Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SINIF MÜCADELESİ VE SOSYALİZM > Sendikal Hareket > İşçi Sendika


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi sosyalist hareket nereden bölünmeli ya da bir sendika nasıl üye kazanmaz?
Cevaplar
1
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
448
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 31.Ağustos.2014, 22:35   #1
 
kümül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kümül
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23.Aralık.2012
Üye No: 44641
Mesajlar: 1,213
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,075
481 Mesajına 1,161 Teşekkür Aldı
Standart sosyalist hareket nereden bölünmeli ya da bir sendika nasıl üye kazanmaz?

sosyalist hareket nereden bölünmeli ya da bir sendika nasıl üye kazanmaz? – başlangıç


Türkiye’de muhafazakâr otoriterliğin giderek her alanda kök saldığı bir konjonktürde sosyalist hareket olarak kötü sınavlar veriyoruz. Şüphesiz ki bu yanlışlar bizlerin bugünkü öznel, grupsal tercihleri ile açıklanamaz, daha doğrusu buna indirgenemez. Sosyalist hareketi oluşturan bileşenlerin dayandıkları toplumsal, kurumsal güçler ve bunların tarihi bugünkü tercihlerimizi biçimlendirmekte, bu tercihleri adeta çerçevelemektedir.

Bunun en bariz olduğu alanın sendikal hareket ile kurulan ilişki olduğu pekâlâ söylenebilir. Başlangıç’ta sosyalist hareket ile sendikal hareket arasındaki ilişkinin eleştirisine daha önce de girişildi (örneğin bkz. Mustafa Görkem Doğan’ın “Sosyalistler ve Makbul Sendikacılık” başlıklı yazısı). Bu konuda ağzını açan herkesin söze “sendikal bürokrasi eleştirisi” ile başlamasına rağmen, içerisinde sosyalistlerin de olduğu çeşitli sendikal çalışmalarda bürokratik tarzın yeniden üretiliyor oluşuna defalarca şahit olduk.

Soma hariç değil…

Soma’da 13 Mayıs’ta yaşanan toplu iş cinayeti sonrasında bölgede başlatılan sendikal çalışma DİSK’e bağlı Dev-Maden-Sen’de yürütülmüş, fakat bu çalışma içerisinde iki farklı eğilim ortaya çıkmıştır.

İlki, Dev-Maden-Sen yönetiminde cisimleşen tipik bürokratik sendikacılıktır. İşçileri basit “etki-tepki” ilişkisi üzerinden refleks veren basit varlıklar olarak gören bu anlayış, yaşanan toplu iş cinayetinde Türk-İş sendikasının sorumluluğunun bulunduğu ve işçilerin de bunun ayırdında olduklarından dolayı örgütlenmek açısından “DİSK tabelasının” yeterli olacağı varsayımından hareket etmiştir. Bu nedenle de sendikal çalışmayı “üye yazma” faaliyeti ile sınırlı tutmuştur. Bunun ötesinde bir perspektifi de yoktur.

İkinci eğilim, Soma’da işçilerin, Türk-İş üzerinden yaşadıkları deneyim nedeniyle sendikalara karşı genel bir mesafe koydukları tespitinden hareket etmiş, buna karşı yapılması gerekenin işçileri sendikal hayat içerisinde karar verici, aktif özne haline getiren bir örgütlenme yaratmak olduğunu belirlemiştir. Bu minvalde işçiler bir yandan Dev-Maden-Sen’de örgütlenmeye davet edilmiş, üye yapılmış, fakat buna paralel olarak kendi meclis ve komitelerini kurmaları konusunda da ısrarcı olunmuştur. Dev-Maden-Sen yönetimi de yine ısrarla bu çizgiye davet edilmiştir.

Üstelik bu ısrar salt Soma’nın gerçeği ile de ilgili değildir. Bizler açısından devrimci bir sendikal çalışmayı ayırt eden temel mesele, işçilerin kendi öz örgütlerinin oluşturulması, yönelimin bu olmasıdır. Ayrıca eklemek isteriz ki kökeninde Yeraltı Maden-İş’in yattığı Dev-Maden-Sen’de bu ısrarın sürdürülmesinin tarihsel bir önemi de vardır.

