Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SF-Kütüphane > Kitap Özetleri ve Notlar > roman Özetleri


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Yaşar Kemal, "Hüyükteki Nar Ağacı"
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1666
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 26.Mayıs.2015, 00:00   #1
 
ehrenburg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ehrenburg
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17.Mayıs.2010
Üye No: 29406
Mesajlar: 787
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,515
391 Mesajına 969 Teşekkür Aldı
Standart Yaşar Kemal, "Hüyükteki Nar Ağacı"

YAŞAR KEMAL, "HÜYÜKTEKİ NAR AĞACI", YKY, İSTANBUL, 2014, 14.BASKI [93 sayfa]

ROMANIN ÖZETİ

Kadın tarlanın başında üzüntü içerisinde, çünkü ekinleri tümden yanmıştır. Kocası Memet ise işi oluruna bırakmış, nasıl olsa Çukurova'ya gidince hallederim havalarındadır. Bu sebeple bulgur, un parası için keçisini bile gözünü kırpmadan satmıştır. Üç arkadaş, çalışmak için Çukurova'ya gitmeye karar vermiştir. Bunlar; Memet, Hösük ve Aşık Ali'dir. Ancak Yusuf, onları bu fikirden vaz geçirmek için oldukça çaba göstermektedir. "Ben gidip sıtma oldum, sağlığımı kaybettim. Şükür ki ölmedim. Şimdi siz de giderseniz ya hasta olursunuz ya da ölürsünüz, çocuklarınız sefil kalır" diyip durmaktadır. Ancak karşısındakiler, "yoksulluktan ve açlıktansa ölmek daha iyidir" diyerek ona karşı çıkarlar ve sabahın ilk ışıklarıyla yola düşerler. Az zaman sonra, onları yoldan çevirmeye çalışan Yusuf ve köyde ağanın çobanlığını yapan genç Memet de aralarına katılır.

Memet umutludur. Birkaç yıl önce yine çalışmaya gelmiş ve bir ablanın yanında hayvanlara bakmıştır. Abla dediği kadın çiftlik sahibinin karısıdır ve ona gerçekten de çok iyi davranmıştır. Bu umutlarla ilk iş olarak ablanın yanına varırlar ama abla onların hiç birine yüz vermez. Sadece ellerine birer ekmek sıkıştırarak başından savar hepsini. Memet şaşkın ve üzgündür elbette. İşin aslını ise Sarı lakaplı genç çobandan öğrenir. Sarı şöyle söylemektedir; "Memet abi, abla karasevdaya tutulmuştur. Kime dersen, traktörlere. sabah akşam çıkıp gün boyu bunları yıkar durur. Kimseye de selam vermez. Çiftlik sahibi de bu makinalardan sonra çalışan herkesi kovdu. 45 yıldır buraya emek vermiş Veli Efendi'yi, Topalı, tüm ırgatları hepsini kovdu. Sabahtan akşama ırgatlık için onlarca kişi gelip geçer ama artık hiç bir yerde iş yok..."

Bu sözler elbette tüm arkadaşları şaşkına çevirir ve üzer. Ancak yine de eli boş dönmemek için yola düşerler. Nihayet bir köyde, motorların süremediği yatık ekinleri biçme işi alırlar. Ancak hem orada hem de sonradan yine öğrenirler ki yarıcıların işi daha da zordur. Zira çiftlik sahibi ağalar, o güne kadar yarıcılara verdikleri topraklarını geri alacak ve motorlarla kendileri sürecektir. Bu, tekmil köylünün aç kalması demektir. Hiç olmazsa dağ köylülerinin kendi toprakları vardır... İşte bu hal içerisinde neredeye tüm Çukurova'yı dolaşırlar. Açlık, sefalet, kemik eriten sıcaklar, et koparan sivrisineklerden başka yol kenarlarında ölmüş insanlar bile görürler. Belki bunlardan biri de Yusuf olacaktır. Yıllardır sıtma ile mücadele eden Yusuf, açlık ve susuzluktan dolayı iyice çökmüştür ve günlerdir onu, Hösük sırtında taşımaktadır. Bu hal karşısında Yusuf, "bırakın da öleyim, size yük olmayayım" diye inleyip durmaktadır. Anlaşılmıştır ki, artık geri dönülecektir.

