Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SOSYALİSTFORUM > Giden Kutusu (Gönderilen Mailler)


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
II. Enternasyonalcilik
Cevaplar
5
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
7418
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 21.Aralık.2011, 11:21   #1
 
Sosyalist Forum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sosyalist Forum
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 14.Temmuz.2007
Üye No: 65
Mesajlar: 696
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 3
44 Mesajına 170 Teşekkür Aldı
Standart II. Enternasyonalcilik





II. enternasyonalcilik, komünizme dair üretilmiş marksist dogmanın şu gün yaşatılması anlamına gelir. bu dogma batı-avrupada ürese de, tüm kıtaları sarmıştır. bu anlayış, kendi başına ve kendi kadrolarıyla değil, onlardan örgütsel kopuş yaşamalarına rağmen bolşevikler sayesinde dünyaya yayılmıştır. bolşeviklerin bu konuya dahiliyetleri olmasa bu mesele, menşevikler içinde plehanov öncülüğünde rusyada takılı kalır diğer kıtalara ulaşamazdı.

bu anlayış, günümüz komünistlerini nasıl vuruyor. bu anlayışın ciğeri nedir. kuvveti gündelik olarak nereden geliyor. dogmatik olan yani hayat içerisinde karşılığı olmayan kalkış noktası nedir. bu sorular net olarak cevaplanmalı.

dünyada ilkel komünal bir toplum var olup sonra yerini köleci topluma devretmemiştir. dünyada bunun böyle olduğu yer vardır ama tüm dünyada böyle değildir. bu durum II. enternasyonalci dogmanın ilk zaafıdır.

dünyada egemen olan köleci toplum, yerini feodal topluma devretmemiştir. köleci toplumların bir kısmı feodalizme geçmiştir. tamamı değil. dünyanın bir kısmında feodalizm var iken bir kısmında kölecilik çoğu kısmında da komünal hayat devam etmekteydi. bu dönemde, birbirinden etkilenmeyen yoktur, komünalite de artık ilkel değildir. ilkel olduğu yerler de vardır. bu da II. enternasyonalci dogmanın ikinci zaafıdır.

Dünyada feodalizm yerini kapitalizme bırakmamıştır. Bunun böyle olduğu yerler de vardır. Dünyanın bir kısmında kapitalizm varken, bir kısmında feodalite, bir kısmında kölecilik, bir kısmında da komünalite vardı. Bu dönemde birbirini etkileme artmış, kapitalizm dominant konumuna gelmiştir. Bu da II. Enternasyonalci dogmanın üçüncü zaafıdır.

dogmanın kendisi ise, kapitalizmden sonra gelecek olan sosyalizm/komünizmdir. bu iddia ortaya çıktığında, dünyanın bir kısmı komünal, bir kısmı köleci, bir kısmı feodal, bir kısmı bu tanımların dışında, bir kısmı da kapitalistti. her tarafın kapitalist olması halinde sosyalizm/komünizmin günü gelmiş olacak. her tarafa kapitalizmi, gelişmiş kapitalist ülkeler yayacak. dogmanın esası budur.

marksın hindistana dair yazdıkları bu konuda bu dogmanın sahipleri için sağlam bir delildir.

halbuki, özel mülkiyete dayalı toplumsal sistemler bir öbektir, toplumsal mülkiyete dayalı sistemler bir başka öbektir. devrim yada evrim yoluyla birbirine geçiş, özel mülkiyetçi sistemler içinde geçerlidir. hindistan, marksa göre toplumsal mülkiyetin değil, ağır kast koşullarının işlediği paramparça bir özel mülkiyetçi yaşama biçiminin egemen olduğu bir ülkedir.

bilinmesi gerekir ki, özel mülkiyetçi hayat tarzının egemen olmadığı yerlerde, toplumun kendi iç dinamiği ile ortaya çıkaracağı bir kapitalizm mümkün değildir. dünyaya emperyalizm geldi o nedenle kimi ülkelerde kapitalizm kendi iç dinamiği ile egemen olmadı kurgusu hem doğrudur hem de yanlış. mesela hindistan için doğrudur, rusya için yanlış. rusyada toplum bir bütün olarak özel mülkiyetçi değildi ki. rusya, kapitalizmi, feodalizmi ve komünaliteyi aynı anda yaşayan bir ülke idi. feodal noktalardan kapitalizmin üremesi mümkündür. komünal noktalardan ikisi de üremez. dinamiği yok.