Soma önemlidir. Sadece yakın zaman önce kaybettiğimiz 301 işçinin anısı nedeniyle değil. Türkiye’nin en büyük sermaye gruplarının bölgeye yatırım yapmaya devam edecek olmaları ve yakın bir zamanda burasının daha büyük işçi kitlelerini barındıracak geniş bir enerji havzası haline gelecek olması nedeniyle. Kimse sermayenin burayı işçi hareketine kolay bırakacağı zannına kapılmasın: Metal iş kolu nasıl disipline edildiyse, sermaye bu havzada giderek büyütmeyi planladığı enerji ve madencilik sektörlerini de aynı şekilde yapılandırmanın peşinde olacaktır. Bu nedenle verilecek karar Türkiye işçi sınıfı hareketi açısından önem arz etmektedir: Bu havzada sermayenin rahatlıkla devşireceği bürokratik bir sendikal hareket mi yaratacağız yoksa buna direnecek ve kendi iradesini ön plana çıkaracak bir işçi hareketini mi örgütleyeceğiz?

Soma’da yaşananların ve yaşanacakların özü budur.

Bunun yanı sıra öyle anlaşılıyor ki sendika bürokrasisi “bel altı vurmaya” da başlamış durumdadır. Bu elbette ne biz ne de orada komiteleşme, meclisleşme çalışmalarını yürüten arkadaşlarımız açısından şaşırtıcı olmuştur. Başlangıç olarak bu çalışmaları yürüten arkadaşlarımızın maddi ve manevi olarak arkalarında olduk. Daha büyük bir kararlılıkla olmaya da devam edeceğiz. Hatta durum gösteriyor ki artık arkalarında olmamız yeterli olmuyor: Bizzat yanlarında olacağız.

“Esas olan işçi sınıfının birliği ve mücadelesidir” diyerek bugüne kadar susan arkadaşlarımızın hiçbir anlamda yalnız olmadıklarını herkese hatırlatırız.

Not: Bu metnin başlıktaki her iki soruya da yanıt verdiğini düşünüyoruz

BAŞLANGIÇ
______________________________________________________
var.. yetmediğim.yetemediğim şeyler var...gözümün göremediği.kulağımın duyamadığı.bilincimin kavrayamadığı şeyler var...beni aşan şeyler var...
yılmaz güney
kümül isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Ağustos.2014, 23:12   #2
 
kümül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kümül
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23.Aralık.2012
Üye No: 44641
Mesajlar: 1,213
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,075
481 Mesajına 1,161 Teşekkür Aldı
Standart disk- dev maden sen genel başkanı tayfun görgün’e açık mektup – kamil kartal, başaran

disk- dev maden sen genel başkanı tayfun görgün’e açık mektup – kamil kartal, başaran aksu


Sayın başkan,

Siz, Türkiye emekçi sınıflar tarihinde 15-16 Haziranlardan başlayıp bugünlere ağır bedeller ödenerek taşınan şanlı bir mücadele geçmişine sahip, bugün de emekçi sınıflara her türlü saldırının gerçekleştirildiği koşullarda büyük bir kararlılıkla direnen DİSK’e bağlı bir sendikanın “Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası”nın (DEV MADEN-SEN) Genel Başkanısınız.

Biz aşağıda imzası bulunanlar da “hasbelkader”, 13 Mayıs’ta gerçekleşen katliamdan sonra Soma’ya gelerek gerek katliamın yaralarının sarılması, gerekse de “sarı sendika”, “devlet” ve “sermaye” ölüm üçgeninde ablukaya alınmış maden işçilerinin, esas olarak DİSK Dev Maden Sen’de örgütlenmesini gerçekleştirmek için büyük bir dayanışma içinde, günlerdir Soma’da yatıp kalkan, köy köy, ilçe ilçe sendikayı örgütlemek için gönüllü olarak çalışan devrimcileriz.

