Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > ANARŞİZM > Yeşil Anarşi

Yeşil Anarşi Endüstrileşmeye, sanayiye, teknolojiye karşı doğal yaşamı savunan anarşist akım, hareketler, teoriler, makale ve bilgi paylaşımı.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Özgürlük Nedir?
Cevaplar
7
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2227
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 22.Ocak.2015, 06:25   #1
 
Hayvan Özgürlüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hayvan Özgürlüğü
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Mayıs.2014
Üye No: 50192
Mesajlar: 325
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 643
238 Mesajına 535 Teşekkür Aldı
Standart Özgürlük Nedir?

Özgürlük Nedir?




Igniting a Revolution kitabından çeviridir.

John Zerzan

60lı yılların “Hareketi” çökerken bazıları yenilgiyi kabullenmeyi reddetti ve “başka şekillerde” , yani, şiddet taktikleriyle aktif kalmayı tercih etti. The Weather Underground 1970’de güvenlik birimleri ve şirket binalarına bombalı saldırılar düzenlemeye başladı. Kimsenin yaralanmadığı ya da ölmediği bir dizi patlama oldu, bu patlamalar 1975 sırasında azaldı ve sona erdi. The Black Liberation Army de mücadeleye başladı, 1973’te The Symbionese Liberation Army onu takip etti; ikisinin de düşmana kayıp verdirme konusunda şüphesi yoktu. Daha az tanınan birçok grup da vardı, bunlar 60lı yılların küresel militanlığı artık sönüp gitmişse de işin peşini bırakmaya niyetli görünmüyorlardı.

60 sonrası şiddete yönelmenin bir çaresizlik politikası olduğunu düşünüyorum. Söz konusu olan çok yüksek kişisel cesareti göz ardı etmiyorum, ama o günlerde hiç kimse “silahı ele almanın” ( ya da bombayı yerleştirmenin) o mücadele döneminin sonunu değiştireceğine inanıyormuş gibi görünmüyordu. San Fransisco ve Berkeley radikalizmine ben de katılmıştım, bana göre o iyimserlik havasının aniden sona ermesi kaçınılmazdı. Sanki her şey bir gün birdenbire sona erdi. Kimse ne yapılması gerektiğini bilmiyordu; çok az kişi projelere katıldı; enerji eksikliği o kadar somuttu işte. Bir dereceye kadar her şey devam etti; ama nabız kalmamıştı artık.

Bu benim kendi hatıralarım, son derece de net. Belki başkaları bunu farklı bir şekilde yaşamıştır. Ne olursa olsun, yenilgi ya da son hissi, 70li yılların başlangıcında ya da ortalarında yaşanan şiddet taktiklerinin üzücü anlamsızlığını ortaya koyuyordu benim için. Bu his senelerce devam etti; yıllar sonra günümüzde yaşanan militan taktikler karşısında ilk tepkim bu eylemlerin de aslında çaresizlik politikası ürünü olduğuydu.

Eski illegallerin politikası tamamen geriye dönüktü öncelikle. Daha otoriter olamazdı, aynen Marksist-Leninist örneğinde olduğu gibi (The Weather Underground, örneğin). Aslında hiyerarşi her yerde geçerli olan modeldi, bugün de dikkat çekiyor; bu gerçek bu konu üzerine yazılmış kitap ve çekilen filmlerden çıkarılmışa benziyor. Evet, sadece bir şey eksik: bu yapıların utanç verici ana felsefeleri.

ELF ve ALF dünya görüşleri, eğer her ikisinden de bu bağlamda söz edebilirsem, önceki hiyerarşik, öncü militanlardan ancak bu kadar farklı olabilirdi. Devletin gücünü ele geçirmeyi hedeflemektense ( genel olarak solun hedefi budur, solcular bazen bunu reddetse bile), bu özgürlükçüler politik iktidara bir son vermek istiyorlar. Yapıları ve evrensel çözümleri kolektif hale getirmek yerine otonomi ve çoklu yaklaşımlar oluşturma hedefi ile harekete geçiyorlar. Devlet karşıtılar, ayrıca birbirleriyle olan hiyerarşi karşıtı ilişkilerinde de bu otorite karşıtlığından faydalanıyorlar. Küresel Megamakina ve Kalkınma’nın yanlış ve ölümcül vaatlerini kabul etmek yerine dünya ve hayat odaklı ELF ve ALF; doğayı, yaşam alanlarını ve orada yaşayan türleri sistemli şekilde yok eden şirketlere saldırılar düzenliyor.