çin, nasıl üretecek kapitalizmi. kapitalizm özel mülkiyetçi bölgelerde mümkündür. çin bu konuda paramparça. yani rusyadan beter.

gelelim asıl konuya. şu gün türkiye cumhuriyeti devletinin egemen olduğu bu siyasal coğrafyada, dünyada kapitalist emperyalizm yok iken ! yani ML tanımlamaya göre yok iken, bu coğrafyada ne vardı.

bu toprakları hepimiz biliyoruz. yada dünyada en çok bu toprakları biliyoruz. o zaman, II. enternasyonalciliğin ciğerini de en iyi bu topraklar üzerinden hareketle sökebiliriz.

bu topraklar, yarı-sömürge, yarı-feodaldir. bu bir tespit. bu ne demek. kapitalizm var ama, emperyalizme bağımlı. kapitalizm kendi iç dinamiği ile gelişemediği için feodaliteyi ortadan kaldıramadı. geriye, feodalite ile anlaşan emperyalizm kaldı, bu da yarı-feodalite demektir. bu sebeple, devrim olmalı ve yarım işler tamamlanmalı.

II. enternasyonalcilik bu konuda bu topraklarda sosyo-ekonomik tahlil üzerinden bu şekilde işler. birileri, literatürel olarak bu handikapı aşmadan, kolayca, bu yarı-sömürge, yarı-feodal toplum tespiti ile alay edebiliyor yaklaşık 15 yıldır. zannedersiniz ki kendi durumları farklı. esas garabet, o literatüre bağlı olduğunu yani ML olduğunu söyleyip bu tespiti yapmayanlardadır.

şu işin ciğerine bir dokunalım bakalım.

bu tespiti yapanlar da yapmayanlar da, o literatür üzerinden, 19. yüzyıldaki bu topraklarda, feodalite olduğunu söylerler. feodalizm deyince, onu karikatür haline getirip, kapitalizm deyince ondan bir leonardo klasiği yaratmak bu toprakların marksistlerinin değişmez tutumudur.

feodalitede şehir var mıdır. varsa egemeni kim yada kimlerdir. feodalite aristokrat egemenliğidir. aristokrasisiz feodalite olmaz. bir devlet feodal ise, yönetenler de aristokratlardır. merkezi feodal ise, şehirler, merkezi devletin egemenliği altındadır. çünki, feodalitede, aristokrasi şehirlerde yaşamaz. şehir hayatı asil hayatı değil aşağı bir hayattır. feodal emperyalizm ile birlikte feodal devletlerde şehir sayısı artmıştır. feodalizm aristokrasi üretir ama bir şey daha üretir. onun adı lümpen proletaryadır. lümpen proletarya kapitalizmin değil, feodalizmin üretimidir.

feodalizmin olmadığı yerde, feodalizm iddia edenlerin ciğerine lümpen proletaryayı bastığınız zaman o ciğer patlar. feodalizm toprağa dayalı sömürüdür diye karikatür bir cümle kurar ve bunu donatmazsanız, zaten kapitalizmi anlama şansınız da yoktur. feodalizmde topraklar kilise ve aristokrasiye aittir. şehirler serbest alandır. burjuva ancak orada ve izne tabi olarak işletme kurabilir. o yüzden, onlara aristokratlar alay edercesine şehir soylusu demiştir.

