Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > KÜLTÜR & SANAT & BİLİM & EĞİTİM > Biyografi

Biyografi İz bırakmış insanların hayat hikayeleri


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi İllegal Matbaadan Gazi Ayaklanmasına
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1236
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 18.Mayıs.2017, 01:49   #1
 
xece - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
xece
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Ocak.2013
Üye No: 45113
Mesajlar: 506
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 694
316 Mesajına 1,003 Teşekkür Aldı
Standart İllegal Matbaadan Gazi Ayaklanmasına

Gözaltında kayıplara karşı mücadelenin simge isimlerinden Hasan Ocak, devrimci mücadele ile tanıştığı andan itibaren tüm hayatını devrimin ihtiyaçlarına göre planladı. İllegal yayınların basımı ve dağıtımını üstlendi. MLKP'nin kurulduğu Birlik Kongresi'ne katıldı. Bir yıl sonra Gazi ayaklanmasını yönetti. Gözaltına alındı, ser verdi sır vermedi. Komünist olarak yaşadı, komünist olarak ölümsüzleşti.

Etkin Haber Ajansı / 17 Mayıs 2017

HABER MERKEZİ- Türkiye'de kayıplara karşı mücadele denildiğinde ilk akla gelen isim Hasan Ocak'tır. Bunun elbette haklı bir nedeni var. 21 Mart 1995 tarihinde gözaltına alınmasının ardından ailesinin ve yoldaşlarının başlattığı mücadele sonucunda, Türkiye tarihinde bir ilk yaşandı ve Hasan Ocak'ın cansız bedeni bulundu.

"Hasan Ocak'ı sağ aldınız, sağ istiyoruz" sloganıyla yürütülen o mücadele sadece Hasan Ocak'ın değil, aynı dönemde kaybedilen yurtsever devrimci Rıdvan Karakoç'un bedeninin de bulunmasını sağladı. Böylece bir hafta arayla Türkiye halklarının özgürlüğü için mücadele eden iki devrimci, Gazi Mezarlığı'nda binlerce insanın katıldığı törenlerle sonsuzluğa uğurlandı.

Hasan Ocak, Marksist Leninist Komünist Partisi'nin (MLKP) kurucu üyelerindendi, komünistti. Gazi ayaklanmasının komutanıydı. O'nu, varlığını ortadan kaldıracak şekilde devletin hedefi haline getiren de bu politik kimliğiydi.

Ölümünün ardından partisi MLKP'nin yaptığı açıklamaya göre, 1995 yılının 12-15 Mart günlerinde süren Gazi ayaklanmasını başından sonuna kadar yönetmişti. Öncesinde de devletin kontrgerilla güçlerinin, Alevilerin yaşadığı mahallelerden birinde bir provokasyona gireceğini öngörmüş ve buna göre hazırlık yapmıştı.

Kimdi Hasan Ocak? Nasıl devrimcileşti? Kayıpların simgesi haline gelinceye kadar neler yaptı?

13 Nisan 1965'de Dersim'de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini ailesinin yaşadığı Elazığ'da tamamladı. Ailenin Kürt ve Alevi olması nedeniyle gördüğü baskı, Hasan'ın da küçük yaşlarda politikleşmesine neden oldu. İlk gözaltına alındığında henüz 14-15 yaşlarındaydı. Toplumsal sorunlara duyarlılığı nedeniyle saldırılara uğradı, baskılara maruz kaldı. Sadece Hasan değil, Ocak ailesi 1975'lerden beri toplumsal ve siyasal tavrı nedeniyle polisin hedefindeydi.

Hasan Ocak, Dicle Üniversitesi'nin Siirt'teki Eğitim Fakültesi'nde sınıf öğretmenliği bölümünü okurken artık politik tercihleri netleşmeye başladı. O yıllar darbe, katliam günleriydi. Devletin katlettiği devrimcilerden biri de Adil Can'dı. 1985 yılının 15 Nisan'ında işkenceyle öldürülen Adil Can'ı tanıyan Hasan Ocak, örgütlü bir şekilde mücadele yürütmeye karar verdi.

Mezun olduktan sonra 1986 yılında İstanbul'a geldi, ailenin Beyazıt'ta açtığı fotokopi dükkanında çalışırken, diğer yandan da politik mücadelesini sürdürdü. O günlerde üyesi olduğu örgütün gizli basım işinin başındaydı. İllegal gazetenin basımı ve dağıtımını yürütüyordu. Bir gün illegal gazetenin sayısıyla gözaltına alındı. Günlerce İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde işkence gördü. Ardından tutsak edildi. 3 aylık tutsaklığın ardından serbest bırakıldı.