Yönlerini köylerine çevirdikleri bir vakit, Memet yine yerinde duramaz. "Arkadaşlar, bakın şurada ağacı bol bir köy var. Ne olur, son defa şu köye de varalım. Eğer bu köyde de iş yoksa o vakit hemen köye döneriz" der. En başta kimseye dinletemese de nihayet teker teker inatlar kırılır ve köye dönülür. İşin aslı burada da iş yoktur ama umut vardır. Kendisi de bir dağ köyünden gelmiş olan Cennet kadın onlara, dibinde üç gece uyuyanın tüm muratlarının kabul olduğu bir nar ağacından bahseder. "Eğer bu ağaca varırsanız, hem Yusuf iyileşir hem de siz iş bulursunuz" der. Her biri kendince inançlı olan arkadaşlar, kısa sürede bu söze ikna olurlar ve ertesi gün, köylerine dönmekten vaz geçip nar ağacını aramaya başlarlar.

İlk vardıkları yer bir ağanın köyüdür ve burada ağa tarafından oldukça terslenip aşağılanırlar. Öfkelerinden deliye de dönseler, çaresiz köyü terk ederler. Uzun bir müddet yürüdükten sonra bir bostana varırlar. Bu bostanın başında bekçilik yapan Ahmet, onları çok iyi karşılar.Hepsinin o güne değin karşılaştığı belki de en iyi insan Ahmet'tir. Hepsini buyur eder, onlara günlerce yemek pişirir ve yatağını paylaşır. Bunu arkadaşsız kaldığı için mi yoksa iflah olmaz iyilik hastalığına yakalandığı için mi yapar bilinmez ama tüm bu yaptıklarıyla onları hoşnut ettiği kesindir. Her ne kadar bu yerde çok iyi vakit geçirseler de nar ağacını bulma işini gevşettikleri de aşikardır. Yusuf'un iyileşmeye, onların da işe ihtiyaçları vardır. Nihayet Ahmet'e; "kardaş, sen bize çok iyi davrandın ama bizim hüyüğün başındaki nar ağacını bulmamız gerekir. Bize müsaade et de gidelim" derler. Ahmet ise onlara "hele bir bekleyin. Buraları karış karış bilen bir Otçu Hasan vardır. Muhakkak o, sizin ağacın da yerini biliyordur. Bugün yarın burada olur zira benim bostanda biten bir kırmızı çiçeği her sene gelip koparır. Çiçek de yetiştiğine göre, gelmesi yakındır" der. Gerçekten de birkaç gün sonra Otçu Hasan çıkagelir. Herkes bir umutla ona koşar ve ağacın yerini sorarlar. Ancak Hasan, "buralarda öyle bir ağaç yok. Belki çok eskiden vardı ama o ağaçlar da insanlara küsüp buraları terk ettiler. Boşuna aramayın, bulamazsınız" diyecektir.