feodalizmde, şehirdeki burjuvanın üretiminin aynısını, aristokrat kendi egemenlik alanında kurmuş olabilir. prusya baştan aşağı böyle bir yerdir. ama onlara burjuva yada kapitalist denmez. aynı şey çinde çok daha yaygındır. bir çok kapalı bölgede, batı-avrupadaki burjuvaların üretimleri aynen gerçekleştirilir. aynı üretimler çinde komünlerde de vardır. kimse bunlara burjuva yada kapitalist demez. çinde 2500 yıldır yüksek fırın yani cevher eritme fırınları vardır batı-avrupada 500 yıldır var. bir taraf 500 yıldır çelik işliyor ve 400 yıldır sanayileşmiş diğer taraf ne olduğu bilinmeden yani avrupa gözüyle bilinmeden 2500 yıldır çelik işliyor. ama orda nemenem bir sanayi var o tarihte, açın ML literatüre bakın, boşluktan başka bir şey göremezsiniz. bunun adı nedir :

marksın ışığını omzunun üzerinden yoluna tutacağına, karşısına geçip bakmak demektir. o ışık da kuvvetli olduğundan, marksist kör olup çıkıyor.

bu topraklara dönecek olursak, buranın feodallerinin, hem kendi hem de marabalarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, ürettirmesi gerekir. derebeyi tarzı bir egemenlik yok. bey de osmanlıdan geliyor, kadı da, müftü de. hepsi maaşlı. devlet merkezi. gücünün yetmediği yerde mesela kürdistanda, kürdistanın merkezi yapısından vergi alıyor. icabında da asker alıyor. kürdistan öteden beri aşiret tarzında. aşiret sülale değildir. klan değildir. öyle olsa bugün dağılmış olurdu. bir arada yaşayan sülaleler var mı şu anda. aşiret, o bölgede bir toplumsal örgütlenme biçimidir. her türlü ekonomi koşullarında yaşamaya müsaittir. aşiretin içerisinde sülaleler vardır. aşiret sülale sayısı bakımından donuk değildir. artabilir, eksilebilir. ayrılma ve katılmalar olabilir. tek bir sülale bir aşirete de bağlı olabilir birden fazla aşirete dağılmış da olabilir. aşiretlerin yönetimleri vardır. aşiretler arası yönetim kurulları da vardır. bu organizasyon, bölgeye özgüdür. alıp bunu avrupa feodalizminin kalıplarına sokarak tarif edemezsiniz.

osmanlı topraklarında avrupadaki feodalizmi arıyan yanılır. bunu ancak balkanlarda bulmaları mümkündür. o nedenle balkan ülkeleri kapitalizm konusunda sıkıntı yaşamamışlardır. sanayi proleterinin ilk bulacağı potansiyel, lümpen proletaryadır ve balkanlarda bu yönde şehirleşme, osmanlının diğer bölgelerinden çok daha ileridir.

bu topraklarda, yerleşik bir feodalizm dün yoktu bugün de yok. olmayan şeyin aristokrasisi de olmamış oluyor. o nedenle bu topraklardaki sanayi ve ticaret erbabları yeni kurulan devletin egemenleri oldular. bunlar gayrı müslimlerdi.

bu topraklarda aristokrasi sahibi olan topluluk çerkezlerdir. onların aristokratları daima devlet yönetiminde de yer almıştır. TC devleti kurulunca, gayrı müslimlerin dışında devlet erkanı olabilenler yine çerkezlerin aristokratlarıydı.

olmayan feodalizmin tasfiye olduğunu ileri sürmek, hiç tahlil yapmadan sonuca bakıp, kapitalizmi görüp görüş beyan etmektir. literatüre bakan ise, bu tasfiye işi nasıl oldu demek zorundadır. marksa bakan, bu topraklarda feodalizm yokmuş der. kendi bakmayı bilmiyor. onu anladık. ama okuduğu da dogmaya uymayınca, bu konuda marksı harcamak 5 dakika sürmüyor. çünki onun aklı hala tasfiyede. o tasfiye olacak ki sosyalizmin de yolu açılsın. halkın içinde komünal davranış biçimleri var mı. bu soru körleşme yaşayanlar için abeste iştigaldir. işin kötüsü, bu davranış biçimlerini de kafalarındaki kalıplara göre tanımlamaları yetmezmiş gibi bir de karşı tutum alıyorlar.

