Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SINIF MÜCADELESİ VE SOSYALİZM > Sendikal Hareket > İşçi Sendika


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Odessa’da sendika binası ateşe verildi, 31 kişi hayatını kaybetti
Cevaplar
27
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2672
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04.Mayıs.2014, 21:45   #26
 
spartaküs rızo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartaküs rızo
LA COMMÜNE ROJAWA-KOBANİ 2014
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 02.Aralık.2013
Üye No: 48501
Bulunduğu yer: Dünyalı...
Mesajlar: 4,720
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,745
2,192 Mesajına 4,808 Teşekkür Aldı
Standart

Faşizm,
ülkelerin yapılarına göre farklılık göstererek karşımıza çıkabilir,
görüldüğü her yerde ezilmesi halkların korunması ve
faşizme karşı uluslar arası işbirliği yapılması dünya halklarının görevi olmalıdır.
ukraynadaki faşist kalkışmayı bertaraf etmeleri dileğimizdir,
sivas katliamı benzeri insanları yakma,
Ukraynalı faşistlerce yapılmıştır katliamı kınıyoruz...
______________________________________________________
Başka halklar üzerinde baskı uygulamak, özünde kendi halkı üzerindeki baskıyı, gizlemeye ve unutturmaya yöneliktir.
ŞEYH BEDREDDİN.

DİKTATÖRLÜK YIKILANA KADAR BİN DEFA SEÇİM OLSA BİN DEFADA

HDP
spartaküs rızo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
spartaküs rızo Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 05.Mayıs.2014, 04:12   #27
 
kümül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kümül
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23.Aralık.2012
Üye No: 44641
Mesajlar: 1,213
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,075
481 Mesajına 1,161 Teşekkür Aldı
Standart

Yalancılar diyarı Ukrayna

Aleksandr Podjers
April 27, 2014
Aşağıdaki yazı, Ukrayna’da sosyal medyada yayınlanmıştır. Bize Kardeş örgütümüz Akıntıya Karşı’dan Yuri Şakhin tarafından iletilmiş olan yazıyı Rusça’dan Türkçe’ye Gözde Tumbay çevirmiştir. Yazı, Batı emperyalizminin yere göğe sığdıramadığı Kiev rejiminin Ukrayna’da nasıl 1984 benzeri bir dünya kurmuş olduğunu mizahi bir dille gayet güzel anlatıyor.

Gianni Rodari’nin “Gelsomino’nun Büyülü Sesi” adında muhteşem bir eseri vardır. Eserde, dürüst bir çocuk yalancılar diyarına gider. Orada köpeklere kedi denir (köpekler ise miyavlar). Bir darbesonucunda diktatörlük ortaya çıkar ve bu durumu saklamak adına birçok kelimenin anlamı değiştirilir. Mesela savaş açmak ya da diktatörlük artık demokrasi diye adlandırılmaktadır.

Günümüzdeyse Ukrayna’da yaşananlar bu hikayedekilerin aynısı:

Silahlı militanlara “barışçıl göstericiler”, cuntaya “yasal otorite”, diktatörlüğe direnenlere “bölücü” ve Batılı zırvalarına ise “vatanseverlik” denmekte. He, tabii bir de gelişmiş silahları olan yüzlerce militandan oluşan “Dostluk Treni”ni unutmayalım. Ve tüm bunlar o maskeciklerinin altında, sinsice, bir yalanlar ve yapmacık tebessümler deryasında “Birleşik Ukrayna” masalının içinde anlatılmakta. Hatta bu hikayeye sahte egemenlik ve bariz küstahlık protestolarını da sokuşturuyorlar.

Aynı Rodari’nin hikayesindeki gibi kel diktatörün altından peruğu da var. Aslında Turchynov kel, Tymoşenko ise postiş takıyor, fakat benzer bir özellik ve benzer bir diktatör.

“Özgür” ve “demokratik” ülkede sınırları katı bir şekilde çizilmiş düşünce yapısının dışına çıkmaya izin yok. “Referandum” (yani doğrudan halkın iradesi!) pis bir kelime ve yasaklı.

Çifte standartsa her yerde geçerli. Eğer Batı tarafı yönetim binalarını ele geçirirse buna “halkın iradesi” denirken, aynısını güneydoğu tarafı yaparsa buna “terörizm” deniyor. Eğer Batı tarafı sokaklarda kask ve coplarla dolaşırsa onların adı “barışcıl göstericiler”, güneydoğu sakinleri böyle bir şey yaparsa adları “bölücü”. Eğer Lviv sakinleri merkezi hükümete karşı geldiğini ilan ederse bunun adı “devrim”, Donetsk vatandaşları böyle bir şey yaparsa bunun adı “isyan/kargaşa”. İstiklal Meydanında AB bayrağı açılırsa bunun adı “vatanseverlik” iken, Kharkov’da Rusya Federasyonu bayrağı açılırsa bunun adı “vatana ihanet”.