Elbette hiç biri bu söylenenlere inanmaz. Hepsi inançlı kişilerdir ve Hz.ALi'yi takip ederek buralara kadar gelen bu nar ağacını elbette bulacaklardır. Yeniden yola çıkarlar ve yakınlardaki bir köye uğrarlar. Orada harman savurma işi alırlar ve o köylüye de ağacı sorarlar. Resul ismindeki köylü, "ben yerini bilmiyorum ama duydum. Bunun bilse bilse Molla Hacı bilir ve o da yarın burada olur" der. Ertesi gün Molla Hacı onlara "sizin aradığınız ağaç şu yakınlarda, yerini size tarif ederim. Ancak o ağaç yıllar oldu ki kurudu. Küstü insanlara. Bizim köye çok faydası dokunmuştur" der ve ağacın yerini tarif eder. Hüyüğün tepesine çıktıklarında, sadece ağacın köklerini bulurlar. Yine de köklere yüzlerini sürerler ve saatlerce dua ederler. Elbette gece de ağacın dibinde uyurlar. Sabah kalktıklarında ise çoban Memet'in yanlarında olmadığını anlarlar. Hösük'ün, babasından miras fildişi saplı hançeri de yoktur yanında. Aşık Ali, "bu çocukta bir haller olduğu belliydi zaten. Bir daha yanımıza döneceğini sanmıyorum. En iyisi biz yolumuza bakalım" der ve hep birlikte yine yollara revan olurlar... Düldüldağları, kara tepeler, yarpuzlar, çam kokuları onları beklemektedir.

NOTLAR

"Ölüm yokluktan iyi. Sıtma yokluktan iyi. Verem yokluktan iyi." (s.10)

" 'Memet amca,' dedi, şu motorlar gelince, Ağa hepiciğimizi kovdu. Herkes çekildi çekildi gitti. Veli Ağa geçti Ağamın karşısına, Ağa, dedi, Allahtan kork, kırk beş yıldan beri ben bu kapıdayım, Ağa, dedi, Allahtan utan, sakalı bu kapıda ağarttım, belim bu kapıda büküldü. bu yaştan sonra ben nereye gideyim, ne iş tutayım? Şu mezarlıkta, avradım yatıyor, anam yatıyor, üç oğlum yatıyor. Ağa, dedi, Allah senin başına taş yağdırır, etme bu zulmü. Gavur Ağa, dedi, seni kucağımda büyüttüm, nen çalarak büyüttüm... Daha bokun tırnaklarımın dibinde. Ben nerelere gideyim bu yaştan sonra? Ya, memet amca, böyle dedi. Ağladı sızladı, sövdü saydı, iki gün vardı şu taşın üstünde oturdu, sakalını yoldu, ilendi, beddua etti. Edemedi, başını aldı gitti. Daha haber yok. Gitti gider." (s.19) [Sarı, motorlar birlikte yaşanan değişimi anlatıyor]

"Memet çocuk para eline değince bir hoş oldu. Parayı eline aldı, evirdi çevirdi baktı, cebine koydu, çıkardı baktı. Sonra Memede verdi, az sonra geri isteyip aldı. Sonra geri verdi, gene geri aldı. Sonra da cebine koydu, elini cebinden hiç çıkarmıyordu. Arada bir çıkarıp bakıyordu." (s.36)

"Bu Yüreğir toprağı taze bir kadın teni gibi yumuşak, sıcacıktır. Can eksen biter." (s.39)

"Şuradan Kuru Ceyhanı geçip ardındaki büyük asfalt yola çıkacak, yoldan aşağı sapacak, oradan bir köye varacak, köyün üstünden geçerek bir çukura varacaksınız. Anavarzanın altından dolanacak, ak topraklı yarları çıkacak, kaba sakız ağacını gördükten sonra sağa dönecek, dönünce de karşınıza bir düzlük çıkacak, düzlük nakışlı taşlarla döşelidir, taşlara basmadan karşıya geçecek, işte yönünüzü kıbleye, garbi yelinin estiği, ak yelken bulutlarının kabardığı yere dönünce, tam karşınıza o hüyük gelecek, hüyüğü görünce orada duracak, yerinizden ayrılmayacaksınız, tanyerleri ışıyınca doğru hüyüğe gidip, nar ağacının altına oturacaksınız." (s.59) [Cennet kadının yol tarifi]

"...sulanmış bulgur gibi yumuşacık toprak..." (s.77)
ehrenburg isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ehrenburg Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com