bu davranış biçimlerini dile getirenler ne oluyor. gerici.

vatan yıllıklarına yazdığı yazılarda marks ne demiş biliniyor. ama kafadaki dogma, marksı gene eziyor. avrupanın yardımı vb laflar yuvarlanıp gidiyor. bu konu sosyalist forumda da tartışıldı. forum haricinde de bu konuda sözler söylendi. o tartışma esnasında, işin bir tarafına hiç dokunmadım. dokunsam eteklerdeki taşlar öylece kalacak. şimdi bir daha girelim o konuya :

hiç, avrupayı vb ni katmadan ortaya bir soru koyalım ; kapitalizm atlanarak yani yaşanmadan komünizm yolunda yürümek rusyada marksa göre mümkün olduğuna göre, komünizmi rusyaya kim getirmiş oluyor. rusyada proletarya yok. komünler proleter üretmiyor. rusyadaki iç dinamik ile bu iş olacaksa, proletarya nerede. yok kem küm edildiği gibi, bu işe avrupa katkısı olacaksa mesele daha da karışıyor. avrupa proletaryası rusyaya komünizm mi getirecek. öyle bir iddia yok. marks orada ne diyor belli. bu konuda toplam olarak ne diyor belli. avrupadaki kapitalizmin üretim adımlarının komünler tarafından içselleştirilmesidir söz konusu olan. çünki üretim düzeyleri daha geri. bu yapılıp, komünler de korunabilirse bu iş olur. marksın anlattığı budur. marksistin anladığı ne. üretim gelişecekse kapitalizm olmalı. o olmadan insanlar süzme salak olduklarından, asla üretimi geliştiremezler. kapitalistler muhtemelen dahi şahıslar.

feodalizmden kapitalizme geçebilmek için, burjuvaların proleterleri eni konu sömürmesi gerekir. savunana saldıran, savunmacıdan daha çok enerji harcar. burjuva kendine yol açmak için bu sömürüye mecburdur. burjuva devrimi ile burjuva ne elde etti. aristokrasinin ve kilisenin toprağını. elde ettiği daha başka somut bir şey var mı. bu toprağın üzerinde de iş yaptı.

avrupa, işe yarar ürünleri iki yoldan buldu. biri sanayileşerek diğeri de çinden getirerek. prusyada aristokratlar sanayi işine girdi. sonrada burjuvalaştı. orda bilinen anlamda bir burjuva devrimi olmadı. ortaya junker tipi denilen kapitalizm çıktı.

peki, çinden gelen onca ürün hangi sistem altında üretildi. adı ipek yolu. sadece ipek kumaş mı geliyordu. Süreyi hatırlıyamıyorum, insanlar atların boğazlarına bağladıkları ipi 400 yada 4000 yılda boğazdan alıp atın ağzına bir gem ile bağladılar. bunu anlamak mümkün. ama bunu yapanların o atla yüzlerce kilometre gittiğinde gittikleri yerlerdeki at binicilerinin bu gem olayını kavraması ne kadar zaman alır. çinde ipek kumaşı her topluluk üretiyor. kim kimden kopya çekmiş bilen yok. önemi de yok. önemli olan bir kere yapılabilmiş olması.