Bazen, sol, doğal dünya adına geçici bir retorik kullanır; ama çoğu kez kılını kıpırdatmaz bile- bu da “dürüst reklamcılık” örneğidir olsa olsa. Küreselleşmiş sosyal dünyayı olumlamak mümkün değil, doğanın tahakküm altına alınması ve her şeyin seri üretim ve tüketime dayandığı bir gerçekken, geriye kalanlarla dünya ile yeniden gerçek bir bağ kurulması mümkün değil. Solun bayat hümanizmi, doğayı tahakküm altına alma ideolojisinden vazgeçmesine engel oluyor. Oysa ALF/ELF bir tür biyosentrizm ve daha geniş, daha dolu bir özgürlük kavramı uğruna hümanizmi terk etti.

ALF ve ELF bildirileri solun çürümüş ve kokuşmuş mantralarına karşı gerçekten ilham veren alternatif vizyonlar ortaya koyuyor. Bu keyif dolu ve azimli metinler hayvanlara işkence edenlere karşı yürütülen kundaklama, sabotaj ve saldırı haberleriyle dolu; yükselen, derinleşen ve büyüyen krizin doğasını açığa çıkararak bize “uygarlığın” ne kadarının yok olması gerektiğini gösteriyor.

Gördüğüm kadarıyla bu tutkulu, yakıcı eleştiriler yavaş yavaş ortaya çıkan çağdaş direniş hareketlerinde de ses buluyor, bu direniş hareketleri yeşil anarşi, uygarlık karşıtlığı ya da anarko-primitivizm gibi isimlerle anılıyorlar. Bu son dalganın bir parçası olarak ben de her şeyi yutup yok eden teknoloji ve uygarlık canavarını durdurmak için en önde savaşan ALF ve ELF’teki yoldaşlarımı selamlıyorum. Hümanist sol artık aşılması gereken büyük bir başarısızlıkla kalakaldı. Bütün dünyada her geçen gün daha sağlıksız ve daha grotesk bir hal alan bir kültürün derin köklerinin daha fazla farkına varılıyor. Artık küresel tek bir kültür var, temel kurumları steril meyvesini önümüze koyarken onun ölümcül özü de ortaya çıkıyor. Özelleştirme ve ehlileştirme, kontrol mekanizmasını daha derinlere ve ötelere sürüyor; yeni sömürü, yok ediş, standartlaşma ve perişanlık biçimleri getiriyor beraberinde.

Dominant yaklaşımlarla bağımızı koparmaya istekli miyiz, -sol gibi- uygarlığı, kitle toplumunu, tekno-kültürü ve ölümü hedef edinmiş yaklaşımlardan kopmaya arzumuz var mı? Dünyayı savunma ve kendi ehlileştirilmişliğimize meydan okuma konusunda bizi korkusuz yapacak bir paradigma kaymasına ihtiyacımız yok mu?

İmparatorluklara ve küreselleşmeye karşı yerli kültürlerin mücadeleleri elbette yüzyıllardır sürüyor. Bence bu , endüstriyel modernitenin bir parçası olmayan , dünya üzerinde onu yıkıp yok etmeden yaşamış olan insanların kendi dünyalarını ne olursa olsun koruduğu yeni bir direnişin de parçası. Aslında yeni olanın eski ve doğru olanı keşfettiği ve onun zamana direnen değerini anladığı paradoksal bir durum söz konusu.

