gözcülerinin yeme ve içme ihtiyaçları esas itibariyle sendika tarafından karşılanmakla birlikte grev esnasında işyerinde çalışmalar yapılıyor ve çalışan işçilere yemek veriliyorsa, nöbeti yemek saatine rastlayan grev gözcülerine de işverence yemek verilir. (Yönetmelik, m.4) Grev gözcülüğü sırasında tıbbi müdahaleyi gerektirecek derecede hastalanma durumunda işverence gerekli acil yardımda bulunulur. (Yönetmelik m.4) Grev gözcülerinin lavabo ve tuvalet ihtiyaçları için işverence uygun bir yer gösterilir. (Yönetmelik m.4) Grev gözcülerinin olumsuz hava şartlarından korunmaları için gerekli olan şemsiye, yağmurluk ve benzeri kişisel koruyucu malzemeler, sendika tarafından temin edilir. (Yönetmelik m.5)
Yukarı


CAN ŞAFAK
Bome_Munzur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com