Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Dünya Ekonomisi ve Krizleri

Dünya Ekonomisi ve Krizleri Dünya kapitalist ekonomisi haberleri


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Sermayenin Üretilmesi ve Bugünün Şaşkınlığı!
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
459
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06.Aralık.2016, 06:34   #1
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart Sermayenin Üretilmesi ve Bugünün Şaşkınlığı!

Ekonomik zenginliğin bütün pınarları gürül gürül akmaktadır. O halde sorun nedir? Dünya neden huzursuzdur. Kimi sosyalist arkadaşlar dünyayı 3 K ile tanımlıyor. Kaotik, karanlık ve kanlı diyorlar. Sorun paylaşım mıdır? Devletlerin anlamsız varlığı mıdır? Anlamaya çalışalım. Bütün dünya düşün adamları önümüzdeki süreci karamsar görmeye başladılar. Kapitalizm ve devletler gözden düşmeye başladı. Görünen o ki kapitalizm umut vermiyor ve sorgulanacak.

Önce para nedir onu anlamaya çalışalım. Para kendisi değer değildir. Kâğıt parçasıdır. Ancak bir değeri temsil etmektedir. O anlamda eş değerdir. Örneğin,” on lira 2 saatlik emeği temsil etmektedir.” 2 saatlik emek nasıl elde edilir? 10 tl yaşam gereçleri harcandığında elde edilir. Emekçi üretimin başına geçer, bir saat içerisinde 10 liralık üretim yapar. Harcadığını çıkardı. O 2 saatlik emeğini 10 tl ye satmıştı. Zorunlu olarak bir saat daha çalışacak. 1. Saat daha çalışır ve yine üretim yapar. 1. Saat yapmış olduğu üretim, harcamış olduğu değerin geri getirilmesidir. 10 liralık kuru fasulye tüketti ama buna karşılık 10 liralık ekmek üretti. Burada eksilen ve artan bir şey yok. İşçinin cebinden 10 lira çıktı. 10 liralık ekmek üretti. 10 liralık kuru fasulye tüketti. Her şey yerli yerinde duruyor. Ancak işçinin emeği 2 saatliğine satın alınmıştı. İşçi 1 saat daha çalışacak ve 10 liralık ekmek daha üretecek. Diyelim çalıştı ve üretti. İşçi üretim yerinden ayrılacak ve ardından 20 liralık ekmek bırakacak. İşçi bu sefer dönecek ve ekmek alacak. İşçi elindeki 10 lira ile 2 saatte üretmiş olduğu ekmeğin yarısını satın alabilecek. İşçi patrona diyecek ben 20 liralık ekmek ürettim ancak sen bana 10 tl veriyorsun. Yani sen benim hakkımı yiyorsun. Kapitalist, hayır diyecek. Sen işe başlamadan önce cebinde 10 tl vardı. Gittin 10 liralık yemek yedin enerji topladın. Geçtin karşıma 2 saat çalıştın ve sana harcadığın parayı geri verdim. Senin hakkını yemedim. İşçi bakar adam doğru konuşuyor ama aklı üretmiş olduğu 20 liralık ekmekte kalmıştır. İşte tam burada işçi sömürülmüştür ve nasıl sömürüldüğünü çözememiştir. Zira cebindeki 10 tl ile başlamış olduğu tüketme ve üretme faaliyeti, yine on tl ile sonlanmıştır.

Sömürünün sırrı şurada: İşçinin yemiş olduğu kuru fasulye de 1 saatlik emeğin ürünüdür. Kuru fasulyeyi üreten işçi de 2 saatlik emeğini 10 liraya satmış ve 20 liralık kuru fasulye üretmiştir. O işçi de 2 saatlik enerjisini 10 liraya satın almıştır. O işçi de hak iddia edememiş ve üretim yerini terk etmiştir. Patronlar ellerindeki ürünleri 10 liraya mal ettikleri halde neden 20 liraya satarlar? Zira ürünlerin gerçek değerleri 20 liradır. Pazarlarda 2 saatte üretilmiş ürünler 20 liralık değerle temsil edilmektedir. Ürünleri takas etmiş olsalar. Hepsi de eş değerdirler. Örneğin 1porsiyon kuru fasulye ile 5 ekmek, ayni değerle yani 1 saatlik üretim ile temsil edilirler. Her ikisi de o nedenle 10 liradır.

On lira 5 ekmeğin eş değeridir. On lira bir porsiyon kuru fasulyenin eş değeridir. Burada şu dikkatimizi çekmelidir. Pazarda sürekli değerler yükselmektedir. Ayni yükselmeye, eşdeğerler de eklenmediğinde değişim zorlukları yaşanır. 10 lira beş ekmeği temsil ederken, 20 ekmeği temsil etmeye başlar. Sonrası tekrar 40 ekmeği temsil etmeye başlar. Giderek, kimi ürünler temsili değer bulmakta sıkıntı yaşarlar. O nedenle pazarda fazladan üretilen değerlere karşın sürekli eş değer, yani para eklenir. Para bu şekilde piyasaya sürülür ve temsil edilir. Örneğin on lira beş ekmeği temsil ederken, dolaşımda 1 000 000 tl vardı diyelim. Üretim süreçlerinde yaşanan değer artışları nedeniyle, 10 tl 10 ekmeği temsil etmeye başladığında, dolaşım sorunu yaşanmaması için, dolaşımdaki para miktarı arttırılır ve 10 tl yine 5 ekmeği temsil etmeye devam eder. Üretimde artan değer sonucu dolaşımda bulunan 1 000 000 atıyorum 1 200 000 tl olmuştur. Fazladan üretilen sermaye sonucu, piyasaya fazladan para sürülmüştür. Fazladan dolaşıma giren 200 000 tl, fazladan üretilen 200.000 tl sermayenin para olarak, karşılığıdır.