Şu andaki dünyaya ait bütün retoriklerin yanlış olduğunu biliyoruz, dominant düzene sözde karşı muhalefetin sürdürdüğü yıpranmış ve eskimiş retorik de buna dahil. Vizyonlar, eylemler ve analizlerin, uygarlık kuramları ve önkabulleriyle bütün bağını koparması gerekiyor- uygarlık görüşü on bin feci seneye dayanıyor sadece. Yerli, dünya odaklı, endüstriyel olmayan çözümler, örneğin, uygarlığın ehlileştiren, her yeri fethetmeye yönelik yaklaşımları yerine; doğal dünyayla uyum halinde yaşamış hayatı biçimleri hayal etmemize yardım edebilir.

Çeviri: CemC

Alıntı: Özgürlük Nedir? | Hayvan Özgürlüğü Çevirileri
Hayvan Özgürlüğü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hayvan Özgürlüğü Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 23.Ocak.2015, 01:46   #2
 
H.Doludizgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
H.Doludizgin
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ekim.2014
Üye No: 51273
Mesajlar: 780
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 416
413 Mesajına 791 Teşekkür Aldı
Standart

Merhaba

Coktandir burada ALF-ELF adi altinda bir özgürlük biciminin sekillendirilmeye calisildigini okuyordum ama hic kimse ALF- ELF`in ne oldugu hususunda herhangi bir soru sormadigi gibi degerlendirme yazisi yazip yazmadigini da maalasef hatirlamiyorum.

Yukarida ki yazi bu konuda az cok bir bilgi sunuyor.

Özgürlük kavramini tanimlarken "Doga ile Baris icinde" yasami savunuyor ve teknolojik gelismeye yeni bilimsel gelismenin önünü tikayarak su anda olan dogaya tami t***** saygi duymak gerektigini her firsatta kulagimiza fisldamiyor; kulafgimizi sagir edercesine haykiriyor.

Terörü aslinda tükenmisligin yansimasi olarak algiliyor ve terk edilmeli derken Hayvan Haklari ve Dogayi degistirmek isteyen girisim alanlarini Tahrip ettiklerini veya Bombaladiklarini söylemek zorunda da kendisini birakiyor.
Alıntı:
ALF ve ELF bildirileri solun çürümüş ve kokuşmuş mantralarına karşı gerçekten ilham veren alternatif vizyonlar ortaya koyuyor. Bu keyif dolu ve azimli metinler hayvanlara işkence edenlere karşı yürütülen kundaklama, sabotaj ve saldırı haberleriyle dolu; yükselen, derinleşen ve büyüyen krizin doğasını açığa çıkararak bize “uygarlığın” ne kadarının yok olması gerektiğini gösteriyor.


Yukaridaki yazinin tümünü su icer gibi degil Sarabin dolduruldugu kadehi dirhem dirhem gibi icerseniz arkadasimizin Morihoana denilen bir tür uyusturucu ictigini de göreceksiniz.

Tipik bir Cem Özdemir.

Arkadasimiz özgürlük kelimesini kullanmadan önce Nazim`i okumasi gerekiyor. Sevgili Ahmet Arif`i de..

Biri sehir hayatini anlatirken bir digeri de uluslasma sürecini tamamlayamayan bir ulusun dogasinda yasanan celiskileri bir devrimcinin gözünden anlatiyor.

Biz ikisini de iyi taniyoruz ama yukaridaki arkadasimizin durusu sadece yeni bir kac terimle sinirli bilgisi ile bize yeni bir dünya kurmanin hayalini bile yasakliyor.

Hümanizmaya karsi cikarken dogayi kullaniyor.Insanin kendisinin var olan doganin bir parcasi oldugunu soyutlayarak konusuyor ve bunu da yaparken sola karsi Roketatar kullaniyor.

Özgürlük tanimini sadece komünistler sahiplenir ve dogayi korumak adina gitsin eski sovyet ülkelerini gezsin ve görecek ki dogayi korumak adina yapilasma ve sosyal yerlesim alanlarinin nasil korundugunu ve tahrip edilmemesi icin ne gibi yan örgütlemelere de gidildigi görecektir.

Bu arkadasimiz bu görüsleri savunurken kapitalizmin zalimliginin ne kadar insan ve doganin düsmani oldugunu görmüyor. Dogada bir seyi zorla degistirmenin ayni zamanda da dogayi tahrip etmek oldugunu da kavramaktan yoksun...