Sosyalist Forum isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Aralık.2011, 14:30   #2
 
Ekim Arat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ekim Arat
Proleter Devrimci
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Temmuz.2007
Üye No: 712
Mesajlar: 10,214
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,263
1,749 Mesajına 4,622 Teşekkür Aldı
Standart

hiç, avrupayı vb ni katmadan ortaya bir soru koyalım ; kapitalizm atlanarak yani yaşanmadan komünizm yolunda yürümek rusyada marksa göre mümkün olduğuna göre, komünizmi rusyaya kim getirmiş oluyor. rusyada proletarya yok. komünler proleter üretmiyor. rusyadaki iç dinamik ile bu iş olacaksa, proletarya nerede. yok kem küm edildiği gibi, bu işe avrupa katkısı olacaksa mesele daha da karışıyor. avrupa proletaryası rusyaya komünizm mi getirecek. öyle bir iddia yok. marks orada ne diyor belli. bu konuda toplam olarak ne diyor belli. avrupadaki kapitalizmin üretim adımlarının komünler tarafından içselleştirilmesidir söz konusu olan. çünki üretim düzeyleri daha geri. bu yapılıp, komünler de korunabilirse bu iş olur. marksın anlattığı budur. marksistin anladığı ne. üretim gelişecekse kapitalizm olmalı. o olmadan insanlar süzme salak olduklarından, asla üretimi geliştiremezler. kapitalistler muhtemelen dahi şahıslar.



Bu nedir şimdi teori mi? Eleştiri mi?
Şu yazıların yazarının imzasını atsanız altına daha ilkeli bir yaklaşım sergilemiş olursunuz aynı konu zaten aynı yazar tarafından tartışılıyor .
İkinci enternasyonalin bu günki takipçileri bellidir ,sosyal demokrat enternasyonal olarak geçmişde ulusal çıkarları savunurken bu gün liberalizmi savunan çeşitli sosyaslit ve sosya demokrat partilerin örgütü olarak yoluına devam ediyor .

İkinci enternasyonal düzen ile yani emepryalist kapitalizm ile bir arada yaşamayı ona işçileri emkçileri entegre etmeyi bir ölçüde başardı ,bir ölçüde ölçüsüz olur büyük oranda .Sistemin eminyet subabı oldu .Avrupdakai sendailarda içinde bilhayli güçlü işçi partileri sosyalist ve sosyal demokrat partiler vardır bunlar gelenek partileridir ve işçi sınıfı üzerindeki denetimleri güçlüdür bu denetim burjuvazinin çıkarlarını kollamak içindir .
Bu gün sendika burokrasilerinden bashsderken bu partilerden bahsetmemek mümkün değildir .
Lakin yukardaki şemaya uygun bir işleyiş yada program savunulmuyor ,yok kapitalizm gelişecekde ondan sonra devrim olacakda vs vs bunlar çok bayat tartışmalardır .

Bunun hiç bir döende bu haliyle savunulduğunu duymadım ,sanırım yazar kendini haklı çıkarmak için tarihle olgular ile bir kendi lehine oynamış....
Eşitsiz gelişmeden kaynaklı dünya devriminin izlyeceği yol her ülkde toplumda şu yada bu bölgde farklı nitelikler ve kendine özgü koşulları barındırır ....

Şimdi sözde ikinci enternasyonali eleştiriyomuş gibi yapı başka yerlere saldırmak ilkeli değildir inandırıcıda değildir .Bunu devrimci hareketin sırtına yapıştırıp birde kendine göre bir yer tespit ettinmiydi kendince haklı çıkmış sayılacaksın .Buna kısaca ayak oyunu derler politaka değil ....
İlginç diğer bir tarafı ise koca yazıda sınıf mücadelsinden sınıflardan hiç bahsetmiyor ikinci enternasyonali eleştiriyor ama ....

Bir diğer husus imlaya dikkat bari bir redaksiyonunuz olsun hadi yazar yazıyı yazmış sende basmışsın buraya ama imla hatalarını düzelt bari ...
______________________________________________________
sınıfa karşı sınıf,
düzene karşı devrim,
kapitalizme karşı sosyalizm!!!!!
------------------------------------------------------
‎"Komünistlerin vardıkları teorik sonuçlar, hiç bir biçimde, şu ya da bu sözde evrensel reformcu tarafından icat edilmiş ya da keşfedilmiş düşüncelere ya da ilkelere dayandırılmamıştır. Bunlar ancak, gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel bir hareketten, varolan sınıf mücadelesinden doğan gerçek ilişkilerin genel bir ifadesidir."
KARL MARX
Ekim Arat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Aralık.2011, 22:32   #3
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,187
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,416
2,076 Mesajına 5,901 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
ekim_arat Nickli Üyeden Alıntı
Lakin yukardaki şemaya uygun bir işleyiş yada program savunulmuyor ,yok kapitalizm gelişecekde ondan sonra devrim olacakda vs vs bunlar çok bayat tartışmalardır .