Siyasal bakış açımız gereği, geçmişten bugüne, gerek bir bütün olarak halkın, gerekse de emekçilerin söz, yetki, karar ve iktidar sahibi olmalarının yolunun, kendi öz örgütlenmelerini yaratmalarından geçtiğine inanır ve hep bunu savunuruz. Bunlar aynı zamanda başında olduğunuz sendikaya 1999 yılında katılan Yeraltı Maden İş’in de ilkeleridir. Bizler bu geleneğin sürdürücüsüyüz.

Bu yüzden de Soma’da maden işçileri arasında, DİSK-DEV MADEN SEN’in örgütlenmesi çalışmaları yanı sıra, işçilerin kendi kendilerini yönetme deneyimleri kazanacakları “işyeri komite ve konseyleri” çalışmasının da yapılmasını temel önemde görüyoruz. Zira bugüne kadar gerek dünya gerekse de ülkemizde sürdürülen emek mücadeleleri bize, işçilerin sadece sendikalarını değiştirmekle sorunlarının üstesinden gelemediklerini gösteren sayısız örnekle doludur. Hatta işçi sınıfının kendi öz örgütlenmelerinin yaratılamadığı neredeyse her durumda, var olan örgütlenmelerin hızla bürokrasi batağına sürüklendiğini göstermektedir.

Sayın başkan,

Bu açıdan, bizler Soma’da işçi sınıfına olan inancımızdan aldığımız yetki ile sizin de bildiğiniz gibi canımızı dişimize takıp gece gündüz hem maden işçilerini DİSK-DEV MADEN SEN’e üye yapmaya çalışıyor hem de işçilerin söz ve karar sahibi olacakları işyeri komite ve konseyleri örgütlemeye çalışıyoruz.

Fakat sizinle ilk andan itibaren diyalog kurmaya çalışmış, defalarca görüşmüş birlikte koordineli bir çalışmanın olanaklarını geliştirmek için çaba sarf etmek için konuşmuş olmamıza rağmen, siz ve birlikte çalıştığınız bazı “sendika yetkilisi” arkadaşlar, bize karşı başından beri düşmanca bir tutum içerisine girdiniz. Bugüne kadar bu sorunu sizinle, ortak tanıdıklarımızla, kimi DİSK yöneticileri ile konuşarak çözmeye çalıştık.

Ama gördük ki herkes bu durumdan hoşnut! Üstelik, sizin düşmanca tutumunuz da artarak devam etti. Kapalı kapılar arkasında, sizinle görüşmeye gelen neredeyse bütün maden işçilerine bizler hakkında her biri dedikodu, spekülasyon ve iftiradan ibaret olan onlarca “hikaye” anlatmayı tercih ettiniz.

Biz var olan çalışma zarar görmesin, madenci işçiler arasında farklılıklar oluşmasın, çalışmaların başarısız olması için çabalayanların eline koz verilmesin vb. diyerek sizin iftira ve yalanlarınıza yanıt vermekten kaçındıkça, siz bu dedikodu, spekülasyon ve yalanların düzeyini arttırdınız, onurumuzla oynar noktaya getirdiniz.

Sayın başkan,

Sizin devrimci bir sendikal mücadelenin nasıl olması gerektiğini bilecek kadar deneyim sahibi olduğunuzu konumunuz gereği varsayarız. Fakat görüyoruz ki, Soma katliamı yaşanmadan önce sendikanızın sadece 174 üyesinin bulunması hiç de tesadüf değilmiş. İşçileri toplantılarda azarlayarak, başka sendika yöneticilerini devreye sokarak, dedikodu ve spekülasyon yaparak işçi örgütlenemez! Başkanlık ya da genel sekreterlik makamında oturmak da kimseyi sınıf sendikacısı yapmaz.

Sayın başkan, bizimle ilgili sorununuz neyse bunu aleni olarak ortaya koyup tartışmanızı bekledik. Bizi açık açık eleştirmenizi, varsa hatalarımızı herkesin içerisinde yüzümüze karşı vurmanızı bekledik. Ancak siz arkamızdan dedikodu, spekülasyon ve (hadi en hafifi ile söyleyelim) “ihbarcılığa varabilecek” bir tutum içerisine girdiniz.