Yukarıda bu anlattıklarım, kapitalizmin normal seyridir. Para değişim aracıdır ve eş değerdir. Ancak paranın dolaşımda bulunma miktarları, merkez bankalarının ve devletlerin keyfiyetinde değildir. Piyasa ve para ilişkisi, ekonomik yasaların belirlenimidir. Asla tesadüfü veya keyfi değildir.

Yukarıda anlatılanları bir kenara bıraktıktan sonra, şöyle ilginç bir dünyayı göz ününe getirelim. Patron devlet olmuş. İşçi kalmamış. Bütün üretimler otomasyonla gerçekleşmektedir. İnsan ihtiyaçları otomasyonla hazır hale gelmektedir. Patron bu üretimlerini kime ve neye göre satacak? Bu ara kimse de para yok. Patron ürünlerini pazara çıkaracak, her vatandaşa para dağıtacak. Sabah ürünler tezgâhlarda hazır. Ceplerinde paralarla vatandaşlar tezgâhların karşısında hazır bekliyor. Zil çalıyor değişim başlıyor. Akşam oluyor, ürünler tezgâhta, cepte de paralar tükeniyor. Tüm paralar devletin kasasına geçti. Ürünler de vatandaşların midesine geçti. Ertesi günü yine para dağıtılacak ve ürünler tezgâhlara çıkarılacak. Bu hep böyle devam eder mi? Bunun bir anlamı olur mu? Dünya da böyle yerler var mı? Paranın bir anlamı var mı? Zira her gün kasaya giren para miktarı değişmiyor. Kendi verdiği miktar geri geliyor.

Dünya da (tam örtüşmese de) böyle yerler var. Japonya, Kuzey Avrupa, ABD’nin önemli nüfusu, kimi Petrol ülkeleri, İngiltere ve AB’nin birçok yerleşim bölgeleri, bire bir olmasa da böyledir. Bir yandan zenginlik akıyor, diğer yandan zenginlik tüketiliyor. Bu değirmenin suyu nereden geliyor.

Bu değirmenin suyu artık çok az akıyor. Hazırcı kişiler, ellerinde birer kartla istedikleri gibi alış veriş yapacakları bir dünya, artık yok. Erdoğan, sorun basit diyor. “Tulumbaya biraz su koyalım ondan sonra tulumbadan bol miktarda su çekmeye devam ederiz” diyor. Mesele birazcık su bulmamızla ilgilidir diyor. Hayır, yanılıyor. Onlar alışmış, tulumbadan su çeker gibi piyasadan para çekmeye… O birazcık suyu bulsalar da piyasadan para çekemeyecekler. Piyasa da artık değer yaratılmıyor. Piyasaya ne kadar para verirse o kadar parayı geri çeker. Durum, yukarıda örnek verdiğim zengin ülkeler gibi bir şey oldu. Ekonomik yasaları bilmiyorlar. Resmen çuvalladılar. Küçük düşecekler, ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlar. Onlar sanıyorlar ki piyasaya para vereceğiz ve fazlasıyla geri toplayacağız. Zaten çıldırıyorlar, her ay maaşlarla para dağıtıyorlar, para kısa zamanda geri dönüyor diye dertleniyorlar. Paranın çabuk geri dönmesine razı gelsinler. Zira para eksilerek geri gelecek, o zaman ne yapacaklar?

Paranın hemen geri dönmesi, onları şu nedenle rahatsız etmektedir. Paranın her hareketi, bir meta ile değişime girmesi demektir. Para piyasa da kaldığı süreçte hareketsiz olan, sermaye olma özelliğini yitirmekte olan metaları, değişime sokarak, sermaye olarak piyasaya değer taşır. Para bunu yapmıyor. Bu nedenle bazı ürünler, para ile değişime giremiyor. Örneğin köylü ürünleri, yollara dökülüyor. Tarlalar, evler metruk oluyor. Devlet onların da sermaye olmasını istiyor. Oysa onlar piyasaya çok fazla akan yüksek kullanım değerli ürünler yanında eziliyorlar. Domates, benzinle yarışamıyor. Fazladan piyasaya giren yüksek kullanımlı ürünler kadar piyasaya para sürsünler; süremiyorlar. Zira o ürünler anında değersizleşecektir. Çünkü o ürünler emek ürünü değildir. Üretim süreçlerinde yaratılmış sermaye değildir. Piyasa da para karşılığı olamaz. Toprağa boru sokulmuş ve petrol çıkmış. Çıkan petrol kadar para bassınlar, piyasa paradan geçilmez. O piyasadaki paraların tamamı emek ürünlerine aittir. Ama o paraları yüksek kullanım değerli, emek ürünü olmayan ürünler ile değişime girince emek ürünleri piyasada karşılıksız kalmaktadır. İşte burada açmazdalar. Para basamıyorlar ve dolaşıma sürdükleri paralar da kendilerine geri dönmektedir. Sermayeler eksiliyor. Bunlar çözüm bulamıyor. Sermaye temelli hayat daralıyor. İnsanı zorla sermaye temelli hayatın içine sokuyorlar. Piyasada da sermaye eksiliyor. Sermaye eksildikçe hayat daralıyor. Tüm insanlık soluk soluğa daraltılmış hayatın içinde esir edilmektedir. Bir yandan insan hayatı bloke edilmiş, diğer yandan ise piyasalar problemli. Siyasetçi ve iktisatçılar ise şaşkın ve ne yapmaları gerektiğini bilemiyorlar. Bizden yardım yok!
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com