3. Tarihsel deneyim Marksist teoriyi doğrulamaktadır. Marx, proleter devrimin kapitalizmi aşan içeriği nedeniyle, haklı olarak, ileri kapitalist ülkelerde devrimin gerçekleşmesi sorunu üzerinde yoğunlaşmıştır. Ancak Çarlık Rusya’sında keskinleşen çelişkileri değerlendirdiğinde, bu gibi ülkelerde devrimin Avrupa’yı beklemeksizin patlak verebileceğini ve bu durumun Avrupa’daki devrimi uyarabileceğini de öngörmüştür. Çarlık Rusya’sı gibi geri bir ekonomik ve kültürel temel üzerinde iktidara gelecek proletaryanın, ancak ileri ülkelerde kurulacak proletarya iktidarları sayesinde ayakta durabileceği Marksizmin temel açılımlarından biridir. Bu nedenle, proleter devrimin 1917 Rusya’sında patlak vermesi, Marx’ın yanıldığını ya da dünya devriminin bundan böyle de hep benzeri bir yol izleyeceğini göstermez. Tam tersine, 1917 Ekiminden günümüze dek yaşanan süreç, Marx’ın yanılmadığına ve dünya devrimi ileri kapitalist ülkelerde ilerlemedikçe, geri ülkeler proletaryasının tek yönlü çabalarının, tarihsel bir perspektifte, devrimi kurtarmaya yetmeyeceğine işaret etmektedir. "Elif Çağlı" Ağustos 1991"

Troçkistler için pekte bayatlamamış arat? Yok bayatlamış diyorsan mekanının duvarındaki yaşam grafiğinize bir gözat. Testere ağzı gibi.

BORGA işin doğrusunu (İyi bir yazı yazarsan senin o ilkokul yüzü dahi görmemiş tekniğinide aynen asarız merak etme) yazmış.
Pratikte böyle söylemiyormu?
Ne kadar teori o kadar Devrimcilik,ne kadar alanlarda hoplayıp zıplama o kadar militanlık değilmi?
Sınıfı burun çekmeyle çıkan ses sanan ama işçiyi dahi görmeden onu öncü güç yapanlarıda çok gördük.

"marksistin anladığı ne. üretim gelişecekse kapitalizm olmalı. o olmadan insanlar süzme salak olduklarından, asla üretimi geliştiremezler. kapitalistler muhtemelen dahi şahıslar."
"BORGA"

Varmı itirazın?
Eldeki sendikaları "Mafyözlere" kaptır,arkasından sil baştan yap,dön tek ülkede Sosyalizme küfür et sonra dön has ML benim de,olmadı laf olsun torba dolsun diyerek Marksın teorisine alaycı şekilde tabi beraberinde Marks'a veryansın et. Hemide tek cümleyle. "BAYATLAMIŞ"
İzin verde bunu Leninistler söylesin sende Marksa küfür ediyorlar diye feryada başla.

BORGA Marksı eleştirdi antimarksist dediniz. Engelsi eleştirdi toplu ağıtlar yakıp anti komünist dediniz.
BORGA Markstan yazmaya başladı Marksın teorisine BAYATLAMIŞ deyip çıktın-ız.
Dert nedir biliyormusun?
Kiliseden aforoz edilmişin İsa Allahın oğludur demesinin hiçbir harbiyeti yoktur. Ama o kilise içindeki papazların başına yıkılacaktır,farkında değiller.