Bu yüzden, işte bu açık mektup ile sizi büyük bir yükten kurtarabilmeyi umuyoruz ve tartışmayı kamuoyu önünde yapmayı öneriyoruz. Buyurun kapalı kapılar arkasında, hakkımızda işçilere anlattığınız, anlatacağınız hususları bir seferde, hiçbirinin üzerinden atlamadan bu kez de kamuoyu önünde anlatınız.

Biz size (yürüttüğünüz bu dedikodu ve iftira kampanyasında) bazı sorular sorarak yardımcı olmaya çalışacağız.

Sayın Tayfun Görgün:

1- Soma’da bugün birçok çevre ve yapı çeşitli düzeylerde işçi çalışması yapmaya çalışırken neden özel olarak bizi hedef seçiyorsunuz? Soma’da çeşitli düzeylerde yürütülen çalışmalar arasında size göre bir fark mı vardır? Varsa bunun nedenleri nelerdir?

2- Biz işçileri DİSK’e üye yapmaya çalışırken devletin yetkililerine bizim yetkimizin olmadığını söyleyerek bir tür ihbarcılık yaptığınızın farkında değil misiniz? Bütün uyarılarımıza rağmen aynı tutumunuzu ağırlaştırarak devam ettirerek bizi neden devlet nezdinde hedef durumuna getiriyorsunuz? Bizim olmadığımız bir Soma’da siz daha çok işçi mi örgütleyeceksiniz?

3- Başından beri bütün gücümüzle bir yandan işyeri komite ve konseyleri kurmaya çalışır diğer yandan ise her bir madenciyi DİSK çatısı altında Dev Maden Sen’e üye yapmaya çalışırken neden ısrarla hakkımızda “bunlar Türk-İş’e çalışıyor” yalanını işçiler arasında yaymaya çalışıyorsunuz? Bizim gece gündüz köy köy işçileri DİSK’e, Dev Maden Sen’e örgütlemek için çalıştığımızı bilmenize rağmen neden yapmaya çalıştığımız her etkinliği kimi zaman katılımcıları da arayarak bozmaya çalışıyorsunuz?

4- Neden işyeri komite ve konseylerinde örgütlenmeye çalışan işçilere, 70’li yıllarda Yeni Çeltek, Aşkale ve Hekimhan’da yürütülen işçi çalışmalarını “gizli örgütlerin” işçilerin başını derde soktukları deneyimler olarak anlatıyorsunuz? Bu tarzınızla zamanın sıkıyönetim askeri mahkeme savcıları gibi konuştuğunuzun farkında değil misiniz? Türkiye’deki sınıf mücadeleleri deneyimleri içerisinde her biri büyük bir kıymete sahip deneyimleri, büyük bedeller ödenerek yürütülen devrimci mücadeleleri devlet ağzıyla karalayarak mı Soma’da işçileri örgütlemeyi planlıyorsunuz?

5- Önünde devrimci yazan bir sendikanın yöneticileri devrimcileri, devrimci mücadeleleri karalayarak mı sendikal mücadele yürütecek?

İşte size sağda solda kapalı kapılar ardında hakkımızda ileri sürdüğünüz iddiaları herkese duyurma imkânı!

İşte size tüm iddialarınızı kamuoyunda önünde ispatlamanız için bir fırsat!

Buyurun tek tek uğraşmayın, bizi kamuoyu önünde toptan mahkûm edin!

İddialarınızı ispatlayın! Ya da artık susun!

Nefesinizi dedikoduya, spekülasyona, iftiralara ve ihbarlara değil, sınıfı örgütlemeye saklayın!

KAMİL KARTAL-BAŞARAN AKSU
______________________________________________________
var.. yetmediğim.yetemediğim şeyler var...gözümün göremediği.kulağımın duyamadığı.bilincimin kavrayamadığı şeyler var...beni aşan şeyler var...
yılmaz güney
kümül isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com