İşkencecilerle ikinci muharebesi aynı yılın sonbaharında olmuştu. Sorguda, kendisine "bir adam vermesi" için yalvaran işkenceci tim şefi Bayram Kartal'ı "adam mı, ben varım ya" diye yanıtladı. 17 gün süren işkenceli sorgunun sonunda kazanan Hasan Ocak oldu.

1987 yılında Ağrı'ya öğretmen olarak ataması yapıldı ancak gitmedi. O yıl bütün aile Elazığ'dan İstanbul'a taşınmıştı.

‘88 yılının sonlarından itibaren gizli matbaada görevlendirildi. Sık sık bozulan baskı aletlerini tamir etti, illegal gazeteyi, bildiri ve kuşları zamanında yetiştirebilmek için olağanüstü bir gayret ve büyük bir şevkle çalıştı. Baskı yapamaz hale geldiğinde çaresiz kollarını kavuşturup oturmadı. Devlete ve burjuvaziye ait baskı aletleri ne güne duruyordu. Bir yolunu bulup gece girdiği, gerekli malzemeleri taşıdığı düşman mekanlarında sabah saatlerine kadar gazete, bildiri kuş bastı, sonra yoldaşlarına iletti. Bu görevini yıllarca sürdürdü.

1994 yılında MLKP'nin kuruluş sürecinde yer aldı. Birlik Kongresi'nde mütevazı, çalışkan ve sempatik bir yoldaş olarak diğer yoldaşlarının dikkatini çekti. Güvenlik işinde görevlendirilen ekipte yer aldı. MLKP-K'nın ilan edildiği saati-dakikayı kaydedecek kadar heyecanlı ve mutluydu.

Bir yıl sonra ise 12 Mart 1995'de Gazi Mahallesi'nde kontrgerilla katliamına karşı direnişte yer aldı. Ayaklanmayı yöneten Gazi Halk Komitesi'ndeydi. Gazi barikatlarında katliamcılara karşı savaşan Hasan Ocak, direnişin intikamını almak isteyen devletin kolluk güçleri tarafından 21 Mart 1995'de gözaltına alındı. Ondan haber alamayan ailesi ve yoldaşları önce hastanelere, karakollara gitti, sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne sordu. Ama "Burada öyle biri yok" yanıtını aldı. Oysa İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde Hasan Ocak'a işkence yapıldığını görenler vardı.

Bunun üzerine ailesi ve yoldaşları Hasan'ı aramaya başladı, "Sağ aldınız sağ istiyoruz" diyerek İstanbul'un dört bir yanında mücadele başlattı. Hasan Ocak her yerde aranırken, 26 Mart 1995'de öldürülerek Beykoz'da ormanlık bir alana atıldı. Cenazesi köylüler tarafından bulundu. Üzerinde kimliği, ayakkabı bağcıkları, saati ve kemeri yoktu. Vücudunda pek çok işkence izi vardı.

Cenaze Jandarma Beykoz Adliyesi Morgu'na götürüldü. Parmak izi alınıp, karşılaştırma yapılması için Gayrettepe'ye gönderildi, ancak Emniyet parmak izinin Hasan Ocak'a ait olduğunu sakladı. 6 gün burada bekletildikten sonra Adli Tıp Merkezi'ne gönderildi. Telle boğularak öldürüldüğü tespit edilen Hasan Ocak'ın cenazesi Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'na gömüldü.

Kaybedilmesinin 57. gününde Hasan Ocak'ın Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'na gömüldüğü ortaya çıktı. Ailesi, Hasan'ın cansız, işkence edilmiş bedenine 17 Mayıs 1995'de ulaştı. Hasan Ocak, 19 Mayıs'ta on binlerce kişi tarafından Gazi Mezarlığı'nda toprağa verildi. O günü Baba Ocak, "Hasan'ımın düğünü" olarak tanımlamıştı.

Umutlu ve mutlu bir komünistti. Elinde sazıyla ailesine, yoldaşlarına türkü söylemeyi severdi. Öne çıkan özelliği ise mütevaziliğiydi. Bir ayaklanmayı yönetirken de kararlı, cesur olduğu kadar yoldaşlarına karşı mütevaziydi. Sorunlar karşısında çözücüydü. Çevresindekileri değiştirme ve dönüştürme gücü yüksekti. Her zaman nasıl kazanırız diye düşündü.

Ailenin fertlerinin dediği gibi, herkesin kulağı, gözüydü. Sadece ailesinin değil, yoldaşlarının da gözü, kulağı, aklı ve yüreğiydi.
______________________________________________________
Daima bizimlesiniz,daima sizinleyiz.
xece isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
xece Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com