Her yazılana muhalefet,hemide ideolojik temelden yoksun muhalefete kilisenin karşı çıkışı denir.
Yazılanlar hoşunuza gitmiyorsa ölçü verinde ona göre yazı hazırlatalım bir dahakine.




______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Aralık.2011, 02:42   #4
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,584
845 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart

Sosyalist yönetim bu yazıda tartışma gerektirmeyen bir doğru, tarihin tren katarı gibi sıralı şekilde ilerlemeyişidir. Bunun dışında bu yazının anlatmak istediği kapitalizm yaşanmadan komünizme geçişin olanaklı olmasıdır. Hatta bu yazı daha da ileri gidiyor insanlık bu süreçten geçmeden, yani üretim güçlerinin gelişimi sürecinden geçen uzunca yolu boşuna kat etmiştir.

Bu yazının anlatmak istediği fikir gerçekte derin bir idealizm izleri taşımaktadır. Bu idealist arkadaş kendisine Marx’ı tanık ederek zor bir yola çıkmıştır. Zira Marx kendisine yardımcı olmaz. Marx’ın Rusya ile ilgili söylediklerini, buraya kaynağı ile birlikte taşırsa o yazıyı birde birlikte yorumlayalım. Bakalım Marx kendisine nasıl yardımcı oluyor.



______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Aralık.2011, 11:48   #5
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BORGA
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Şubat.2011
Üye No: 34310
Mesajlar: 5,015
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,293
1,186 Mesajına 3,181 Teşekkür Aldı
Standart

hasan arkadaş,

yazı şahsıma ait. ilgili başlıkta devam etmekte olduğum konuya yazılmış ve yazmaya devam edecek olduğum genel bir yazının parçası. aylık @ posta gönderiminde kullanılmış olan bir bölüm aynı zamanda. bu nedenle, buraya yazmış olduğun yazıyı,ilgili konuda cevaplama arzusundayım.
______________________________________________________
Ni Dieu, Ni Maitre !
Ne Tanrı, Ne Efendi !

rağmen yaşa

BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.Haziran.2013, 03:29   #6
 
Spartakusbund - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Spartakusbund
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 14.Haziran.2013
Üye No: 46733
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 113
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Fikirlerin bayatlamasını en azından hak eden fikirlerin bayatlamasını en fazla marxistler isterdi bundan emin olunuz. İkinci enternasyonal zihniyeti gerçekten de ortadoks marxizmin bir temsilidir. Ortadoks marxizm Plehanov'un, Martov'un, Axelrod'un, Kautsky'nin ve Lenin'in(bir zaman) desteklediği fikirleri ihtiva eder. Sorulması gerek soru, rus devrimlerinin(1905-1917) işçilere dışarıdan gelen bilinç sayesinde mi veyahut işçilerin kendi öz iradesiyle mi gerçekleştiğidir? Nesnel bir gözle baktığımızda(Büyük Düşünürler Serisinin, Lenin'i anlatan yazısı da tavsiyedir) ikincisini haklı kıldığını görürüz.

İkinci Enternasyonal'in savunduğu mekanikçi fikir geride kalmış olabilir. Ama bu fikrin determinist niteliği önemini ve geçerliliğini korumaktadır. Gerek Marx'ın, gerek Engels'in gerek Lenin ve Trostsky'nin teorilerine etki eden bu determinizmdir. Yani sınıf çatışması ve devrimin değişmez, değiştirilemez enternasyonal niteliği.
______________________________________________________
Ey dört, beş veya üç yan yana dizili kafayı put edinen fikir kölesi, putların seni kurtarmaz. Aksine tescilidir ihanetine marxizmin.

yok oldu bir sabah!
yok oldu çizmesi meydanlardan,
gölgesi ağaçlarımızın üstünden,
çorbamızdan bıyığı,
odalarımızdan gözleri,
ve kalktı göğsümüzden baskısı binlerce taşın tuncun alçının ve kâadın

Nâzım Hikmet Ran, 1961, Moskova
Spartakusbund isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com