Polonyalı ve Amerikalı politikacıların Meydanda konuşmasına ve Belaruslulara ya da Ruslara yönelik diplomatik baskı uygulanması için para vermesine izin var. – Bu durumda ağzınızı açıp tek kelime edemezsiniz. Avrupalı ve Amerikalı büyükelçiler kuklalarına talimatlarını doğrudan ve küstahça verirken bunun adı “bağımsız politika”dır. Ama Rusya işin içine girince bunun adı “egemenliğin ihlal edilmesi”dir. Hangi egemenlik bu? Hani şu çoktan ölmüş “geçici hükümet” mi? Kiev’deki bir otelin iki katı CIA’in kriz yönetim merkezine çevrildiğinde ülkenin gerçek hükümeti ya da sadece Amerika’nın emirleriyle hareket eden “geçici” hükümet neredeydi?

Öyle bir durumdayız ki artık Amerika Rusya’ya Ukrayna’ya gazı hangi fiyattan satması gerektiğine dair emir verir hale geldi.

Ama en rezil yalansa şu heralde: güneydoğunun milis güçleri “terörist” iken ve onlara karşı yapılan tüm müdahaleler “teröristlere karşı operasyon” iken buna dahil olan cellatlar"nefsi müdafaa"kavramıyla birlikte anılıyor.

Yaklaşan savunma—Bu da bir şey.

Ya şu internette sinir bozucu yorumlarıyla, ülkenin yarısının kana boğulması gerektiğini neşeyle haykıranlara ne demeli. Şahsen ben böyle açık sözlü gulyabanilerin olduğu bir ülkede yaşamak istemiyorum. Daha doğrusu kendi ülkem gibi bir yerde yaşamak istemiyorum. Bavul-istasyon-ABD. Gerçi oradakilerde buradaki kana susamışlardan farklı değil ya. Merak ediyorum acaba sivil savaştan sonra ekonomik toparlanmanın sağlanması için kaç yıl gerektiğini biliyorlar mı? Ya da bu büyük çaplı halk çatışmaları sırasında milyonlarca emekli insanın durumu ne olacak? Hayır, onlar sadece nefretle dolular ve kan istiyorlar.

Ama sistemin kendisi bile koca bir yalan.(En kötüsü de, hala ona inancı olanların durumu, bence onlar şizofren)

Yalan söyleyen sadece medya değil. Bireysel siyasette de yalan söyleniyor. Mesela şarkıcı Ruslana intihar sözü vermişti.—Şaka yapıyordu heralde. Yaroş bir sürü tehdit savurdu, ama hepsi fos çıktı. Lyaşko Doğu’ya gidecek cezalandırıcı bir birliğe önderlik etme sözü vermişti—Ama Kharhov’un yakınlarında görünürde bir şey yok. Avakov ise Slavyansk (sembolik adı!) “gece yarısına kadar özgürleşmezse” kendini vurma sözü vermişti. O da tabancasını bir türlü ayarlayamadı, elleri titriyor zahir.

Ama bunlar ıvır zıvır. Yalanın kuyruklusunu Yatsenyuk ve Turchynov attı. Önce, 21 Şubat’ta durumu çözmek için Yanukovıç ile bir ateşkes yaptılar. Ertesi gün de Kiev katliamının merkezinde ateşkesi bozdular. Güneydoğu tarafına imtiyaz vereceklerinin ve referandumun sözünü verdiler. Ertesi gün başladılargene kavgaya. Patolojik yalancılarla ne yaparsanız yapın başa çıkamazsınız, sonunda yine sizi kandırırlar. Bazen bana öyle geliyor ki ağızlarından tek kelime doğru söz çıkmıyor. Beyinlerinin o bölgesi çoktan körelmiş sanki.

Dahası, daha önce de vizesiz AB rejimiyle ilgili ve Rusya’ya açılacak bir savaşla ilgili yalan söylemişlerdi(aynı anda Rusya’dan alınacak gaz ve borçlar için indirim dileniyorlardı). Şimdiyse AB’den ve IMF’den gelecek bir yardım hakkında atıp tutuyorlar. Bir ya da iki hafta içinde (bir haftası geçti bile) Ukrayna IMF’den 27 milyar dolar borç alacakmış ve tüm ekonomik problemler çözülecekmiş. Ama şansa bak ki, IMF’den birkaç gün önce gelen bir rapora göre, IMF Ukrayna’ya yardım etmeyi reddetti. Daha iyi anlayalım diye şunu da ekleyeyim, IMF’nin reddettiği ikinci ülke Somali.

Gerçek şu ki IMF yasalarına göre borç alacak ülke teminat göstermek zorunda. Gerekli şartlar karşılanmış değil. Yani, IMF istese de Ukrayna’ya yardım edemez. Aklı başında hiçbir banka da bu dolandırıcılara kredi vermez—Nitekim borç filan ödemeyecekler.