Biz hic kimseyi veya düsünceyi ötekilestirmeyiz cünkü hepisinin de dogusunu gerceklestiren önemli doga olaylarina borclu oldugunu da iyi biliriz.

Marks Das kapitalin yazari oldugunu biliyor bu arkadasimiz ama Marks`in kullandigi "Kaptalizm gölgesini satamadigi agaci keser" deyisini nasil elde ettigini bizahmet merak etsinde okusun...

Özgülük "Bir agac gibi tek ve hür bir orman gibi kardesce" dir diyen Sevgili Nazim Hikmet`i anlamaya cagiriyorum. "Bu Davet Bizim" dir diyen sevgili Nazim`in neden Komünist oldugunu da anlamaya calismasini rica ediyorum.

Saygilarimla
H.Doludizgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.Nisan.2015, 22:50   #3
 
artek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
artek
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 26.Aralık.2012
Üye No: 44679
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 40
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 45
8 Mesajına 25 Teşekkür Aldı
Standart

özgürlük...hiç yaşamadım ki...bilmiyorum
artek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.Kasım.2015, 01:43   #4
 
DRKKMÖ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
DRKKMÖ
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 21.Ekim.2015
Üye No: 53158
Bulunduğu yer: Bingöl
Mesajlar: 106
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 53
35 Mesajına 58 Teşekkür Aldı
Standart

İnsana her alanda hiç bir değer yargısının yargılamadığı ve seçimlerinde özgür olduğu bir olgudur. Fikirlerinde özgürdür, hürdür. Korkmadan rahatça kabul edilerek her ortamda bulunmak ve kendini ifade etmektir. Yalnız özgürlük denilince aklımıza şu gelmesin. Topyekün "kültürel yozlaşma ve çözülme" anlamı taşımamalıdır özgürlük. Fikirlerin ve hürriyetin özgürlüğüdür. Doğayı düzene sokmak için bazı kurallar olmalı ama bunlar insanların fikirlerine,dillerine ve inançlarına kelepçe vurmamalıdır. Hür ve özgürce her birey rahat yaşamalı alın terinin karşılığını alarak mutlu ve gururlu bir şekilde temiz bir yaşam alanına sahip olarak sevdikleri ile yıpranmadan yaşamalı. Biri kürt biri türk biri sünni biri alevi diye yaftalanmamalı nasıl hissediyorsa hür ve kabul görerek yaşamalı. İnancı, ırkı , dili , kültürü ve geleneği en ufak bir "ama" diye başlayan sözlerle başlamamalı... Hayat böyle olunca yaşanabilir oluyor aksi taktirde ölüm ve göz yaşından başka bir şey olmuyor. Çünkü hayatta yaşanacak bir çok güzellik var her dilden,renkten insanla birlikte.
DRKKMÖ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.Kasım.2015, 05:02   #5
 
anti-milliyetçi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
anti-milliyetçi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Eylül.2015
Üye No: 52971
Mesajlar: 19
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 100
11 Mesajına 15 Teşekkür Aldı
Standart