Bu arada “dürüstlük” ve “vatanseverlik” demişken, sizce neden “geçici hükümet” böyle şeyler yapıyor? Ukrayna’nın hatırına mı? Güldürmeyin beni. Tabii ki de çalıp çırpmak için. Ukrayna Milli Bankası’nın yeni başkanı Savaş Lordu Kubiv Privatbank’a finansmanını yenilemesi için (sebepsiz yere) 9 milyar Grivna tahsis etti. “Privat” ise spekülatif nedenlerden dolayı dolar satın alabilmek için bütün parayı bankalararası piyasaya attı. Bu da Ukrayna’nın neden zayıf bir döviz piyasasına sahip olduğunu açıklıyor. O zamandan beri dolar grivnaya karşı hep yükselişte ve kimbilir bu ne zaman son bulacak ( eğer gerçekten son bulacaksa tabi). Yani kendi çıkarları uğruna Ukrayna ekonomisini toprağa gömdüler.

Kiev’de batı yanlısı rejimin daha ne kadar süre ayakta kalacağını bilmiyorum- bir iki hafta belki. Ama yakında çökeceğine dair en ufak bir şüphe bile yok. Fikirleri yok, halkları yok, kaynakları yok, cesaretleri yok, vicdanları yok.

Güvenlik teşkilatının elit birliklerinin bile Batı’nın kuklaları için mücadele etmeye niyeti yok. İşte tam da bu yüzden Slavyansk’ta büyük ölçekli düşmanlıklar başlamadı.

Ve tüm bu "nefsi müdafaa" ve "koruyucu güç" zırvalıklarıda sadece sürekli protestolar düzenleyip halka şantaj yapmaktan ve yağmacılıktan başka bir şey bilmeyenlere ait.

Yalancılar er ya da geç güçten düşecekler ve yerle yeksan olacaklar. Ben de Gelsomino olmayabilirim ama sesim Hakikat zaferinin korosunda duyulacak.

gercekgazetesi.net
______________________________________________________
var.. yetmediğim.yetemediğim şeyler var...gözümün göremediği.kulağımın duyamadığı.bilincimin kavrayamadığı şeyler var...beni aşan şeyler var...
yılmaz güney
kümül isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05.Mayıs.2014, 11:24   #28
 
Akseymen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Akseymen
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 24.Şubat.2012
Üye No: 42196
Bulunduğu yer: ANTALYA
Mesajlar: 3,006
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 10,081
1,698 Mesajına 4,240 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
[email protected] Nickli Üyeden Alıntı
Aslında KOBA'ya cevaben yazmışsın ama bende üstüme alındığım için cevap vereyim. Sürecin basından beri ayaklanmanın "faşist bir ayaklanma" olarak başlamadığını iddia ettim. Hala da iddiamın doğru olduğunu düşünüyorum. Homojen halk kitlelerinin, anarşistlerin de içinde bulunduğu bir ayaklanma olarak başladı. Ayaklanmanın asıl belirleyeni harekete kimin rengini çalacağıydı, zira anarşistler başarısız ya da yetersiz oldular, komünistlerse hiç içinde bulunmadılar. Harekete rengini çalan faşistler oldu, kazanım elde edende. Şunda herkes hemfikirdir, alanı boş bırakırsan mutlaka dolduracak birileri çıkacaktır. Burda bir ayaklanmayı nasıl faşistlerin ele geçirdiğini görüyoruz. Konuyu çok uzatacak değilim, aynı tartışmaya tekrar girmenin anlamı yok.

Aslında konu başından beri bilinçli bir şekilde "bakın biz haklı çıktık" mevzusuna çekilmeye çalışılıyor. Senin için söylemiyorum akseymen arkadaş ama bunu sürekli dillendiren kişinin derdi orda ölen 40 kişi de değil, eğer derdi bu olsaydı zaten faşizme karşı mücadele de insanları kamplaştırmaya, bölmeye değil, en geniş cepheyi yaratmaya çalışırdı. Birileri "ben haklı cıktım" diyerek psikolojik bir orgazm yaşamaya devam etsin, bizim derdimiz haklı çıkmak değil, faşizme karşı en geniş cepheyi yaratmak olmalı. Neler yapılabilir, nasıl destek olunabilir bunları konuşmak gerekiyor. Gereksiz insanların böyle bir gündemi bile iğrenç bir şekilde egolarını tatmin etmek için kullanmasına izin vermeyin.
Benim de derdim aynıdır Guy.....

Ben diyorum ki TDH den tık yok.Bana cevap geliyor, sizdende tık yok diye.E kardeşim bende TDH denim.Siyasette eksiklik varsa eleştirirsin,bu kadar basit..
Ayaklanmanın başlangıcı ve katılımcıları ve ilerleyişi bağlamında seninle aynı düşünmesekde ,Önemli olan bundan sonra yapılacak olandır.
Birde ''Devlete karşı yapılan her ayaklanma devrimci sonuçlar doğurmuyor.''Bunu ayaklanmanın bileşenlerinin gücü ve kararlılığı belirliyor..
Saygılarımla...
Akseymen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Akseymen Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com