Biz özgürlük için mücadele ettiğimizden, özgür olmadığımızdan bahsettiğimizde bazı gerici faşit kesimler nereniz özgür değil çıkıp istediğiniz yere gidebiliyorsunuz, istediğnizi yapabiliyorsunuz diyorlar. Bu çok düz mantık ve cahilce bir yaklaşımdır. Öncelikle dünya çapında ve ülkemizde kapitalist sistem hakimdir ve bu sistem içerisinde mülk sahibi olmayan ve emeğini satarak geçinmek zorunda kalan hiç kimse özgür değildir, özellikle neoliberal politikalar sonucu sendikalaşmanın önünün kesilmesi, taşeronlaşma gibi uygulamalar bunu yoğunlaştırmıştır hak ve özgürlük talepleri bastırılmıştır. Bir insan her anını ay sonunu nasıl getireceğini, evini nasıl geçindireceğini düşünerek geçiriyorsa, yoğun çalışma saatleri yüzünden kendisine ve ailesine doğru düzgün vakit ayıramıyor kişisel gelişimine katkı sunamıyorsa özgür değildir, yani işçi emekçiler özgür değildir. Ayrıca ülkemizde son yıllarda teknolojinin gelişmesi, bilgi akışının hızlanması ve ödenen bedeller sonucu kısmen önceki yıllara göre insanın kimligini ifade edebilmesi kolaylaşmış olsa bile ayrımcılığa uğrayan, milyonlarca insanın elinden su bile içmek istemeyeceği,kendi ibadethanesi devlet tarafından tanınmayan aleviler özgür değildir. Siyasal olarak kendi kaderlerini tayin etme hakkı gasp edilen, kendilerini yönetme iradesi tanınmayan, anadillerinde bile eğitim alamayan kürtler özgür değildir. Katliamlardan geçirilmiş ve toplumun büyük bir kesmi tarafından nefret edilen rumlar ve ermeniler özgür değildir, özgürlüğü geçtim bu topraklardan kovulmuşlardır. İkinci sınıf insan muamelesi gören, eve hapsedilen, yemek yapma ve çocuk doğurma makinesi olarak görülen, sistematik bir şiddete maruz kalan ve cinayet kurbanı olan kadınların ezici bir çoğunluğu özgür değildir. Kendi evlerinde devlet tarafından öldürülen, türlü türlü işkencelerden geçirilen her an ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan sosyalistler özgür değildir. Muhalif oldukları için tutuklanan veya işine son verilen gazeteciler özgür değildir. Sistemin kölesi haline getirilmiş öğrenciler özgür değildir. Kim özgürdür ? Mali oligarşi özgürdür başka da kimse özgür değildir hatta onlar bile ihtiyaçlarının, isteklerinin kölesidir kimse özgür değildir.
anti-milliyetçi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Mart.2019, 00:23   #6
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 407
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
72 Mesajına 89 Teşekkür Aldı
Standart

Arkadaşım özgürlük diyoruz. Nedir bu özgürlük? Ereksellik midir?
Bizler ölümlüleriz, nedir bu özgürlük?
Bizler yaşamın zorunlu bağlamları, en çokta nedir bu özgürlük?

Tutsaklık/lar, boğucu tutsaklıklar
Birinci tutsaklık istencinin, istediğinin olmaması
İkinci tutsaklık hoşnutsuzluk
Üçüncü tutsaklık subjektif iradenin çelişkileri
Dördüncü tutsaklık subjektif iradenin özerkliği
Beşinci tutsaklık subjektif iradenin nesnelleşmesi nesnelleşmemesi ikilemi
Altıncı tutsaklık fiziksel kısıtlamalar
Yeninci tutsaklık güçsüzlük
Sekizinci tutsaklık atalet
Dokuzuncu tutsaklık doğalsızlık
...
Bir çok tutsaklık var..

Özgürlük herkese bölüşülen,herkese yeten bir şey midir?

Yoruldum, yalnızlıktan yoruldum
Yoruldum kendimi soyutlamaktan ve yalın_yalınız soyutlamaktan

Ve bıktım başedemediğim işlerden
Ve bıktım güçsüzlükten

Tutsaklık özgürlük mü yaratır?
Çatışkının varlığı bize bunu dayatıyor

Bugün kuş gibi yaşasaydım ya da öyle dertsiz hissetseydim her şey değişirdi.
Bizler ölümlüyüz/ölümlüleriz. Nesne ölmez. Gerçeklikte. O halde biz neyiz/kimiz?

Diyor ki içimden bir ses;
Çayırların üstünden yürüyebileceğin bir yolu tünel kazıp gider misin?

Çok konuştum. Özgürlüğün anlamı diye aradığım şeyin bireysel subjektif sıkıntılar ve dertler/serzenişler yani kişisel yakınmalar olduğuna karar verdim.
O halde derdi benden büyük olana önce özgürlük mü demeliyim? bilmem. Bunu düşünüyorum o halde...

Nesnellik yasa olduğunda/yapıldığında hiç bir biliciye gerek kalmıyor. Kendin dahil.
Yalnız nesnellik her defasında tokat yemek gibi..
Şımarıklığını yüzüne çarpan bir tokat.

İnsanın aradığı bulacağı olacağı nedir?
Ne yapmalı?

Önce kendimden sonra ezilenden tarafa olsam olmuyor mu bu özgürlük?
Bu özgürlük nasıl bölüşülür?

Nesnellik bir çok sahte acıyı gideren bir şey oysa yine de bitmeyen fiziksel yakınmalar/serzenişler o halde

Bilinen en net özgürlük objektivite mi? Kuş gibi kelebek gibi an be an istencini kovalamak mı? Bu ikisi bir mi? Bir olur mu?
En büyük acıya en önce mi koşmalı
Ya da özgürlüğün rn çağrısına mı ilk varmalı
Bunu nasıl duyacağız

Şimdi özgürlük nedir?
Şimdi buldum.
Tabana bireyi, tek bireyi ve kendi sorunlarını koyup bireysel subjektivite açmazından düşünülmeyen şey. Şimdi buldum...

O halde tutsaklık paylaşımsızlıktır mı demeliyiz? Ya da bunun bilinci?

Özgürlük en çok bana değil en çok herkese lazım olan ve anladım. Her bireyin koşulu..
O halde subjektif özgürlüklere devam mı?
Çözemedim...
Ham taşı pişirirler, kerpiç tuğla olur ondan. Bizden ne oalcak bu saatten sonra?
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________

Konu "ictenlik" tarafından (31.Mart.2019 Saat 00:28 ) değiştirilmiştir..
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Mart.2019, 01:16   #7
 
devrimci_yoldaş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
devrimci_yoldaş
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 26.Mart.2019
Üye No: 55493
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 17
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Standart

özgürlük zorunluluğun kavranmasıdır. imza karl marx
devrimci_yoldaş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01.Nisan.2019, 22:56   #8
 
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik"
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 407
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 24
72 Mesajına 89 Teşekkür Aldı
Standart

Özgürlük denilenden, en azından insanca özgürlük denilenden/aranandan, subjektif iradenin yasal çelişkileri ve birbirine göre yasal/kamusal hukuksal durumunu, konumunu anlamaya başladık

Özgür irade ve doğada üst irade olup olmadığı ya da kolektif bilinçdışı alanından nesnellik, nesnel-öznellik ortaklığı/anonimi (ki bu kabul edilmiyor sevilmiyor) ve bilinçaltı kolektivite ayrıca tartışılabilir. Bizler kolektifiz birey olmak az önce denen şey. Bu sevilmiyor. Bu bilimleştirmesi ya da söze getirmesi çok zor bir alandır ancak hepimiz biilyor, görüyor seziyoruz ve gözlem alanımızdadır

Şimdi özgürlük kavramı hak kavramıyla ne kadar içiçe ve eleledir
Hak nedir?
Yasa nedir?
Birbiriyle bağlantısı nedir?
Özgürlükle bağı nedir?

Ölümden ve yaşamdan bu bağlamda kader/(zorunluluk denenin kendi olarak) ve oluştan bağımsız olamayacağımızı anladık

Özgürlük eşitlik midir? Adalet midir? Matematik midir?

Herkese yayılan eşit ortak haklar-yasalar bilinci özgürlük müdür?
Yeterli özgürlük sağlar mı?

Nesneye ya da koşullara duyulan tutsaklık, arzuya karşı tutsaklık devam edecek midir?

Özgürlük barışmak mıdır? anlamak mıdır? anlaş-mak mıdır?

Varolmak!
______________________________________________________
Ontolojik bir (bir-kaç) ver-kaç (pas _ paslaşma_lar) için dostlar bulmaya geldim_arıyor-d-um....
__
Bilgi güçtür... - Kasyopya Deneyi
---
Teolojik taban/referans bırakılıp doğa taban kullanımalı gözlem için...
Kağıtlarda yazılanları bırakın, doğaya bakın. Bilgi doğa da...

"İLETİŞİMLER LİNK"
__________________________
"ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com